Let you trance
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
tumblr dot com
One Nice Bug Per Day
Show & Tell
Cosmic Funnies

@theartofmadeline
Fai_Ryy
official daine visual archive
occasionally subtle
todays bird
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

tannertan36
$LAYYYTER
Doug Jones
KIROKAZE

shark vs the universe
Mike Driver

Origami Around

Game Changer & Make Some Noise
Color Me Curious
seen from United States
seen from Canada
seen from Indonesia

seen from United Kingdom

seen from India
seen from Canada
seen from Vietnam

seen from Argentina
seen from Vietnam
seen from Venezuela

seen from Russia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Philippines
seen from Costa Rica
seen from United States
seen from United States

seen from Bolivia
@honeywhiskeyxx
Let you trance
“People think, because we’re young, we aren’t complex, but that’s not true. We deal with life and love and broken hearts in the same way a woman a few years older might.”
Happy 29th Birthday, Robyn Rihanna Fenty! (February 20, 1988)
İzmir’in dağlarında çiçekler açar
altın güneş orda sırmalar saçar..
bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa
Animals In Tiny Casts That You Won’t Be Able To See Without Saying Awww
mutsuz olalım anasını sikeyim
“İnanılmaz bir yaşam hikayesi var Frida Kahlo’nun. Yaşam hikayesi yerine yaşam mücadelesi demeli belki. Hayatı mücadele ile geçen güçlü bir kadın çünkü Frida.
“Bir fahişe olarak doğdum” diyebilecek kadar cesur, “bir ressam olarak doğdum” diyebilecek kadar da kendine güvenen bir kadın öncelikle. Hep bir oğlum olsun istemiştim diyen babasını mutlu etmek için erkek kılığına girebilen bir feminist Patriyarkal bir toplumda yaşayan, sadakatsiz bir eşe sahip, ciddi sağlık problemleri yaşamış, anne olmak istemiş ve olamamış bir kadının resmettikleri birçok kadının anlatamadıklarıydı.
Her kadın gibi kurbanıydı toplumun, öteki idi. Ama köşesine çekilip acılarının öylece geçmesini beklemedi. Kendisi ile yüzleşirken aslında kadınlığı ile de yüzleşiyordu her fırçayla. Kahlo için şöyle demişti bir eleştirmen: “Bu olağandışı insanın yaşamını ve eserlerini birbirinden ayırmak imkansızdır. Resimleri onun biyografisi”.
İki büyük kazadan bahseder Frida, bu kazaların ilki onu yatağa mahkum etmiştir. İkincisi ise Diego’dur. Aşık olduğu adam. Komünist, Ressam Diego Rivera.
Kendisinden yirmi bir yaş büyüktü Diego. İki kez evlenmişti, çocukları vardı. Çapkınlığı ve sadakatsizliği ile tanınırdı. Birçok kişi gibi Frida’nın annesi de evliliğe karşı çıkıyor, aralarındaki ilişkiyi bir güvercin ile filin birlikteliğine benzetiyordu.
Ona göre Diego “çok yaşlı, çok şişman ve daha da kötüsü bir komünist ve ateist” idi. Doğrusu Diego koca bir çınar gibiydi ve Frida küçüğü idi onun. Olması istenmeyendi aşk, sınır çizilendi ancak adına yaraşır şekilde kendi yatağını bulup, var etti kendini.
Birbirlerine aşıklardı fakat hep olur ya “ama” vardı ilişkilerinde. ‘Çalkantılı’ basit bir kelime belki ama evet ‘çalkantılı bir aşk’ idi onlarınki. Herkesin başarısız olacaklarına inandığı bir evlilik yaptılar, belki de herkesin başarısız olmasını istediği bir evlilik.
Birlikte büyük acılar yaşadılar; sağlık sorunları, düşük, mesleki başarısızlık, sadakatsizlik. Bazen karşılıklı.
Diego’nun Frida’nın kızkardeşiyle birlikte olmasının ilişkilerinde büyük yara açtığı söylenir. Frida’nın da farklı kadın ve erkeklerle dahası Meksika’da sürgünde olan ve evlerinde misafir ettikleri Troçki ile birlikte olduğu da yazar kaynaklarda. Bir dönem boşanırlar ancak ayrılık aşklarını bitiremez, yeniden evlenirler.
Onlarınki sadece aşk değildi; yoldaşlık, dostluk, annelik, babalık, çocukluk, meslektaşlıktır da. Birbirlerini “ülkenin en iyi ressamı” olarak nitelediler. Destek oldular birbirlerine.
