Game of Thrones Daily
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Keni

Andulka
No title available
Jules of Nature
will byers stan first human second
🪼
No title available
DEAR READER
dirt enthusiast
cherry valley forever
Cosimo Galluzzi
Three Goblin Art

No title available

No title available
we're not kids anymore.
One Nice Bug Per Day

❣ Chile in a Photography ❣
RMH
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Iraq

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from United States
seen from Sri Lanka

seen from Germany

seen from China
seen from Spain

seen from Singapore

seen from Germany
@muggerita
Solo io amo i grattini?
Düşünme
Yorgun kelimesi tanımlamaya yetmiyor yorgunluğumu bu başka bişey, kendime bunu neden yaptığımı bilmiyorum, kendimi neden hiçbir zaman sevemediğimi bilmiyorum, ne yaparsam yapayım kendimden neden nefret ettiğimi bilmiyorum, önce alışkanlık haline geldi, daha sonra bir hastalığa dönüştü, konuşabilseydi organlarım onlarda söylerlerdi bu vücudun içinde yer almak istemediklerini, kendi organlarım dahi nefret ediyor kendimden, ne yaşadığımı bilmiyorum, beni mutlu eden rahatlatan ne varsa hepsi ama hepsi artık hiçbir şey hissettirmemeye başladı, hissedemez oldum, sevgiyi, coşkuyu, heycanlanmayı ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim bir çok duyguyu, hissedebildiğim ve ya bir daha hissedemezsem diye korktuğum iki duygudan ibaretim artık, acı ve korku, başka insanlara çektirilen bir acı değil, ya da başka insanları korkutmak değil, bu ikisini kendime yapıyorum, ve ekstrem derecede yapıyorum, dışardan belli olmaması gayet normal, çünkü bunu gizliyorum, açığa vurmaktan korkuyorum, kendim olmaktan korkuyorum, çünkü hiçbir zaman öğrenemedim kendim olmayı, kendim olmayı denerken insanları kırdığımı, onları mahvettiğimi gördüm, onların başına gelen bu vesileler benim kendimden daha çok nefret etmeme sebep oldu, ben dışarıya sevgimi saçmaya çalışırken, bir çiçeğe bile sevgiyle yaklaşmaya çalışırken, o çiçek kurudu ve çöpe attım, benim sevgim öldürücü zararlı bir sevgi, tek gayesi yok etmek, bir insanı ya da onun dokunduğu herhangi bir şeyi, inanamaz oldum, insanlar beni ikna etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, ama inanın ben bu cümlelere inanamıyorum, dışardan gördüğünüz ben sizde bir ışık uyandırıyor olabilir, ama kendi içimde bildiğim beni bir kez olsun benim gözümden görüp, benim ruhumla hissedebilseydiniz keşke, o zaman ikna etmeye dahi çabalamazdınız, yalnız kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zamanda korkmadım, yalnız olmak problem değildi benim için, ama sizin o görmediğiniz benliğimle o yalnızlığın içinde o kadar çok vakit geçirdim ki, kimliğimi kaybettim, o benlik beni öylesine esir aldı ki, ne bir istek, ne bir his, ne de beni hayatta tutacak başka bir şey bıraktı, en kötüsüde yalnız olmanın sebebinin arkadaş edinememek veya bunun zor olması değil, bunun en büyük sebebi benim, en azından diğer insanları ve onların hayatlarını mahvetme içgüdüsünü durdurabiliyorum, onlardan uzak duruyorum, belki onların yaptıklarını yapamıyorum, yapmak isteyipte yapmıyorum, bu zor oluyor evet, ama bunu yapmak zorundaymış gibi hissediyorum kendimi, o kadar saçma gerçek ya da sahte sevgilere maruz kaldım ki, artık sevgi tanımını unuttum, bunu ben yaptım, kendimi ben sevgisiz bıraktım, kendimi ben sevginin her türlüsünden mahrum bıraktım, aklımdan geçenler sadece bir kurtuluş olur, bir çözüm olur diye içimdeki bu benliği nasıl söküp atabileceğimdi, kendime zarar verdim, çok zarar verdim, kendi kendimi ben hasta ettim, ve iyileşmemeye yemin etmiş gibiyim, öylece oturmuş yok oluşumu izliyorum sadece, ve bu bana haz veriyor çünkü böyle bir şeyin yok oluşunu izlemek, onun yenildiğini görmek, herkes için daha iyi, aslında ben önceden iyiydim, yani gerçekten iyiydim, hayallerim amaçlarım hedeflerim vardı, o benlik bunları yok etti, düşüncelerimi esir aldı, düşündüğüm tek şey artık kendimden kurtulmak, bazen öyle saçma şeylere o kadar çok sinirleniyorum ki, o sinirli kişi ben değilim, başka biri ya da bir şey, o an ne olursa sadece yok etmek istyorum, mesela geçen gün sinirlendiğimde elime bir çekiç alıp arabayı parçalamak istedim, işle alakalı bir şeye sinirlendim bilgisayarları masayı parçalamak istedim, bakın, ben kontrolümü kaybetmek üzereyim, bir şey olacak, ya bana ya sahip olduklarıma, henüz yaşanmamış ya da kafamda yaşanmış gibi yaşattığım tiyatro oyunları sahnesinde kalmaktan çok sıkıldım, gerçek dünyadan öylesine uzağım ki, sanki insanlar bu dünyada, ben bu dünyanın içinde sadece bir bedendeyim hepsi bu, anlaşılmadığımı iddia etmiyorum, ben hep anlaşıldım, ama size gösterdiğim kısmı kadar anlaşıldım, ve bu göstermediğim kısmın üstünü örttüğüm bir perde gibi, eminim herkesin vardır böyle yanları,
kesinlikle demiyorum bu duruma bir şey, gerçekten yaşama dair tutunacağım hiçbir şey kalmadı, aslında ben kendimden kurtulmayı denedim ne yazık ki, kimsenin bundan haberi olmadı, ama iyi yapamamışım demek ki hala hayattayım, ölmekten hiç korkmuyorum, bu yüzden hep hızlı sürüyorum, ya da tehlikeli olan davranışlara hareketlere giriyorum, son zamanlarda en çok düşündüğüm şey şunlar gibi:
bir arabanın bana çarpması, ya da otobanda giderken bariyerlere çarpmak, birinin önüme atlaması, çünkü kendim vesile olamadım buna, belki başka biri ya da bir şey vesile olur, tek amacım bu gerçekten, ama artık denemiyorum kendimden kurtulmayı, üzüleceğinden emin olduğunu hissettiğim sadece bir kişi var, annem, eğer böyle bir şey olsaydı anneme neler olacağını düşündükçe ağlayabiliyorum sadece, kendime bunu yaşatmaktan bıktım, o yüzden ölmek istiyorum, bunları hissetmemek düşünmemek hayal etmemek gözlerimin önünde canlandırmayı durduramamak için, yaşanmamasına rağmen sanki yaşanmışçasına acı çekmekten kurtulamıyorum,
ve bu hissedebildiğim tek şey olduğu için bunu tekrar tekrar ve tekrar yapıyorum, beni bundan kurtarın nolur, gerçekten hiçbir şey istemiyorum, ne maddi ne manevi, sadece bundan kurtulmak istiyorum, çünkü biliyorum siz kurtarmazsanız, ben kurtaracağım kendimi bundan, sahip olduğunuz tek bir kitabınız olsaydı, ve kitap okumayı çok sevseydiniz, hep o kitabı okurdunuz, buda aynısı, ama olayın kötü tarafı ne biliyor musunuz, bu olay yaşanmasa bile, herkese olduğu gibi, anneminde bir gün gideceği, hiç düşündünüz mü o gün benim ne kadar suskun olacağımı, ya da o günden itibaren diğer günlerde nasıl değişeceğimi, ben ne giyeceğimi dahi hayal ettim, ve o dünyaya o kadar çok girdim ki, artık orda yaşamaya başladım, ben ağlarsam, yani şayet ağlayabilirsem, ağladığımda annem hisseder gece uyanır diye ağlamayı kesiyorum, ben bana ne olduğunu gerçekten bilmiyorum, aklımı yitirmek üzereyim, sizden çok özür dilerim ama ben birden çok kez kendimden kurtulmayı denedim, lütfen bana kızmayın, nasıl yaptığımı neler denediğimide sormayın, bu konuyla alakalı üstümede gelmeyin, ne bir psikolog ya da konusunda uzman hiç kimse bana yardımcı olamaz, ben yardımları kabul etmediğim için, tutsağı oldum bu benliğin, beni ben değil o kontrol ediyor, düşüncelerimi hislerimi, her sabah ağrılarla kalkmaktan yoruldum, belimdeki bitmek bilmeyen ağrılarla, haftalarca süren şiddetli baş ağrılarıyla, erken kalkardım, kalkamaz oldum, bununda sebebi benim, benim ve bu düşüncelerin ağırlığı altında kalan vücudum, o yüzden bir şeyleri başarabilecek olsam dahi çaba göstermekten vazgeçtim, çünkü kendimden kurtulma isteğinden uzun bi süredir kurtulamıyorum, başarıya ulaşmak istemiyorum, kendimden kurtulma isteğinden kurtulmak istiyorum, ama bunun yolu yok, öylesine kaplamış ki her yeri, herşeyin bir çözümü vardır dersiniz, bulunur dersiniz, ama insanın kendi içinde kendiyle verdiği savaşın iki çözümü var, ya aklından ya da bedeninden kurtulmak, yaşadığımız dünyayı sorgulamıyorum bile, kim ne yapmış, hangi teknoloji çıkmış ya da hangi ülkelerde neler oluyor, işin en garip yanıda herkes güldüğüm anlarda beni gerçekten gülüyorum sandı, halbuki öyle yaptım sadece, bunları hiçbir zaman söyleyemediğim gibi hiçbir zamanda okuyamayacaksınız, öğrendiğim bi şey var aslında, ve yapmayı gerçekten iyi bildiğim, bir insan kendi kendini nasıl yok eder iyi biliyorum, ve bunu günden güne dozunu arttırarak yapmaya devam ediyorum, aklıma şey geliyor, ben bir kaza yapsam, hastaneye kaldırılsam, bunu nasıl idrak edeceğiniz, ya da bunu anneme ve dedeme nasıl söyleyeceğiniz, söyledikten sonra onları nasıl sakinleştireceğiniz, bir şeyi çok düşünürsen olur ya, düşünmemeye çalışsamda, artık bu his oluştu,
