Karganın kediyi öldüresiye davet ettiği oyundaki karga, göğsümde beslediğim kırlangıçla aynı hislere gebeydi. Onların ölümden başka bir derdi olmazdı, olmadı da zaten.
h
cherry valley forever
taylor price
Game of Thrones Daily

Discoholic 🪩
RMH
★
todays bird

Game Changer & Make Some Noise
Lint Roller? I Barely Know Her
𓃗
Cosimo Galluzzi
The Stonewall Inn
macklin celebrini has autism
Xuebing Du
Misplaced Lens Cap
YOU ARE THE REASON
Show & Tell
Keni

if i look back, i am lost

seen from Greece
seen from United States
seen from Brazil
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Finland
seen from United States
seen from United States
seen from Switzerland
seen from Bangladesh

seen from United States
seen from Finland
seen from United States

seen from Belgium

seen from Costa Rica
seen from United States

seen from Ireland

seen from Philippines
seen from United States
seen from Spain
@kirlangicyuvasi
Karganın kediyi öldüresiye davet ettiği oyundaki karga, göğsümde beslediğim kırlangıçla aynı hislere gebeydi. Onların ölümden başka bir derdi olmazdı, olmadı da zaten.
Yalpalayan bir kırlangıcın trajedisidir; yuvasını bozan karganın kanatlarına sığınmak.
En çok da kendimleyken sana ait olamayışım canımı yakar.
Oysa hayatımın en parlak günlerini yaşıyor olmam gerekirdi.
Öyle apansız kalakaldım leylâ.
Seni anlatmak için çırpınır durur kalbimin kuşu. Boylu boyunca çizik olsa dahi yüzün yine bana kutsanmış bir melekten farksız gelirsin. Tanrı'nın fâni bir bedene sıkıştırdığı ruhun bende hiç sona ermeyecek bir evren gibidir, sadece oraya sığınır dururum. Gülümserken gizlenen dişlerin sanki denizden çıkarılan saf inciler gibidir,en nadide parçaları ilmek ilmek süsler. Sesin 1800'lü yıllardan sevdiğim bir şair,yazar gibi tapılası. Şimdi seni bana veren Tanrı'ya minnet duysam bile yetersiz kalır çünkü bana sonunu göremeyeceğim bir gün doğumunu her dakika yeniden izletir, kalbimi sımsıcak yapar. Şimdi ben seni anlatırken bile tutulmuş gibi duraksarım; dilim lâl olur, kulaklarıma bir tek kalbimin sesi duyulur, gözlerime bir sen görünürsün.. Ben varlığın için çok müteşekkirim iklimimde açan yegane çiçeğim.
Şükrü erbaş, vefat eden eşine yazdığı şiiri, “iyi ki seninle tanıdım dünyayı!” burukluğuyla bitiriyor. Sevgi, seni her şeyle yeniden tanıştıran bir tazelik demek ki.Belki de dünya bildiğimizden daha mavi, daha yeşildir.
eskisi kadar konuşasım yok, ne hissettiğimden bahsedesim yok, hiç kimseyi merak etmiyorum, hiçbir hararetli konuşmayı dinleyemiyorum, hiçbir şey ilgimi çekmiyor. kendimle yalnız kalmak iyi gelecek ama kendimi de bulamıyorum.
Sen ahmed arif'in “kaburgamın altın parçası” dediğisin.
Geçecek çiçeğim, en çok biz güleceğiz söz veriyorum. Sızlayan bütün yaralarını öpeceğim bir gün. Bu hayat bizimde karanlıktaki tohumlarımıza çiçek açtıracak.
Sigara ve kahveyi saymazsak evde yalnızım, günlerdir söylüyorum; sigara ve kahveyi saysak da evde yalnızım.
Mâra,ne olacak senin bu eğri bedenin?Kafanı kaldırdığın an binlerce fikir doluşuyor karanlık ruhuna. Sevgin,gülümsemen, huzurun.. her şeyin batıyor sana Mâra. Üç yaşında konuşmaya başlıyorsun,on üçünde susuyorsun.Düşünceler korkutuyor seni, kendini sevmediğin her an kendine lanet okuyorsun. Hava kızıllığını senden almış,kan kusuyor her tarafa. Mâra seni annen baban da mı sevmedi?Neden ipe sapa gelmez fikirlerin müptelası olmuşsun?Öldürdüler mi seni? Sen yaşa Mâra.
Mâra,adın acıya kutsanan kadın diye acıya kutsanmak zorunda değilsin. İnci dişlerini göstererek kendine gülecek ve ona sıkı sıkıya sarılacaksın,tek başına kedi sevecek,kamburunla barışık olacaksın. Yaşamı sen acılaştırırsın Mâra,tatlılaştırmak da sende.
Bir sabaha karşı bıkmışsın.Masada yalnızsın.Ev sessiz, koridor ıssız.Kızıl bir gün doğuyor. Okşuyor çamların arasından yüzünü.Sen üşümüşsün.Soluğun bile üşümüş.Bana dayan. -Ben avladığın şiirlerde kanattım ağzımı.
Çağrılmayınca bir eve, bir kalbe giremem.
Hep benimle olan kırlangıcım artık yoktu, bir başımaydım.
Benim hastalığım içten içe beni tüketen bir veba gibi derinlerdeydi.Sığamıyordum hiçbir yere, nefes alıyor lakin yaşamıyor gibiydim.
yanımdaki iskemleye oturdu, gözünü uzaklara dikti. çekmeye can atılan bir ceza kadar güzeldi.