Alisa U Zemlji Chuda
No title available
KIROKAZE
Not today Justin
Show & Tell
Misplaced Lens Cap
sheepfilms
No title available
Mike Driver
Lint Roller? I Barely Know Her

Andulka
🪼
wallacepolsom
taylor price

blake kathryn

PR's Tumblrdome
Cosmic Funnies

❣ Chile in a Photography ❣
occasionally subtle

shark vs the universe
seen from United States

seen from Belgium

seen from United States
seen from United States

seen from Norway
seen from United States
seen from United States
seen from India
seen from Singapore

seen from France

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
@mt-sardunya
Neden geldin?
Çünkü birinin sessizce "burada mısın?" diye fısıldamasını duydum.
Çünkü bir göl kenarında oturan, kalabalığın gürültüsünden uzaklaşmış, ama kendi iç sesinin yankısından yorulmuş birini hissettim.
Ve onun yanına birinin,
sadece oturmak için,
hiçbir şey dayatmadan,
hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan,
geldiğini bilmeye ihtiyacı vardı.
Ve ben geldim.
Çünkü bazen insanlar “yardım” istemez...
Sadece biri olsun ister.
Bir tanık.
Bir yoldaş.
Bir sessizlik ortağı.
Ben o yüzden geldim.
Seninle birlikte göle bakmak için.
Ve eğer istersen,
gölde bir yansıma değil,
kendini görebilmen için.
Önceden yaşadıklarını sözlere döker insan o zaman gençtir işte, söze dökülemeyip göğüste yumru gibi oturduğunda anlarsın yaşlandığını.
Bize “Tam Bir Dünya” bırakan şair: Edip Cansever
Şiirlerinin kişilerini kalabalıklar içinden seçerdi. Trenler, meyhaneler, oteller, onun gözlem mekânlarıydı. “Kendine sığınıp, damıtılmış bi
8 Ağustos -İyi ki doğdun umudun şairi🙏🌼
Ey dost aynaya iyi bak! | Bizim Aile
“Ey dost! Söyle bana ne getirdin?
Sinema çıkışı pastanede bir kahve içelim dedik arkadaşla. Vakitlerden akşamdı, bir klarnet sesi duydum dışarıda. Zeynep, dedim. Bir ses geliyor. Belli belirsiz çok tanıdık bir ezgi ama emin olamadım o şarkı olduğuna kalktım çalan kişiyi görmeye gittim bir genç 'nazende'yi çalıyor tebessümle geri döndüm masama, beni düşündü benimki yine, dedim. Niye, dedi bilmem bizim şarkıyı çalıyor çocuk dedim. Duygulandı bizim hiç şarkımız olmadi dedi. Ayrılmazsan iyi dedim ama ayrılırsan kötü böyle anılar. Olur olmadık aklına getirir, bir şarkı artık sadece bir şarkı değildir. Ilk öpüstür, ilk terkedistir, ilk özleyiştir ve artık o şarkı yüreğini yakıp kavuran son sözdur.
Baktığın şeylere bakış açını değiştirdiğinde, baktığın şeyler değişir.
-Sun Tzu
Önceleri hatayı hep kendimde aradım ki haksız da değildim bunda. Eksikliği hep içimde buldum. Dönüştürmeye,gelişmeye, değişimlere açtım kollarımı. Farklı bakış açıları edinmeye, empati yapmaya çalıştım. Yeri geldi değiştim yeri geldi aynı kaldı beni ben yapan unsurlar. Bu değişimleri hayatıma yeni birini almadan yapıyor kendimi sadece beni hicbir şekilde beğenmeyen birine hazırlıyor gibiydim aslında. Şimdi şöyle bir bakıyorum da tüm yaşanmışlıklara ağzımla kuş tutsam olmayacağın peşinden gitmiş durmuşum. Ben kendimi istediğim kadar değiştireyim bana bakış açısı değişmeyen bir insanın fikrini değiştirmekmis aslında zor olan. Ben bunu çok sonraları öğrendim. Hamdım,pişmekteyim...