yakın zamanda bana bir şey olacak ama sakın üzülmeyin, hayatta kalırsam eğer, daha çok sormaya başlayacaksınız beni, neler yaptığımı, nerede olduğumu, kalmazsam eğer, oyuncak araba maketleri bırakırsınız yanıbaşıma, insan kendinin toprağın altında nasıl duracağını bile hayal edebiliyor, beni arayın sorun diye yazmıyorum bunları, ama gerçekler bunlar, ya da gerçekmiş gibi gelenler, kendime karşı bu kadar acımasızken, acımasız birine dönüştüm cümlesinden diğer insanlara karşı ne kadar acımasız olduğum umarım anlaşılmıştır, her şey bu kadar kolay mı diyebilirsiniz, evet kolay, geriye hissedebilecek iki duygunuz kaldığında, uğruna çaba edeceğiniz hiçbir şey kalmadığında, amaçlarınız yok olduğunda, kendinize bunları yaptığınızda her şey bu kadar kolay, hiç doğmamış olsanız hayatların nasıl olacağını düşündüğünüzde bunları hayal ettiğinizde her şey bu kadar kolay, bana neden bunları düşünüyorsun ya da hayal ediyorsun diyede sormayın, siz herşeyi benden daha iyi bilirsiniz, şey gibi, cüzdanından kimliğini düşürmek gibi, gerçi kimliğini düşürdüğünde yenisini çıkarabiliyorsun ama bu kimliği kaybedersen aynısını alamıyorsun, yerine başkası geliyor, düşünceler ya da hayal ettiğim şeylerle kendime bu zulmü ederek yaşamaya devam ederken en azından hissedebildiğim için yapmaya devam ediyorum ve bu beni birazcıkda olsa belki mutlu ediyor olabilir, takdirinize kalmış, hayat gerçekten kolay, şuan istesem, isteyebilsem, uğruna çabalayacak bir şeyim olsa, bu işide büyütürüm, o evide alırım, istediğim arabayada binerim ya da herhangi bir hayalim olsa onada ulaşırım, ama ben susup izlemeyi tercih ediyorum bu pozisyonda, çünkü bu isteklerin hiçbiri yok, ve günden güne yok olmakta, şunu yapmak istiyorum diyebileceğim hiçbir şey yok, ne bir hayal, ne bir istek, ne sahip olunmak istenen bir şey, ne bir cinsel dürtü, ne bir hobi, ne bir yetenek, ya da aklınıza gelen diğer daha ne bir ler, kendimi buna dönüştürdüğüm için pişman değilim, sadece kendi kendime yenildiğimi kabul ettim bugün, pes etmedim, yenildim, çok uğraştım çok çabaladım kendimle verdiğim savaşı kazanmaya, düşüncelerimle olan, aklıma gelen yaşanmamış şeylerle olan, kendi düşüncelerim benliğimi yenmeyi başardı, eskiden aşık olurdum, birinden hoşlanırdım, ya da bir araba görürdüm içimde bir şeyler uyanırdı, şimdi o kadar boş ki, çok boş yani, bilgisayarda oyunlar oynardım, denedim, tekrar oynamayı denedim, oynayamadım, lütfen hiçbiriniz kendinizi suçlu hissetmeyiniz, suçluluk duygusuna kapılmayınız, ne yaptıklarınızdan, ne yaşattıklarınızdan, ne de söylediklerinizden, hepiniz kendinizdiniz, benim kendim olmayı denerken kendimi yok edişimi bir suç olarak kimseye yıkamam,
kimsede üstüne alınmamalı, bana dair hiçbir pişmanlık duymayınız, çünkü ben kendime karşı hiçbir zaman pişmanlık duymadım, aslına bakarsanız şu halimle yalnız olmam daha iyi, hayatımda kimsenin olmaması daha iyi, en azından onlara zarar veremeyeceğim, Julianaya verdiğim gibi, onun bana sunduğu sevgiyi mahvettim, sevgiye olan inancını öldürdüm, çok kötü ve ağır zamanlar yaşamasına vesile oldum, onun hayata olan bakış açısını değiştirdim, bir daha eskisi gibi birinin ona olan ya da onun bir başkasına olan sevgisinde artık hep bir şüphe arayacak, bu tekrar ben dahi olsam, hiçkimseye yapmadığım acımasızlığa onu maruz bıraktım, bir hiçmiş gibi davrandım ona, yüzünü bile görmemek istedim, görmemek için bahaneler aradım, yalvarışlarını ağlayışlarını dinledim, zor tuttum kendimi, ama o an öyle bir şeye dönüştüm ki ben bile tanıyamadım kendimi, ve bir kez daha nefret ettim kendimden, kendimde bunları yaşatabilecek bir potansiyeli içimde barındırdığım için, evet biliyorum hiçbirimiz tam anlamıyla temiz olamayız, ama hiçbirimiz bir insanın saf sevgisini yok edecek kadar da ahmak olmamalıyız, ben oldum işte, bazen dükkanın arka odasında ayarladığımız mutfakta otururken bir bıçağı gözüme kestirip kendime saplayasım geliyor, ya da dışarda bi yerde bir polis gördüğümde ona beni vurmanız için ne yapmam lazım diye sorma isteği geliyor, Feza’ya yaptığım gibi, onu kandırdım, beni sevmesini sağladım, buna inandırdım, sonrada bir hiçmiş gibi davrandım, nefretle yaklaştım, kinle yaklaştım, yapıcı olmaya yeltenen karakterim yıkıcı bir benliğe bıraktı yerini, evet Almanyadayım, evet bir çok imkanın karşımda durduğunu görüyorum, lakin, elde etmek istediğim veyahut kullanmak istediğim tek imkan kendi benliğimden bir şekilde kurtulmak, ve bunu en az insanı üzerek yapmak, öyle yada böyle bir kişi dâhide olsa üzülen birileri olacak, önemli olan rakamın kaç olduğu, beni destekleyen insanların varlığından hep haberdardım, ama onları hiçbir zaman kullanmadım, sustum, sadece sustum, yemek yememeye başladım, iki günde bir öğün yediğim oluyor bazen olmuyor, zayıflamamın sebebi bu yüzden, çok fazla sigara içmeye başladım, olurda bi gün nikotin komasına girerim diye, çok fazla kahve içmeye başladım belki kafein komasına girerim diye, eskiden kafamda kurduğum ilerde nasıl bir hayat yaşayacağım düşüncesindeki hayata ulaşmak benim için gerçekten zor değil, zor olan artık o isteği uyandıracak hiçbir etken olmaması ve o isteğin sanki sonsuzluk uykusuna yatmış olması, aslına bakarsanız sizde yaşamıyorsunuz, hepiniz savaşıyorsunuz, kimi zaman açlık savaşı kimi zaman mal mülk, kimi zaman para, hepimiz bu savaşın içindeyiz, ben bu savaşın içinde kendimle olan savaşı kaybetmişken bu savaşı kazanabilme ihtimali aklımın ucundan dahi geçmiyor, zekamı kullanmıyorum, kullansam çok mükemmel şeyler yapacağımdan da eminim, daha sonra da bütün bunların kendinize olması gerektiğini yaptıklarınızdan dolayı kabullenmeye başlıyorsunuz, bu diyorsunuz, hak ettiğinizin bu olmadığına inanmaya çalışsanızda, hep daha iyisini hak ettiğinizi düşünsenizde, hak ettiğiniz şeyin bu olduğunu hepiniz kabullendiniz,
hepiniz kendi kendinize yalanlar söylediniz, bu bir suçlama değil, açığa vurmaktan korktuğunuz gerçekler, demekki 25 yaşındayken de bitebiliyormuş bir insan hayatı, ileriki yaşlarda hala isteği olan, çabalayan insanları gerçekten takdir ediyorum, çünkü ben buraya kadar gelebildim, burdan sonra ne bir üstüne koyma isteği ne de başka bir çaba arzusu yok içimde, kendi ellerimle düşüncelerimle yok ettim hepsini, inanın ne çok istiyorum derin bir nefes çekip bir daha verememeyi, ama her bir derin nefeste tekrar doluyor oksijen ciğerlerime, bende öyle yaşamaya devam ediyorum, dünyanın neresinde olursanız olun eğer düşünceleriniz sizi yeniyorsa hiçbir yerde kazanmış sayılmazsınız, kazandığınızı zannedersiniz, bir insanı, bir işi, bir evi, ya da herhangi başka bir şeyi, o his sizi bi süre canlı tutar lakin sonra eski halinize geri dönersiniz, ben eski halime geri döndüğümde kendime karşı acımasızlaştım işte, kendim kendime bunları yaşattığım için kendime saldırmaya başladım, düşüncelerimle, yaptıklarımla, kendime çektirdiğim zorluklarla, hepimiz nefsimizin kölesiyiz bir şekilde, kimimiz 10 zincirle bağlıyken kimimiz bir zincirle bağlı, ben bütün nefslere olan bütün zincirleri kopardım, meğersem ben yıllar boyu kendimi hazırlamışım bu yok oluşa da haberim olmamış, fark ettiğimde de çok geç olmuş artık, öğrenmeyi bırakmışım, denemeyi, hata yapmayı, bir şeyi yaparken zevkle istekle yapmayı, bu dünyada var olan hiçbir beden kendi ruhunu yok ederken ki hissettiği acı kadar bir acı çekemez, ruhun yok oluşu bir yıldızın içine çökmesi gibi, yavaş yavaş ama ağır, ta ki tamamiyle düşünceler akıp bitip tükenene kadar, sonrası yıldızlarda olduğu gibi bir karadelik, ne olacağı belirsiz bi şekilde onu yaklaşanı içine hapseden ya da yok eden bir şey, biri, ışığı bile, fazla edebiyat yapmaya lüzum yok,
insan varlığının ihtiyacı gereği uyumam gerek, işte böyle oluyor, uyanmama isteğiyle diye devam etmek istiyorsunuz, ama önce yazıp sonra siliyorsunuz, bu hayatta bir şey var sizi canlı tutmak adına ne gerekirse yapıyor, amacınız kalmadığında bedenen değil ama ruhen yok olursunuz, benim amacım kalmadı, vardır sen bilmiyorsundur ya da göremiyorsundur demeyin, demeyin çünkü sahip olduğum yetenekleri ya da zekayı kullanmayı bıraktım, şu yaşıma kadar yaşadığım, bana yaşatılan her şey için hepinize gerçekten çok teşekkür ederim, veda etmiyorum ama kaldığımıda iddia etmiyorum, artık ne anlarsanız, ya da nasıl anlarsanız, öğrendiğim bi şey varsa, o da şu, eğer verebilecek bi sevginiz varsa, onu yok etmeyin, sevginizi bu dünyada var olan hiçbir şey ile takas etmeyin, çünkü sevgiyi hissedemediğinizde, etrafınızdaki insanlar her ne kadar size bunu hissettirmeye çalışsada sevgiyi hissetmemeye başladığınızda, yok oluşunuzun ilk gününe hoş geldiniz, hatırlayacaksınız kime neler yaptığınızı, yaptıklarınızın o kişiye nasıl hissettirdiğini iliklerinize kadar hissedeceksiniz, şayet bu hislere dair kontrolü kaybederseniz, bu hislerin her biri bir kılıç darbesi gibi vuracak ruhunuza, bedeniniz sapasağlam ayakta dururken, ruhunuz günden güne eriyip gidecek, sizi eritip götüreceği gibi, o yüzden kimsenin sevgisini ihmal etmeyin, sevginizi de mahrum görmeyin, sevgilerimle…
Düşünme
