"ne kâbustu ama. sonra bir akşam aniden bitti. saat sekizde onu seviyordum, saat dokuz olduğunda varlığına bile dayanamıyordum; iyileşmiştim."
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

JVL
d e v o n

Love Begins
No title available
KIROKAZE

Discoholic 🪩
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

祝日 / Permanent Vacation

Janaina Medeiros
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price
No title available
🪼
noise dept.
I'd rather be in outer space 🛸
Show & Tell
trying on a metaphor
Cosimo Galluzzi
hello vonnie

seen from United States

seen from South Africa
seen from United States

seen from Singapore

seen from Canada
seen from Hungary

seen from Malaysia
seen from Italy
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Brazil

seen from United States
seen from Vietnam
seen from United States

seen from Germany

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
@lilithecx
"ne kâbustu ama. sonra bir akşam aniden bitti. saat sekizde onu seviyordum, saat dokuz olduğunda varlığına bile dayanamıyordum; iyileşmiştim."
biz birbirimize öyle içten bakınca, dünya bizi kanlı bıçaklı etmez sandım.
her yerden dönülür sanıyorsun ama bu saatten sonra ben evimin kapısını çaldığımda açanın sen olmadığını bileceğim, sense kapın çalındığında gelmeyenin kim olduğunu.
bana müthiş bir aşk yaşattın ama günahıyla ama sevabıyla. lakin ayrılırken tanıştık.
beni hep çocuk gibi ağlarken gördün, bir gün aklı başında bir yetişkin gibi kapıyı çarpıp gideceğim hiç aklına gelmemişti.
rastlaşmasaydık eve gidecektim yaşım genç yoksa intihar edecektim.
şimdi yalan sevdalara sarılıp ziyan olabilirsin. sen bunu çoktan hak ettin.
"sevinsen ona gidiyorsun, üzülsen ona gidiyorsun, onu seçtin işte, onu seviyorsun."
ben biliyorum, ittir bir yanım. yakarım da yıkarım da. ama sen. ben seni ne yakmak ne de yıkmak istemiştim.
seni çok sevdiğimin artık seni çok sevdiğim anlamına gelmediğini anladım. artık kimseyi çok seven bir cümlem yok. yüzümü okşuyorum saçımı kesiyorum kendimle kavgasızım hep güzel şarkılar dinliyorum ilk kez girdiğim yollardan kaybolmadan çıkıyorum, tek parça, hasarsız. ama benim kimseyi çok seven bir cümlem yok artık. yandan dolanıyorum içine girmeden dahil olmadan görmeden. yüzüne bakıp ezberlemeden. şiire benzetmeden. yokuş yukarı koşmadan. öksürür gibi yapmadan. çok üzülürüm sanıyordum ama hiç sallanmadan. bu kadarmış diyorum. yine çakmak kaybediyorum. güvercinleri besliyorum. seni çok sevmiyorum bak bunu sesli söyledim. gömüyorum ama kazmıyorum.
Aslında her şey göz önündeydi.
Titreyen elleri, gittikçe zayıflayan bedeni, yaz geldiğinde bile kat kat giyinmesine rağmen, üşüdüğü için morarmış elleri ve dudakları, eskiden büyük bir hayranlıkla baktığım, ışıltısı solmuş gözleri, bir kenarda oturup sürekli uzaklara dalışı…
Bazen kafasını kollarının arasına bırakıyordu, sonra aniden yerinden sıçrıyordu, nefes alış-verişleri o kadar hızlı ve düzensizdi ki, uzaktan bile yeterince dikkat edildiğinde fark edilebilirdi. Sonra kendini bulunduğu ortamdan dışarıya atıyordu. Yarım saat kadar sonra geldiğinde, gözleri kıpkırmızı ve şişik, bacakları titrek, yüzü korku dolu bir ifadeyle kaplanmış oluyordu.
Her şey bu kadar göz önünde olmasına rağmen, o zamanlar bunların birine bile önem vermedim, kimse önem vermedi.
Bu yüzden belki de, bugün senin cenazende olmayı hak etmiyorum.
Eğer sana yardım edebilseydim…
Hayır, eğer sadece bunları fark edebilseydim, bugün belki de benimle beraber olabilirdin.
Yapmadığım her şey için özür dilerim. Seni tek başına bıraktığım için özür dilerim, Martha.
Fotoğrafıma bakarak ağla olur mu. Bir daha gelemeyecek oluşuma ağla.
bir cümle ya da alıntı paylaşır mısın?
“senin en iyi hâlini sevmişler ne büyük devrim. ben senden her kötülüğü beklerken de sevdim.”
biz seninle. birbirine telaffuzda çok benzeyen. öyle ki birbirini çağrıștıran. fakat bambaşka anlamlar taşıyan iki sözcükmüșüz. beni gören seni hatırlıyor. seni gören yanlışlıkla ismimi heceliyor. handiyse aynıymıșız ama değilmişiz işte. benzerliğimiz hiçbir şey ifade etmiyor. hiçbir kapıyı açmıyor. birbirimizden öyle uzağız ki. aynı cümle içinde bile yan yana gelemeyiz. hiçbir dilde üstelik. ben bu hakikatle yüzleştim. sıra sendeymiș.
hassiktir.
benim kaburgalarım yamuktur. benim saçlarım, tırnaklarım yamuktur. ellerim titrer, sigara bile yakamam. bilmiyorum bunlar olmasa ne kadar ben olurdum. belki bunlar olmasa yanımda sen olurdun.
seni sevmekten ve her hatanda yaptıysa bir bildiği vardır demekten, işlediğin her günahın arkasıdan aslında çocuk gibi bir kalbin olduğunu kendime telkin etmekten vazgeçtim. geçmiş olsun.
cüzdanda ki resminin yerini başka resimler alır da yüreğimde ki yerini, adın her geçtiğinde üşüyen içimi ne yapacağım. unut demeyi biliyordun. hadi bunu da anlat.