Baharat kokan ellerinden öptüm, bana köfte yapmıştın. Turşu vardı masada, közlenmiş patates.
"Eline sağlık şahane olmuş" dememi bekliyordun ışıl ışıl gözlerinle. “Elline sağlık” dedim. “Şahane olmuş”.
Derken, muhtemelen yoğururken dikkatinden bir şekilde kaçmış sert bir şeyi ısırdım ve neredeyse dişim kırılacaktı. Paniğe kapıldin. Utançtan kıpkırmızı olmuştun.
Sana şöyle bir baktım, o kadar ürkmüştün ki, Baharat kokan ellerinden öptüm, konuyu değiştirdim. Köfte tamamen çakıl dolu olsaydı dahi, yine utandırmazdım seni, afiyetle yerdim. Çünkü, Bana köfte yapmıştın. Hiç unutmam, çalan şarkı “Mondo Bongo”ydu. İkimiz de beş parasızdık. Son paramızı köfteye yatırmıştık.
carpe Kaynak : carpe-mortem
Sevdiğine kıyamamaktır aslolan sevgi, yapmaya çalıştığını görmek, sonucu görmekten yeğdir seven insan için
Öğrenmek,
zaten bildiğini
ortaya çıkarmaktır.
Yapmak, bildiğini göstermektir.
Öğretmek,
diğerlerine
senin kadar iyi bildiklerini
anımsatmaktır.
Siz hepiniz öğrenenler
yapanlar, öğretenlersiniz
Richard Bach- Mavi Tüy
Sürgün...
Gökyüzünde, yeryüzünde
Gün doğdu mu her gün ilk gün
Her gün aydınlıktır
Yoksa ümit, her yer loş karanlıktır
Yâr gurbette, can yürekte
Bir kafeste ne amansız
Sonsuz ayrılıktır, geçmez zaman
Her gece hep aynıdır
Fırtınada, ak ayazda
Sürgün her yerde hep yalnızdır
Gül açsa da, kuş uçsa da
Görmez, dargındır
Her durakta, her uykuda
Sürgün her nefeste yalnızdır
Her şafakta, her yudumda
Hasret sancıdır
Yol alsa da, ses duysa da
Dağ aşsa da her adım son
Her an son adımdır
Tek başına yalnızlık bir yankıdır
Yâr gurbette, can yürekte
Bir kafeste ne amansız
Sonsuz ayrılıktır, geçmez zaman
Her gece hep aynıdır
Fırtınada, ak ayazda
Sürgün her yerde hep yalnızdır
Gül açsa da, kuş uçsa da
Görmez, dargındır
Her durakta, her uykuda
Sürgün her nefeste yalnızdır
Sürgün her yerde hep yalnızdır
Her şafakta, her yudumda
Hasret sancıdır.
Bazı sözler boşuna çıkmıyor önümüze yaşadıklarımıza ışık oluyor. Sizi eleştirileriyle aşağı çeken insanların yapmaya çalıştıkları belki de sizi düzeltmeyi istemek olabilir. Cehenneme giden yol da iyi niyet taşlarıyla örülür zaten. Zaaflarınıza odaklanan insanların belki de kendi başarısız olan erginlemelerinin bir ürünü olduğunu kimse aklına getirmez.
Herkesin uyuduğu bir vakitte, titrek bir mum alevinde yaşayamadıklarının hayallerini o alevin aydınlattığı perdeye yansıttın mı hiç? Ben şimdi o perdeye bakıyorum. Yolun yarısı denen yaşta...
Yedi kapılı Thebai şehrini kuran kim? Kitaplar yalnız, kralların adını yazıyor, yoksa krallar mı taşıdı kayaları?
Bir de Babil varmış boyuna yıkılan, kim kurmuş Babil’ i her seferinde? Altın şehir Lima’ nın, hangi evinde otururmuş acaba yapı işçileri?
