Ruh, Rabbin emrindendir. İnsanın bedeni onunla görür, işitir, hisseder. Ruh bedenden ayrıldığında göz bakar ama görmez, kulak açılır ama işitmez, dil vardır ama tat alamaz. Demek ki hayat, ruhun varlığından değil, ruhun Allah’ın emriyle bedene bağlanmasından doğar.
Ayette “Ruh Rabbinin emrindendir” buyrulması, bize gösteriyor ki insanın görmesi, işitmesi, bilmesi ve hissetmesi bile kendi kudretiyle değil, Allah’ın dilediğiyle mümkündür. Allah emretmezse göz görmez, kulak işitmez, gönül hissetmez. İnsan, ruhunu kendisinin bir mülkü sanmasın; o, yalnızca Allah’ın elinde bir emanet ve bir sırdır.
Böylece kul, her nefeste şunu idrak eder: Benim gören gözüm, işiten kulağım, atan kalbim ve bilen aklım aslında Rabbimin emriyle çalışıyor. O halde asıl güç ve varlık, sadece O’nundur.