Yorgun kelimesi tanımlamaya yetmiyor yorgunluğumu bu başka bişey, kendime bunu neden yaptığımı bilmiyorum, kendimi neden hiçbir zaman sevemediğimi bilmiyorum, ne yaparsam yapayım kendimden neden nefret ettiğimi bilmiyorum, önce alışkanlık haline geldi, daha sonra bir hastalığa dönüştü, konuşabilseydi organlarım onlarda söylerlerdi bu vücudun içinde yer almak istemediklerini, kendi organlarım dahi nefret ediyor kendimden, ne yaşadığımı bilmiyorum, beni mutlu eden rahatlatan ne varsa hepsi ama hepsi artık hiçbir şey hissettirmemeye başladı, hissedemez oldum, sevgiyi, coşkuyu, heycanlanmayı ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim bir çok duyguyu, hissedebildiğim ve ya bir daha hissedemezsem diye korktuğum iki duygudan ibaretim artık, acı ve korku, başka insanlara çektirilen bir acı değil, ya da başka insanları korkutmak değil, bu ikisini kendime yapıyorum, ve ekstrem derecede yapıyorum, dışardan belli olmaması gayet normal, çünkü bunu gizliyorum, açığa vurmaktan korkuyorum, kendim olmaktan korkuyorum, çünkü hiçbir zaman öğrenemedim kendim olmayı, kendim olmayı denerken insanları kırdığımı, onları mahvettiğimi gördüm, onların başına gelen bu vesileler benim kendimden daha çok nefret etmeme sebep oldu, ben dışarıya sevgimi saçmaya çalışırken, bir çiçeğe bile sevgiyle yaklaşmaya çalışırken, o çiçek kurudu ve çöpe attım, benim sevgim öldürücü zararlı bir sevgi, tek gayesi yok etmek, bir insanı ya da onun dokunduğu herhangi bir şeyi, inanamaz oldum, insanlar beni ikna etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, ama inanın ben bu cümlelere inanamıyorum, dışardan gördüğünüz ben sizde bir ışık uyandırıyor olabilir, ama kendi içimde bildiğim beni bir kez olsun benim gözümden görüp, benim ruhumla hissedebilseydiniz keşke, o zaman ikna etmeye dahi çabalamazdınız, yalnız kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zamanda korkmadım, yalnız olmak problem değildi benim için, ama sizin o görmediğiniz benliğimle o yalnızlığın içinde o kadar çok vakit geçirdim ki, kimliğimi kaybettim, o benlik beni öylesine esir aldı ki, ne bir istek, ne bir his, ne de beni hayatta tutacak başka bir şey bıraktı, en kötüsüde yalnız olmanın sebebinin arkadaş edinememek veya bunun zor olması değil, bunun en büyük sebebi benim, en azından diğer insanları ve onların hayatlarını mahvetme içgüdüsünü durdurabiliyorum, onlardan uzak duruyorum, belki onların yaptıklarını yapamıyorum, yapmak isteyipte yapmıyorum, bu zor oluyor evet, ama bunu yapmak zorundaymış gibi hissediyorum kendimi, o kadar saçma gerçek ya da sahte sevgilere maruz kaldım ki, artık sevgi tanımını unuttum, bunu ben yaptım, kendimi ben sevgisiz bıraktım, kendimi ben sevginin her türlüsünden mahrum bıraktım, aklımdan geçenler sadece bir kurtuluş olur, bir çözüm olur diye içimdeki bu benliği nasıl söküp atabileceğimdi, kendime zarar verdim, çok zarar verdim, kendi kendimi ben hasta ettim, ve iyileşmemeye yemin etmiş gibiyim, öylece oturmuş yok oluşumu izliyorum sadece, ve bu bana haz veriyor çünkü böyle bir şeyin yok oluşunu izlemek, onun yenildiğini görmek, herkes için daha iyi, aslında ben önceden iyiydim, yani gerçekten iyiydim, hayallerim amaçlarım hedeflerim vardı, o benlik bunları yok etti, düşüncelerimi esir aldı, düşündüğüm tek şey artık kendimden kurtulmak, bazen öyle saçma şeylere o kadar çok sinirleniyorum ki, o sinirli kişi ben değilim, başka biri ya da bir şey, o an ne olursa sadece yok etmek istyorum, mesela geçen gün sinirlendiğimde elime bir çekiç alıp arabayı parçalamak istedim, işle alakalı bir şeye sinirlendim bilgisayarları masayı parçalamak istedim, bakın, ben kontrolümü kaybetmek üzereyim, bir şey olacak, ya bana ya sahip olduklarıma, henüz yaşanmamış ya da kafamda yaşanmış gibi yaşattığım tiyatro oyunları sahnesinde kalmaktan çok sıkıldım, gerçek dünyadan öylesine uzağım ki, sanki insanlar bu dünyada, ben bu dünyanın içinde sadece bir bedendeyim hepsi bu, anlaşılmadığımı iddia etmiyorum, ben hep anlaşıldım, ama size gösterdiğim kısmı kadar anlaşıldım, ve bu göstermediğim kısmın üstünü örttüğüm bir perde gibi, eminim herkesin vardır böyle yanları,
kesinlikle demiyorum bu duruma bir şey, gerçekten yaşama dair tutunacağım hiçbir şey kalmadı, aslında ben kendimden kurtulmayı denedim ne yazık ki, kimsenin bundan haberi olmadı, ama iyi yapamamışım demek ki hala hayattayım, ölmekten hiç korkmuyorum, bu yüzden hep hızlı sürüyorum, ya da tehlikeli olan davranışlara hareketlere giriyorum, son zamanlarda en çok düşündüğüm şey şunlar gibi:
bir arabanın bana çarpması, ya da otobanda giderken bariyerlere çarpmak, birinin önüme atlaması, çünkü kendim vesile olamadım buna, belki başka biri ya da bir şey vesile olur, tek amacım bu gerçekten, ama artık denemiyorum kendimden kurtulmayı, üzüleceğinden emin olduğunu hissettiğim sadece bir kişi var, annem, eğer böyle bir şey olsaydı anneme neler olacağını düşündükçe ağlayabiliyorum sadece, kendime bunu yaşatmaktan bıktım, o yüzden ölmek istiyorum, bunları hissetmemek düşünmemek hayal etmemek gözlerimin önünde canlandırmayı durduramamak için, yaşanmamasına rağmen sanki yaşanmışçasına acı çekmekten kurtulamıyorum,
ve bu hissedebildiğim tek şey olduğu için bunu tekrar tekrar ve tekrar yapıyorum, beni bundan kurtarın nolur, gerçekten hiçbir şey istemiyorum, ne maddi ne manevi, sadece bundan kurtulmak istiyorum, çünkü biliyorum siz kurtarmazsanız, ben kurtaracağım kendimi bundan, sahip olduğunuz tek bir kitabınız olsaydı, ve kitap okumayı çok sevseydiniz, hep o kitabı okurdunuz, buda aynısı, ama olayın kötü tarafı ne biliyor musunuz, bu olay yaşanmasa bile, herkese olduğu gibi, anneminde bir gün gideceği, hiç düşündünüz mü o gün benim ne kadar suskun olacağımı, ya da o günden itibaren diğer günlerde nasıl değişeceğimi, ben ne giyeceğimi dahi hayal ettim, ve o dünyaya o kadar çok girdim ki, artık orda yaşamaya başladım, ben ağlarsam, yani şayet ağlayabilirsem, ağladığımda annem hisseder gece uyanır diye ağlamayı kesiyorum, ben bana ne olduğunu gerçekten bilmiyorum, aklımı yitirmek üzereyim, sizden çok özür dilerim ama ben birden çok kez kendimden kurtulmayı denedim, lütfen bana kızmayın, nasıl yaptığımı neler denediğimide sormayın, bu konuyla alakalı üstümede gelmeyin, ne bir psikolog ya da konusunda uzman hiç kimse bana yardımcı olamaz, ben yardımları kabul etmediğim için, tutsağı oldum bu benliğin, beni ben değil o kontrol ediyor, düşüncelerimi hislerimi, her sabah ağrılarla kalkmaktan yoruldum, belimdeki bitmek bilmeyen ağrılarla, haftalarca süren şiddetli baş ağrılarıyla, erken kalkardım, kalkamaz oldum, bununda sebebi benim, benim ve bu düşüncelerin ağırlığı altında kalan vücudum, o yüzden bir şeyleri başarabilecek olsam dahi çaba göstermekten vazgeçtim, çünkü kendimden kurtulma isteğinden uzun bi süredir kurtulamıyorum, başarıya ulaşmak istemiyorum, kendimden kurtulma isteğinden kurtulmak istiyorum, ama bunun yolu yok, öylesine kaplamış ki her yeri, herşeyin bir çözümü vardır dersiniz, bulunur dersiniz, ama insanın kendi içinde kendiyle verdiği savaşın iki çözümü var, ya aklından ya da bedeninden kurtulmak, yaşadığımız dünyayı sorgulamıyorum bile, kim ne yapmış, hangi teknoloji çıkmış ya da hangi ülkelerde neler oluyor, işin en garip yanıda herkes güldüğüm anlarda beni gerçekten gülüyorum sandı, halbuki öyle yaptım sadece, bunları hiçbir zaman söyleyemediğim gibi hiçbir zamanda okuyamayacaksınız, öğrendiğim bi şey var aslında, ve yapmayı gerçekten iyi bildiğim, bir insan kendi kendini nasıl yok eder iyi biliyorum, ve bunu günden güne dozunu arttırarak yapmaya devam ediyorum, aklıma şey geliyor, ben bir kaza yapsam, hastaneye kaldırılsam, bunu nasıl idrak edeceğiniz, ya da bunu anneme ve dedeme nasıl söyleyeceğiniz, söyledikten sonra onları nasıl sakinleştireceğiniz, bir şeyi çok düşünürsen olur ya, düşünmemeye çalışsamda, artık bu his oluştu,
yakın zamanda bana bir şey olacak ama sakın üzülmeyin, hayatta kalırsam eğer, daha çok sormaya başlayacaksınız beni, neler yaptığımı, nerede olduğumu, kalmazsam eğer, oyuncak araba maketleri bırakırsınız yanıbaşıma, insan kendinin toprağın altında nasıl duracağını bile hayal edebiliyor, beni arayın sorun diye yazmıyorum bunları, ama gerçekler bunlar, ya da gerçekmiş gibi gelenler, kendime karşı bu kadar acımasızken, acımasız birine dönüştüm cümlesinden diğer insanlara karşı ne kadar acımasız olduğum umarım anlaşılmıştır, her şey bu kadar kolay mı diyebilirsiniz, evet kolay, geriye hissedebilecek iki duygunuz kaldığında, uğruna çaba edeceğiniz hiçbir şey kalmadığında, amaçlarınız yok olduğunda, kendinize bunları yaptığınızda her şey bu kadar kolay, hiç doğmamış olsanız hayatların nasıl olacağını düşündüğünüzde bunları hayal ettiğinizde her şey bu kadar kolay, bana neden bunları düşünüyorsun ya da hayal ediyorsun diyede sormayın, siz herşeyi benden daha iyi bilirsiniz, şey gibi, cüzdanından kimliğini düşürmek gibi, gerçi kimliğini düşürdüğünde yenisini çıkarabiliyorsun ama bu kimliği kaybedersen aynısını alamıyorsun, yerine başkası geliyor, düşünceler ya da hayal ettiğim şeylerle kendime bu zulmü ederek yaşamaya devam ederken en azından hissedebildiğim için yapmaya devam ediyorum ve bu beni birazcıkda olsa belki mutlu ediyor olabilir, takdirinize kalmış, hayat gerçekten kolay, şuan istesem, isteyebilsem, uğruna çabalayacak bir şeyim olsa, bu işide büyütürüm, o evide alırım, istediğim arabayada binerim ya da herhangi bir hayalim olsa onada ulaşırım, ama ben susup izlemeyi tercih ediyorum bu pozisyonda, çünkü bu isteklerin hiçbiri yok, ve günden güne yok olmakta, şunu yapmak istiyorum diyebileceğim hiçbir şey yok, ne bir hayal, ne bir istek, ne sahip olunmak istenen bir şey, ne bir cinsel dürtü, ne bir hobi, ne bir yetenek, ya da aklınıza gelen diğer daha ne bir ler, kendimi buna dönüştürdüğüm için pişman değilim, sadece kendi kendime yenildiğimi kabul ettim bugün, pes etmedim, yenildim, çok uğraştım çok çabaladım kendimle verdiğim savaşı kazanmaya, düşüncelerimle olan, aklıma gelen yaşanmamış şeylerle olan, kendi düşüncelerim benliğimi yenmeyi başardı, eskiden aşık olurdum, birinden hoşlanırdım, ya da bir araba görürdüm içimde bir şeyler uyanırdı, şimdi o kadar boş ki, çok boş yani, bilgisayarda oyunlar oynardım, denedim, tekrar oynamayı denedim, oynayamadım, lütfen hiçbiriniz kendinizi suçlu hissetmeyiniz, suçluluk duygusuna kapılmayınız, ne yaptıklarınızdan, ne yaşattıklarınızdan, ne de söylediklerinizden, hepiniz kendinizdiniz, benim kendim olmayı denerken kendimi yok edişimi bir suç olarak kimseye yıkamam,
