Vladimir Lagrange
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Alisa U Zemlji Chuda
taylor price
Sade Olutola

pixel skylines

titsay
No title available
ojovivo

Discoholic 🪩

JVL
almost home

祝日 / Permanent Vacation
Show & Tell

#extradirty
occasionally subtle
todays bird

Janaina Medeiros

@theartofmadeline
dirt enthusiast
Stranger Things
seen from Canada
seen from Jordan

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@ladyamaranthine
Vladimir Lagrange
Rene Burri, Cuba 1993
Frida'yı düşündüm bugün, yine okudum; ah o olasım geldi bugün... Meksika'yı, kulaklarında çağlayan 'revolucion' özlemlerini, adımlarıyla uçuşamayan eteklerini, sigara içişlerini, o aynaya yıllarca bakıp acısını tutkuyla boyamalarını... Diego'sunu... Ah ki hep tiksindim Diego'dan; sonsuz ve ilgisizliğinin kaçınılmazlığı ile Frida'ya da enjekte ettiği sadakatsizliğinden, bencilliğinin sınır tanımayışlarından... Ama bütün zerrelerimle anlıyordum hayatını bütün vücudunun dayanılmaz acılarıyla geçirmiş; ortasız, dolu dizgin, her nefesinde bin kadın olan Frida'nın öylesi bir adam için 'Te amo mas que a mi propia piel' 'Seni kendi tenimden daha çok seviyorum', 'Yo te cielo, asi mis alas se extienden enormes para amarte sin medida' 'Seni gökyüzümledim ki kanatlarım seni hiçbir limiti olmadan sarabilsin' demelerini. Çünkü bütün bu şey filtrelenmemiş ve pürdü. Pürlük ise sevinin muhattabının dahi dokunamayacağı kadar ulaşılmazdı.
León, Nicaragua | Source
I detest the masculine point of view. I am bored by his heroism, virtue, and honour. I think the best these men can do is not talk about themselves anymore.
Virginia Woolf, The Pargiters (via ablogwithaview)
Lale Müldürümsü Varoluşlarımla...
Y-Faktörü o bana suda birşey aramakta yardım etti. yaşamımdaki saklanmış şey bulundu. bir inci kolye dizdim kadın olmanın anlamını düşündüm. onun için elinde çam dalı tutan bir gelin olmak isterdim. yok aşk değil,uyuşmak,anlaşmak bütün o boktan şeyler değil. yok yok aşk değil, aşk hiç değil. Onun bir sözcüğüyle yaşamımda Yer alan herşeyi çöpe atmak isterdim. Gelgelim aşk değil bu, aşk hiç değil. Bir şey arayan bir kadının aradığı şeyle Karşılaştığında kendine iskambillerden Kurduğu bir hayatın yıkılması gibi Bir şey bu. Doppler etkisi... ONA YAKLAŞARAK YOK OLDUM. yaşamımdaki Y-faktörü yok oldu. yok aşk değil bu, aşk hiç değil beta ışınına dönüşmek belki ama aşk değil hep böyle kaybederek mi galip oluyor o? hep böyle umarsızca kendini silerek? hiçbir şey beklemediği için mi benden, ben herşeyimi vermek istiyorum ona? yoksa benden daha çok üzülmesi mi eski yaralarıma? ama kaldı mı böyle kişiler şimdi, ben mi yapıyorum kafamda yanılmasa? tende kalan bir parıltı belki aradığım şeyi bulduğumda karşıma çıkan eter hep o aradığım gizemli pürlük – TADZİO – nasıl tanımam onu karşıma çıkarıldığında nasıl asetonlamam beynimi nasıl çam yeşili bir eter ve etera gözlerini hep ayak uçlarına dikip durduğunda belki Tadzio da değil o belki başka bir şey gizli tutulması gereken bir şey ama nasıl nasıl tanımam onu karşıma çıkarıldığında. enerjiye bağlanınca raslantılar derin bir anlam kazanıyor: esrarengiz peru yazmalarının 9 sezgisinden ikincisi söylüyor bunu. gözlerimi kapadığımda nasıl bir sitar ve eter ve etera yok yok aşk değil bu, aşk hiç değil saf olana duyulan çılgın bir tutku bu kuğu sürülerine duyduğum özlem yüreğime eldiven gibi geçen birşey eskiden önemsediğim ne varsa şiirim, dostlarım hatta gururum hepsi iskambil kağıtları gibi yıkılıyor ve belki de ben ilk kez aşık oluyorum.
I take the path of least resistance and curl up with a book.
Sylvia Plath, The Unabridged Journals of Sylvia Plath (via watchoutforintellect)
The Good Wife 4x14 || 4x15
You over your cold? Yes.You? Getting there.
Hamnøy
Embrace
whatever happens to you with simplicity.
