Çoğu bana maceracı diyecek, evet öyleyim. Ama farklı bir türden… İnançlarını doğrulamak uğruna, postunu tehlikeye atan türden.
Keni
Lint Roller? I Barely Know Her

祝日 / Permanent Vacation

PR's Tumblrdome
No title available
AnasAbdin
DEAR READER
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
styofa doing anything
Show & Tell
One Nice Bug Per Day

Kiana Khansmith
Claire Keane
Sweet Seals For You, Always
hello vonnie
h
Alisa U Zemlji Chuda

izzy's playlists!
No title available

tannertan36

seen from T1

seen from T1
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Greece
seen from Italy

seen from T1

seen from T1
seen from T1
seen from United States
seen from Ireland

seen from Sri Lanka
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Ireland

seen from T1

seen from United Kingdom
@illegal-devrimci
Çoğu bana maceracı diyecek, evet öyleyim. Ama farklı bir türden… İnançlarını doğrulamak uğruna, postunu tehlikeye atan türden.
"Sevgisizliğin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.."
İsyanı çocuklardan öğrendim.
Cahit IRGAT
"İnsanlardan derilerinin rengi yüzünden nefret etmek yanlış. Kimin kimden nefret ettiği önemli değil. Sadece yanlış."
"BENİM ADIM MUHAMMED ALİ!"
"Yаşаmаk bir аğаç gibi tek ve hür, ve bir ormаn gibi kаrdeşçesine."
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
"Bir ben kaldım, ortasında kavganın
Bir de karanfil yürekli çocuklar."
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
"Biz cahil insanlarız, parti marti bilmeyiz pek. Bizimkisi ekmek partisi..."
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
"Şunu da söyleyeyim ki milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950'de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız ama şimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes'in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir."
*Bir kadını diz kapaklarından öpmek
bir kadını diz kapaklarından öpmekten ala şiire rastlamadım henüz.
çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; “bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifa niyetine.” demektir bir nevi. “çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin” diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. “seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisanı hissediyor” diyebilmektir. “yanaklarından, dudaklarından, alnından, belki omuzlarından, avuçlarından öpmek aşkın yaradılışında var ama diz kapakların sevdaya dahil” de demektir aynı zamanda. o kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da gücünden öpmektir. düşmüşlüğü kadar ayağa kalkmışlığından öpüp onu onore etmektir. önünde diz çökmektir. saygıdır. kabulleniştir, çok şeyi. kudretine, sabrına, sarsılmışlığına, sancılarıyla baş edebilecek kadar dayanıklı oluşuna ve de… kırılmak yerine bükülmeyi öğrenebilişine hayran olmaktır.
beni daha önce hiçbir adam diz kapaklarımdan öpecek kadar yüce sevmedi. ben de zaten hiçbir adama dizimdeki yaraları gösterecek kadar güvenmedim ya da cesur değildim, bilemiyorum. övünmek için söylemiyorum ama bana çok şiir yazıldı. içlerinde çok sağlamları vardır. şiir gibi şiirler! ama yine de bana yazılacak en güzel şiir diz kapaklarıma bi dudağın bırakacağı şefkattir. o şefkatin bana değmesine müsaade edebileceğim kadar bana şeffaf olan bi adamın içidir.
kağıtla kalemle herkes bir şeyler yazıp çizebilir, mühim olan bi kadına bir şiirle birlikte olduğunu hissettirebilmektir. sevdası bile dejenere olmuş bi jenerasyona bu söylediklerim abartı gelebilir elbette ama inanıyorum; hala sevdanın hakkını verecek yürekler var. inanıyorum. inanıyorum çünkü, inanırsam var olur.
Artık mücadele edemeyecekse, tek yaşama sebebi de ortadan kalkacaksa artık, yaşamak neye yarar? Nasıl doğrulanır böyle bir hayat ve nasıl doldurulur umutsuzlukla? Sadece soluyup yemeğe.. Sürünmeye boyun eğmek? Ve yoldaşlarının sonsuz bir mücadeleyle kuracakları şeyi güçsüz bir tanık olarak seyredip kalmak? Yaratıcıların sırtında bir yük olarak? Bir de bu yüreği susturmak, bu hain vücudu bir kurşunla devirmek var.. Bir patlama.. sonra sessizlik.. Nasıl becerdinse namusunla yaşamayı, öylece ölmesini bil. Can çekişmeden gitmek isteyen bir savaşçıyı kim suçlayabilir ki?
-Çelik Böyle Sertleşti / nikolay ostrovski
Ey ülkem ne zaman çevrendeki kompradorları göreceksin.
Şimdi Fatih kalksa mezarından ne ben onu tanırım ne o beni tanır. Ama İstanbul'u Bizanslılar almış deyip tekrar savaşır!
-Necip Fazıl Kısakürek
"Acı duyabiliyorsan canlisin, baskasinin acisini da duyabiliyorsan insansın."
Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
- Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir? der.
Nazım'i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
- Demek nazım sizsiniz, der.
Nazım'a oturması için yer göstermez. kısa bir konuşma sonrası, "gidebilirsiniz" der.
Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
- Ömer Hayyam adını duydunuz mu? diye sorar.
Müfettiş hemen atılır:
- Kim duymaz Hayyam'ı.
Nazım:
- Hayyam zamanında İran Hükümdarı kimdi? diye sorar.
Müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür; "Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin adalet bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak" der çıkar.
Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, nazım'ı geri çağırır ama Nazım, koğuşunun yolunu tutmuştur.
Sahi, o dönemin Adalet Bakanı kimdi?
Sorunun esası şudur: Ya devrim yoIunu seçeceğiz. Ya da, bu düzenin baskıIarına, haksızIıkIarına boyun eğerek, şu ya da bu biçimde tesIim oIarak yaşamayı seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok oImanın bir biçimidir.
-Yılmaz Güney
Siyaset ve çözüm üretemeyen devIet savaş üretir.
"İnsan kalmanın tek yolu, insanlık dışı bu sisteme karşı savaşmaktır."
-Karl Marx