kimsede üstüne alınmamalı, bana dair hiçbir pişmanlık duymayınız, çünkü ben kendime karşı hiçbir zaman pişmanlık duymadım, aslına bakarsanız şu halimle yalnız olmam daha iyi, hayatımda kimsenin olmaması daha iyi, en azından onlara zarar veremeyeceğim, Julianaya verdiğim gibi, onun bana sunduğu sevgiyi mahvettim, sevgiye olan inancını öldürdüm, çok kötü ve ağır zamanlar yaşamasına vesile oldum, onun hayata olan bakış açısını değiştirdim, bir daha eskisi gibi birinin ona olan ya da onun bir başkasına olan sevgisinde artık hep bir şüphe arayacak, bu tekrar ben dahi olsam, hiçkimseye yapmadığım acımasızlığa onu maruz bıraktım, bir hiçmiş gibi davrandım ona, yüzünü bile görmemek istedim, görmemek için bahaneler aradım, yalvarışlarını ağlayışlarını dinledim, zor tuttum kendimi, ama o an öyle bir şeye dönüştüm ki ben bile tanıyamadım kendimi, ve bir kez daha nefret ettim kendimden, kendimde bunları yaşatabilecek bir potansiyeli içimde barındırdığım için, evet biliyorum hiçbirimiz tam anlamıyla temiz olamayız, ama hiçbirimiz bir insanın saf sevgisini yok edecek kadar da ahmak olmamalıyız, ben oldum işte, bazen dükkanın arka odasında ayarladığımız mutfakta otururken bir bıçağı gözüme kestirip kendime saplayasım geliyor, ya da dışarda bi yerde bir polis gördüğümde ona beni vurmanız için ne yapmam lazım diye sorma isteği geliyor, Feza’ya yaptığım gibi, onu kandırdım, beni sevmesini sağladım, buna inandırdım, sonrada bir hiçmiş gibi davrandım, nefretle yaklaştım, kinle yaklaştım, yapıcı olmaya yeltenen karakterim yıkıcı bir benliğe bıraktı yerini, evet Almanyadayım, evet bir çok imkanın karşımda durduğunu görüyorum, lakin, elde etmek istediğim veyahut kullanmak istediğim tek imkan kendi benliğimden bir şekilde kurtulmak, ve bunu en az insanı üzerek yapmak, öyle yada böyle bir kişi dâhide olsa üzülen birileri olacak, önemli olan rakamın kaç olduğu, beni destekleyen insanların varlığından hep haberdardım, ama onları hiçbir zaman kullanmadım, sustum, sadece sustum, yemek yememeye başladım, iki günde bir öğün yediğim oluyor bazen olmuyor, zayıflamamın sebebi bu yüzden, çok fazla sigara içmeye başladım, olurda bi gün nikotin komasına girerim diye, çok fazla kahve içmeye başladım belki kafein komasına girerim diye, eskiden kafamda kurduğum ilerde nasıl bir hayat yaşayacağım düşüncesindeki hayata ulaşmak benim için gerçekten zor değil, zor olan artık o isteği uyandıracak hiçbir etken olmaması ve o isteğin sanki sonsuzluk uykusuna yatmış olması, aslına bakarsanız sizde yaşamıyorsunuz, hepiniz savaşıyorsunuz, kimi zaman açlık savaşı kimi zaman mal mülk, kimi zaman para, hepimiz bu savaşın içindeyiz, ben bu savaşın içinde kendimle olan savaşı kaybetmişken bu savaşı kazanabilme ihtimali aklımın ucundan dahi geçmiyor, zekamı kullanmıyorum, kullansam çok mükemmel şeyler yapacağımdan da eminim, daha sonra da bütün bunların kendinize olması gerektiğini yaptıklarınızdan dolayı kabullenmeye başlıyorsunuz, bu diyorsunuz, hak ettiğinizin bu olmadığına inanmaya çalışsanızda, hep daha iyisini hak ettiğinizi düşünsenizde, hak ettiğiniz şeyin bu olduğunu hepiniz kabullendiniz,
hepiniz kendi kendinize yalanlar söylediniz, bu bir suçlama değil, açığa vurmaktan korktuğunuz gerçekler, demekki 25 yaşındayken de bitebiliyormuş bir insan hayatı, ileriki yaşlarda hala isteği olan, çabalayan insanları gerçekten takdir ediyorum, çünkü ben buraya kadar gelebildim, burdan sonra ne bir üstüne koyma isteği ne de başka bir çaba arzusu yok içimde, kendi ellerimle düşüncelerimle yok ettim hepsini, inanın ne çok istiyorum derin bir nefes çekip bir daha verememeyi, ama her bir derin nefeste tekrar doluyor oksijen ciğerlerime, bende öyle yaşamaya devam ediyorum, dünyanın neresinde olursanız olun eğer düşünceleriniz sizi yeniyorsa hiçbir yerde kazanmış sayılmazsınız, kazandığınızı zannedersiniz, bir insanı, bir işi, bir evi, ya da herhangi başka bir şeyi, o his sizi bi süre canlı tutar lakin sonra eski halinize geri dönersiniz, ben eski halime geri döndüğümde kendime karşı acımasızlaştım işte, kendim kendime bunları yaşattığım için kendime saldırmaya başladım, düşüncelerimle, yaptıklarımla, kendime çektirdiğim zorluklarla, hepimiz nefsimizin kölesiyiz bir şekilde, kimimiz 10 zincirle bağlıyken kimimiz bir zincirle bağlı, ben bütün nefslere olan bütün zincirleri kopardım, meğersem ben yıllar boyu kendimi hazırlamışım bu yok oluşa da haberim olmamış, fark ettiğimde de çok geç olmuş artık, öğrenmeyi bırakmışım, denemeyi, hata yapmayı, bir şeyi yaparken zevkle istekle yapmayı, bu dünyada var olan hiçbir beden kendi ruhunu yok ederken ki hissettiği acı kadar bir acı çekemez, ruhun yok oluşu bir yıldızın içine çökmesi gibi, yavaş yavaş ama ağır, ta ki tamamiyle düşünceler akıp bitip tükenene kadar, sonrası yıldızlarda olduğu gibi bir karadelik, ne olacağı belirsiz bi şekilde onu yaklaşanı içine hapseden ya da yok eden bir şey, biri, ışığı bile, fazla edebiyat yapmaya lüzum yok,
Düşünme
Yorgun kelimesi tanımlamaya yetmiyor yorgunluğumu bu başka bişey, kendime bunu neden yaptığımı bilmiyorum, kendimi neden hiçbir zaman sevemediğimi bilmiyorum, ne yaparsam yapayım kendimden neden nefret ettiğimi bilmiyorum, önce alışkanlık haline geldi, daha sonra bir hastalığa dönüştü, konuşabilseydi organlarım onlarda söylerlerdi bu vücudun içinde yer almak istemediklerini, kendi organlarım dahi nefret ediyor kendimden, ne yaşadığımı bilmiyorum, beni mutlu eden rahatlatan ne varsa hepsi ama hepsi artık hiçbir şey hissettirmemeye başladı, hissedemez oldum, sevgiyi, coşkuyu, heycanlanmayı ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim bir çok duyguyu, hissedebildiğim ve ya bir daha hissedemezsem diye korktuğum iki duygudan ibaretim artık, acı ve korku, başka insanlara çektirilen bir acı değil, ya da başka insanları korkutmak değil, bu ikisini kendime yapıyorum, ve ekstrem derecede yapıyorum, dışardan belli olmaması gayet normal, çünkü bunu gizliyorum, açığa vurmaktan korkuyorum, kendim olmaktan korkuyorum, çünkü hiçbir zaman öğrenemedim kendim olmayı, kendim olmayı denerken insanları kırdığımı, onları mahvettiğimi gördüm, onların başına gelen bu vesileler benim kendimden daha çok nefret etmeme sebep oldu, ben dışarıya sevgimi saçmaya çalışırken, bir çiçeğe bile sevgiyle yaklaşmaya çalışırken, o çiçek kurudu ve çöpe attım, benim sevgim öldürücü zararlı bir sevgi, tek gayesi yok etmek, bir insanı ya da onun dokunduğu herhangi bir şeyi, inanamaz oldum, insanlar beni ikna etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, ama inanın ben bu cümlelere inanamıyorum, dışardan gördüğünüz ben sizde bir ışık uyandırıyor olabilir, ama kendi içimde bildiğim beni bir kez olsun benim gözümden görüp, benim ruhumla hissedebilseydiniz keşke, o zaman ikna etmeye dahi çabalamazdınız, yalnız kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zamanda korkmadım, yalnız olmak problem değildi benim için, ama sizin o görmediğiniz benliğimle o yalnızlığın içinde o kadar çok vakit geçirdim ki, kimliğimi kaybettim, o benlik beni öylesine esir aldı ki, ne bir istek, ne bir his, ne de beni hayatta tutacak başka bir şey bıraktı, en kötüsüde yalnız olmanın sebebinin arkadaş edinememek veya bunun zor olması değil, bunun en büyük sebebi benim, en azından diğer insanları ve onların hayatlarını mahvetme içgüdüsünü durdurabiliyorum, onlardan uzak duruyorum, belki onların yaptıklarını yapamıyorum, yapmak isteyipte yapmıyorum, bu zor oluyor evet, ama bunu yapmak zorundaymış gibi hissediyorum kendimi, o kadar saçma gerçek ya da sahte sevgilere maruz kaldım ki, artık sevgi tanımını unuttum, bunu ben yaptım, kendimi ben sevgisiz bıraktım, kendimi ben sevginin her türlüsünden mahrum bıraktım, aklımdan geçenler sadece bir kurtuluş olur, bir çözüm olur diye içimdeki bu benliği nasıl söküp atabileceğimdi, kendime zarar verdim, çok zarar verdim, kendi kendimi ben hasta ettim, ve iyileşmemeye yemin etmiş gibiyim, öylece oturmuş yok oluşumu izliyorum sadece, ve bu bana haz veriyor çünkü böyle bir şeyin yok oluşunu izlemek, onun yenildiğini görmek, herkes için daha iyi, aslında ben önceden iyiydim, yani gerçekten iyiydim, hayallerim amaçlarım hedeflerim vardı, o benlik bunları yok etti, düşüncelerimi esir aldı, düşündüğüm tek şey artık kendimden kurtulmak, bazen öyle saçma şeylere o kadar çok sinirleniyorum ki, o sinirli kişi ben değilim, başka biri ya da bir şey, o an ne olursa sadece yok etmek istyorum, mesela geçen gün sinirlendiğimde elime bir çekiç alıp arabayı parçalamak istedim, işle alakalı bir şeye sinirlendim bilgisayarları masayı parçalamak istedim, bakın, ben kontrolümü kaybetmek üzereyim, bir şey olacak, ya bana ya sahip olduklarıma, henüz yaşanmamış ya da kafamda yaşanmış gibi yaşattığım tiyatro oyunları sahnesinde kalmaktan çok sıkıldım, gerçek dünyadan öylesine uzağım ki, sanki insanlar bu dünyada, ben bu dünyanın içinde sadece bir bedendeyim hepsi bu, anlaşılmadığımı iddia etmiyorum, ben hep anlaşıldım, ama size gösterdiğim kısmı kadar anlaşıldım, ve bu göstermediğim kısmın üstünü örttüğüm bir perde gibi, eminim herkesin vardır böyle yanları,
kesinlikle demiyorum bu duruma bir şey, gerçekten yaşama dair tutunacağım hiçbir şey kalmadı, aslında ben kendimden kurtulmayı denedim ne yazık ki, kimsenin bundan haberi olmadı, ama iyi yapamamışım demek ki hala hayattayım, ölmekten hiç korkmuyorum, bu yüzden hep hızlı sürüyorum, ya da tehlikeli olan davranışlara hareketlere giriyorum, son zamanlarda en çok düşündüğüm şey şunlar gibi:
