Abdülhamid Han ve M.Kemal...
Acaba hangisinin devrinde daha çok insan hayatını kaybetti, hangisi kendisine yapılan eleştirilerde daha hoşgörülüydü, hangisinin yetkileri daha sınırsızdı ?
Biliyorum şimdi sadece yukarıda yazdıklarım bile bazılarını hoplatacaktır. Algılarda oluşan tarih, böyle bir kıyaslamayı hakaret sayar. Ama gerçekler öyle mi ?
■ Hangisi daha çok idam cezası verdi ?
M.Kemal'in görev yaptığı 15 sene boyunca idam edilen kişi sayısı belirsizdir. Bu sayının net tespiti mümkün olmamakla birlikte sayının çok ciddi rakamlarda olduğu, binlerce olduğu kesindir.
Sadece şapka inkılâbı sebebiyle asılan kişi sayısı, bu tartışmayı bitirir.
Sadece cellat Kara Ali, beş bin küsür kişiyi astığını ifade eder. Bu dönemde İstiklal Mahkemeleri adeta şehir şehir dolaşmış ve en küçük muhalefeti cezalandırmıştır.
Abdülhamid Han kızıl sultan olarak bilinir.
Fakat Abdülhamid Han, M.Kemal'den 18 sene fazla görev yapmasına rağmen 33 sene boyunca ise idam emrini verdiği kişi bir elin parmaklarını geçmez. Genelde Abdülhamid Han ile ilgili rakam aşağı yukarı böyledir.
Tarafsız gözle yaptığım araştırmalarda Abdülhamid Han devri ile ilgili idam sayısının 129 olduğu ile ilgili bir rakama da ulaştım. Fakat bu rakam doğru bile olsa M.Kemal devri ile kıyas yapıldığında devede kulak gibi kalır.
Ve Abdülhamid Han'ın kendisine suikast yapan Belçikalı terörist Jorris'i bile affettiği düşünülürse, bu idam edilenlerin suçlarının derecesini siz düşünün.
Belki de Osmanlı tarihinin en az idam cezası veren padişahlarından biridir Abdülhamid Han. İnanmayan olabilir, ama araştırmak serbest.
Dediğim gibi Abdülhamid Han, kendisine suikast yapan Belçikalı terörist Jorris'i bile idam ettirmemişti. Hatta önüne gelen idam kararlarını bile sürgüne çevirmiştir.
Örnek vereyim, Abdülaziz Han'ın katli davasında suçlu bulunan Mithat Paşa'nın idam kararını sürgüne çevirmiştir.
İdama karşı olması ve sürgüne çevirmesi, Abdülhamid Han'ın en bilinen özelliklerinden biridir. Hatta sürgüne gönderirken maaşda bağlar.
■ Kendisine yapılan eleştirilere hangisi daha çok hoşgörülüydü ?
M.Kemal devrinde onu eleştirmek, muhalefet etmek cesaret isterdi ve mümkün değildi. Onu eleştirmek isteyen, zamanında yanında olan arkadaşları bile ülkeyi terk ettikten sonra bunu yapabilmiştir. Basın ve ifade özgürlüğü sıfırdır.
Abdülhamid Han devrinde de basın çok sıkı kontrol altındadır. Buna itiraz edemeyiz. İttihatçıların yediği naneler düşünülürse Abdülhamid Han gereğini yapmıştır bana göre.
O günkü aydın kesiminde Abdülhamid Han'a en ağır eleştiriler yapılmıştır. Aklınıza gelebilecek en ünlü isimler bile onun için hakarete varan ifadeler kullanmıştır.
Mesela M.Akif Ersoy bile Abdülhamid Han'a çok ağır hakaretler etmiştir. O günlerde Abdülhamid Han'a karşı olmayan, muhalif olmayan yok gibidir.
Ama Abdülhamid Han, bu kişileri yok etmemiş, hatta yeri geldiğinde kazanmaya çalışmıştır. Abdülhamid Han'ın köşede bucakta kanlı infaz yapacak adamları yok değildir, ama buna tenezzül etmemiştir.
Bununla beraber herkese çiçek atmış da değildir haklı olarak. Fakat asla M.Kemal devri ile mukayese kabul etmez.
■ Hangisinin yetkileri sınırsızdı ?
M.Kemal'in emir ve icraatlarından sorumlu olduğu bir makam yoktu. Emirleri kesin ve sorgusuz yapılırdı. İstediği anda, idam kararı verebilir veya hapsedebilirdi. İstiklal Mahkemeleri, onun denetiminde karar alan mahkemelerdi mesela. Meclis ise tamamen onun onayından geçen mebuslardan oluşmuştu. Seçimler sembolikti.
Cumhuriyetin ilanı ile geldiği idda edilen özgürlük iddiasını, halkın kendi kendini yönettiği iddiasını, demokrasi iddiasını düşünürseniz, M.Kemal'in yetkilerinin korkunç olduğunu kabul ederseniz.
Abdülhamid Han, tahta geçmeden önce Mithat Paşa'ya söz verdiği için, 1. Meşrutiyeti ilan etti. Meclis açıldı ve yetkileri kısıtlandı.
Mithat Paşa ve meclisin devleti felakete sürükleyen 1877 -78 Rus Harbine yol açması, mecliste azınlıkların devletten ayrılmak için açık açık çalıştıklarını görünce, meclisi kapattı ve ipleri eline aldı.
Bu durum 30 sene devam etti. 1908'da 2. Meşrutiyeti ilan etti ve meclis yeniden açıldı. Her iki dönemde de meclis, seçimle oluşmuş ve Abdülhamid Han'ın adamlarından oluşmamıştı.
Yani 1909'da yetkileri bir kez daha kısıtlandı. Kısa süre sonra da tahttan indirildi.
Onun üstünde, sorumlu olduğu bir makam daima vardı. Aslında bu Osmanlı tarihinin bir değişmezidir.
İstediğini istediği zaman idam ettiremezdi.
Şeyhülislamın onayı gerekirdi. Yani M.Kemal ile kıyas yapıldığında yine Abdülhamid Han devri tek adamlık açısından daha ılımlı kalıyor.
Kızmaca yok bunlar tarihi gerçekler.
Kısa bir kıyas veya analiz ne derseniz deyin, ortaya bu sonuçları çıkarıyor...