Başkalarının tenlerinde bulsalar bile dönem dönem kendilerini, hep birbirlerinde buldular huzuru ve huzursuzluğu, kısacası hayatın ta kendisini.
Sağlık sorunları yaşarken de, kocasıyla olan fırtınalı ilişkisinde de, mutlu günlerinde olduğu gibi resim yapmaya devam etti Frida. Amerika’da ve Fransa’da sergilere dahil oldu.
Ülkesindeki ilk kişisel sergisinde yataktan çıkmaması öğütlenmişti, çareyi yatağı sergi salonuna taşıtmakta buldu. Öyle de güçlü, öyle de inatçı idi.
Ölümden sonrası için “Yatarak çok fazla vakit geçirdim. Yakın sadece” diyerek yaşamın ölüm dahil tüm trajedilerine gülebilen bir kadındı. 13 Temmuz 1954’te gözlerini yumdu Frida. Gömülmedi, çok yatmıştı zaten. Yakıldı. Külleri şimdi müze olan Mavi Ev’de sergileniyor.
Saplantılı denebilecek kadar aşık bir kadındı Frida. Eğer boyun eğdiyse de aşk üzre boyun eğdi. Aynı hikayeye bakıp Frida’yı yenik ve güçsüz bulabilirsiniz ya da güçlü bir kahraman. Aynen onun aynı yüze bakıp, farklı kadınlar yaratması gibi. Gücü de, sırrı da belki buradadır. ”
Kış gelsede kalerifefüğririn önünde beyle uzansam
Küçüğüm 5 yaşındayım, annemin işi çıktığında beni bir arkadaşına bırakıyor. Arkadaşının benden 4 yaş büyük bir oğlu var. Annem işini bitiriyor ve beni alıyor, "sana bir sey yaptımı?" Diye soruyor. Seneler geçmesine rağmen hala aklımda, tuhaf geliyor, burda tek eksikliğim kadınlığım. 8 yaşındayım, matematik hocası birkaç kişiyle beni de evine kahvaltıya çağırıyor. Ve babam soruyor "hocan erkek mi?". Burda da tek eksikliğim kadınlığım. 10 yaşındayım, elimde bir dondurma yiyerek sokakta dolaşıyorum. Bir amca tarafından uyarılıyorum, "kız kısmı sokakta bu şekilde dondurma yiyemez!". Yine anlamıyorum, tuhaf geliyor. 12 yaşındayım, yanımda iki kız arkadaşım elimde bir spreyle okulun arka duvarına isimlerimizi yazıyoruz ve bir belediye işçisi tarafından uyarılıyoruz, "Kızlar böyle şeyler yapamaz!". Aynı şekilde tuhaf geliyor. Ayıp bir sey yapmıyoruz. 13 yaşındayım sınıfta oturuyorum. Bir erkek arkadaşımın defterine yanlışlıkla basıyorum. Üstüme hiddetle yürürken "erkek olsaydın görürdun sen" diyor. Anlamıyorum, beni zayıf görüyor sanirim. 14 yaşındayım, durakta otobüs bekliyorum. Bir erkek turistin yol sorması yanımda oturan teyzeyi kizdıriyor. Turist gidince, cevap vermemem gerektiğini söylüyor. Alt üstü yol sormuştu diyorum içimden, tuaf geliyor şaşırıyorum. 16 yaşındayım babamdan en yakın arkadaşımda kalmak için izin istiyorum. Arkadaşımın babasının vefat ettiğini biliyor, ve abisinin olup olmadığını soruyor. Olduğunu öğrenince göndermiyor. Şaşırıyorum, çünkü ben evde olmama rağmen abimin arkadaşları gelip kalıyor. 18 yaşındayım abim nişanlısından ayrılıyor, ablam ise evli olduğu kocasından şiddet gördüğü için. Abim anlının akıyla başka biriyle evlenirken ablam ayıplanıyor. 19 yaşındayım artık sokaktaki küçükken amca diye adlandırdığım insanlar bana pis bir bakışla bakıyorlar. Evet arkadaşlar bizler kızız. Erkeklerden narin ve zayıf olanlar biz olarak adlandırılıyor "kız gibi vuruyor." "Kız gibi koşuyor." "Kız gibi yapıyor". Toplum tarafından hep küçüğüz. Gücümüz yetmiyor ağızlarını kapatmaya, sürekli kem gözle bakıliyoruz. Evet kadınız, güzel bacaklarımız mı var? Sakın açma, tahrik olurlar. Güzel mi saçların? Kes uzatma azıyor sonra Aşağı mahhallenin bilmem nesi. Ya çarşaf giyen bir kadının gözlerinden dahi tahrik olan bir zihniyete karşı oynuyoruz. Hep ezileceğiz arka planda kalacağız. Kadınız çünkü, saçımız uzun diye mi?
Beden dersinden bile soğuduysanız welcome to lise
şu salak saçma tavırlarına karşı sakin kalıyım diyorum ama sikerim belanı he yavşak
for @sosyalorangutan
Sie @bayanreblogger
Yatakta kendi kendine düşünürken lafın lafı açması.