bir arabanın bana çarpması, ya da otobanda giderken bariyerlere çarpmak, birinin önüme atlaması, çünkü kendim vesile olamadım buna, belki başka biri ya da bir şey vesile olur, tek amacım bu gerçekten, ama artık denemiyorum kendimden kurtulmayı, üzüleceğinden emin olduğunu hissettiğim sadece bir kişi var, annem, eğer böyle bir şey olsaydı anneme neler olacağını düşündükçe ağlayabiliyorum sadece, kendime bunu yaşatmaktan bıktım, o yüzden ölmek istiyorum, bunları hissetmemek düşünmemek hayal etmemek gözlerimin önünde canlandırmayı durduramamak için, yaşanmamasına rağmen sanki yaşanmışçasına acı çekmekten kurtulamıyorum,
ve bu hissedebildiğim tek şey olduğu için bunu tekrar tekrar ve tekrar yapıyorum, beni bundan kurtarın nolur, gerçekten hiçbir şey istemiyorum, ne maddi ne manevi, sadece bundan kurtulmak istiyorum, çünkü biliyorum siz kurtarmazsanız, ben kurtaracağım kendimi bundan, sahip olduğunuz tek bir kitabınız olsaydı, ve kitap okumayı çok sevseydiniz, hep o kitabı okurdunuz, buda aynısı, ama olayın kötü tarafı ne biliyor musunuz, bu olay yaşanmasa bile, herkese olduğu gibi, anneminde bir gün gideceği, hiç düşündünüz mü o gün benim ne kadar suskun olacağımı, ya da o günden itibaren diğer günlerde nasıl değişeceğimi, ben ne giyeceğimi dahi hayal ettim, ve o dünyaya o kadar çok girdim ki, artık orda yaşamaya başladım, ben ağlarsam, yani şayet ağlayabilirsem, ağladığımda annem hisseder gece uyanır diye ağlamayı kesiyorum, ben bana ne olduğunu gerçekten bilmiyorum, aklımı yitirmek üzereyim, sizden çok özür dilerim ama ben birden çok kez kendimden kurtulmayı denedim, lütfen bana kızmayın, nasıl yaptığımı neler denediğimide sormayın, bu konuyla alakalı üstümede gelmeyin, ne bir psikolog ya da konusunda uzman hiç kimse bana yardımcı olamaz, ben yardımları kabul etmediğim için, tutsağı oldum bu benliğin, beni ben değil o kontrol ediyor, düşüncelerimi hislerimi, her sabah ağrılarla kalkmaktan yoruldum, belimdeki bitmek bilmeyen ağrılarla, haftalarca süren şiddetli baş ağrılarıyla, erken kalkardım, kalkamaz oldum, bununda sebebi benim, benim ve bu düşüncelerin ağırlığı altında kalan vücudum, o yüzden bir şeyleri başarabilecek olsam dahi çaba göstermekten vazgeçtim, çünkü kendimden kurtulma isteğinden uzun bi süredir kurtulamıyorum, başarıya ulaşmak istemiyorum, kendimden kurtulma isteğinden kurtulmak istiyorum, ama bunun yolu yok, öylesine kaplamış ki her yeri, herşeyin bir çözümü vardır dersiniz, bulunur dersiniz, ama insanın kendi içinde kendiyle verdiği savaşın iki çözümü var, ya aklından ya da bedeninden kurtulmak, yaşadığımız dünyayı sorgulamıyorum bile, kim ne yapmış, hangi teknoloji çıkmış ya da hangi ülkelerde neler oluyor, işin en garip yanıda herkes güldüğüm anlarda beni gerçekten gülüyorum sandı, halbuki öyle yaptım sadece, bunları hiçbir zaman söyleyemediğim gibi hiçbir zamanda okuyamayacaksınız, öğrendiğim bi şey var aslında, ve yapmayı gerçekten iyi bildiğim, bir insan kendi kendini nasıl yok eder iyi biliyorum, ve bunu günden güne dozunu arttırarak yapmaya devam ediyorum, aklıma şey geliyor, ben bir kaza yapsam, hastaneye kaldırılsam, bunu nasıl idrak edeceğiniz, ya da bunu anneme ve dedeme nasıl söyleyeceğiniz, söyledikten sonra onları nasıl sakinleştireceğiniz, bir şeyi çok düşünürsen olur ya, düşünmemeye çalışsamda, artık bu his oluştu,
yakın zamanda bana bir şey olacak ama sakın üzülmeyin, hayatta kalırsam eğer, daha çok sormaya başlayacaksınız beni, neler yaptığımı, nerede olduğumu, kalmazsam eğer, oyuncak araba maketleri bırakırsınız yanıbaşıma, insan kendinin toprağın altında nasıl duracağını bile hayal edebiliyor, beni arayın sorun diye yazmıyorum bunları, ama gerçekler bunlar, ya da gerçekmiş gibi gelenler, kendime karşı bu kadar acımasızken, acımasız birine dönüştüm cümlesinden diğer insanlara karşı ne kadar acımasız olduğum umarım anlaşılmıştır, her şey bu kadar kolay mı diyebilirsiniz, evet kolay, geriye hissedebilecek iki duygunuz kaldığında, uğruna çaba edeceğiniz hiçbir şey kalmadığında, amaçlarınız yok olduğunda, kendinize bunları yaptığınızda her şey bu kadar kolay, hiç doğmamış olsanız hayatların nasıl olacağını düşündüğünüzde bunları hayal ettiğinizde her şey bu kadar kolay, bana neden bunları düşünüyorsun ya da hayal ediyorsun diyede sormayın, siz herşeyi benden daha iyi bilirsiniz, şey gibi, cüzdanından kimliğini düşürmek gibi, gerçi kimliğini düşürdüğünde yenisini çıkarabiliyorsun ama bu kimliği kaybedersen aynısını alamıyorsun, yerine başkası geliyor, düşünceler ya da hayal ettiğim şeylerle kendime bu zulmü ederek yaşamaya devam ederken en azından hissedebildiğim için yapmaya devam ediyorum ve bu beni birazcıkda olsa belki mutlu ediyor olabilir, takdirinize kalmış, hayat gerçekten kolay, şuan istesem, isteyebilsem, uğruna çabalayacak bir şeyim olsa, bu işide büyütürüm, o evide alırım, istediğim arabayada binerim ya da herhangi bir hayalim olsa onada ulaşırım, ama ben susup izlemeyi tercih ediyorum bu pozisyonda, çünkü bu isteklerin hiçbiri yok, ve günden güne yok olmakta, şunu yapmak istiyorum diyebileceğim hiçbir şey yok, ne bir hayal, ne bir istek, ne sahip olunmak istenen bir şey, ne bir cinsel dürtü, ne bir hobi, ne bir yetenek, ya da aklınıza gelen diğer daha ne bir ler, kendimi buna dönüştürdüğüm için pişman değilim, sadece kendi kendime yenildiğimi kabul ettim bugün, pes etmedim, yenildim, çok uğraştım çok çabaladım kendimle verdiğim savaşı kazanmaya, düşüncelerimle olan, aklıma gelen yaşanmamış şeylerle olan, kendi düşüncelerim benliğimi yenmeyi başardı, eskiden aşık olurdum, birinden hoşlanırdım, ya da bir araba görürdüm içimde bir şeyler uyanırdı, şimdi o kadar boş ki, çok boş yani, bilgisayarda oyunlar oynardım, denedim, tekrar oynamayı denedim, oynayamadım, lütfen hiçbiriniz kendinizi suçlu hissetmeyiniz, suçluluk duygusuna kapılmayınız, ne yaptıklarınızdan, ne yaşattıklarınızdan, ne de söylediklerinizden, hepiniz kendinizdiniz, benim kendim olmayı denerken kendimi yok edişimi bir suç olarak kimseye yıkamam,
kimsede üstüne alınmamalı, bana dair hiçbir pişmanlık duymayınız, çünkü ben kendime karşı hiçbir zaman pişmanlık duymadım, aslına bakarsanız şu halimle yalnız olmam daha iyi, hayatımda kimsenin olmaması daha iyi, en azından onlara zarar veremeyeceğim, Julianaya verdiğim gibi, onun bana sunduğu sevgiyi mahvettim, sevgiye olan inancını öldürdüm, çok kötü ve ağır zamanlar yaşamasına vesile oldum, onun hayata olan bakış açısını değiştirdim, bir daha eskisi gibi birinin ona olan ya da onun bir başkasına olan sevgisinde artık hep bir şüphe arayacak, bu tekrar ben dahi olsam, hiçkimseye yapmadığım acımasızlığa onu maruz bıraktım, bir hiçmiş gibi davrandım ona, yüzünü bile görmemek istedim, görmemek için bahaneler aradım, yalvarışlarını ağlayışlarını dinledim, zor tuttum kendimi, ama o an öyle bir şeye dönüştüm ki ben bile tanıyamadım kendimi, ve bir kez daha nefret ettim kendimden, kendimde bunları yaşatabilecek bir potansiyeli içimde barındırdığım için, evet biliyorum hiçbirimiz tam anlamıyla temiz olamayız, ama hiçbirimiz bir insanın saf sevgisini yok edecek kadar da ahmak olmamalıyız, ben oldum işte, bazen dükkanın arka odasında ayarladığımız mutfakta otururken bir bıçağı gözüme kestirip kendime saplayasım geliyor, ya da dışarda bi yerde bir polis gördüğümde ona beni vurmanız için ne yapmam lazım diye sorma isteği geliyor, Feza’ya yaptığım gibi, onu kandırdım, beni sevmesini sağladım, buna inandırdım, sonrada bir hiçmiş gibi davrandım, nefretle yaklaştım, kinle yaklaştım, yapıcı olmaya yeltenen karakterim yıkıcı bir benliğe bıraktı yerini, evet Almanyadayım, evet bir çok imkanın karşımda durduğunu görüyorum, lakin, elde etmek istediğim veyahut kullanmak istediğim tek imkan kendi benliğimden bir şekilde kurtulmak, ve bunu en az insanı üzerek yapmak, öyle yada böyle bir kişi dâhide olsa üzülen birileri olacak, önemli olan rakamın kaç olduğu, beni destekleyen insanların varlığından hep haberdardım, ama onları hiçbir zaman kullanmadım, sustum, sadece sustum, yemek yememeye başladım, iki günde bir öğün yediğim oluyor bazen olmuyor, zayıflamamın sebebi bu yüzden, çok fazla sigara içmeye başladım, olurda bi gün nikotin komasına girerim diye, çok fazla kahve içmeye başladım belki kafein komasına girerim diye, eskiden kafamda kurduğum ilerde nasıl bir hayat yaşayacağım düşüncesindeki hayata ulaşmak benim için gerçekten zor değil, zor olan artık o isteği uyandıracak hiçbir etken olmaması ve o isteğin sanki sonsuzluk uykusuna yatmış olması, aslına bakarsanız sizde yaşamıyorsunuz, hepiniz savaşıyorsunuz, kimi zaman açlık savaşı kimi zaman mal mülk, kimi zaman para, hepimiz bu savaşın içindeyiz, ben bu savaşın içinde kendimle olan savaşı kaybetmişken bu savaşı kazanabilme ihtimali aklımın ucundan dahi geçmiyor, zekamı kullanmıyorum, kullansam çok mükemmel şeyler yapacağımdan da eminim, daha sonra da bütün bunların kendinize olması gerektiğini yaptıklarınızdan dolayı kabullenmeye başlıyorsunuz, bu diyorsunuz, hak ettiğinizin bu olmadığına inanmaya çalışsanızda, hep daha iyisini hak ettiğinizi düşünsenizde, hak ettiğiniz şeyin bu olduğunu hepiniz kabullendiniz,
Düşünme
