:)

Andulka
Not today Justin
KIROKAZE

#extradirty
Today's Document
Mike Driver
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Sade Olutola

titsay
ojovivo

PR's Tumblrdome

JVL
Lint Roller? I Barely Know Her

shark vs the universe

bliss lane

Love Begins
I'd rather be in outer space 🛸
Noah Kahan
Claire Keane
taylor price

seen from United States

seen from Germany

seen from Poland

seen from Australia
seen from Mexico
seen from Singapore
seen from Japan
seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from Bangladesh

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Indonesia
seen from United States
seen from Armenia

seen from France

seen from Russia

seen from United States
seen from United States
@ilmiyyat1453
:)
Her fikirde hata, her harekette kaza olabilir. Fikirler zaman ile tashih olunur, hareketler tecrübe ile.
إذا رأيت قساوة في قلبك ووهنا في بدنك وحرمانا في رزقك ، فاعلم أنك تكلمت فيما لا يعنيك.
Kalbinde katılık, bedeninde halsizlik ve rızkında da daralma görürsen bil ki seni ilgilendirmeyen konulara karışmışsındır.
مثل لیت: “لیت الشباب یعود یوما فاخبرە فعل المشیب..”
“Keşke gençlik bir gün geri dönseydi de, ona yaşlılığın ne yaptığını haber verseydim.”
Hz. Ali (radıyallahu anh)
2018'den.. Subhanallah. Zaman ne çabuk geçiyor. Medresemiz için izhar dosyasını bilgisayara aktarıp ek bilgileri de yazdığımız seneler.
Talebelerimizin icâzet töreninden..
"En büyük kerâmet, kötü bir ahlâkını değiştirmendir."
Kuşeyri Risâlesi
ما رأيت أنفع للقلب من ذكر الصالحين
“Salih zatları anmak kadar kalbe menfaat veren bir şey bilmem.”
Muhammed İbni Yunus (rahimehullâh)
“Âlimleri hafife alanın âhireti elden gider.”
Abdullah b. Mübarek (rahmetullâhi aleyh)
Hilal Altındiş, Hayat Okumaları
İslâm'ın böyle de güzellikleri var hamd olsun.. (1)
BİR MÜHİM RÜYA
Trablusgarblı bir posta telgraf memuru Ankara'da hizmet ifa etmekte iken zevcesi (İstanbul'da) vefât eder. Sıcak bir günde zevcesini hatırlamakla: "Bu sıcak günlerde toprak altında ne yapıyorsun? '' diye söylenir. O gece bu rüyayı görür:
Güya ben İstanbul'da ki evde küçük odada imişim. Evde bir kaç kişi varmış. Bizim rahmetli hanımın vefât ettiği odadan o bir kaç kişi benim odama girdiler. "Aman odadan çıkma, öteki odaya senin rahmetli haremin geldi" dediler. Ben derhal o odaya girdim. Baktım ki bizim ki mütebessim (gülümseyen) bir sîmâ ile bana bakıyor.
- Hoş geldin, bu gelişin nereden? dedim.
- Semâvattan (semalardan) dedi.
- Semâvâtın neresindesin, 'Sidretü'l Müntehâ'dan mı? dedim.
- Güldü. 'Sidre' ekâbire (büyüklere) mahsus bir yerdir. Ben çocukların bulunduğu yerdeyim.
- Neden çocuklarla beraber bulunursun?
- Bu alemin ahvâli (halleri) böyledir. Benim de çocuktan farkım yok idi. Üç kuruşun hesabını bilemezdim. Bu alemde ervâh (ruhlar), bilgileri derecesine göre sınıf sınıf ayrı alemlerde yaşarlar.
- Baba mı gördün mü? O nerede? dedim.
- Baban burada fakat yanımda değil, o başka bir yerdedir. Burada herkes istediği yere istediği gibi gidip gelemez. Bazı şerâit (şartlar) ve kavâide (kurallara) tâbidir. Ameli güzel olanlar veyahut akraba ve ahbapları (sevenleri) tarafından ruhlarına Kurân hediye edilenler burada müreffehen (refah içerisinde) yaşamaktadırlar. DÜNYADA PARA NE İSE BU ÂLEMDE SALİH AMELLER VE KURÂN O DEMEKTİR. Salih amelleri olmayanların burada halleri çok elîme (acıklı). Salih amelleri olanlar buradan hiç korkmasınlar. BU GİBİLERE BURASI DÜNYADAN DAHA İYİDİR. Bana acıma kendine acı. Eğer salih amel sahipleri buranın bu kadar iyi olduğunu yakînen bilseler, bu âleme göçmeye can atarlardı. Sonra beni mezarda zannetme. Mezarda ki benim cesedimdir. CESED BİR ELBİSE GİBİDİR. Nasıl ki sen akşamları yatarken elbiselerini çıkarıp bir tarafa atıyorsun, yumuşak döșekte yatıyorsun. İşte bizde böyleyiz. Cesedimiz mezarda, biz başka yerdeyiz. Hâfize hanımda yanımdadır, o da rahattadır dedi. (Hâfize hanım, genç yaşta veremden irtihal eden komşularımızdan afîfe (iffetli) âbide bir hanımdır.)
