Lan baya çoğu kişiden olumlu geri dönüşler aldım. Sıkça sorulan sorular oldu, buradan cevaplamak isterim. Birincisi Ferhat diye biri harbiden var. Ete kemiğe bürünmüş halde. Yani şizofren değilim canısılar. "Ooo, anlayalım. Hadi bakalım evlenirsiniz bi de şimdi siz" diyenlere cevabım da "belli olmaz her şeyi Allah bilir." Neyse gelelim 3. kısım, yani en heyecanlı kısma... Evet Ferhat'la ilk kez karşılaştık, ilk kez bakıştık, ilk kez konuştuk... Cuma günü ajanstan erkenden çıkmayı planlayan ben, bir şokla karşılaştım. "Mesai", neyse dedim trip atmaz herhalde, sonuçta aynı mesleği yapıyorduk. Trip atmadı canısı Ferhat, çünkü hınzır çocuk ilk buluşmadan geç kalmıştı. Ben ona trip attım ama çünkü biz kadınlar trip atarak en güzel günleri berbat etme konusunda bir numarayız. Neyse geldi Ferhat, kapıdan göründü... Sanki aylardır tanıyormuş gibi sarıldım ona... Yha Ferhaaaat, napiyisinnnnn? dedim, aha aha diye güldü Ferhat. Yanında İrem vardı Ferhat'ın... Kadın olarak öncelikle İrem'le gerekli gıybetleri yaptık. Ferhat benim sözümü bitirmemi bekledi ve ara ara bakış attı bana... Anlayabiliyordum onu, gözüm, kaşım, sesim, ses tonum bunlar önemliydi... 1 haftadır nasıl bi kadınla konuştuğunu merak ediyordu. "Damatlığım kuru temizlemede olduğu için böyle giyindim" espirisi ile söze başladı. Sonrasında hiç durmadan konuştuk. Ondan saklamam gereken hiçbir şey yoktu. Herkese Trump Tower'ın arkasında oturuyorum derken, ona Kuştepe'de oturuyorum diye pat diye söyledim. (evet arkadaşlar Kuştepe'de oturuyorum, çünkü çok çılgınım) Afyonlu olduğumu, İstanbullu olmadığım için garip garip yerlerde kalıp nasıl stajlar yaptığımı anlattım ona... O da Allah var baya dikkatlice dinledi... Kurmaca da olsam sevgilisini iyi tanımak istiyordu. Detay kaçırmak gibi bir niyeti yoktu... O da anlattı. Sivaslımış mesela, ailesinden, köye ilk kez gittiğinde neler yaşamıştı, hepsinden bahsetti. istanbul'dakilerin hiç köy deneyimi olmaması beni çok üzüyordu. (Köy güzeldir, neyse bunun için ayrıca bi yazı yazarım.) Bizim köydeki garip hikayaleri anlattım ona, kim kime aşıkmış, kim kimle yakalanmış, kim kimi sevmezmiş, lakapları nelermiş. Hepsinden bahsettim, en sona "kafa kesen soyundan" geldiğimizden bahsettim ki gözü korksun. "Beni senden ayıracak bir yavuklun yok değil mi" diye sordu. "Var aslında ama kim takar onu" dedim. Sevgili olmanın tüm detaylarını yaşıyorduk. GoyGoy House artık baya meşhur oldu. Bizim 3 kişilik minnoş evimiz. Tüm yaşadıklarımızı anlattım. Çok sevdi bizi... 1 erkek, 2 kadın kalıyorduk evde... Bazıları bunu sorun yapıyordu, ağzını aramak için sordum, hiç takılmadı bu duruma Ferhat. Belki sonra "Sana güveniyorum ama işte çevrendekilere güvenemem." diye klişe bi cümle kurabilirdi. Sonuçta korkutmak istemiyordu beni... Her sevgili gibi başlangıç olarak fazlaca tatlıydık... Fotoğraflarda çok farklısın dedi. Ne demeye çalıştığını sorgulamadım, iyi bir şey söylemişti sanırım. Sonra evlere dönme vakti geldi. Ben akbilimi doldururken "bi selfie çekildik". Adettendir dedik, bu önemli günü hatırlamak için bir fotoğrafımız olmalıydı. Ehehe şimdi senin sevgilin olduğum için seni otobüse kadar bırakacağım, hatta eve bırakmayı teklif edeceğim. Ama sen "yok canım ben kendim giderim, teşekkür ederim" diyeceksin, ben de "yha tamam canım o zaman eve gidince haber ver olur mu?" diyeceğim. dedi... Dediği gibi de oldu, eve gidince geç de olsa haber verdim, o da beni merak etmiş gibi yaptı. "Yha nerdesin canım merak ettim" falan dedi. Sevgililerin birbirlerini haddinden fazla merak etmesi normaldir. Tuvalete