Yorgun kelimesi tanımlamaya yetmiyor yorgunluğumu bu başka bişey, kendime bunu neden yaptığımı bilmiyorum, kendimi neden hiçbir zaman sevemediğimi bilmiyorum, ne yaparsam yapayım kendimden neden nefret ettiğimi bilmiyorum, önce alışkanlık haline geldi, daha sonra bir hastalığa dönüştü, konuşabilseydi organlarım onlarda söylerlerdi bu vücudun içinde yer almak istemediklerini, kendi organlarım dahi nefret ediyor kendimden, ne yaşadığımı bilmiyorum, beni mutlu eden rahatlatan ne varsa hepsi ama hepsi artık hiçbir şey hissettirmemeye başladı, hissedemez oldum, sevgiyi, coşkuyu, heycanlanmayı ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim bir çok duyguyu, hissedebildiğim ve ya bir daha hissedemezsem diye korktuğum iki duygudan ibaretim artık, acı ve korku, başka insanlara çektirilen bir acı değil, ya da başka insanları korkutmak değil, bu ikisini kendime yapıyorum, ve ekstrem derecede yapıyorum, dışardan belli olmaması gayet normal, çünkü bunu gizliyorum, açığa vurmaktan korkuyorum, kendim olmaktan korkuyorum, çünkü hiçbir zaman öğrenemedim kendim olmayı, kendim olmayı denerken insanları kırdığımı, onları mahvettiğimi gördüm, onların başına gelen bu vesileler benim kendimden daha çok nefret etmeme sebep oldu, ben dışarıya sevgimi saçmaya çalışırken, bir çiçeğe bile sevgiyle yaklaşmaya çalışırken, o çiçek kurudu ve çöpe attım, benim sevgim öldürücü zararlı bir sevgi, tek gayesi yok etmek, bir insanı ya da onun dokunduğu herhangi bir şeyi, inanamaz oldum, insanlar beni ikna etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, ama inanın ben bu cümlelere inanamıyorum, dışardan gördüğünüz ben sizde bir ışık uyandırıyor olabilir, ama kendi içimde bildiğim beni bir kez olsun benim gözümden görüp, benim ruhumla hissedebilseydiniz keşke, o zaman ikna etmeye dahi çabalamazdınız, yalnız kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zamanda korkmadım, yalnız olmak problem değildi benim için, ama sizin o görmediğiniz benliğimle o yalnızlığın içinde o kadar çok vakit geçirdim ki, kimliğimi kaybettim, o benlik beni öylesine esir aldı ki, ne bir istek, ne bir his, ne de beni hayatta tutacak başka bir şey bıraktı, en kötüsüde yalnız olmanın sebebinin arkadaş edinememek veya bunun zor olması değil, bunun en büyük sebebi benim, en azından diğer insanları ve onların hayatlarını mahvetme içgüdüsünü durdurabiliyorum, onlardan uzak duruyorum, belki onların yaptıklarını yapamıyorum, yapmak isteyipte yapmıyorum, bu zor oluyor evet, ama bunu yapmak zorundaymış gibi hissediyorum kendimi, o kadar saçma gerçek ya da sahte sevgilere maruz kaldım ki, artık sevgi tanımını unuttum, bunu ben yaptım, kendimi ben sevgisiz bıraktım, kendimi ben sevginin her türlüsünden mahrum bıraktım, aklımdan geçenler sadece bir kurtuluş olur, bir çözüm olur diye içimdeki bu benliği nasıl söküp atabileceğimdi, kendime zarar verdim, çok zarar verdim, kendi kendimi ben hasta ettim, ve iyileşmemeye yemin etmiş gibiyim, öylece oturmuş yok oluşumu izliyorum sadece, ve bu bana haz veriyor çünkü böyle bir şeyin yok oluşunu izlemek, onun yenildiğini görmek, herkes için daha iyi, aslında ben önceden iyiydim, yani gerçekten iyiydim, hayallerim amaçlarım hedeflerim vardı, o benlik bunları yok etti, düşüncelerimi esir aldı, düşündüğüm tek şey artık kendimden kurtulmak, bazen öyle saçma şeylere o kadar çok sinirleniyorum ki, o sinirli kişi ben değilim, başka biri ya da bir şey, o an ne olursa sadece yok etmek istyorum, mesela geçen gün sinirlendiğimde elime bir çekiç alıp arabayı parçalamak istedim, işle alakalı bir şeye sinirlendim bilgisayarları masayı parçalamak istedim, bakın, ben kontrolümü kaybetmek üzereyim, bir şey olacak, ya bana ya sahip olduklarıma, henüz yaşanmamış ya da kafamda yaşanmış gibi yaşattığım tiyatro oyunları sahnesinde kalmaktan çok sıkıldım, gerçek dünyadan öylesine uzağım ki, sanki insanlar bu dünyada, ben bu dünyanın içinde sadece bir bedendeyim hepsi bu, anlaşılmadığımı iddia etmiyorum, ben hep anlaşıldım, ama size gösterdiğim kısmı kadar anlaşıldım, ve bu göstermediğim kısmın üstünü örttüğüm bir perde gibi, eminim herkesin vardır böyle yanları,
kesinlikle demiyorum bu duruma bir şey, gerçekten yaşama dair tutunacağım hiçbir şey kalmadı, aslında ben kendimden kurtulmayı denedim ne yazık ki, kimsenin bundan haberi olmadı, ama iyi yapamamışım demek ki hala hayattayım, ölmekten hiç korkmuyorum, bu yüzden hep hızlı sürüyorum, ya da tehlikeli olan davranışlara hareketlere giriyorum, son zamanlarda en çok düşündüğüm şey şunlar gibi:
bir arabanın bana çarpması, ya da otobanda giderken bariyerlere çarpmak, birinin önüme atlaması, çünkü kendim vesile olamadım buna, belki başka biri ya da bir şey vesile olur, tek amacım bu gerçekten, ama artık denemiyorum kendimden kurtulmayı, üzüleceğinden emin olduğunu hissettiğim sadece bir kişi var, annem, eğer böyle bir şey olsaydı anneme neler olacağını düşündükçe ağlayabiliyorum sadece, kendime bunu yaşatmaktan bıktım, o yüzden ölmek istiyorum, bunları hissetmemek düşünmemek hayal etmemek gözlerimin önünde canlandırmayı durduramamak için, yaşanmamasına rağmen sanki yaşanmışçasına acı çekmekten kurtulamıyorum,
ve bu hissedebildiğim tek şey olduğu için bunu tekrar tekrar ve tekrar yapıyorum, beni bundan kurtarın nolur, gerçekten hiçbir şey istemiyorum, ne maddi ne manevi, sadece bundan kurtulmak istiyorum, çünkü biliyorum siz kurtarmazsanız, ben kurtaracağım kendimi bundan, sahip olduğunuz tek bir kitabınız olsaydı, ve kitap okumayı çok sevseydiniz, hep o kitabı okurdunuz, buda aynısı, ama olayın kötü tarafı ne biliyor musunuz, bu olay yaşanmasa bile, herkese olduğu gibi, anneminde bir gün gideceği, hiç düşündünüz mü o gün benim ne kadar suskun olacağımı, ya da o günden itibaren diğer günlerde nasıl değişeceğimi, ben ne giyeceğimi dahi hayal ettim, ve o dünyaya o kadar çok girdim ki, artık orda yaşamaya başladım, ben ağlarsam, yani şayet ağlayabilirsem, ağladığımda annem hisseder gece uyanır diye ağlamayı kesiyorum, ben bana ne olduğunu gerçekten bilmiyorum, aklımı yitirmek üzereyim, sizden çok özür dilerim ama ben birden çok kez kendimden kurtulmayı denedim, lütfen bana kızmayın, nasıl yaptığımı neler denediğimide sormayın, bu konuyla alakalı üstümede gelmeyin, ne bir psikolog ya da konusunda uzman hiç kimse bana yardımcı olamaz, ben yardımları kabul etmediğim için, tutsağı oldum bu benliğin, beni ben değil o kontrol ediyor, düşüncelerimi hislerimi, her sabah ağrılarla kalkmaktan yoruldum, belimdeki bitmek bilmeyen ağrılarla, haftalarca süren şiddetli baş ağrılarıyla, erken kalkardım, kalkamaz oldum, bununda sebebi benim, benim ve bu düşüncelerin ağırlığı altında kalan vücudum, o yüzden bir şeyleri başarabilecek olsam dahi çaba göstermekten vazgeçtim, çünkü kendimden kurtulma isteğinden uzun bi süredir kurtulamıyorum, başarıya ulaşmak istemiyorum, kendimden kurtulma isteğinden kurtulmak istiyorum, ama bunun yolu yok, öylesine kaplamış ki her yeri, herşeyin bir çözümü vardır dersiniz, bulunur dersiniz, ama insanın kendi içinde kendiyle verdiği savaşın iki çözümü var, ya aklından ya da bedeninden kurtulmak, yaşadığımız dünyayı sorgulamıyorum bile, kim ne yapmış, hangi teknoloji çıkmış ya da hangi ülkelerde neler oluyor, işin en garip yanıda herkes güldüğüm anlarda beni gerçekten gülüyorum sandı, halbuki öyle yaptım sadece, bunları hiçbir zaman söyleyemediğim gibi hiçbir zamanda okuyamayacaksınız, öğrendiğim bi şey var aslında, ve yapmayı gerçekten iyi bildiğim, bir insan kendi kendini nasıl yok eder iyi biliyorum, ve bunu günden güne dozunu arttırarak yapmaya devam ediyorum, aklıma şey geliyor, ben bir kaza yapsam, hastaneye kaldırılsam, bunu nasıl idrak edeceğiniz, ya da bunu anneme ve dedeme nasıl söyleyeceğiniz, söyledikten sonra onları nasıl sakinleştireceğiniz, bir şeyi çok düşünürsen olur ya, düşünmemeye çalışsamda, artık bu his oluştu,
yakın zamanda bana bir şey olacak ama sakın üzülmeyin, hayatta kalırsam eğer, daha çok sormaya başlayacaksınız beni, neler yaptığımı, nerede olduğumu, kalmazsam eğer, oyuncak araba maketleri bırakırsınız yanıbaşıma, insan kendinin toprağın altında nasıl duracağını bile hayal edebiliyor, beni arayın sorun diye yazmıyorum bunları, ama gerçekler bunlar, ya da gerçekmiş gibi gelenler, kendime karşı bu kadar acımasızken, acımasız birine dönüştüm cümlesinden diğer insanlara karşı ne kadar acımasız olduğum umarım anlaşılmıştır, her şey bu kadar kolay mı diyebilirsiniz, evet kolay, geriye hissedebilecek iki duygunuz kaldığında, uğruna çaba edeceğiniz hiçbir şey kalmadığında, amaçlarınız yok olduğunda, kendinize bunları yaptığınızda her şey bu kadar kolay, hiç doğmamış olsanız hayatların nasıl olacağını düşündüğünüzde bunları hayal ettiğinizde her şey bu kadar kolay, bana neden bunları düşünüyorsun ya da hayal ediyorsun diyede sormayın, siz herşeyi benden daha iyi bilirsiniz, şey gibi, cüzdanından kimliğini düşürmek gibi, gerçi kimliğini düşürdüğünde yenisini çıkarabiliyorsun ama bu kimliği kaybedersen aynısını alamıyorsun, yerine başkası geliyor, düşünceler ya da hayal ettiğim şeylerle kendime bu zulmü ederek yaşamaya devam ederken en azından hissedebildiğim için yapmaya devam ediyorum ve bu beni birazcıkda olsa belki mutlu ediyor olabilir, takdirinize kalmış, hayat gerçekten kolay, şuan istesem, isteyebilsem, uğruna çabalayacak bir şeyim olsa, bu işide büyütürüm, o evide alırım, istediğim arabayada binerim ya da herhangi bir hayalim olsa onada ulaşırım, ama ben susup izlemeyi tercih ediyorum bu pozisyonda, çünkü bu isteklerin hiçbiri yok, ve günden güne yok olmakta, şunu yapmak istiyorum diyebileceğim hiçbir şey yok, ne bir hayal, ne bir istek, ne sahip olunmak istenen bir şey, ne bir cinsel dürtü, ne bir hobi, ne bir yetenek, ya da aklınıza gelen diğer daha ne bir ler, kendimi buna dönüştürdüğüm için pişman değilim, sadece kendi kendime yenildiğimi kabul ettim bugün, pes etmedim, yenildim, çok uğraştım çok çabaladım kendimle verdiğim savaşı kazanmaya, düşüncelerimle olan, aklıma gelen yaşanmamış şeylerle olan, kendi düşüncelerim benliğimi yenmeyi başardı, eskiden aşık olurdum, birinden hoşlanırdım, ya da bir araba görürdüm içimde bir şeyler uyanırdı, şimdi o kadar boş ki, çok boş yani, bilgisayarda oyunlar oynardım, denedim, tekrar oynamayı denedim, oynayamadım, lütfen hiçbiriniz kendinizi suçlu hissetmeyiniz, suçluluk duygusuna kapılmayınız, ne yaptıklarınızdan, ne yaşattıklarınızdan, ne de söylediklerinizden, hepiniz kendinizdiniz, benim kendim olmayı denerken kendimi yok edişimi bir suç olarak kimseye yıkamam,
