Allah Korkusu Hikmetin Başıdır
BismillahirRahmanirRahim
Ya Eyyühel Müminun! Ey İman edenler! Bu Mübarek Cuma Gününe, Rabiülahir Ayının Üçüncü Cuma'sına hoş geldiniz. Ey Müminler! Cuma Gününe saygı göstermemiz gerek, çünkü Cuma Günü, Allah (SVT) ve Mübarek Peygamberi (ASVS) tarafından Mübarek bir Gün olarak tayin edildi. Resulullah (ASVS) Hadis-i Şerifinde diyor ki: Cuma gününde, melekler Cuma Namazı kılınan Mescid'in girişinde dururlar. Mescid'e ilk giren kişinin ismini yazarlar, sonra onu takip edenin ismini, ve bunu bu şekilde yapmaya devam ederler. İlk giren kişi Allah yolunda bir deve kurban etme sevabını alır; onu takip eden kişi bir inek kurban etme sevabı alır, sonraki bir tavuk, sonrakine bir yumurtayı Allah yolunda sadaka olarak verme sevabı verilir. Hutbe başladığında ise, melekler kaydı kapatıp Hutbeyi dinlemeye başlarlar. O halde, bir şeyler öğrenmek için, tüm hafta boyunca bizleri daha iyi kimseler yapacak şeyleri almak için, Cuma'ya hazırlanmış olmamız gerekir. İnşa'Allah er-Rahman.
Ey Müminler! Allah (SVT) Kuran-ı Kerim'de şöyle diyor: BismillahirRahmanirRahim. Azana ve dünya hayatını ahirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır. Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegâne barınaktır. (79:37-41) Bir başka Ayet'te ise Allah (SVT) şöyle diyor: BismillahirRahmanirRahim. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. (35:28) Resulullah (ASVS) ise Hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor: Nerede olursan ol Allah'tan kork. Kötü bir ameli iyi bir amel ile takip et, o onu temizler. İnsanlara da güzel amel ile muamele et.
1400 senedir, Hutbe yerinde, İmam Müminlere Allah'a karşı Takva sahibi olun diyor. Allah'a karşı dikkatli olun. Çünkü Allah korkusu, Peygamber Efendimiz'in (ASVS) bir Hadisinde dediği gibi, hikmetin başıdır. Bir adam Allah'tan korkarsa, Allah'ın rızasına koşar. Bir adam Allah'tan korktuğu vakit, Allah'a itaat etmeye koşar. Bir adam Allah'tan korktuğu vakit, esbaba koşar, Allah'ın ondan razı olması için Allah'ın (SVT) kendisine gönderdiği manalara koşar. Peki insanlar Allah korkusunu kaybedince ne olur? Sadece bugün etrafımızda olan dünyaya bakmamız yeterlidir. İnsanlar, sadece Allah'a karşı suç işlemiyor, birbirlerine karşı da suç işliyorlar, birbirlerine her türlü zalimliği yapıyorlar. Şeyhimiz, Sahibul Sayf Şeyh Abdül Kerim el-Kıbrısi el-Rabbani'nin dediği gibi, 'Her Cuma Hutbesinde İmam kendisine ve Cemaate hatırlatır, 'Allah'tan korkun ve Allah'a itaat edin.' Allah'a (SVT) itaat etmek sadece, 'ediyorum' demekle olmaz. İtaat, 'İstediğin gibi yapıyorum. Bu benim için çok çetin. Benim için çok zor. Ama senin için zor değil Ya Rabbi. Bunu yapmama yardım et. Yanlış yapıyorsam dahi, yanlış yaptığımı biliyorum, lütfen af diliyorum.' demektir. Bugünün insanlar Firavunlardan beter. Allah yolunda koşanlar Firavun olmuş. Hiçbir şeyi kabul etmiyorlar artık ve herkes kendi yolunda haklı. Gözleri kapanmış. Neredesin? Bu dünyada mı yaşıyorsun? Hayal ve kuruntu dünyasında mı yaşıyorsun? Uyanın, kendinize gelin. Son çağrı, son günler. Senin için son günler, benim için son günler ve yeryüzü için son günler. Allah'ın (SVT) yaratmış olduğu her şey için son günler. Ahir Zamanın Ahir'i. İnsanoğlu daha önce hiç bu kadar alçağa düşmemişti genel olarak; doğu, batı, kuzey ve güney.
