Evde kimse var mı, bilmem; ben yokum.
sheepfilms
Jules of Nature
almost home
Mike Driver
★
d e v o n

izzy's playlists!
Game of Thrones Daily
No title available

No title available
h

Game Changer & Make Some Noise
Monterey Bay Aquarium

roma★

pixel skylines
macklin celebrini has autism

PR's Tumblrdome
Show & Tell

Andulka
Sade Olutola

seen from Germany

seen from Argentina
seen from United States

seen from Ecuador

seen from United States
seen from United States
seen from Russia
seen from United States

seen from Russia
seen from Ecuador
seen from Italy

seen from Malaysia
seen from Finland
seen from France

seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Bangladesh
seen from Thailand

seen from T1
seen from Bulgaria
@keskeismimolmasa
Evde kimse var mı, bilmem; ben yokum.
Trier beni pornoya, reha erdem de arabeske başlatan adam. Daha da ötesi yok. Biri ergenliğim diğeri de geçen bahar ajsuowoaoao
Canım Reha Erdem filmi çekiyor.
Kimse bu hayatı demirkubuz karakterleri gibi yaşamak zorunda değil ajuwowpqpq Herkes özünde, her şeyi yıkıp yeni bir yaratım yapabilecek güce sahip. Çok zor ya da kolay, ama sahip. Dünya kocaman. O yüzden napıyoruz. Delirmiyoruz. Ve dünyanın büyüklügünü duyumsayarak iyileşmeye devam ediyoruz. Bunu unutmuyoruz.
Kendime not: Gök yüzüne bak ve elma ye. Çokta şeyapma. Hadi bakalım.
Ve yes, bu dünya beni delirtebileceği, öldürebileceği kadar kapsayadabilir.
Delilikle temasım biraz azaldı. Optum.
"Ama sen çalmayı sevdiğin için belki tanışırsın pek çokla, bulunur canım birileri elbet bulunur." cümlesinin bulantısı. Arşivimde bu olmasaydı pek çok yansıtma gibi bu da yok olup gidecekti. Dünyadaki en kötü karşılaşma, kendi yansıtmasına, hasetine de kör olan biriyle olandır sanırım. Korkunç. " Bilmiyorum ki bir şey demedim, sadece sen çok insan tanıyıp öleceklerdensin gibime geldiği için bunu dile getirdim." O sırada 4 yıl hayatı duran evden dahi adım atamayan ben... keşke ilk senaryomu yolladığım insan bu kişi olmasaydı. Keşke herhangi bir şey yazsaydı demiyorum, keşke ben yollamasaydım... keşke karaladığım şeylere, "hayatta her şey şiir diye yutturulabilir hatta seninki bile, yersen" cümlesini anlayabilip bana nasıl zarar verdiğini görebilseydim. Keşke uzun yüzleşme yazılarıma "okuyamadım canım" dediğinde onu orada bırakabilseydim. Bazı şeyler korkunç.
Bana yapılmasına izin verdiğim tüm haksızlıklar için kendimden özür dilerim.
Geçen yazın şarkısı bu yazında şarkısı olmuş. Yazları sadece şarkılarla hatırlıyorum.
Büyük öteki değil. Küçük öteki değil. Yok öteki.
İstediğim her şey içimde sönümleniyor, belki sönümlendiriyorum.
Saçlarım uzuyor... Ve onlara baktığımda hissettiğim tek şey hıçkırarak ağlamak.
Olmayan kuşlar ansiklopedisi, neden ki?
Neden olmasın.
Dünyanın en güzel evinde yaşıyormuşum gibi hissediyorum, o kadar seviyorum ki evimi, o kadar. Dünyanın en güzel evi. Şükürler olsun.
Beni çıldırtan şeylerin sayısı gün geçtikçe azalıyor gibi
Ruhun bu kadar acı içindeyken hâlâ nasıl bu kadar eğlence ve haz arayışında olabiliyorsun ki?? Ve kötülüklerinin cezasını çekerken neden aynı kötülüğe devam etmeye çalışabiliyorsun ki? Bazı insanların cezası gerçekten kendileriymiş, sonunda bunu anlayabildim ve için soğudu. Sana kör olan kendine de, kendi sınavına da körmüş. Herkesi kendine bırakabilme yetisi... Umarım.
Başka evleri, başka evlerde uyumayı hep hep sevdim. Orantısız sevdim. Şimdi bu yaşımda, yetişkin bir kadın olarak, bir geceliğine başka bir evde uyuyorum ve yine aynı şeyi hissediyorum: sanki hayatım düzene giriyor.
Sert bir şeyim ben şimdi. Haklı ve sert. Ben kendimi özledim.
Kafamda bi anda KAN VE GÜL GÜLLE DİKEN çalıyo. E içim böyleyken disım durur mu. Nalaka anlamadım ama kan ve gül gülle diken arkadaslar.
Unutmak istemediğimi fark ettim ama hatırlamak da istemiyorum. Unutursam nedensiz bir yara gibi kalacağım ama hatırlayarak da devam edemiyorum.