Düşünme
Yorgun kelimesi tanımlamaya yetmiyor yorgunluğumu bu başka bişey, kendime bunu neden yaptığımı bilmiyorum, kendimi neden hiçbir zaman sevemediğimi bilmiyorum, ne yaparsam yapayım kendimden neden nefret ettiğimi bilmiyorum, önce alışkanlık haline geldi, daha sonra bir hastalığa dönüştü, konuşabilseydi organlarım onlarda söylerlerdi bu vücudun içinde yer almak istemediklerini, kendi organlarım dahi nefret ediyor kendimden, ne yaşadığımı bilmiyorum, beni mutlu eden rahatlatan ne varsa hepsi ama hepsi artık hiçbir şey hissettirmemeye başladı, hissedemez oldum, sevgiyi, coşkuyu, heycanlanmayı ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim bir çok duyguyu, hissedebildiğim ve ya bir daha hissedemezsem diye korktuğum iki duygudan ibaretim artık, acı ve korku, başka insanlara çektirilen bir acı değil, ya da başka insanları korkutmak değil, bu ikisini kendime yapıyorum, ve ekstrem derecede yapıyorum, dışardan belli olmaması gayet normal, çünkü bunu gizliyorum, açığa vurmaktan korkuyorum, kendim olmaktan korkuyorum, çünkü hiçbir zaman öğrenemedim kendim olmayı, kendim olmayı denerken insanları kırdığımı, onları mahvettiğimi gördüm, onların başına gelen bu vesileler benim kendimden daha çok nefret etmeme sebep oldu, ben dışarıya sevgimi saçmaya çalışırken, bir çiçeğe bile sevgiyle yaklaşmaya çalışırken, o çiçek kurudu ve çöpe attım, benim sevgim öldürücü zararlı bir sevgi, tek gayesi yok etmek, bir insanı ya da onun dokunduğu herhangi bir şeyi, inanamaz oldum, insanlar beni ikna etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, ama inanın ben bu cümlelere inanamıyorum, dışardan gördüğünüz ben sizde bir ışık uyandırıyor olabilir, ama kendi içimde bildiğim beni bir kez olsun benim gözümden görüp, benim ruhumla hissedebilseydiniz keşke, o zaman ikna etmeye dahi çabalamazdınız, yalnız kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zamanda korkmadım, yalnız olmak problem değildi benim için, ama sizin o görmediğiniz benliğimle o yalnızlığın içinde o kadar çok vakit geçirdim ki, kimliğimi kaybettim, o benlik beni öylesine esir aldı ki, ne bir istek, ne bir his, ne de beni hayatta tutacak başka bir şey bıraktı, en kötüsüde yalnız olmanın sebebinin arkadaş edinememek veya bunun zor olması değil, bunun en büyük sebebi benim, en azından diğer insanları ve onların hayatlarını mahvetme içgüdüsünü durdurabiliyorum, onlardan uzak duruyorum, belki onların yaptıklarını yapamıyorum, yapmak isteyipte yapmıyorum, bu zor oluyor evet, ama bunu yapmak zorundaymış gibi hissediyorum kendimi, o kadar saçma gerçek ya da sahte sevgilere maruz kaldım ki, artık sevgi tanımını unuttum, bunu ben yaptım, kendimi ben sevgisiz bıraktım, kendimi ben sevginin her türlüsünden mahrum bıraktım, aklımdan geçenler sadece bir kurtuluş olur, bir çözüm olur diye içimdeki bu benliği nasıl söküp atabileceğimdi, kendime zarar verdim, çok zarar verdim, kendi kendimi ben hasta ettim, ve iyileşmemeye yemin etmiş gibiyim, öylece oturmuş yok oluşumu izliyorum sadece, ve bu bana haz veriyor çünkü böyle bir şeyin yok oluşunu izlemek, onun yenildiğini görmek, herkes için daha iyi, aslında ben önceden iyiydim, yani gerçekten iyiydim, hayallerim amaçlarım hedeflerim vardı, o benlik bunları yok etti, düşüncelerimi esir aldı, düşündüğüm tek şey artık kendimden kurtulmak, bazen öyle saçma şeylere o kadar çok sinirleniyorum ki, o sinirli kişi ben değilim, başka biri ya da bir şey, o an ne olursa sadece yok etmek istyorum, mesela geçen gün sinirlendiğimde elime bir çekiç alıp arabayı parçalamak istedim, işle alakalı bir şeye sinirlendim bilgisayarları masayı parçalamak istedim, bakın, ben kontrolümü kaybetmek üzereyim, bir şey olacak, ya bana ya sahip olduklarıma, henüz yaşanmamış ya da kafamda yaşanmış gibi yaşattığım tiyatro oyunları sahnesinde kalmaktan çok sıkıldım, gerçek dünyadan öylesine uzağım ki, sanki insanlar bu dünyada, ben bu dünyanın içinde sadece bir bedendeyim hepsi bu, anlaşılmadığımı iddia etmiyorum, ben hep anlaşıldım, ama size gösterdiğim kısmı kadar anlaşıldım, ve bu göstermediğim kısmın üstünü örttüğüm bir perde gibi, eminim herkesin vardır böyle yanları,
kesinlikle demiyorum bu duruma bir şey, gerçekten yaşama dair tutunacağım hiçbir şey kalmadı, aslında ben kendimden kurtulmayı denedim ne yazık ki, kimsenin bundan haberi olmadı, ama iyi yapamamışım demek ki hala hayattayım, ölmekten hiç korkmuyorum, bu yüzden hep hızlı sürüyorum, ya da tehlikeli olan davranışlara hareketlere giriyorum, son zamanlarda en çok düşündüğüm şey şunlar gibi:
bir arabanın bana çarpması, ya da otobanda giderken bariyerlere çarpmak, birinin önüme atlaması, çünkü kendim vesile olamadım buna, belki başka biri ya da bir şey vesile olur, tek amacım bu gerçekten, ama artık denemiyorum kendimden kurtulmayı, üzüleceğinden emin olduğunu hissettiğim sadece bir kişi var, annem, eğer böyle bir şey olsaydı anneme neler olacağını düşündükçe ağlayabiliyorum sadece, kendime bunu yaşatmaktan bıktım, o yüzden ölmek istiyorum, bunları hissetmemek düşünmemek hayal etmemek gözlerimin önünde canlandırmayı durduramamak için, yaşanmamasına rağmen sanki yaşanmışçasına acı çekmekten kurtulamıyorum,
ve bu hissedebildiğim tek şey olduğu için bunu tekrar tekrar ve tekrar yapıyorum, beni bundan kurtarın nolur, gerçekten hiçbir şey istemiyorum, ne maddi ne manevi, sadece bundan kurtulmak istiyorum, çünkü biliyorum siz kurtarmazsanız, ben kurtaracağım kendimi bundan, sahip olduğunuz tek bir kitabınız olsaydı, ve kitap okumayı çok sevseydiniz, hep o kitabı okurdunuz, buda aynısı, ama olayın kötü tarafı ne biliyor musunuz, bu olay yaşanmasa bile, herkese olduğu gibi, anneminde bir gün gideceği, hiç düşündünüz mü o gün benim ne kadar suskun olacağımı, ya da o günden itibaren diğer günlerde nasıl değişeceğimi, ben ne giyeceğimi dahi hayal ettim, ve o dünyaya o kadar çok girdim ki, artık orda yaşamaya başladım, ben ağlarsam, yani şayet ağlayabilirsem, ağladığımda annem hisseder gece uyanır diye ağlamayı kesiyorum, ben bana ne olduğunu gerçekten bilmiyorum, aklımı yitirmek üzereyim, sizden çok özür dilerim ama ben birden çok kez kendimden kurtulmayı denedim, lütfen bana kızmayın, nasıl yaptığımı neler denediğimide sormayın, bu konuyla alakalı üstümede gelmeyin, ne bir psikolog ya da konusunda uzman hiç kimse bana yardımcı olamaz, ben yardımları kabul etmediğim için, tutsağı oldum bu benliğin, beni ben değil o kontrol ediyor, düşüncelerimi hislerimi, her sabah ağrılarla kalkmaktan yoruldum, belimdeki bitmek bilmeyen ağrılarla, haftalarca süren şiddetli baş ağrılarıyla, erken kalkardım, kalkamaz oldum, bununda sebebi benim, benim ve bu düşüncelerin ağırlığı altında kalan vücudum, o yüzden bir şeyleri başarabilecek olsam dahi çaba göstermekten vazgeçtim, çünkü kendimden kurtulma isteğinden uzun bi süredir kurtulamıyorum, başarıya ulaşmak istemiyorum, kendimden kurtulma isteğinden kurtulmak istiyorum, ama bunun yolu yok, öylesine kaplamış ki her yeri, herşeyin bir çözümü vardır dersiniz, bulunur dersiniz, ama insanın kendi içinde kendiyle verdiği savaşın iki çözümü var, ya aklından ya da bedeninden kurtulmak, yaşadığımız dünyayı sorgulamıyorum bile, kim ne yapmış, hangi teknoloji çıkmış ya da hangi ülkelerde neler oluyor, işin en garip yanıda herkes güldüğüm anlarda beni gerçekten gülüyorum sandı, halbuki öyle yaptım sadece, bunları hiçbir zaman söyleyemediğim gibi hiçbir zamanda okuyamayacaksınız, öğrendiğim bi şey var aslında, ve yapmayı gerçekten iyi bildiğim, bir insan kendi kendini nasıl yok eder iyi biliyorum, ve bunu günden güne dozunu arttırarak yapmaya devam ediyorum, aklıma şey geliyor, ben bir kaza yapsam, hastaneye kaldırılsam, bunu nasıl idrak edeceğiniz, ya da bunu anneme ve dedeme nasıl söyleyeceğiniz, söyledikten sonra onları nasıl sakinleştireceğiniz, bir şeyi çok düşünürsen olur ya, düşünmemeye çalışsamda, artık bu his oluştu,
Düşünme
