Karşıma çıkacak ilk nasihati dinlemek istiyorum bazen. O kadar kendi bildiğimizi işliyoruz ki... Sözü dinlemeyen kendimden de yoruluyorum, etrafımdan da...

祝日 / Permanent Vacation
Game of Thrones Daily
i don't do bad sauce passes

Kiana Khansmith
todays bird
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
sheepfilms
No title available

if i look back, i am lost

pixel skylines
styofa doing anything
Xuebing Du

★

roma★

⁂
Claire Keane

Janaina Medeiros

blake kathryn
occasionally subtle

Discoholic 🪩
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from Germany

seen from China

seen from T1

seen from Italy

seen from Italy

seen from Colombia
seen from Poland

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
@lemefhem
Karşıma çıkacak ilk nasihati dinlemek istiyorum bazen. O kadar kendi bildiğimizi işliyoruz ki... Sözü dinlemeyen kendimden de yoruluyorum, etrafımdan da...
Babaannem demek...
Annemin evinde bir çılgınlık yapmışım ekmek, bez almaya kendi başıma çıkmışım, kulağımda da sene 2013/Can Gox-Dal Goncayı Bir Sabah şarkısı. En sevdiğim çikolatayı cebe atmışım oturmuşum parka. Öf ne keyif. Tam 10 dakika öyle müzik dinlemişim!
Abart abart. Çocuğunuz olunca anlayacaksınız dışarıda kulaklıkla müzik dinleyerek yürüme lüksünü. 😒
"Ortam kötü, herkes insanlıktan çıkmış. Benim de insanlıktan çıktığım oluyor, herkes çıkar bence. Ama sanki mühim olan oraya geri dönmek, gönül almak."
İthaf: Muharremin Onuna...
Aylardır yeni bir kitaba başlayamıyorum. Tam başlayayım derken elim yine eskiden okuduğum kitaplara gidiyor; bu kitapta acaba nerelerin altını çizmişim merakına yeniliyorum.
Bu aralar da böyle gitsin bakalım.
Bu aralar da böyle gitsin...
•Bir gerçeği ortaya çıkartmak iki kişiye düşerdi: Biri söylemek, öbürü de anlamak üzere.
•Ağaçlar toprağın göklere doğru yazdığı birer şiirdir.
•Bir ağaç, yaşam hikâyesini kaleme almaya kalksa, bu bir neslin yaşam hikâyesinden farklı olmazdı.
•Her durumda dostunu anlayamazsan, bir daha asla anlayamazsın.
•Eğer yüreğiniz bir volkansa, avuçlarınızda çiçekler açmasını nasıl bekleyebilirsiniz?
•Ne tuhaftır ki hep ayağı ağır insanlara acımışızdır, yüreği ağırlara değil. Ve gözleri kör olanlara, yüreği kör olanlara değil.
•Hepimiz mahkûmuz ama bazılarımızın hücresinde pencere var, bazılarımızınkilerde yok.
•İman, yüreğin ta içinde, hiçbir düşünce kervanının ulaşamayacağı bir vahadır.
Uzun zaman sonra canımın yeniden türk kahvesi çekiyor oluşuna baya bir direndim; birkaç gün yok canım Allah Allah daha neler tarzında erteledim. Kalabalıkta falan eşlik etmek için reddetmiyordum ama severek de içemiyordum. Fakat bayağı canım çekiyor, burnumda kokusu geziyordu. Bilmem şu Dürdane hanımla bir ilgisi var mı?
Gerçi ben Ulviye hanımla karşılıklı içmeyi tercih ederdim ama, onlar sevda delisi Dürdaneyi tercih etmişler.
Sonuç: Yine kötü bitti.
