Burası kendine ihanet etmeyenlerin dünyası ..
Düşüncelerime yenik düşmeden ayakta kalabildiğim duyguları buraya aktarıyorum ..
Burada yazanlar gerçek hayatta yaşanmış olaylardır .. 📍

shark vs the universe
The Bowery Presents
I'd rather be in outer space 🛸
noise dept.
$LAYYYTER
hello vonnie

Product Placement
EXPECTATIONS

tannertan36
No title available
NASA
Sweet Seals For You, Always
tumblr dot com

pixel skylines

izzy's playlists!

Jar Jar Binks Fan Club
KIROKAZE
🪼

#extradirty

Love Begins

seen from Türkiye
seen from Lithuania
seen from Russia
seen from Germany
seen from Iraq

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Thailand

seen from Venezuela

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Colombia
seen from Germany
seen from St. Vincent & Grenadines
seen from Czechia
seen from United States
@kadinlarveadamlar
Burası kendine ihanet etmeyenlerin dünyası ..
Düşüncelerime yenik düşmeden ayakta kalabildiğim duyguları buraya aktarıyorum ..
Burada yazanlar gerçek hayatta yaşanmış olaylardır .. 📍
Sonra biri geldi. Kışını yaza çevirdi. Sonra giderken o yaz sıcağı seni yaktı, küle çevirdi. Sonra sana küllerinden de bir şey kalmadı... Bazı insanların yaptığı tam da bu işte. Başta her şey sıcacık gelir sana ama alttan alttan yakar, küle çevirir seni. Sana senden bir şey bırakmaz. Ne sen eskisi gibi olabilirsin ne de o eski yerinde kalabilir. Acı ama gerçek...
Bir yerde okumuştum diyordu ki; Bütün fiziksel acılardan daha derindir yürek acısı.. Bu öyle bir söz ki , ancak zamanı gelince anlıyorsun anlamını. Benim acım derin. Basit bir yara değil pansumanla kapanmaz.. Bir daha nasıl yüzüm gülecek nasıl mutlu olacağım bilmiyorum. Bildiğim bir şey var o da bir daha eski ben olamayacağım.. Hiç razı değilim senden, bazı günahların affı da olmaz zaten. Bi insanın gözündeki ışığı söndürüp mutlu olunmaz, anlayacaksın zamanla. Zaten kimsenin ah'ı da kalmaz kimsede.
Acımasız olmak zorundayım, çünkü aynı şeyleri tekrar kaldırabilecek ne bir bedenim ne de bir psikolojim var.
Konuşmaya başlamamış bir bebeği bile anlayabilir insan. Ben anlaşılmak uğruna bu kadar savaşmamalıydım.
Heveslerin uğruna sevgimi harcadın ya hayatın boyunca bu sevgiye muhtaç yaşa. Seni bulan sevinmesin,kaybeden de üzülmesin. Bunun üzerinden 10 yıl da geçse yanında yatan kişiyle aklında olan kişi aynı olmasın. Bir daha sevildiğini hissedemeyesin. Senin bu hayattaki cehennemin de bundan sonra bir daha sevilemeyişin olsun.
Heveslerin uğruna sevgimi harcadın ya hayatın boyunca bu sevgiye muhtaç yaşa. Seni bulan sevinmesin,kaybeden de üzülmesin. Bunun üzerinden 10 yıl da geçse yanında yatan kişiyle aklında olan kişi aynı olmasın. Bir daha sevildiğini hissedemeyesin. Senin bu hayattaki cehennemin de bundan sonra bir daha sevilemeyişin olsun.
niyeti olmayanın bahaneleri vardır, bu sözü aklınızdan çıkarmayın sakın
Kocaman bir yalan karşıma oturmuş bende gülümseyerek inanmışım.
Heveslerin uğruna sevgimi harcadın ya hayatın boyunca bu sevgiye muhtaç yaşa. Seni bulan sevinmesin,kaybeden de üzülmesin. Bunun üzerinden 10 yıl da geçse yanında yatan kişiyle aklında olan kişi aynı olmasın. Bir daha sevildiğini hissedemeyesin. Senin bu hayattaki cehennemin de bundan sonra bir daha sevilemeyişin olsun.
Size en saçma salak duygudan bahsedeceğim. Bir ortamdasın. İnsanlar var. Kalbin öyle kırılmış ki, insanlara gülmen gerekiyor. Boğazında öyle bir yumruk var ki, yutkunamıyorsun. Gözlerini kapadığında, göz yaşlarının akmasından korkuyorsun. Tüm vücudunu ağlamamak için kasıyorsun. Gözlerin doluyor, düşünmemeye çalışıyorsun. Arkadaşlar bu duygu, çaresizlik.
Kadın içindeki iyi niyetini kaybetmeyen birisiydi , ve gün olup aklına gelirse o adam hakkında bunları hatırlaması gerekecekti ;
Eğer bir gün tekrar ağlarken bulursan kendini… Ya da o insanı neden bıraktığını sorgularsan, bu yazıyı oku. Kendine hatırlat: Tam bugün, tam bu gece ne düşündüğünü ve sana ne söylediğimi unutma.
O insan… Senin kafandaki soru işaretlerini hiçbir zaman tamamlamadı.
Seni "çok konuşuyorsun" diye suçladı.
Cevap veremediği konularda "zaten biz ayrılmıştık" bahanesine sığındı.
Seni anlamadı, dinlemedi. Dinliyormuş gibi yaptı sadece.
