KURANDA İNSANIN NE KADAR ŞÜKÜRSÜZ OLDUĞUNU GÖSTEREN AYETLER VE İNSAN TİPLERİ.
- [ ] İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
- [ ] Buradan insan iki tür tepki verir: Birincisi sıkıntı zamanı dua, ibadetlerine devam edip sıkıntı kalktığı zaman ise dualarını ve ibadetlerini terk edip nankörlük yapar.
Hud suresi 9.Ayet Tefsiri
- [ ] Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.
- [ ] Diğer tepki ise insanoğlu rahmetimizden biraz tattırınca, sadece Allah tarafından gelen. Birazcık mutlu olur sonra onu Allah aldığında tamamen umutsuzlaşır ve depresifleşir.
- [ ] Biz, insana (sağlık ve genişlik gibi) nimet verdiğimiz zaman, Allah'ı anmaktan yüz çevirip yan çizer. Ona fenalık dokununca da pek ümitsiz olur, (Allah'ın ihsanından ümidini keser). İnsana bir nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip kendine doğru çeker. Ona bir şer dokunduğu zaman ise büsbütün ümitsiz olur.
- [ ] Bir başka tepki ise iyi günler geçirirken Allahı anmaz tüm varlığını kendi çabasıyla geldiğini sanar ama ona bir zarar geldiğinde tüm umutlarını yitirir.
- [ ] İnsanın başı derde düştüğünde, gönülden Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, kendi katından ona bir nimet verdiğinde, önceki yalvarış ve yakarışını unutur da, insanları O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: “Küfür ve nankörlüğün içinde hayattan biraz daha kâm al bakalım.
- [ ] Burada ise Güzelliklerin sadece Allahtan geldiğini anlamayıp Allahtan başkasını sevmeye ve ona bağlanmaya başlar.
- [ ] İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
- [ ] Burada ise insan bir şeyler kazandığında bunları kendi yetenekleri sayesinde kazandığını söyler. Ama bu sadece birer imtihandı.
- [ ] İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.
- [ ] Buradaki insan tipi de Allahtan güzellik istemeye bayılırlar. Allah ile aralarında olan tek ilişki bu. Allahtan sadece dünyalık maddeler için dua ederler.
- [ ] İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.
- [ ] Buradaki insan tipi de İyi bir hayatım var, arabam var, iyi paralar kazanıyorum niye dine ihtiyacım olsun ki? Başına kötü bir şey geldiğinde ise uzun dualara ve yalvarmaya başlar.
- [ ] Eğer yüz çevirirlerse, şunu bil ki, biz seni onların yaptıklarından sorumlu bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ etmektir. Doğrusu biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinir, şımarır.
- [ ] Buradaki insan tipi rahmet ve güzellik ile karşılaştığında aşırı bir şekilde sevinir ama o geçici bir mutluluktur. Kendi günahlarından dolayı başına bir felaket gelse kendi yaptığı hatasından dolayı son derece nankör olma eğilimindedir.
- [ ] 15:Ama insan, Rabbi onu varlıkla sınayıp da kendisine ikramda bulunduğu ve bol bol nimetler verdiği zaman: “Rabbim beni şerefli kıldı” der. 16: Buna karşılık onu darlıkla sınayıp da rızkını kısıverince: “Rabbim beni rezil, perişan etti” der.
- [ ] Buradaki insan tipi de Nimetler verildiğinde Bunlar Allah’ın beni sevdiğinin göstergesi diyip buralardan bazılarını geri alanca der ki; Allah beni sevmiyor bana neler yaptığına baksana diyip sitem eder.