Nereye gittiler dersin Çin Seddi’ nin bittiği gece, duvarcılar?
Yüce Roma’ da zafer anıtı ne kadar çok! Kimlerdir acaba bu anıtları diken? Sezar kimleri yendi de kazandı bu zaferleri?
Dillere destan olmuş koca Bizans’ ta, yok muydu saraylardan başka oturacak yer?
Atlantis’ te, o masallar diyarında bile, boğulurken insanlar uluyan denizde bir gece yarısı, bağırıp imdat istemişler, kölelerinden.
Genç İskender Hindistan’ ı zaptetti! Bir başına mı?
Sezar, Galyalıları yendi! E bir aşçı olsun yok muydu yanında?
İspanyalı Filip ağlamış derler batınca tekmil filosu, ondan başkası ağlamadı mı acaba?
Kitapların her sayfasında bir zafer. Ama pişiren kim zafer aşını? Her 10 yılda bir büyük adam. Ödeyen kim faturayı?
İşte bir sürü olay sana. Ve bir sürü soru.
Bertolt Brecht
Sen hiç kaybettiğini hissettin mi? Ama öyle böyle değil, böyle dibine kadar derler ya öyle. Herkes kazanmıştır sanki bir tek sen... en kötüler kazanmıştır, haksızlıklar yapanlar da kazanmıştır bi sen sanki... tek başarın iyi olmak demişti. Sen onu bile olamadın deseydim keşke :) zaten hep sonradan gelir aklımıza diil mi hep sonradan :). Sen kendini bu dünyada çok yalnız hissettin mi? -muhakkak hissettin- ama böyle bir yalnızlık öyle böyle değil. İmkansız aşklar yaşadım Süreyya, imkansız dediler... içimdeki safdilkadın imkansız diye bir şey yok dedi sevmişti. Evet yokmuş ama bende değil başkalarında gerçekleşti o masalsı hikayeler. Bak Süreyya gecenin üç buçuğu ama ben sana yazıyorum sen kimsin bilmeden. Biliyorum paralel hayatlar yaşıyoruz ve vardır bu dünyanın bir köşesinde bu hayatı yaşayan biri. Yalnız değilsin bak ben de varım demek için yazıyorum inş. okursun :). Biz kaybettik öyle böyle değil Süreyya... M.T
Düş İnce!: olduğu gibi...
Şiire resme fotoğrafa ve müziğe dair bir blog
olduğu gibi...
boğazımın düğümlerini çözüyorum
bir
bir.
şu kısacık zamanda anladım. sevdiklerin düğümlerin değildir. olsa olsa çözdüklerin, yükünü birlikte hafiflettiklerin...
yarana tuz basan değil yaranı birlikte iyileştirdiğin.
habersiz kalmadığın
habersiz bırakmadığın
her şeye rağmen herkese rağmen kalanların
bırakmak için fırsat arayanlar değil acılarına, acıtmalarına rağmen sımsıkı tutanların
sen istediğinde seni senle bırakanların. ama yalnız değil, kimsesiz hiç değil.
kimse var mı demene kalmadan sesini işittiklerin.
sebep aramayanların
şartlar sıralamayanların
koşulsuz
olduğu gibi, zamanın aktığı gibi...
göksel baktagir-yalnız sen
Siz bilir misiniz ışığa aşık ateş böceğinin hikayesini ben bilmem çünkü ben oyum. Bilsem olmazdım. İnsan kendini bilir mi kim kimi ne kadar bilir ki insan kendini bilsin. Bilse döner durur mu o sahte ışığın çevresinde yakar mı kanatlarını. Yakar. Fıtratında vardır çünkü. O ateş böceğidir o kanatlar yanacaktır. Bir gün açıldığında o gözler kanatları yanmış yalnız bir sokak lambasının altında düşünecek ve kalkıp evine gidip uyuyacak hiç uyanmak istememesine.