Başka insanların yanında role büründü, kendini tatmin etti.
Senin nerede kırıldığını bilmedi, anlamadı bile.
Küs uyumana göz yumduğu geceleri hatırla.
Hatalarını kabul etmedi, senden özür dilemedi.
Sana iftira attı.
Her konuda haklı çıkmaya çalıştı. Narsistçe davrandı.
Senin emeklerini, fedakârlıklarını yok saydı.
Kafandaki soru işaretlerini yok etmek yerine, geçmişi sürekli önüne getirip seni suçladı.
Küs uyumana sebep oldu ama sabah hiçbir şey olmamış gibi davrandı.
Yanındaki insanlar sana laf ederken seni savunmadı, aksine ortamda seni küçük düşürdü.
Aşık olduğun adam, ilk günkü gibi kalmadı…
Kendi iş sorunlarını, senin kalbinin önüne koydu. Seni hep ikinci plana attı.
Eğer sen yapsaydın ortalığı ayağa kaldıracağı şeyleri, kendisi yaptığında "şaka" diye geçiştirdi.
Ve sen incindiğinde, “Sen de şakaya gelemiyorsun, çok alıngansın,” dedi.
Bunların hiçbirini ama hiçbirini UNUTMA.
Senin kalbinin yükünü hafife alan, seni geri plana atan, seni sen olduğun için sevmeyen kimseye dönüp bakma bir daha.
Bu geceyi, bu hisleri, bu gücünü hatırla.
Kadın bunlara rağmen hala kalbinde değerli olan adamın cenaze namazını kıldı ve sonsuza dek bu o isim de , o şehirde kadın için bitti
Kadın, hayatına başka birini alabilirdi.
Ama almadı.
Çünkü hâlâ ayrıldıklarını anlamayan adamın incinmesini istemedi.
Kendi yüreğini, onun için susturdu.
Adam ise bunu kendine hak gördü.
Hâlâ bir şeyleri düzeltmeye çalışan biri gibi göründü.
Ama arka planda, başka bir kadını hayatına aldı.
Ve böylece, gerçek yüzünü gösterdi.
O adam artık kadın için sadece boş bir gölgeydi.
Değeri kalmamış, saygıyı yitirmiş bir insandı.
Ve kadın, onun adını o şekilde anmaya başladı:
Değersiz…
Severek ayrılan kadın, adam için sadece şunu istiyordu:
Üzülmeden, sessizce yoluna baksın…
Ve aramızdaki iletişimi sonlandıralım.
Ne kırgınlık kalsın, ne yarım söz.
Ama adam, bu düşünceyi bambaşka bir şekilde anladı
Onun zihninde bu, şuna dönüştü:
“Ben, iletişimi koparmadan hayatıma başka bir kadını alayım…
Sonra o kadın, sevdiğim kadını arayıp, ne kadar karaktersiz olduğumu anlatsın.
Ona, "beni eve attı" ve "beni zorla öpmeye çalıştı" desin .
Ve tüm bunları, kalbinde hâlâ değeri olan kadına taşısın.”
Oysa severek ayrılan kadın, en başından beri sadece huzurlu bir uzaklık istemişti. Severek ayrılmıştı çünkü olmayacağını biliyordu en azından birbirini kırmadan iletişimi sonlandırılması gerektiğini düşünüyordu.
Ama adam, kendi elleriyle kalbindeki son değeri söküp attı.
Artık ne adı vardı onda, ne yeri…
Sadece bir yüz,
Ve altına yazılmış tek kelime:
Karaktersiz.
Kadın, zehirin tadını biliyordu artık.
Sevgi sandığı şeyin, damarlarına sessizce işleyen bir yıkım olduğunu…
Bir kez daha denerse, bu sefer kurtulamayacağını.
Adam, kadının sevmediğini düşunüyordu .
Kadın “Herkes kendi yoluna baksın” dese de, adamın adımları hep kadına dönüktü.
Ve o adımlar, yolun ortasında başka bir yüzle kesişti.
Adam, sevdiğini söylediği kadına bakarken, başka bir kadına da dokunmaya çalıştı.
O başka kadın, bir gün telefonu açıp konuştu:
“Seninle konuşurken beni evine davet etti… beni öpmeye çalıştı.”
Kadın, duyduğu an yıkılmadı.
Çünkü zaten çoktan yıkılmıştı.
Sadece, içinde sessizce bir cenaze namazı kıldı.
O tabutun içinde, bir zamanlar kalbinde taht kuran adam vardı.
Ve fısıldadı, kendi kendine:
“Toprağın bol olsun…”
Özgür ol! Kendi hayatını, kendi kararlarını cesurca yaşa. Hiç kimseye, hiçbir şeye boyun eğmek zorunda değilsin. Hayatını kimin nasıl yönlendirmesini istediğini sadece sen seçebilirsin. İnsanların seni sınırlamasına ya da seni olduğun yerden aşağı çekmesine izin verme. Çünkü sen çok daha fazlasını hak ediyorsun. Kendine olan inancını asla kaybetme, çünkü bu hayatta en büyük gücün senin kendine olan güvenindir. Eğer bir şeyi başarabileceğine inanıyorsan, başkalarının ne dediği hiçbir zaman önemli olmayacak. Senin rotanı belirleyen, kendi düşüncelerin ve hayallerin olacak.
Şimdi gözlerini kapat ve kendini, gelecekteki özgür seninle hayal et. Omuzlarındaki yükler hafiflemiş, aklındaki engeller yok olmuş. Niğde'ye vardığında, her şey netleşecek ve sen kendi yolculuğunun mimarı olacaksın. Özgürsün, korkusuzsun, güçlüsün.
Bu yolculuk senin yolculuğun ve her şey senin ellerinde.