Gazeteci Deniz Ergürel ile Taksim Gezi Parkı Hakkında Yeni Medya'ya Dair Röportaj
1. Taksim Gezi Parkı’nda 27 Mayıs 2013 günü duvarın yıkılması ve ağaçların sökülmesi üzerine halk ayaklandı. Gezi Parkı’nın yıkılmasını istemeyen kişiler sosyal medya ile bunu duyurdu ve 27 Mayıs gününden sonra daha çok kişi Taksim’e geldi. Başka şehirlerde kendi şehir meydanlarında eylem yaptılar. Bu durumun sosyal medya’da yayılmasını nasıl görüyorsunuz?
Türkiye son yıllarda internet erişiminin hızla yaygınlaştığı bir ülke. 36 milyondan fazla internet abonesi var. Genç bir nüfusa sahip olan Türkiye aynı zamanda sosyal ağlarda da çok aktif. Facebook’ta 32 milyon, Twitter’da ise yaklaşık 11 milyon Türkiyeli kullanıcı olduğu biliniyor. Böylesine yüksek internet ve sosyal ağ kullanımının olduğu bir ülkede olayların Twitter, Facebook gibi mecralarda yayılması da kolay oluyor. Buna bir de toplumda yükselen çevre hassasiyeti ve siyasi tepkileri eklediğinizde bu sonuç kaçınılmaz. İnsanlar fikirlerini veya protestolarını ifade etmek istediklerinde artık ellerinde sayısız araç var.
2. Polis bazı zamanlar Taksim’e çıkan yolları kapattı veya polisin müdahale ettiği yerleri orada bulunan kişiler hemen akıllı telefonlarıyla sosyal medya da paylaştı ve daha fazla kişinin canının yanmasını önledi. Akıllı telefonlarla bu hızlı bir şekilde yayıldı eskiden olsa aynı durumda ne olurdu? Neler düşünüyorsunuz?
Eskiden bu kadar aktif bir bilgi akışının olmayacağı kesin. Belki eylemciler kendi aralarında ağızdan ağıza haberleşirlerdi (word of mouth) ama teknoloji ve internetin kullanımı ile birlikte bu haberleşmeyi daha açık, daha şeffaf ve daha hızlı yapabilme kabiliyetine kavuştular. Teknoloji ve sosyal medya, toplumsal olaylarda insanların sesini yükselten bir amfi görevi üstleniyor.
3. Akıllı telefonlar, internet artık hayatımızın bir parçası oldu. Taksim Gezi Parkı üzerinden gidersek bu cihazlar hayatımızdaki konumu ve önemi nedir?
Uluslararası Araştırma şirketi Nielsen’in yayınlamış olduğu bir rapora göre 2013 yılının başında Türkiye nüfusunun yüzde 19’u akıllı telefon kullanıyor. Bu yaklaşık 15 – 16 milyon akıllı telefon demektir. Yapılan araştırmalara göre özellikle son yıllarda alınan 10 telefonun 7’si akıllı telefon özellikli. Bu telefonların en önemli özelliği, haberleşme, iletişim, bilgi alma, eğlence, finans vb. sayısız alanda kullanılabilmesi. Artık bu telefonlar nüfus cüzdanımızdan daha değerli hale geldi.
4. Tablec Pc , akıllı telefonlar ve sosyal medya özellikle facebook ve twitter da daha hızlı bir iletişim ve haberleşme durumu yaşatıyor. Bunu bizim için iyi mi kötü mü görüyorsunuz? Taksim Gezi Parkı sosyal medyaya yayılmasaydı bu kadar ses getirir miydi, bu kadar katılımcı olurmuydu?
İletişimin hızlanmasını genel olarak olumlu buluyorum. Ama bunu bireylerin kullanım şekline göre ayrıca değerlendirmek gerekir. Teknoloji ve internet sayesinde bilgiye erişmek “demokratikleşti” ama aynı şekide iftira, yalan haber, nefret suçu gibi kavramlarda bu “demokratikleşmeden” istifade ediyor. Doğru bilgiye erişim kolaylaştığı gibi, yalan haberlerin paylaşımı da kolaylaştı. Her ne kadar zaman içerisinde yalan haberlerin ortaya çıkması mümkün olsa da, bunun yıkıcı etkilerini göz ardı edemeyiz. Çünkü bilgiden çok bir algılar çağında yaşıyoruz.
