Evet, nihayet geldim. Ne çok zaman geçti, kim bilir nasıl değiştim.
Oyun oynamayı bırakalı çok olmuş, onu fark ettim. Çok kitap okumuşum, çehrem değişmiş. Gülerken gözlerim eskisi gibi kısılmıyor, gülüşlerime hükmedebiliyorum. Herkese hak ettiği kadar gülüyorum, fazlasını artırıp uykularıma saklıyorum.
Hep müzik dinliyorum, hep birilerini duyuyorum şarkılarda. Müzik dinlemeyi senden öğrendim ben, arabanda bulduğum kasetleri izin almadan eve götürürdüm hep. Arabada önde otururken radyo benimdi, ben çalardım. Hala değişen bir şey yok, sadece daha az duyuyor kulaklarım. Kulaklarım hep tıkalı müzikten başka şeylere.
Vurdumduymaz olmuşum, unutkan; kafamın içi uçsuz bucaksız bir deniz. Her gelen bozuk para sektiriyor, balıklarını terk ediyor sanki buraya. Çok sığdı sen varken, ışıldardı rengarenk. Şimdi şehrin kiri, pası yüzüyor bu taşkın sularda; belki dibine kemikler çökmüş.
Ben katil oldum baba, içimde ölüler var; saklayamam. Sevmiyorum; ölüyorlar. Sevmiyorlar; öldürüyorum. Elleri uzanıyor, kesiyorum. Saçları çirkin olduğu için kafasını başından ayırdıklarım, yaşıyor mu diye kontrol etmek için elimi göğsüne daldırdıklarım var. Hepsinin leşi burada şimdi, gizleyecek başka yerim yok. İçimde dolaşırken görmezden gelmen gereken toplu bir mezarlık var, anla diye çiçeklerle örttüm üstünü. Basmazsın.
Yüzüme baktığında, göz bebeklerimden içeri, görmüştün zaten karanlığımı; neden anlatıyorsam. Asıl çehreme bak, ne çok benziyoruz. Burnumun üzerinde kırmızı bir iz var senin gibi; ağzım, burnum, çenem hep sen. Senin gibi yamuk gülüyorum, seviyorum bunu. Seviyorlar.
Sevmeye alıştırılamadım hiç, koşulsuz olanını bulamadım. Erkendi bu yüzden, olmayan iradesi dışında memeden kesilen bir bebek gibi pastörize süte alıştım. Sütü hala çok seviyorum, çikolatayla içerdim, şimdi sigarayla içiyorum. Evet, üzerdi seni bu çok: Nefes alamıyorum diye beni hastaneye yetiştirmek için aklını kaybettiğin o gün aklının bir parçasını havada ben yakaladım, tiryakilik oradan bulaşmış olmalı. Paketlerimin içinde taşıyorum bazen seni tütün kokusunu seversin diye. Sigaramı da, ilacımı da sana arkam dönükken öpüyorum.
Tütün kokan adamları seviyorum, yarım kalan günlerimizi öyle biriyle tamamlayasım var sanki. Kimsenin bilmediği o şekilde bana hitap edişini öyle güzel bir adamdan duysam hiç yadırgamazmışım gibi. Bozulma, büyüdüm ben; isterdim senin gibi genç kalmayı, ama yere attığım saatler hala çalışıyor bir şekilde. Daha fazlası için ise kollarım güçsüz. Belki daha fazla süt, belki daha fazla öpücük; ihtiyacım olan ne, ben de bilmiyorum. Bana kızmadan yanımda durursan gölgenden alabilirim boyunun ölçüsünü, o kadar çok şeyi ölçebilirim ki sen oralarda bir yerdeyken. (Hep ol o yüzden.)
İçkiyi, sigarayı, kırmızı ruju fazla kaçırdığım günler hep aklımdasın. Senden çaldığım o parça, aklımın en sevilen yarısı, bilmiyorlar. Güzel bir sen oldum; ama hakkımı vermelisin ki kirpiklerim ve saçlarım senden daha güzel.
Çok rüya görmem, bilirsin, ama bu yeterince güzeldi. Yine gelip yıllar önce öğrendiğim o en güzel pastayı yapacağım sana, karnını tıka basa doyurma.
Buralardayım. Şuralardasın.