“Her varlık yavaş yavaş apayrı bir varlığa dönüşüyor, nesne kendi özünden sıyrılarak başka bir nesneyle kaynaşıyor. Örneğin bazı yerlerde gökyüzü ormanı ön plana çıkarır iki doğa parçasının oluşturduğu bu görüntüyü “bileşik nesne” olarak tanımlayamayız. Çünkü söz konusu varlıkların tözlerini birbirinden ayıran ya da kesen bir çizgi yoktur. Resimlerimi gerçekleştirirken izlediğim yöntem budur. Yapıtlarım gözü alışıla geldiğinden daha farklı boyutlarda algılamaya zorlar. Çizdiklerim akla yakındır, ama bazı bölümlerde ormandan göğe yükselen birkaç ağaç görünemeyecek kadar saydamlaşır ya da çıplak kadının bazı parçaları başkalaşım geçirerek başka tözlere dönüşür.”
Rene Magritte
İçimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını Hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere Ve bir kurtuluş bulamadık. Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için Ama kimse duymuyor bizi. Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz.
Füruğ Ferruhzad (via geceyarisinidortgece)
Cinsiyet Rolleri Biçme Üzerine
’ kadınlar şöyle yaparsa erkekler böyle yapar, kadın şöyledir erkekse böyledir’ gibi şeyler okumaktan bıktım.
yazmaya çalışanlar bıkmadı.
algılarınızı sınırlandırmanızdan ve toplumun size biçtiği cinsiyet rollerini hiç sıkıntı çıkarmadan oynuyor olmanızdan usandım.
nedir bu sizdeki her kadını ve her erkeği kendi cinsiyeti içinde bir tutma çabası?
nedir ‘iki cinsiyet var ve ikisinin de ederi, tutarı belli’ diyerek indirgemelerde bulunmanız?
ve daha keskini, bu saçma sapan algının dışına çıkan, bunu reddeden kadın ver erkekleri toplum dışı, marjinal ve bilimum diğer sıfatlarla acımadan etiketlemeniz?
size göre kadın kadınlığını, yüz yıllardır süregelen klişelere göre gösterecek, öyle mi?
kadın dediğiniz cinsiyet ağlayacak, sızlanacak, ilgi bekleyecek, hoşnutsuzluğunu hep aynı metodlarla gösterecek, çocuk doğuracak, ev işleriyle ilgilenecek, gerek görülürse şiddet görüp susacak.
erkek dediğiniz cinsiyet çalışıp eve parayı getirmekle yükümlü, çoğu kadına göre ilgisiz, kendi keyfine ve cinselliğe düşkün, hatta odun.
kadın ve erkek size göre öyle.
şunu öğrenmenizde fayda var: her kadın diğer kadından, her erkek de diğer erkekten farklı.
kadın da erkek de toplumun gelenekselci baskılarının ona biçtiği rolü oynamak zorunda değil.
ilişki denen yapıda bir kadın ve bir erkek var, dünyadaki her kadından ve her erkekten ayrı iki insan var.
cinsiyet temelinde milyarca farklı insana nasıl aynı sıfatları verebiliyorsunuz anlamıyorum. bilimsellik nerede?
elbette ortak olabilecek bir çok yön vardır ancak bunlar cinsiyetin değil benzeşen insanların ortak yönüdür.
kadınları sizin tabirinizle ‘mızmız, evinin hanımı olması gereken, sulu göz, ilgi manyağı, çok konuşan, dırdır eden vs…’ ; erkekleri de ‘odun, düşüncesiz, ilgisiz vs…’ gibi sıfatlarla tanımlıyor olmanızdan yoruldum.
ilgisiz kadınlar da var, sulu göz erkekler de.
onları nasıl sınıflandıracağız?
istisna diyeceksiniz, evet.
istisna diye bir şey yoktur.
toplum tarafından otomatiğe alınmış cinsiyet rolleri vardır.
bu algıyla kadın,erkek ve ilişki üzerine yazmakta olduğunuz her cümleden tiksiniyorum.
bu algılarla oluşturduğunuz ilişki ağları haliyle uzun sürmeyince başladığınız yakınmalardan da.
‘kadınlar böyle işte’ 'erkekler böyle işte’ algısıyla düşündüğünüz her zaman ilişkilerinizde ve tespitlerinizde başarısız olmaya mahkumsunuz.
her insanı, cinsiyetine biçilmiş rolden ayrı tutup anlamaya çalışmadığınız sürece…
sizin, bu şekilde gördüğünüz her ilişki ağının, her algının dışındayım.
siz demeden belirteyim sizin yerinize:
'toplum dışıyım, marjinalim, eh ne de olsa çok konuşan bir kadınım
Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi.
Şule Gürbüz - ‘’ Zamanın Farkında ‘’
The best song ever and ever. Just saying again.
“I know everything about you.
You know everything about me.
They know everything about us.”
It's not always sunny in Paris. This is the only piece of sun I can get during this trip in Paris.