Kelimelerin sahiliciği gitgide azalıyor. Bu beni en zorlayanlardan. Ben kelimelerime sığınır, kelimelerime güvenirdim. Sessizlikte ayakta tutar, destekler, yüreklendirirdi. Şimdi bir başıma bu diyarda ne yaparım.
wallacepolsom
hello vonnie

izzy's playlists!

Origami Around
Show & Tell
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
d e v o n

Andulka

titsay
🪼
h
Claire Keane
I'd rather be in outer space 🛸

PR's Tumblrdome
Misplaced Lens Cap

★

#extradirty

roma★
Keni
KIROKAZE

seen from United Kingdom

seen from Netherlands

seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from France

seen from Poland
seen from India
seen from Italy
seen from Japan
seen from Brazil
seen from Saudi Arabia

seen from Australia
seen from Brazil
seen from United States
seen from Hungary
seen from United States
@kafamaesenler
Kelimelerin sahiliciği gitgide azalıyor. Bu beni en zorlayanlardan. Ben kelimelerime sığınır, kelimelerime güvenirdim. Sessizlikte ayakta tutar, destekler, yüreklendirirdi. Şimdi bir başıma bu diyarda ne yaparım.
Hangi iklimin çocuklarıydık ki bu kadar üşüttük. Üstümüze aldığımız bütün sorumluluklar ile iyileşelim derken boğmaya tutulduk. Sert rüzgarlara alışıktık oysa ki; nasıl bu kadar hassas kaldık. Biriken her düşünce bağışıklığımızı zayıflattı. Uykusuz gecelerin acısını sabah açamadığımız gözlerimiz ile ödedik. Herkesin çok dinlendiğini düşündüğü sabahlar, biz en bitkin gecenin sabahlaması ile uyumadık uyuya kaldık.
Yön vermek isterken ıskaladığımız doğrular ile dolu hayatımız. Herkesi kendimize dost diye başlatıp sonrasında silinmesi gereken anılara kaydediyoruz. Varlıkları ile hayatımızı şekillendirenler kadar yolumuza taş olmak isteyenler ile ilerliyoruz. Tam da bu anlar hayatı tanımlıyor olmalı. Yaşanmışlıkları her seferinde halı altına süpürüp, aynı toza bulaşmamız bizi olgunlaştırır mı yoksa acımasız dünyadan nasibini alamamış fanilere mi döndürür.
Çabalamak adlı sunum burda devreye giriyor. Gönlümüze yer eden hayallerimizin gerçekleşmesi kadar yıkılışları ile olgunluk fenerlerimiz ışık alıyor. En çok teşekkürü kendimize etmeli, hala adım atmak için teşvik ediyor. Yola aşina ancak yeni engelleri bilmeden tekrar dalıyor karanlığa.
Geride bıraktıklarımız bir gün çıkıp karşımıza dikilir mi korkusunu salmalı rüzgara. Uykusuzluğumuza bahane ararken, kafamızın içinde dönenler ile dost olmalı, bakarsın dinlenmemize izin verirler. Düşününce bile huzursuz eden konuları nereye kilitlemeli. Duygu karmaşası ile nasıl baş edilmeli.
Yaşımız başımızı aldığından beri, içimize atarak büyüttüğümüz korku ataklarını belli etmemek için ne çok maskeye ihtiyaç duyuyoruz.
Ağlamaklı bir gece. Sebepleri boyumu aşmış, tek bir nedene tutanamadan akıyor yaşlar. İçimde yeni yeni oluşan sızılar acıtıyor canımı. İçime içime işleyen bu sızıya alışkın değilim. Birşeyler kırılıyor, birileri çok üzgün kimse bilmiyor. Gülerken döktüğüm yaşları kimse sormuyor. Gece ilerledikçe kaçan uykularım sayılarını artıyor. Duyurmak isteyip neyi duyuracağını bilmeden çöken karanlığa gömülüp kalıyorum. Bağırsam sesim çıkar mı, bağırmanın faydası var mı.
Tadı tuzu kaçanlardan olup geldim. Farkedilmeyen boşlukları sinir ile doldurup yine kendimi yıprattım. Karşındaki o kadar seninle alakası yok ki duymuyor ne söylediğini. Bir de üstüne îma etmeye çalışıyor isen işler iyice çıkmaza giriyor. Gariptir ki bundan zevk alıyor, yükseldikçe yükseliyor sesleri. Tam bir manipülatör. Kullandığın kelimeden pişmanlık duyuyor hatta neden konuştum diye dövünmeye başlanıyorsun. Her seferinde bu denli nasıl bir acındırmaya girdiğini anlamadan; huysuzluk yapan ile huzur bozan kişi konumuna yükselebiliyorsun.
Bazı dostlukların ilişkilerin sonu ağır ağır gelir ve geldiğini biliriz gelmesin diye görmezden geliriz alttan alırız ama son kaçınılmazdır. Mesafe koyarım sonra, beklerim çabalayacak mı minik bir çakıl taşı, ufak bir taş kırıntısının sesini beklerim usulca.. kendim defalarca çabalamışken karşı tarafta yaprak kımıldamaması beni daha da üzer, üzülürüm ama severdim de o kişiyi bitsin, gitsin istemezdim ama tutamazdım ki onu.. ve öylece yarım kalır o ilişki. Bitiremem ama asla eskisi gibide olamayacaktır.. yarım kalacaktır yarım kalan şeyler hep yaradır asla iyileşemez vakit vakit aklıma gelir bence o da hissediyor düşünüyor ama neden hep benden bekliyor derim.. üzülürüm kırılırım unutamam küsemem neyse derim böyle iyi olalım ama fark etmeden yaralamışızdır birbirimizi saramıyoruz, ulaşamıyoruzdur bir birimize düşünür düşünür bitiririm kendimi.. :( Zaman zaman akıyor ve alıp götürüyor bizi uzaklara.
