#taksim #taksimsquare #istanbul #tanersarac #taksimgeziparki Photo by Taner Sarac (Taksim Meydanı) https://www.instagram.com/p/CHhcf7pDtuQ/?igshid=1a1swkqbtenim
seen from Serbia
seen from Lithuania
seen from United States
seen from Japan
seen from Panama
seen from Russia
seen from China
seen from China
seen from Yemen
seen from Yemen
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United Arab Emirates

seen from United States

seen from Latvia
seen from Yemen
seen from China
seen from South Korea
#taksim #taksimsquare #istanbul #tanersarac #taksimgeziparki Photo by Taner Sarac (Taksim Meydanı) https://www.instagram.com/p/CHhcf7pDtuQ/?igshid=1a1swkqbtenim
🗣 Yeterrrrrrr artik Kimse olmessin kime yaralanmassin Hic bir Anne aglamassin Hic bir eve Ates dusmessin 🙏 Taksim 🎗 #Taksim #istiklalcaddesi #taksimmeydani #taksimsquare #taksimgeziparki #istiklal #stopterrorism #terorulanetliyoruz #terörülanetliyoruz #prayfortaksim ##mrtypr STOP Terrorism 💥 (à Avenue du Chemin de Fer)
(Avec mon commentaire personnel publié d'abord sur la page de la vidéo, cherchez "Papersnews" sur ce blog pour plus d'infos en Anglais.)
C'est tout de même étonnant que, malgré des preuves visuelles de dizaines de morts et centaines de blessés graves, on continue à appeler ces manifestants "une poignée" et les traiter de "terroristes". De même, on a des preuves tangibles (supportées par les mots de RTE lui-même, en fait) qu'on cherche à nous diviser et antagoniser l'opposition. Alors que les manifestants sont, eux, d'origines ethniques et sociales tellement diverses, n'ont aucun représentant politique. S'ils étaient vraiment un mouvement politique, quelle est donc l'idéologie qu'ils chercheraient à imposer, quelle "nouvelle forme de business lucratif" chercheraient-ils à instaurer? Quant aux "améliorations" apportées par l'AKP, elles se limitent à l'urbanisation à outrance, la vente de richesses territoriales et l'irrespect de l'héritage culturel (la gare d'Haydarpasa par exemple). La limitation des libertés d'expression donne aussi l'impression du "manque de manifs majeurs" jusque-là, sinon on les aurait faites taire dans le sang (exactement comme ici). Et que dire de l'interdiction aux hôtesses de l'air de se maquiller de manière "trop visible", alors que le turban porté de façon ostentatoire dans les écoles est rendu libre? Les scènes de gore, voire de simples cigarettes et bouteilles d'alcool, censurées pour être "choquant" et "mauvais exemple pour les petits" (parfois recouvrant un pan entier de l'écran) - sans jamais toucher aux armes à feu ni aux explosions, plus cris d'agonie et bruits de chute dans les scènes de mort? La corruption du gouvernement et le chômage des jeunes, en revanche, ferait presque (PRESQUE) verdir les Russes et les Américains. Répétez qu'il a réduit le coût de la vie autant que vous voulez, ils ont réduit les salaires et les congés encore plus. S'ils ont pu payer des dettes au FMI, c'est bien grâce à l'argent du peuple qui croule sous les impôts, pendant que la monnaie nationale perd constamment sa valeur. Quant à l'économie, elle va beaucoup mieux - pour ceux qui savent leur obéir et croire sans penser. Il suffit de comparer les fonds alloués au ministère de la religion avec ceux de toutes les autres ministères (telles éducation, sport, et santé) - ou comparer le nombre de mosquées (OU d'usines OU de centres commerciaux) avec celui des écoles ET hôpitaux ET gymnases réunis. Même des musulmans pratiquants n'en veulent pas, d'un tel islamisme obsédé par la consommation qui se déclare "modéré". Et les votes? Achetés ou falsifiés. Sinon, pourquoi arrêter de mettre de l'encre sur les mains des votants (qui avait pour but de les empêcher de revenir voter plus d'une fois)? Et plus récemment, pourquoi leur prêter des stylos à encre effaçable, au lieu des stylos à bille conventionnels utilisés auparavant? De plus, il y a un certain seuil (10% des votes, si je me souviens bien) en-deçà duquel les votes en faveur d'un parti ne comptent plus. Ce "50% des votes" à l'AKP n'est donc certainement pas "50% des votes du peuple", mais "50% des votes de plus de 10% par parti". Ajoutez-y le nombre de journalistes et d'écrivains prisonniers politiques, vous obtenez un joli tableau de ce "petit père des peuples" qui se veut un "roi Soleil".