Gezi Parkı olaylarını yaygınlaştıran en önemli etkenlerden birisi sosyal medyaydı, bu yüzden sosyal medya olmasaydı bu olaylar da o kadar ses getirmeyebilirdi diyebiliriz. Ama bu olaylar sadece sosyal medya sayesinde oldu anlamına gelmemeli. Tarih boyunca her zaman sosyal hareketler olmuştur. Toplumsal çatışmalar, sokak hareketleri her zaman vardı fakat sosyal medya bunları daha görünür hale getirdi.
5. Eylemin ilk başladığı zamanlarda ben son gelişmeleri öğrenmek için sosyal medya hesaplarımı açıyordum. Televizyonu değil. Hem televizyonda haberi pek yoktu hemde sosyal medya kadar hızlı değildi. İstediğim her an sosyal medyadan gelişmeleri takip ediyordum. Eski ve yeni medya olarak bunu nasıl görüyorsunuz?
Yeni medya dinamiklerinin henüz yeterince anlaşılamadığını söyleyebiliriz. Sosyal ağlar ve internet sayesinde artık haber anında üretiliyor ve tüketiliyor. Bugün acaba ne olmuş diye ana haber bültenlerini izlemeyi veya dünün haberlerini gazeteden okumaı bıraktık. Önce olayları duyuyor daha sonra bu olayların detayını anlamak üzere televizyon ve gazetelere yöneliyoruz.
Gezi Park’ı olayları özelinde düşünürsek televizyonların bu olayları görmekte geç kalmasının ciddi bir hata olduğunu düşünüyorum.
6. Bakanların ve vatandaşlar Taksim Gezi Parkı olaylarından sonda daha da etkileşim halinde oldu. Bunu nasıl buluyorsunuz? Ayrıca sosyal bir alanda yapılan görüşlerin atılan tweetlerin sorgulanmasını, davalık edilmesine ne diyorsunuz?
Sadece fikir ve görüş bildirmek için atılan tweetlerin dava konusu yapılmasını kabul edemiyorum. Bir fikri sevmeyebilirsiniz ama bu o fikre dava açmayı gerektirmez. Ama ortada bir suç itirafı varsa veya bir kişi veya kuruma karşı ağır hakaret veya iftira sözkonusuysa ancak o zaman hukuki yollara başvurulabilir. Artık sosyal medya kullanıcılarının da yazdıklarından sorumlu olduğu bir dönemdeyiz.
7. Taksim Gezi Parkı’nda medyanın rölü neydi? Görevini yerine getirebildi mi sizce?
Gezi Parkı olaylarının özellikle ilk bir kaç gününde medyanın görevini iyi yapamadığına inanıyorum. Bir tarafta olayları neredeyse hiç görmeyen bir medya, dğer taraftan da çok manipülatif ve kitleleri sokağa dökmek isteyen yayınlar vardı. Oysa olması gereken bu ikisinin ortasında bir yerdeydi. Malesef Türkiye’de bunun eksikliğini yaşıyoruz. Bu alanda ciddi özeleştiriler yapmak gerek.
8. Taksim Gezi Parkı süresince yeni medyanın önemi nasıl anlaşıldı?
Normal bir günde Türkiye’de 9-10 milyon tweet atılırken. Gezi Parkı olayları süresince bu rakam 15 ile 27 milyon arasında değişti. Buradan şunu anlıyoruz ki yeni medya dediğimiz kavram artık toplumsal bir realitedir. İnsanlar konuşmak istediklerinde, fikirlerini ifade edebilecekleri sayısız mecra var. 67 milyon cep telefonu aboneliğinin, 32 milyon Facebook, 11 milyon Twitter kullanıcısının olduğu bir ülkenin de zaten kapalı olması beklenemez. Özellikle genç nüfusun kullandığı yeni medya artık hem bir içerik üretimi, hem de paylaşım ortamına dönüştü.