giderken haber verecek noktaya gelmemiz de bu yüzden sanırım, bilmiyorum. Cumartesi günü herkes kendi arkadaşları ile takıldı, hiç sevgili gibi olmamıştık. Nerdeydi, napıyordu hiç bilmiyordum. Ben sürekli gülerek cevap verdiğim için "sen kaç tane içtin" diye sordu. Dedim "sarhoş gibi görünüyorum." Buradan kesin kavga çıkacak diye düşündüm ama alttan aldı beni Ferhat, çıkmadı kavga falan.... "Beni hiç merak etmiyorsun, belki bugün bi kızla seviştim nerden biliyorsun" dedi. "Vücuduna sağlık yiğidim" dedim. Sonuçta erkekler her boku yiyebilir diye bir gerçek vardı. Alkollü falan olduğu için yapmıştır bişiler dedim. Kadınların bunları sorgulamaması gerekliydi. Pazar günü Moda'ya geçtim, o da ordaydı. Ama bi türlü görüşemedik. Seninle aynı semtte nefes almak bile yeter bana" dedim. "Senle aynı şehirde nefes almak bana yeterken, şimdi de aynı semtte nefes almak şahane" dedi. "Yha güldürüyosun" dedim. "Kadınlar kendilerini güldüren erkeklere sadece gülürler." dedi. "Haklısın, biz kadınlar biraz malız" dedim. İlişkimizin bu aşamasında neden böyle triplere girdiğimizi bilmiyorum. Sonraki gece, erkenden uyudum. Biraz trip attı bana erkenden uyuyorum diye ama sonra sanki hiç problem değilmiş gibi "tabi piremses uyu, çok yoruldun bugün" dedi. Yalan söylediğini biliyordum ama bana pirenses diye hitap etmesi hoşuma gitmişti. Dün yani pazartesi, gün içerisinde çok yoğundum. Hiç sevgili gibi olamamıştık. Gece bana ilişkimizde hiç heyecan kalmadı, ayrılalım mı diye sordu. Ayrılmaya hazırlıklı değildim, ayrılmaya nası hazırlıklı olunur onu da bilmiyordum ama işte hazır değildim. "Heycanını kaybetmişsin, yok inancını kaybetmişsin, doya doya sarmamışsın bize çok günah etmişsin." diye yazdım. Ayrılırken söylenebilecek başka bir şarkı sözü aklıma gelmemişti. Yalın böyle zamanlarda kurtarıcıdır. Sonuçta "siyahına pembe inandırılmış birliktelik" diye başlayan garip, saçma ama aşk kokan başka şarkı sözleri falan da vardı. Ferhat hipster adam anlamadı tabii ne kadar çok üzüldüğümü. Sonra tabii her sevgili gibi "Ben elimden geleni yaptım, sen bilirsin" aşamasına geldim. Sonra baktım Ferhat hala bana cevap atmıyor. Onu suçlamaya başladım: "Mesleğime hiç saygı göstermiyosun!" "Sonuçta reklamcıyım yane, bunlara alışmak zorundasın!" "Benim ne zaman işten çıkacağım belli olmuyor ki!" "Çok saygısızsın" falan derken uyuyakalmışım. Evet Ferhat'la ayrıldık... Deneyimsel ilişkimiz sonlandı. "Benle barışmak istiyorsan yemek ısmarla bana" falan demiş ama ben barışmak istemiyorum. "İşime saygısı olmayan adamın, bana saygısı yoktur." Bu klişe cümleyi de annemden duymuştum. Bi komşumuz için söylemişti. Neyse artık Ferhat'la ilişkimiz deneyimselden, arkadaşlığa ve hatta belki de dostluğa geçti. Ferhat dünya tatlısı bi adam, herkes sevsin onu. Hatta bugün kulaklık almış, resmini attı nasıl diye. Dedim çok güzel, sevdim. "Bununla çok kız tavlarım ben" dedi. Arkadaşlığımızın ilk tohumunu atmıştı. Eski sevgiliyle arkadaş kalınmaz ama re rö re falan demeyin. Deneyimsel ilişkiniz olunca, her şey olabilir. Bana çok garip anlar yaşattı bu ilişki, çok şey öğrendim. "Beni büyüttü" falan diye klişeler söylemeyeceğim ama, çok eğlendim, Ferhat gibi bi adamı, arkadaşı tanımış oldum. Neyse, bir sonuç cümlesine ihtiyacım var sanırım. Ama nasıl bitireceğimi bilemedim. Deneyimsel ilişkiyi tavsiye eder misin? diye soran olursa, kesinlikle evet derim. Hepimizin eğlenmeye hakkı var. Haydi eyvallah... Kanıt için linkler: http://instagram.com/p/mqgB3nEKvS/ https://twitter.com/benezgigunes/status/455813656711016448/photo/1