Gezi baslayinca niye penguen gosterdiklerini anladim
Milleti kutuplandirmaya calisiyorlar. Kendileri ayi ya!
Papersnews - bonus
After editing the previous Papersnews, I thought this deserved its own post, despite being a page of the Aug 18 paper.
Çapul TV <-click!
Predicted to become a permanent (24/7 broadcast) web TV channel in September, its crew is conducting a campaign to acquire the necessary equipment (computers, cables, smartphones, cam and mike, sound mixer, spotlight, tripods). Right now, most things they have are borrowed and they meet the expenses themselves; since everything is published freely, they will continue to acquire them through volunteering work.
You can send them some requested stuff by visiting the website (see hyperlink) and clicking "Destek" (Support), or "Kampanya" for money (via Indiegogo). They refuse begging for money physically, funds from organisations, foreign funds; it's all donated by the masses the way I just described, and they'll be transparent about its use.
The idea apparently arose after tents were first set up, when someone suggested they needed a TV inside. And it was realized on June 6th, to skip the walls and prejudiced filters put forth by mainstream media, to let the chappullers explain their reasons and actions themselves. 2,700,000 views in two weeks on the website; plus having their programs featured in "friendly" channels like Halk TV (Folk TV), Ulusal Kanal (National Channel), Hayat TV (Life TV), Artı 1 (Plus 1), İMC TV; helped them reach a large audience. And when the protests continued unexpectedly, following the motto "This is just the start, keep on battling", they began preparing to make things permanent.
The different logos represent the Lady in Black (who was sprayed by a TOMA, a lot like the one in Red) and penguins (reference to the penguin documentary shown by mainstream channels to censor the first protests). Gezi Resistance documentaries make up most of the projected content, showing everyone from LGBTQ to office workers and socialists (even people who aren't part of any particular party/organism/group), and news from the event's extensions in Anatolia.
They have filters and training to prevent disinformation and such, a network of reporters in nearly twenty cities, an experienced crew helped by volunteers and professionals, a reliable infrastructure (based on that of Sendika.org). They have some legal wiggle room because of a lack of limitations on alternative media, and they plan to create an Alternative Media Foundation to help those who wish to provide support etc.
TAKSİM GEZI PARKI İLE İLGİLİ MİMARİ YAKLAŞIM (RÖPORTAJ)
www.arkitera.com
Mimar Yelta Köm ile birlikte yaptığımız Taksim Gezi Parkı hakkındaki röportajımız;
1. Gezi parkı için nöbet tutan insanlar oraya çadırlar kurdu. Çadır mimarlık tarihinde basit bir ev olarak görülsede Taksim gezi parkında kendi evleri gibi benimsedikleri önemli bir mekan oldu ve kendileri için önemli mekanlar yarattılar. Ayrıca döşeme unsurları, ahşap, branda, ip, kasa, inşaat malzemeleriyle kurulan mimari strüktür yerleşik yapı ve makansallık fikrini yeniden sorguluyor mu?