Ben annemin evinde her sabah ve her akşam gökyüzünün fotoğrafını çekerdim. Kendi evimde tülleri bile açamıyorum.
Mimarisel şiddet diyorum.
Sevda sırrınan olur diyorlar; bizimki beni niye aşikâr etmiyorsun diyor 😅 Canım benim.
Biz de alırımız simitimizi gider bir bankta eyleştiririz gönlümüzü, napalım. Nefes alalım, huzur alalım. Şükredecek şey çok, onları bulalım.
Bu aralar daha çok kitap paylaşıyorum çünkü daha çok kitap okuyabiliyorum. Çünkü bir ablam bir paylaşımıyla büyük bir aydınlanma yaşamama vesile oldu.
İlim öğrenmek isteyip çocuğundan dolayı vakit bulamayan biri tavsiye istiyordu hoca da çarpıcı bir gerçekle; çocuğunu dizinde sallarken, emzirirken bir hadis bile okusan ilim öğrenmiş olursun ama yeni neslin sorunu ilim öğrenmek değil ilim öğrenecek ortam, masa kurmak!
Off bee! Yazarken bile bir daha çarpıyor!
Sonra ortam kurmayı bıraktım, -zaten bir ortam kurduysam Asaf 3 saat uyuyacağı gün yarım saat uyuyordu iyice sinir oluyordum.- sonra sadece uykudayken değil uyanıkken de normal bir şekilde kitap okumaya başladım. O da tabiki aa annem kitap okuyor saygı duyayım da kendi kendime oyunumu oynayayım demiyor. Önce kitabı kapattırmaya çalıştı. Sonra elimdekini alıp okumaya çalıştı. Ben bir sayfa bile okusam kendime kâr saydım. Ama bir sayfa değil günde 150 sayfa bile okuyabilir oldum. Bir günde elime iki kitap bile alabilir oldum. Şimdi ben kitabımı alınca o da gidiyor kendi kitabını alıyor, sadece sevdiği -genelde yemekli- sayfaları açıp ağzını kımıldatıyor. Hep aynı sayfaya baktığı için yine karnı acıkıyor beni mutfağa sürüklüyor, bir iki yemden sonra da beni baya bir müddet kendi hâlime bırakıyor.
Bu da benim analık serüvenim 😅
Güzel bitmiyor, bitmiyor. Of.
Vakti geldi. 5 yıl sonra.
Zamanında altı çizilen, kütüphanede yerini alıp bir daha kapağının açılmasını bekleyen dergilerin. Bu ânı çok bekledim. Yıllar sonrasına duygu gönderip, o duyguyu göğsümde yeniden karşılamayı.
Ve bir şiire yeniden, yeniden, yeniden vurulmayı.
Kimi bir ağacın dalında büyüyor
Kimi bir pınara dayıyor ağzını
Evladımıza yerinde söyleyebilmek için hikmetli sözler biriktirebilsek biraz.
Biz unutuyoruz ademoğlunun her şeyi yapabileceğini.
Biz kırılıyoruz en ince dallarımızdan.
Beklesek her şeyi, herkesten... Beklesek, beklesek...
Gece bir kuyudur.
Tarifi yok; bu mübarek cuma gününün ağırlığının.
Yaşadığımız hayal kırıklıklarının.
İstemeden öğrendiklerimizin.
Gerçek nedir hiçbir türlü öğrenemeyeceklerimizin.
Bir günahı, bir ayıbı örtemeyişlerimizin.
Arkasından konuştuklarımızın.
Peşinden koşup yanıldıklarımızın.
Sınırlarını zorladıklarımızın.
Kalp kalınlığımızın...
Hakikatten uzak yaşayışlarımızın.
Fert olarak ve toplum olarak ödediğimiz ve daha nice ödeyeceğiniz bedellerin...
Allah'ım, sen bize iman üzere yaşayıp iman üzere ölmeyi nasip et. Birer birer kayıp gidenlerin aksine, bizi dininde sabit kıl. Kalplerimize sahip çık.
Bizi bizim irademize bırakma. Merhametinden ayırma.
Söz zamanı aşar.