"Kim Allah katındaki konumunu ve değerini öğrenmek isterse Allah'ın kendi katındaki konumuna ve değerine baksın. Muhakkak ki Allah, kuluna onun kendisine verdiği kadar değeri verir."
Hadîs-i Şerîf
seen from Italy
seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Italy
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Italy
seen from Spain
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from Türkiye
seen from Canada

seen from India
seen from China

seen from Germany
seen from United States
"Kim Allah katındaki konumunu ve değerini öğrenmek isterse Allah'ın kendi katındaki konumuna ve değerine baksın. Muhakkak ki Allah, kuluna onun kendisine verdiği kadar değeri verir."
Hadîs-i Şerîf
Dün ,dünyanın en kısa cuma hutbesi okundu ,
sadece 30 saniye sürdü...!
Bu insanlığın ve Müslümanlığın bitiş noktasıydı ...!
Filistinli imam Mahmut Hasanat , hutbeye çıkarak şöyle seslendi” 30.000 tane şehidin, 70.000 tane yaralının, 100.000 tane sakatın, 2 milyon evsiz ve aç susuz un uyandırmadığı, bir şey anlatmadığı bir ümmete ben buradan konuşsam ne olur konuşmasam ne olur, kamet getirin de namazımızı kılalım” dedi ve hutbeden aşağı indi…!
İşte bu insanlığın bitiş noktasıydı. Ve dünyanın en kısa ama en muhteşem hutbesiydi…!
Allah onların namazlarını ve ibadetlerini kabul etsin ...!
Allah bize ise gerçekten yardım etsin …!!!
Halil Konakçı hoca hutbede hilafet demiş.. Sol cenah ve ara form müslümanımsıları kuruyorlar hemen cadı kazanlarını yamyam gibi!
Ecdad, o camileri hutbede laiklik deklare edilsin diye açmadı!
İmamlar minbere Kemalizm manifestosu okusun diye çıkarmıyoruz biz!
Elbet hilafet diyecekler, elbet şeriat-ı garrâ-ı Ahmediye diyecekler!
Ayetleri okumayıp ne yapsın vaizler, Macellan Pengueni'nin soyunun tükenişini mi anlatsınlar!
Şeyh Üftade Efendi buyurdular :
" Eğer vaaz eden kişi kendisini dinleyenlerden hayırlı görürse işi zorlaşır. Yine konuşmasına kulak veren kimse olmazsa, o kişi, dövünüp kafasını vuran kimse ile müsavi ve eşit olup işi zordur.
Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretleri buyurdular:
"Nice vaizler vardır ki şeytan onunla oynaşır. "
(Ruhu'l Beyan Tefsiri, c. 1,s124)
Hayırlı Cumalar!
BUGÜN Kİ HUTBEYİ HERKES EVİNDE HANIMLARINA, KIZLARINA, KARDEŞLERİNE OKUMALI!
BEDEN MAHREMİYETİ VE TESETTÜR
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey Âdemoğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takvâ elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.”[1]
Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruyor: “Allah halîmdir, hayâ sahibidir, kusurları örtendir. Hayâyı ve örtünmeyi sever…”[2]
Muhterem Müslümanlar!
Bedenimiz, ruhumuz gibi Rabbimizin bizlere lütfettiği büyük bir nimet, aynı zamanda bir emanettir. İnanan her erkek ve kadın, bu emanete sahip çıkmakla mükelleftir. Nitekim sahip olduğumuz her nimet gibi bedenimizin de üzerimizde hakkı vardır. Nimetin kıymetini bilen her mümin, bedenini salih ameller işleme ve iyiliğe yardım etme yolunda kullanmalıdır. Zira gün gelecek, bedensel gücümüzü, güzelliğimizi ve yeteneklerimizi hangi amaçla kullandığımızın hesabı sorulacaktır.
Aziz Müminler!
Bedenimiz ile ilgili sorumluluklarımızın başında onu örtmek, kem gözlerden ve kem sözlerden muhafaza etmek gelir. Bedenin örtülmesi, her şeyden önce dinî bir yükümlülüktür. Aynı zamanda fıtrî ve ahlâkî bir davranıştır.
Örtünmek, başkalarından ziyade, insanın kendisi için yaptığı bir iyiliktir. İnsanın kendisine olan saygısının ve özeline sahip çıkmasının bir göstergesidir. Mahrem yerleri örtmek, vücuda olan itinanın ve hayâ duygusunun bir yansımasıdır. Sadece insana has olan hayâ duygusunun kaynağı ise, Peygamberimizin ifadesiyle imandır. Doğduğunda bir örtüye sarılıp annesine emanet edilen insanoğlu, öldükten sonra da bir örtü altında yıkanır ve yine bir örtüyle kefenlenerek toprağa verilir.
Kıymetli Müslümanlar!
Mümin, kendi bedenine duyduğu saygıyı, bir başkasına da göstermek zorundadır. Vücudunu izinsiz ve haksız bakışlara karşı örttüğü gibi, bir başkasının mahremiyetine de hürmet göstermelidir. Bakışlarıyla hiç kimseyi rahatsız etmemeli, sınırlarını bilmelidir. Halk arasında yaygın olarak kullanılan “Güzele bakmak sevaptır!” sözünün yüce dinimiz İslam’da karşılığı yoktur. Zira güzel ya da çirkin fark etmeksizin her insanın mahremiyet hakkı vardır. Yüce Rabbimiz, bu hususta müminleri şöyle uyarır:
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.”[3]
وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ
“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet yerlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar.”[4]
Ayet-i kerimelerin apaçık beyanıyla, Cenâb-ı Hak, erkek ve kadın bütün müminlerden edeb ve mahremiyet konusunda hassasiyet bekler. Gözlerimizi haramdan çevirmenin ve tesettüre riayet etmenin hepimiz için bir vecibe olduğunu ifade buyurur. Özellikle erkekler için beden sağlığını da tehdit eden dar giysiler, mahremiyetin korunmasını sağlamadığı için tesettür bilincine uymaz. Tesettür bilinci ise bedeni örtmek kadar, kalbi ve aklı da her türlü kötülüğe, fuhşiyata ve harama karşı kapatmak, örtmek ve korumaktır.
Değerli Müminler!
İffet, kadına, erkeğe, gence, yaşlıya kısacası her insana yakışan üstün bir meziyettir. Irz ve namus dokunulmazlığı, insanların ortak değeridir. Bu değere riayet etmek kadını ne kadar saygın kılıyorsa, erkeği de o derece saygın kılar. Zira kadınıyla erkeğiyle her insan mükerremdir.
Muhterem Müminler!
Mahremiyete özen göstermek, takvanın yani Allah’a karşı saygılı ve sorumluluk sahibi bir duruşun gereğidir. Öyleyse bedenimizi bize lütfeden Rabbimiz ile aramızdaki bağı zayıflatmayalım. O’nun sevdiği ve razı olduğu bir ömür yaşayalım. Bedenimizin kıymetli ve dokunulmaz, ruhumuzun şerefli ve saygın olduğunu bilelim. Ailemize ve bilhassa çocukluk çağından itibaren yavrularımıza mahremiyet bilinciyle özgüven aşılayalım. Erdemli bir toplum olmanın, ahlaki, manevi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmaktan geçtiğini unutmayalım.
[1] A’râf, 7/26. [2] Nesâî, Gusül, 7. [3] Nûr, 24/30. [4] Nûr, 24/31.
Hesap gününde Cuma,Cuma gününde hutbe güzel.