Mutluluğu en dip kuytulara saklamış da olsak, bazen kokusu hissettirir varlığını bazen de yaramaz bir çocuğa bağlayıp ortalığı karıştırırken buluveririz. Bir tebessüme gizlendiğini bilmeyiz. Bir küçük güzel söze, gökyüzüne, denize bakarken bulduğumuzu farketmeyiz. Mutluluğun, aslında içimizde saklı olduğunu kimse bahsetmemiş. Gülmenin delilik emaresi sayılmadığı bir gelecek inşa etmeli, çatık kaşlara inat.
Bir çıkmaza sürüklenirken buluyorum kendimi. Elimde olmayanlar ve dilime dolananlar ile sürükleniyorum. Dahası durdurma gücünü hissedip içimde kaybediyorum. Hislerime güvenimi her seferinde sorgulayıp tekrara düşüyorum; bunu bilerek yaptığımdan haberli ancak kıpırdamıyorum. İzlediğim ve geçen hayat benim. Ben ise konfor alanıma gömülüp zamanı hunharca harcıyorum. Acımasızca.
Geçerken uğramak gibi öylece oluveren aniden, kaygı gütmeden yalansız. Sakin bir sohbet ummak, sessizlikte anlaşmak ve daha çok anlaşılmak istemek. Sahi, insan olmanın temelidir kendine pay çıkarmak; aramak, gitmek, kalmak, sevmek hep daha iyi hissetmek içindir. Gelen geçen zaman için de bir an kovalama. Yalnız yalın sade bir an.
Hikayeler ile başlar cümlelerim. En çok hikayelerde saklıdır sözlerimiz. Masalsı kadar hayali değil, gerçekler kadar acıtıcı değil. Hikayeler yol yapar,dile dökmek istediklerimize; onlar sever sarmalar, yoldan geçen bir dost edindirir. Bundandır yolda olmakta ki meylim. Varmalar beni sevmez, sersemletici gerçeklere ulaştırır. Oysa yolda olmak öyle mi, düşünceler silsilesi; yapılacaklar, sevilecekler, gülünecekler, görülecekler listelenir. Varınca hepsi sorumluluk olup üstüne boşalır.
Kocaman boşluklu bir serüven bendeki. Duyurmak istediklerimle unutmak istediklerimin çakışması ile oldu ne olduysa. Sesler karmaşıklaştı, yüzler asıldı, sebeb-sonuçlar çıkmaza düştü. Kurmaca bir yazıyı en yükselten nokta; herkesin başka bir yola takılmasıydı. Tek bir hedef yoktu, çünkü tek bir konu da değildi. Çığ şekline bürünmüş konular ve çözüm yolu aranmayan durumlar ile öylece kalakaldım.
Sevgili Dost,
Şu günlerde, “İyi misin?” sorusunu herkes aynı şekilde cevaplıyor: “Bu ortamda ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyiyim”
Bilmem kaçıncı bilmiyorum dilimde. Bilmenin faydası tükeneli bir hayli zaman oldu. Başka kelimelere meylim kalmadı. Kestirip atmanın en güzel yolu şimdilik, bilmiyorum. Kafası karışık bir ton düşünceden kurtulmak için diye düşünülebilir, bir çok cevaba sırt dönmek de denilebilir.
Bıraktım, ordan vur beni. Seslenmelerime kulak asmadığın köşeden dinle beni. Bir gün gelirim dediğin o kapıdan dönüp çıktığından beri, hikayelerini raflar taşıyamadı. Silip durulan tozlar yeni bir motif oldu. Kaybolmanı dileyenler adını anar oldu. Sevdiğini sandıkların en çokta onlar çabucak unuttu seni. Dünya hiç durmadı, yollar hep daha da güzelleşti. Gelme şimdi yada başka zaman, buralar sensizliği sevdi. Kıyamet de kopmadı. Kandırmışlar seni, hikayen burda bitti.
Debelenmelerin sonu kimseyi bir sonuca vardırmadı. Hayatta başımıza gelen dertlerden yüklerimizi aldık, taşıyor da omuzlar. Taşıdığını anlayanlar daha fazla yükleme çabasında. Uzak durması gereken, onu yıpratan bütün karakterler ile aynı mekanı paylaşıyor olmak. Kendine küçük “an”lar belirleyip onlara sığınmak. Ne konuşacağı, neye dadanıp üstüne yürüyeceği belli olmayan kişilerle yaşamak. Bu hengamede sağlam bir birey kimse düşünemez. O da sağlam birey olduğunu düşünmedi. Deliliğe vurdukça üstüne basıp geçmek istediler, belki de üstüne basıp yükselmek. Kendi yaşadıkları travmaları en yakınına da yaşatmak. Bu acizlik değil de nedir. Yardım istemeyen birine yardım edemezsin. Lakin niye yardım etmiyorsun laflarını duyarsın. Bu nasıl bir kördüğüm, neresinden tutup açmalı.
Hepimiz hikayeler büyütürüz ömrümüzde, çoğu zaman yakıştıramayız, bazen de daha mutlusu olamaz diye düşünürüz. Aslında yaşayacağım varmış teslimiyetine kadar gider durum. Sevgiyi en iyi bilenlerdenim sanırken, karşına çıkan kişilerin de en az kendin kadar sevgiyi bilmesini dilersin. Bazen bu gördüğün bir yabancı da bazen de en uzak durman gereken birinden gelir. O vakit bütün dengelerin altüst olur.