Hangi günahın bedelini ödüyorum da haberim yok

tannertan36
Xuebing Du

祝日 / Permanent Vacation

Love Begins
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
noise dept.
hello vonnie

PR's Tumblrdome
One Nice Bug Per Day
Sweet Seals For You, Always
trying on a metaphor

roma★
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Cosimo Galluzzi
wallacepolsom
we're not kids anymore.
Not today Justin

Origami Around
🪼
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Sweden
seen from T1

seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from United States
seen from T1
seen from Egypt

seen from Malaysia
seen from T1

seen from Italy
@lizecan
Hangi günahın bedelini ödüyorum da haberim yok
Ya uzun zaman önce konuşulacaktı, ya da önüne duvarlar örülecekti kelimelerin.Ya izin verilmeyecekti gidenlere, ya da sessizce izlenecekti gidişler. Araflardan uyanışlar bel bağlardı yeni rüyalara.Bu rüyalar bakmazdı yüzüne insanın. Rüyalar yalan söylerdi insanlara. Rüya iyi de olsa kötü de olsa , zaman kavramı yitirildiğinde , bıkmaz tekerrür ederdi tarih .Kendi adını bilmeyen bir ressamın ellerinde, yalnızca karalama gibi görünen bir duvar tablosu olurdu zaman. Baktıkça kafası karışır , midesi bulanırdı insanın.
Geçmiş, gelecek dökülür ayaklarının altına ,korkardı. Her ikisi de korkuturdu çünkü. İnsan, geçmişinde yaptığı hataları gelecekte de yapmaktan korkardı. Korkmalıydı. Korkmalıydı ki yeni ve tamamen farklı hatalar yapabilsin .
Bunun erdemi ,âşık etmeliydi insanı dünyaya.
Çünkü orası öyle güzel bir yerdi ki ,orada zaman öyle eşit dağılıyordu ki , kesinlikle yaşamaya değerdi. Dünya ne kadar büyük ve ürkütücü olsa da sevmeliydi insan orayı, Ve orada kendiliğinden oluşan değerleri… İnsan,âşık olmalıydı.Geçmişine,bugününe
Bazen bir Gözlük’e bazen mavi bir tutam saça bazen de laciverde boyanmış bir Pazartesi gününe…
Ağaçların ,insanların ,arabaların sesleri ,şehrin gürültüsünden sıyrılmaya çalışan kuş cıvıltıları ,arka sokaklarda birbirine havlayan sokak köpekleri… her şey öylesine uyumlu ki ,birbirinden bağımsız bu görüntü ve sesler , kendi aralarında adeta bir senfoni oluşturuyor.gözlerini kapatıp dinlemeyi bilirse insan gerçekten duyabiliyor onların seslerini. bu evrenin sesi gibi dünyanın her yerinden duyulabilen bir çocuk şarkısı bu ve her gün insanlar bu şarkı eşliğinde başlıyor yeni güne yüreği kara olanlar çığlıklar duyuyor diğerleri ise huzurun sesini. yoruma göre değişiyor tabi insanlar duygularını yönlendirerek bu sesleri kontrol edebiliyor Ama benim yüreğim yanıyor yalnızca yüreğim değil sanki zihnim içerisinde mutluluk kaynatılan bir kazanın içine atılmış gibi düşüncelerim öylesine berrak ki her birinin ardında yatan olasılıkları hesaplayabiliyorum bir adım sonrasında ne yapacağımı artık biliyorum