Öyleyse bu günleri yaşıyoruz. Ve günümüz insanları, özellikle günümüz Müslümanları, Allah'tan korkmaya ihtiyaçları olmadığını düşünüyorlar. 'Ben iyi biriyim. Beş vakit namaz kılıyorum. Zekat veriyorum. Kimseyi öldürmedim. Allah'tan neden korkmak zorunda olayım ki, ben iyi biriyim' diyoruz. Ve bu tavırla, böyle bir düşünme tarzıyla, şeytanın elinde oyuncak oluyorlar. Allah'a (SVT) karşı gerçek bir korku sahibi olmanın ne anlama geldiğini gösteren bir örneği dinleyin Hz. Malik bin Dinar (RA) rivayet ediyor, şöyle diyor, 'Bir defasında kille oynayan bir çocuğun yanından geçtim. Çocuk bazen gülümsüyor bazen de ağlıyordu. Ona Selam vermek üzereydim, ama Nefsim kibirden dolayı beni durdurdu, çünkü benden gençti ve önce onun bana Selam vermesini istedim. Sonunda, Nefsimi çocuğa selam vermeye zorladım. Çocuk cevap verdi:- 'Ve Aleyküm Selam, Ey Malik bin Dinar!' Malik bin Dinar sordu: - 'Benimle daha önce karşılaşmamış olmana rağmen ismimi nasıl biliyorsun?' Çocuk cevap verdi: - 'Allah benim ruhumu seninkiyle tanıştırdı Söz verdiğimiz Gün'de'. Malik bin Dinar çocuğa sordu: - 'Nefs ile Akıl arasındaki fark nedir?' Çocuk cevap verdi: - 'Nefs bana Selam vermeni durdurandır, Akıl ise sonunda bunu yapmanı zorlayandır.' Malik bin Dinar sordu: - 'Neden çamurla oynuyorsun?' Çocuk cevap verdi: - 'Çünkü bundan yaratıldık, ve sonunda da buna gömüleceğiz'. Malik bin Dinar sordu: - 'Neden çamurla oynarken bazen gülüyor ve bazen ağlıyorsun?' Çocuk cevap verdi: - 'Allah'ın cezasını hatırlayınca ağlıyorum, merhametini hatırladığımda ise gülümsüyorum'. Malik bin Dinar sordu: - 'Ama çok gençsin ve günahtan muafsın, öyleyse neden ağlıyorsun?'
Çocuk cevap verdi: - 'Ey Malik bin Dinar! Bunu söyleme. Gördüm ki annem ateş yaktığında, küçük tahta parçalarını daha büyük olan parçalardan önce atıyor.' Ey Müminler! Müslümanların bu tip düşünceleri olduğunda, Müslümanlar bu şekilde Allah'tan korktuğunda; küçük çocuklardan yaşlı insanlara kadar, Ümmet'e onur ve şeref verilmişti o zaman. Çünkü Ümmet, tüm Ümmet, Allah'tan (SVT) korktuğu vakit, başka kimseden korkmaya ihtiyaç durmazlardı. Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş yıl dönümünden geçiyoruz. Ve bu Mübarek Osmanlılar, Allah'tan korktular. İlk Osmanlı Sultanı, Hz. Osman Gazi, Allah'a (SVT) o kadar çok korku, saygı ve sevgi besliyordu ki Şeyhinin Dergah'ındayken, onu Kuran-ı Kerim'in bulunduğu bir odaya koydular. O korku, saygı ve sevgiden dolayı da tüm gece ayakta durdu, çünkü Kuran'ın huzurunda uzanamadı. Ve bu saygıdan dolayı, bir rüya gördü, Şeyhi ise rüyasını Osmanlı İmparatorluğunun kendi soyundan geleceğini söyleyerek tabir etti. Osmanlı Sultanları Allah'ın (SVT) önünde kendilerini mütevazi tuttuklarından, Allah'tan (SVT) korktuklarından dolayı, Allah (SVT) tüm dünya üzerinde onlara heybet ve kuvvet verdi, ve tüm dünya onlardan korktu. Rabbimiz, Allah'tan (SVT) dünyayı istikametine geri getirmek için, onları bize tekrar göndermesini diliyoruz.
Ve o Allah korkusu, gerçekten sadece bir Allah Dostuyla oturarak bilinebilir. Çünkü bir Allah dostuyla olduğun vakit, ona hizmet ettiğin vakit, onunla cemaatte durduğun vakit, Allah korkusunun hakikatini o zaman anlarsın. Ve bu korku, ceza korkusundan kaynaklanan bir korku haline gelmez, hayır. Aşk ile kök salmış bir korku haline gelir. Şeyhimizin bize öğrettiği gibi, diyor ki: Hiçbir korkun olmasın. Şeytana korkumuz yok. Allah'a korkumuz var. Korkumuz var, çünkü Allah'ı seviyoruz. Dostluğumuzu koparmak istemiyoruz, Rabbimizle olan dostluğumuz. Bu yüzden korkuyoruz. Bizi cezalandıracağından korktuğumuz için değil. Hayır. Bizi cezalandırmayacak. Ama, Ona inandığımız için ve Onun için, elimizden gelenin en iyisi için çabalıyoruz, Onun dini için. Buna göre yaşa, o zaman bu dünya sana Cennet olur, Öbür tarafta da melekler seni karşılar; oynayarak, dans ederek, 'Allah'ın bir sevgili kulu daha Cennete giriyor, Cennet daha iyi oluyor' diyerek.
Ya Rabbi! Bu sözlerle yaşamamızı sağla, bu sözlerle ölmemizi sağla, bu dünyada ve öbür dünyada senin Sevgili kulunun, Şeyhimizin cemaatinde olmamızı sağla. Amin. Sahibul Seyf Şeyh Abdülkerim El-Kıbrisi'nin (KS) Halifesi Şeyh Lokman Efendi Hz.'nin Cuma Hutbesi, OSMANLI DERGAHI – New York 19 Rabiülahir 1437 Ocak 29, 2016م













