Ümmet Bilinci Atasoy Müftüoğlu
Çağın nabzını tutabilen son düşünürlerden biri olan Atasoy Müftüoğlu’nu bir çoğumuz tanımayabiliriz. Kendisi Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören ve Mehmet Akif gibi müslüman yazar ve şairlerin neslindendir. Birçok Gazete ve Dergilerde yazarlık yapan Atasoy Müftüoğlu halen farklı internet sitelerinde yazılarına devam etmektedir. Kendisi gönlünü her türlü kalıplardan temizleyerek, tüm islam coğrafyasını kucaklayan ve onların sorunlarına çözüm arayışında olan bir yazar.
Kitabımızın önsöz kısmında yazarımız insanlığın içinde bulunduğu buhranı ve toplumların/fertlerin ideolojiler sayesinde özçıkar olmaksızın birbirlerine yakalaşmamasına kısaca değiniyor.
İlk satırlarını islamın gayesini ve hedeflerini anlatarak başlayan Atasoy Müftüoğlu, ileriki sahifelerde insanlığın özellikle de müslüman çevrenin nasıl ve ne şekilde ezilip, sömürülüp, köleleştirildiğini anlatıyor ve 21. Yüzyılı ile 11. Yüzyılı arasında benzerlikler olduğuna dair vurgu yapıyor. Müslümanlara zararı dış etkenlerden daha çok, kendilerinin mistik bir din anlayışına, olağanüstülüğe, geleneğe ve kutsallaştırılmış dini ve politik liderler ile ufkunu ve aklını dar bir bakış açısıyla sınırlandırarak verdiği eleştirisinde bulunuyor. Bundan dolayıdır ki düşünce eylem bütünlüğü parçalanmış bir vaziyettedir. Tek akla, tek yoruma, tek görüşe dayalı bir düşünceyi şiddetle reddeten yazarımız, tüm insanlığı kuşatacak bir din dilinin gerekliliğine atıfta bulunuyor.
‚Islam, insan ilişkilerinde ve davranışlarında evrensel ahlaka uyulmasını teklif eder.’
Ulus devletlerin ırksal üstünlük fikrine dayalı olarak ortaya çıktığını savunan Atasoy Müftüoğlu, müslümanlar için mevcut rejimlerin çizdiği sınırlar içerisinde bir değişimin mümkün olmayacağı uyarısında bulunur. İslam dünyası hizipçi, ırkçı, kabileci anlayışları terkedip, yapay sınırları ortadan kaldırarak evrensel bir dayanışma ile tahakkümü altında olduğu dünyadan kurtulabileceğini öne sürüyor.
‚Bütün yeryüzü bizim ülkemizdir.’
Tüm insanlığa gönderilen bir dinin, ulus sınırları içerisine hapsedilerek, kavmı imtiyazlara yönelik yararlanmasına karşı çıkıyor. İslam düşünce ve kültürel birliğini kurabilmek için, müslümanların aile, çevre, kabile ve ulusunun çıkarlarına göre değil tüm İslami ölçüleri evrensel boyutları içerisinde ele alınması gerektiği tavsiyesinde bulunuyor.
‚İnsan hakikati, kavramaya yetenekli olarak yaratılmıştır.‘