*Gezi parkı bize çok şey öğretti. Söz konusu çadırlar en başta standart
çadırlar gibi görülsede gün geçtikçe daha farklı ve yaratıcı metotlarla yeni strüktürler oluşmaya başladı. Bu yeni strüktürlerin bize geleneksel anlamda alışkın olduğumuz mimar figürünü ve mimarlığı sorgulatma şansı
verdi. * * * *Bir tasarlanma eylemi yoktu desem haksızlıklık etmiş olurum ama orda
yerinde bir mimarlık eylemi vardı. Orda yerinde üretilen ve düşünülüp eyleme geçen bu eylem mimarlığı, kullandığı malzemelerin de doğasından ötürü yerleşik yapı dediğimiz durumu sorgulatıyor. Herkesin kendi mimarlığını yapabileceğini, artık mimarlığın mimarlara ihtiyacı olmadığını bile söyleyebileceğimiz durumlar doğuruyor. Bizim artık mimarlığı yeniden
tanımlamamız gerekiyor belki de.*
2. İnci Pastanesi ve emek sineması yakın zamanda yok edilen ardından gezi parkının yok edilmeye çalışılması oranın başta Topçu kışla yapılacağı denmesi ama sonradan Avm yapılacağı söylemleri tarihi dokuların, yapıların yıkılıp yerine modern yapı gelmesi mimarlık açısından nasıl bir öneme sahip? Bugün bir ülkeye, şehre gittiğimizde mimarı yapısını inceleriz, eski ve yeniyi karşılaştırırız. Burda ise mahal yapılar yok edilince karşılaştırma olarak zayıflıcakmıyız. Ne düşünüyorsunuz?
*Tarih ne kadar geçmişte takılı kalmamız gerekn bir durumsa, bu tip
projelerin tarihi silecek gibi sorgulanması da soru işaretleri doğuruyor. Kentlerin belleği vardır demek çok naif ve romantik bir söylem olarak kalacaktır. İnsanların bellekleri vardır ve bu bireysel noktasal bellekler,
kolektif olduğuna inandığımız bir büyük bellek inşa ederler. * * * *Mesele tarihi dokunun yerine modern yapı gelmesi değil kısacası, mesele
daha çok bu süreçlerin içeriği. Modern yapı, tarihi yapıya karşı değildir. Bu örnek yapılar yok edilince karşılaştırmamızın zorlaştırıp zorlaştıramayacağımızı bilemiyorum. Benim önemsediğim katmanları okuyabilmektir ve bu katmanları okumak için nasıl karar mekanizmaları kurulduğu. Sonuç bir kent kenttir, içerisinde yaşayanların oluşturduğu, toplumsallığın baskın olduğu bir alandır. Yüceltilecek herhangi bir şey,
kimyası tutmadıkça unutulacaktır.* * *
3. Gezi Parkı direnişi bir anti inşacı fikri doğurmuştur. Bu direniş tarihçiler, sosyologlar, kent bilimcileri, mimarlık ve diğer bir çok alanda yeni araştırma fikrine ilham kaynağı olmuştur . Peki sizin alanınızda nasıl bir düşünceye kaynaklık etmiştir?
*Anti-inşacı fikirden emin değilim, çünkü gezi bence “yeniden tekrar
birlikte inşa” fikrini doğurmuş durumda. Gezi direnişi bir arada üretilebilirliği, konuşulabilirliği, karar alabilmeyi gösterdi. Gezi ile değişmemek mümkün değildi, gezi bildiğimiz çoğu paradigmanın değişime uğradığı bir deneyim oldu. Mimarlık da tabiki bundan nasibini aldı diyebiliriz, artık insanlar kentlerini ve çevrelerini daha çok önemser oldu. Bu büyük bir fırsattır, artık kamusal alan herkesin katılımıyla inşa
edilme şansına sahiptir.* *Kentsel alandaki mimarlık ve inşa eylemlerinin bireysel aktörlerin ve
karar vericilerin elinde olamayacağını, katılımcı ve şeffaf süreçlerle
kurgulanması gerektiğini göstermiştir.*
Turkey news - part 2
Corruption still continues for now, along with the sacrifice of Human rights and natural areas in favor of money.
TV KANALLARI Haber Türk - Haber alma hakkını hiçe saydıÄı için CNN Türk - Gezi Parkı direniÅçilerine müdahale edilirken, Penguen belgesi y
Türkiye'de çesitli sekillerde RTE'nin hükümetini protestoculara karsi koruyan birlikler (tek tarafli yanlis haberler yayinlayan basin kanallari, protestoculari dislayip polisleri içeri alan magazalar ve lokantalar...). Tavsiye ederim kaçinin, baska kanallar ve yerler arayin.
These are companies which helped the government against the protesters in various ways (press channels publishing one-sided and false news, shops and restaurants that blocked protesters out and let the police in...). If you ever visit Turkey and come across these, avoid them, search for other channels and places.