- Benim okuyup sevabını sana gönderdiğim Kurânları alıyor musun?
- Güldü, teşekkür ederim. Hepsini alıyorum. Beni unutmadığın için Allah'da (Celle Celâlühû) senden razı olsun dedi.
- Harb-i umumide (1.Dünya savaşı) Hemedan taraflarında kaybolan ağabeyimi sorayım dedim. Hasan ağabeyimi gördün mü?
- Hayır onu buralarda görmedim ve işitmedim. Ağlab ihtimal (büyük bir ihtimalle) o sağdır. Bağdat taraflarında bulunuyor dedi.
Bu sıralarda manzara değişti. Ben başka bir evde bulunurdum. Derken odanın duvarından bir beygire benzer bir hayvan üzerinde bizimki odaya giriverdi.
- Huriye dedim, bu duvarı nasıl geçtin, altında ki nedir?
- Bizim için duvar gibi ecsâmın (cisimlerin) hükmü yoktur. Altımda ki hayvan beni yerime götürmeye vasıtadır. Ben bununla fezây-ı bî nihâye (sonsuz uzay) içinde dolaşırım. Müşteri (jüpiter), zuhal (satürn), utarit (merkür) ve zühre (venüs) gibi yıldızlara bile gideriz.
- O yıldızlar nasıl bir âlemdir, mahlûkât var mı? Sonra bu fezây-ı bî nihaye içinde beni nasıl buluyorsun?
- Alem-i semâvât (sema alemleri) hakkında sana malûmât veremem. Ma'zûrum. Merci'im (müracaat makamı) Allâh-ü Teâlâ beni yerime erdirir.
''Valla arkadaşlar, atını denize süren komutan olamadık. 20 yaşında İstanbul'u fetheden Fatih olamadık. 240 okka kaldırıp topun ağzına koyan bir Seyit Onbaşı da olamadık. Dünyanın adından korktuğu Siyonistlere, sapan taşıyla ders veren İsrail'i göçerten bir Filistinli delikanlı çocukta olamadık. Ortadoğu'nun Şia köpeklerine, evleri, camileri, işyerleri, tarlaları yerle bir olduğu halde hâla teslim olmayan, direnen yiğit bir ehli sünnet Suriyeli delikanlı hanımda olamadık. Bırakın da sevgi kanalından girelim. Erkekçe mücadeleyi beceremedik! Sevmeyi becerin beyler.'' Merhum Abdülmetin Balkanlıoğlu Hocaefendi
Muhaddis Ahmed eş-Şirâzî vefat ettiği zaman (rahimehullah) bir adam onun oğluna geldi ve dedi ki:
"Ben senin babanı rüyada gördüm. Şiraz camisinde mihrapta duruyordu. Üzerinde bir elbise vardı ve başında da mücevherlerden bir taç vardı. Ona Allah sana nasıl muâmelede bulundu? dedim. Dedi ki: Beni affeyleyip ikramda bulundu ve cennete koydu. Dedim ki: Hangi amel ile seni affetti? Dedi ki: Hz. Peygamber ﷺ'e çokça salavat getirmekle.''
Siyer-i Alâm'in-Nübelâ, Zehebî
Hayattayken vakit ayırıp ilgilenmediğin insanları, öldükten sonra hiç arama, özleme..
Çünkü her şey vaktinde güzeldir. Geç yağan yağmur, solmuş çiçeğe fayda vermez.
شديد شدائد الدنيا أربعة أولها غربة ولو كان (ت) ساعةً والثاني الدينُ ولو كان درهماً والثالث السفر ولو كان فرسخاً والرابع السؤال ولو كان خردلاً
Dünyanın en zor sıkıntıları dörttür: Birincisi gurbettir, saatlik bile olsa, İkincisi borçtur, bir dirhem olsa bile, Üçüncüsü yolculuktur, bir fersah olsa bile, Dördüncüsü dilenmektir, bir hardal tanesi kadar olsa bile.
ZİLHİCCE'NİN ON GECELERİNDE FECR SÛRESİ OKUMAK
Übeyy İbnü Ka'b (radıyallâhu anh)'dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (aleyhisselâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:
"Her kim on gecelerde ve'l-Fecr sûresini okursa kendisi için kıyamet gününde büyük bir nur olur (da cennete gidene kadar ona yol gösterir)."
(es-Sa'lebi, el-keşfü ve'l-beyân)