Her şeyin varlığına ve yokluğuna aynı mesafede olma bataklığı

titsay
Not today Justin
occasionally subtle
KIROKAZE
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
cherry valley forever

Product Placement

JBB: An Artblog!
macklin celebrini has autism
dirt enthusiast
noise dept.

Andulka
Monterey Bay Aquarium
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Game of Thrones Daily
h
Peter Solarz
DEAR READER
art blog(derogatory)
RMH

seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from Türkiye

seen from Ireland
seen from United States
seen from Brazil
seen from Brazil

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@mutlugibi
Her şeyin varlığına ve yokluğuna aynı mesafede olma bataklığı
dizlerimi karnıma çektim. dizlerimi alnıma çektim. yaslandım yaralarıma. artık ne acıyor ne de geçiyor. kanıksadım. ömrümün sonuna kadar yadırgamadan böyle oturabilirim. ama hala düşünüyorum. kafamı dağıtamıyorum. belki bir tabancayla? hayır. uyuşturamadım beynimi hala düşünüyorum. şimdilerde en büyük problemim. bir yol bulamadım. yol bir yere gitmez diyor ya şair ama gitmek içindir yollar. ben dönmeni istiyorum! kınamayın diyor ama dinliyorum... dizlerim sızı kokuyor. alnıma yaram bulaşıyor. alnıma kanım bulaşıyor. adanmış mıydım? bir oğul verdi ya peygamber sen beni mi? iki tutam ot gibi? kanıksamayın.
gün gömdüm günler gömdüm. sağ çıkan olmadı bu hikayeden. gök şahit tırnaklarımla kazıyıp kendi ellerimle gömdüm. ağrı yok sızı yok ant olsun ki yası yok. hiç yazılmamış bir hikayeyi sildim.
Çocukken müzik kutusunun içinde dans eden o kadını dakikalarca izleyip içine ruhumu hapsetmek isterdim. Hala istiyorum mümkün müdür?
Budamaya kıyamadıklarınız köklerinizi sökecek.
İçimdeki kelimelerin dışarı çıkmasına engel olmak için dişlerimi birbirine kenetlemişken otuz ikisi birden ağzıma döküldü. Yutkunamıyorum bak. Kan bile kusamamak bu. Her şeyin dayanılmaz tadı hala damağımda.
Kendimi öldürüyorum, fiilen değil.
kapılmak için, bir yer taşı bekledim; gökyüzüne doğru hızla fırlayan. her şeyin zıddını istedim. bazı sözcükleri yanlış yazdım ama ne yapayım kulağım böylesini sevdi, her şeyin iyi yapılmış soslu bir burgu makarna tadında olmasını istedim belki daha sonra bir domates çorbası. iki bilet olsun ama biri şeffaf; bir gidiş, bir dönemeyiş. bir virajı alamayış istedim. ölmüş ama ölmenin inşaasını henüz bitirmemiş.
elimizde boş bir kutu var, kapatıp nolur açtığımda dolu çıksın diye dualar ediyoruz. açıyoruz, boş. bir daha. boş. bir daha. boş boş boş boş! bir daha?
Binlerce liralık takım elbiselerin içindekiler yüzünden binlerce masum insan öldü, ölüyor ve ne yazık ki ölmeye devam edecek. Öyle vahim öyle korkunç.
Kalbime bir bıçak saplayıp tam tur çevirmek istiyorum çünkü sadece öyle geçecekmiş gibi.
Aşkı, çölde kaybolmak, diye tanımlardı. Ona göre dünyanın en iyi hikayeleri, sonunda, çölde aşkından kaybolanların hikayeleriydi. Bu yüzden Ali, çocukluğu boyunca, aşkı çölde kaybolmak sandı.
Murathan Mungan
Ağaçlara çıkar oturur, günler boyu ağaçlardan inmezdi dedesi. Ali’ye, “Dünya ağaçlardan başka türlü görünüyor.” derdi. “İnsan ağaçtayken dünyaya kıyamıyor. İnsanlar keşke ağaçlardan hiç inmeselerdi. Ama ben artık çok yaşlıyım. Geceleri soğuk oluyor.” Ali’nin babası, onun için, “Bir gün hayattan caydı, sonra böyle oldu.” derdi. Ali sorardı: “Hayattan caymak ne demek?” “Büyüyünce anlarsın,” derlerdi. Büyüdü. Anladı.
Murathan Mungan
Dedesi, hayatı boyunca, hemen her şeye, “Boş hikaye.” dedi. “Ya ölüm?” diye sorduklarındaysa, “Onu ölünce anlayacağız.” derdi. “Belki de hiç anlamayacağız. Öldüğümüzü bile anlamayacağız. Yalnızca yok olacağız. Ardımızda kalanlar, bizim öldükten sonra ruh ya da başka bir şey olarak yaşadığımızı düşünecekler. Onlar ölümün hayatı var sanıyorlar. Belki ölümün kendine göre de olsa bir hayatı yoktur. Ölüm, kendini de ölmüştür belki…”
Murathan Mungan
Bir hikayenin nerede bittiğini bilmek önemlidir. İnsanlar işte bunu bilemezler; hikayenin nerede bittiğini. Çoğu zaman bilemezler… Bütün yıkımların, mutsuzlukların, üzüntülerin esrarı buradadır. İnsanların hayatlarını hikayeler yönetir aslında. Onlar, kendileri ya da kaderleri yönetir zannederler. Kader denilen şey, inandığımız hikayelerin şaşmaz seyridir yalnızca. Duydukları, dinledikleri, gördükleri, okudukları, inandıkları hikayelerin şaşmaz seyri… Hayatlarını hikayelere benzetmeye çalıştıkları için mutsuz olurlar. Hikayelere inanırlar çünkü. Hikayeleri hayatın kendisi zannederler. Bütün hayatımız hikayelerle kuşatılmışken, inanmayıp da ne yapsın zavallıcıklar? Bütün kutsal kitaplar bile hikayelerle doludur. Tanrı yeryüzüne hikaye biçiminde görünmüştür.
Murathan Mungan