Zeynep bugün dört(4) yaşında ve evde oyuncakları ile oynuyor.

JBB: An Artblog!
wallacepolsom
Xuebing Du

Janaina Medeiros

❣ Chile in a Photography ❣

Product Placement
Keni
DEAR READER
i don't do bad sauce passes

@theartofmadeline

No title available

#extradirty

No title available

Kiana Khansmith
Misplaced Lens Cap

JVL
No title available

Kaledo Art

★

Andulka

seen from Nepal

seen from Kazakhstan

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Netherlands

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Australia

seen from Netherlands
seen from United States
seen from Brazil
seen from Italy

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Australia

seen from United States
seen from Philippines
@ihtiyarbeyderler
Zeynep bugün dört(4) yaşında ve evde oyuncakları ile oynuyor.
KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR!!!
Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır: Yaşayanlar bir sigara yakar.
Emrah Serbes
Merhaba! Ben Ömer Faruk Yılmaz. "N'aber İhtiyar?" kitabının yazarı, eski bağımlı, yeni dünya düzeninin ferdi olmayan Ömer Faruk! İlk kitaptan sonra bir yazar tıkanması yaşadım ve bunun da çözümü olarak, ilk kitabı yazmadan önce ki işim; yani blog yazarlığına geri başladım. Burası ise benim "Kusma Duvarı" adını verdiğim yer. İsmi de şuradan geliyor. "Yahudilerin 'Ağlama Duvarı' vardır. Burası ise benim 'Kusma Duvarım.' Bloguma hoş geldiniz. Burası acının başkenti." diye bir paraf atmıştım evvelden. Şimdilerde sizinle birkaç cinayet işleyip, biraz da intihar edeceğiz. Ne kadar dibi görebileceğiniz ile ilgileniyorum açıkçası ve inanın bana sizlere ne olduğu gram sikimde olmayacak. Şimdiden uyarıyorum. Aşırı küfür ederim, uyuşturucu, seks, alkol ve bilimum, aile bireylerinin "Bundan uzak dur" diyeceği şeylerden bastıra bastıra bahsedeceğim. Kendimi "Mizantrop" olarak atfeden birisiyim ve öldünüz mü, kaldınız mı, can mı çekişiyorsunuz? Hiç umurumda olmayacak. Ben koyup geçeceğim, sancısını ve sanrısını sizlere bırakacağım. Chuck Palahniuk'un da dediği gibi "Tam gün köle, yarım gün tanrıyım!" Hadi; ölemediğiniz, uyuyamadığınız, sabahı dar ettiğiniz, elinizdeki sigaranın elinizi yakmadan elinizde olduğunu fark etmediğiniz, birayı su, rakıyı çay niyetine içtiğiniz, alkolün yetmediği yerlerde ise uçurucu/uyuşturucu maddelere başvurduğunuz ve her şeyin sonunda kendinize kaldığınız o yalnızlığınızda buluşmak üzere, yakında kusacağım buralara.
18,446,744,073,709,551,616 bu bir hikâyenin cevabı. Bir gün bir adam, krala, "Bana 1 arpadan başlayacak biçimde, tüm satranç karelerinde, sayı kendini katlayacak oranda buğday ver" der. yani 2'nin 64'üncü kuvveti. ben mi? ben, sadece 1 gün beni gerçekten sev istedim.
"Tanrım! Ben Habeşli Bilal değilim, şu bağrımdaki kayayı kaldır."
sen gülünce, ölüm bile seyrederdi
bizim gibilerin kazanma olasılığı beşinci büyük kitabın gelmesi gibi. olasılıklar intihar eder. biz sigara ve şaraba düşeriz ve cenazemiz sokak köpeklerince kaldırılır.
benim hikâyemin bittiği yerde, yazma kararı aldım ben
ben; siyahın bedene bürünmüş hâliyim.
varoluşsal sanrılar
bi' bankı evlat edinmeden yalnız olamazsın
hep kaybeden olacağınızı; en güvendiğiniz o duvar, sırtınızı verince üzerinize yıkılınca öğreneceksiniz.
basitsiniz, basit anlamda.
bu aralar Azer Baba gibi zordayım!
“kendini itfaiye sanan bir deli vardı mahallemizde. dalga geçer takılırdık çocukken. büyüyünce öğrendik ki, içim yanıyor içim diyerek delirmiş bir gün. insanın kendi derdine çare olmaya çalışırken aklını yitirebildiğini ilk o gün anladım.”