Yorgun kelimesi tanımlamaya yetmiyor yorgunluğumu bu başka bişey, kendime bunu neden yaptığımı bilmiyorum, kendimi neden hiçbir zaman sevemediğimi bilmiyorum, ne yaparsam yapayım kendimden neden nefret ettiğimi bilmiyorum, önce alışkanlık haline geldi, daha sonra bir hastalığa dönüştü, konuşabilseydi organlarım onlarda söylerlerdi bu vücudun içinde yer almak istemediklerini, kendi organlarım dahi nefret ediyor kendimden, ne yaşadığımı bilmiyorum, beni mutlu eden rahatlatan ne varsa hepsi ama hepsi artık hiçbir şey hissettirmemeye başladı, hissedemez oldum, sevgiyi, coşkuyu, heycanlanmayı ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim bir çok duyguyu, hissedebildiğim ve ya bir daha hissedemezsem diye korktuğum iki duygudan ibaretim artık, acı ve korku, başka insanlara çektirilen bir acı değil, ya da başka insanları korkutmak değil, bu ikisini kendime yapıyorum, ve ekstrem derecede yapıyorum, dışardan belli olmaması gayet normal, çünkü bunu gizliyorum, açığa vurmaktan korkuyorum, kendim olmaktan korkuyorum, çünkü hiçbir zaman öğrenemedim kendim olmayı, kendim olmayı denerken insanları kırdığımı, onları mahvettiğimi gördüm, onların başına gelen bu vesileler benim kendimden daha çok nefret etmeme sebep oldu, ben dışarıya sevgimi saçmaya çalışırken, bir çiçeğe bile sevgiyle yaklaşmaya çalışırken, o çiçek kurudu ve çöpe attım, benim sevgim öldürücü zararlı bir sevgi, tek gayesi yok etmek, bir insanı ya da onun dokunduğu herhangi bir şeyi, inanamaz oldum, insanlar beni ikna etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, ama inanın ben bu cümlelere inanamıyorum, dışardan gördüğünüz ben sizde bir ışık uyandırıyor olabilir, ama kendi içimde bildiğim beni bir kez olsun benim gözümden görüp, benim ruhumla hissedebilseydiniz keşke, o zaman ikna etmeye dahi çabalamazdınız, yalnız kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zamanda korkmadım, yalnız olmak problem değildi benim için, ama sizin o görmediğiniz benliğimle o yalnızlığın içinde o kadar çok vakit geçirdim ki, kimliğimi kaybettim, o benlik beni öylesine esir aldı ki, ne bir istek, ne bir his, ne de beni hayatta tutacak başka bir şey bıraktı, en kötüsüde yalnız olmanın sebebinin arkadaş edinememek veya bunun zor olması değil, bunun en büyük sebebi benim, en azından diğer insanları ve onların hayatlarını mahvetme içgüdüsünü durdurabiliyorum, onlardan uzak duruyorum, belki onların yaptıklarını yapamıyorum, yapmak isteyipte yapmıyorum, bu zor oluyor evet, ama bunu yapmak zorundaymış gibi hissediyorum kendimi, o kadar saçma gerçek ya da sahte sevgilere maruz kaldım ki, artık sevgi tanımını unuttum, bunu ben yaptım, kendimi ben sevgisiz bıraktım, kendimi ben sevginin her türlüsünden mahrum bıraktım, aklımdan geçenler sadece bir kurtuluş olur, bir çözüm olur diye içimdeki bu benliği nasıl söküp atabileceğimdi, kendime zarar verdim, çok zarar verdim, kendi kendimi ben hasta ettim, ve iyileşmemeye yemin etmiş gibiyim, öylece oturmuş yok oluşumu izliyorum sadece, ve bu bana haz veriyor çünkü böyle bir şeyin yok oluşunu izlemek, onun yenildiğini görmek, herkes için daha iyi, aslında ben önceden iyiydim, yani gerçekten iyiydim, hayallerim amaçlarım hedeflerim vardı, o benlik bunları yok etti, düşüncelerimi esir aldı, düşündüğüm tek şey artık kendimden kurtulmak, bazen öyle saçma şeylere o kadar çok sinirleniyorum ki, o sinirli kişi ben değilim, başka biri ya da bir şey, o an ne olursa sadece yok etmek istyorum, mesela geçen gün sinirlendiğimde elime bir çekiç alıp arabayı parçalamak istedim, işle alakalı bir şeye sinirlendim bilgisayarları masayı parçalamak istedim, bakın, ben kontrolümü kaybetmek üzereyim, bir şey olacak, ya bana ya sahip olduklarıma, henüz yaşanmamış ya da kafamda yaşanmış gibi yaşattığım tiyatro oyunları sahnesinde kalmaktan çok sıkıldım, gerçek dünyadan öylesine uzağım ki, sanki insanlar bu dünyada, ben bu dünyanın içinde sadece bir bedendeyim hepsi bu, anlaşılmadığımı iddia etmiyorum, ben hep anlaşıldım, ama size gösterdiğim kısmı kadar anlaşıldım, ve bu göstermediğim kısmın üstünü örttüğüm bir perde gibi, eminim herkesin vardır böyle yanları,
kesinlikle demiyorum bu duruma bir şey, gerçekten yaşama dair tutunacağım hiçbir şey kalmadı, aslında ben kendimden kurtulmayı denedim ne yazık ki, kimsenin bundan haberi olmadı, ama iyi yapamamışım demek ki hala hayattayım, ölmekten hiç korkmuyorum, bu yüzden hep hızlı sürüyorum, ya da tehlikeli olan davranışlara hareketlere giriyorum, son zamanlarda en çok düşündüğüm şey şunlar gibi:
bir arabanın bana çarpması, ya da otobanda giderken bariyerlere çarpmak, birinin önüme atlaması, çünkü kendim vesile olamadım buna, belki başka biri ya da bir şey vesile olur, tek amacım bu gerçekten, ama artık denemiyorum kendimden kurtulmayı, üzüleceğinden emin olduğunu hissettiğim sadece bir kişi var, annem, eğer böyle bir şey olsaydı anneme neler olacağını düşündükçe ağlayabiliyorum sadece, kendime bunu yaşatmaktan bıktım, o yüzden ölmek istiyorum, bunları hissetmemek düşünmemek hayal etmemek gözlerimin önünde canlandırmayı durduramamak için, yaşanmamasına rağmen sanki yaşanmışçasına acı çekmekten kurtulamıyorum,
Düşünme
Yorgun kelimesi tanımlamaya yetmiyor yorgunluğumu bu başka bişey, kendime bunu neden yaptığımı bilmiyorum, kendimi neden hiçbir zaman sevemediğimi bilmiyorum, ne yaparsam yapayım kendimden neden nefret ettiğimi bilmiyorum, önce alışkanlık haline geldi, daha sonra bir hastalığa dönüştü, konuşabilseydi organlarım onlarda söylerlerdi bu vücudun içinde yer almak istemediklerini, kendi organlarım dahi nefret ediyor kendimden, ne yaşadığımı bilmiyorum, beni mutlu eden rahatlatan ne varsa hepsi ama hepsi artık hiçbir şey hissettirmemeye başladı, hissedemez oldum, sevgiyi, coşkuyu, heycanlanmayı ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim bir çok duyguyu, hissedebildiğim ve ya bir daha hissedemezsem diye korktuğum iki duygudan ibaretim artık, acı ve korku, başka insanlara çektirilen bir acı değil, ya da başka insanları korkutmak değil, bu ikisini kendime yapıyorum, ve ekstrem derecede yapıyorum, dışardan belli olmaması gayet normal, çünkü bunu gizliyorum, açığa vurmaktan korkuyorum, kendim olmaktan korkuyorum, çünkü hiçbir zaman öğrenemedim kendim olmayı, kendim olmayı denerken insanları kırdığımı, onları mahvettiğimi gördüm, onların başına gelen bu vesileler benim kendimden daha çok nefret etmeme sebep oldu, ben dışarıya sevgimi saçmaya çalışırken, bir çiçeğe bile sevgiyle yaklaşmaya çalışırken, o çiçek kurudu ve çöpe attım, benim sevgim öldürücü zararlı bir sevgi, tek gayesi yok etmek, bir insanı ya da onun dokunduğu herhangi bir şeyi, inanamaz oldum, insanlar beni ikna etmeye çalıştılar, çalışıyorlar, ama inanın ben bu cümlelere inanamıyorum, dışardan gördüğünüz ben sizde bir ışık uyandırıyor olabilir, ama kendi içimde bildiğim beni bir kez olsun benim gözümden görüp, benim ruhumla hissedebilseydiniz keşke, o zaman ikna etmeye dahi çabalamazdınız, yalnız kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zamanda korkmadım, yalnız olmak problem değildi benim için, ama sizin o görmediğiniz benliğimle o yalnızlığın içinde o kadar çok vakit geçirdim ki, kimliğimi kaybettim, o benlik beni öylesine esir aldı ki, ne bir istek, ne bir his, ne de beni hayatta tutacak başka bir şey bıraktı, en kötüsüde yalnız olmanın sebebinin arkadaş edinememek veya bunun zor olması değil, bunun en büyük sebebi benim, en azından diğer insanları ve onların hayatlarını mahvetme içgüdüsünü durdurabiliyorum, onlardan uzak duruyorum, belki onların yaptıklarını yapamıyorum, yapmak isteyipte yapmıyorum, bu zor oluyor evet, ama bunu yapmak zorundaymış gibi hissediyorum kendimi, o kadar saçma gerçek ya da sahte sevgilere maruz kaldım ki, artık sevgi tanımını unuttum, bunu ben yaptım, kendimi ben sevgisiz bıraktım, kendimi ben sevginin her türlüsünden mahrum bıraktım, aklımdan geçenler sadece bir kurtuluş olur, bir çözüm olur diye içimdeki bu benliği nasıl söküp atabileceğimdi, kendime zarar verdim, çok zarar verdim, kendi kendimi ben hasta ettim, ve iyileşmemeye yemin etmiş gibiyim, öylece oturmuş yok oluşumu izliyorum sadece, ve bu bana haz veriyor çünkü böyle bir şeyin yok oluşunu izlemek, onun yenildiğini görmek, herkes için daha iyi, aslında ben önceden iyiydim, yani gerçekten iyiydim, hayallerim amaçlarım hedeflerim vardı, o benlik bunları yok etti, düşüncelerimi esir aldı, düşündüğüm tek şey artık kendimden kurtulmak, bazen öyle saçma şeylere o kadar çok sinirleniyorum ki, o sinirli kişi ben değilim, başka biri ya da bir şey, o an ne olursa sadece yok etmek istyorum, mesela geçen gün sinirlendiğimde elime bir çekiç alıp arabayı parçalamak istedim, işle alakalı bir şeye sinirlendim bilgisayarları masayı parçalamak istedim, bakın, ben kontrolümü kaybetmek üzereyim, bir şey olacak, ya bana ya sahip olduklarıma, henüz yaşanmamış ya da kafamda yaşanmış gibi yaşattığım tiyatro oyunları sahnesinde kalmaktan çok sıkıldım, gerçek dünyadan öylesine uzağım ki, sanki insanlar bu dünyada, ben bu dünyanın içinde sadece bir bedendeyim hepsi bu, anlaşılmadığımı iddia etmiyorum, ben hep anlaşıldım, ama size gösterdiğim kısmı kadar anlaşıldım, ve bu göstermediğim kısmın üstünü örttüğüm bir perde gibi, eminim herkesin vardır böyle yanları,
Aynada bile kendine bakmaya tahammül edemeyen ben hergün kendimle baş başa kalıyorum.
Bunun nasıl bir izdirap olduğunu biliyor musun?
...
Zihnimde onlarca kişi yaşıyor; her biri farklı bir ses çıkarıyor. Biri en sevdiği müziği sonuna kadar açmış; delilerce dans edip bağırıyor. Diğeri bu gürültüye dayanamayıp her yeri yıkıyor; kaosa ağlıyor öteki. Diğeri hepimizi izliyor ifadesiz harelerle. En sonuncusu, o.. odada kendini astı.
“Tabiatta herhangi bir şey haddini aşınca zıddına dönüşür. Bir arabanın tekerlekleri çok hızlı dönmeye başlayınca sanki tersine dönüyor gibi görülür. Yani bütün trajedilerin sonu komedi,bütün gülmelerin sonu gözyaşıdır. Sevincin de hüznün de aşırısı insanı öldürür."
*evet, en yakın zamanda gerçekten intihar edeceğim bunu kafaya koymuş bir durumdayım. ama beni gerçekten seven kişilere ne diyeceğimi, ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum. mektup mu? son bir söz mü? üzgünüm ama sanırım kimseye haber vermeden gitmek zorunda kalacağım. gerçekten üzgünüm.*
“O, kendim olmam için bende eksik olan şeydi.”
—
Murat Menteş
(via icimizdekiyalnizlik)