Mutluluk bazen geçmişteki fotoğraflarda gizlidir aç ara karıştır bul onları :)
Claire Keane

No title available
Today's Document
Game of Thrones Daily
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

gracie abrams
Keni

blake kathryn
taylor price
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
★

@theartofmadeline

ellievsbear

No title available

Kiana Khansmith
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Cosimo Galluzzi
No title available
Fai_Ryy
YOU ARE THE REASON

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from Australia
seen from Pakistan
seen from United States
seen from Canada

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Indonesia

seen from Malaysia
seen from Mexico

seen from Venezuela
seen from United States
@mutluluk-oyunu-blog
Mutluluk bazen geçmişteki fotoğraflarda gizlidir aç ara karıştır bul onları :)
Doğum Günü.
Doğum günleri gerçekten önemsediğim günlerdi yani hala önemsiyorum ama eskisi kadar değil. İlk doğum günü sürprizimi abim yapmıştı diğerini geçen sene canımdan çok sevdiğim arkadaşlarım yaptı. Öylesine güzel günlerdi ki ikisi de burada onları tarif edecek cümleler kurabileceğimi sanmıyorum ki kuramam da.
Dünde doğum günümdü ki en az geçen seneki kadar güzel ve eğlenceli bir doğum günü geçirdim. Allahım ben bu insanları hak edecek ne yapmış olabilirim ki diye hep düşündüm hep düşünüyorum. Onlar benimle olduğu için gerçekten çok şanslıyım.
Akşam eve geldim. Fenerbahçe formalı pasta üstünde "21 Gamze" yazıyor. Bu arada yaşımı da yazmış bulundum. Neyse onu bunu geçelim de en mutlu olduğum zamanlar arkadaşlarımla olduğum zamanlardır ve ben hangi sebepten olursa olsun onlarla bir arada olduğumda muhteşem mutlu oluyorum. Teşekkür etmekten bir hal oldum daha da edebilirim sürekli söyleyebilirim. Hayatımda oldukları için çok şanslıyım iyi ki varlar ve iyi ki benimleler. Hepsini ayrı ayrı o kadar çok seviyorum ki.
Tabi sadece bu gece için değil gün içinde de aldığım çakmak sesli kekler, kahvaltılar ve o güzeller güzeli papatyalar için de çok teşekkür ederim. Gündüzüyle gecesiyle kahvaltısıyla akşamıyla muazzam bir doğum günüydü. Eskisiyle, eskimeye başlayanıyla bütün arkadaşlarımı yanımda hissettim, sanırım doğum günlerinin en güzel yanı hatırlanmak ve iki satırla bile olsa doğum gününün kutlanması olsa gerek.
Ve son olarak hayatım boyunca aldığım en güzel hediye, arkadaşlarımdır dostlarımdır.
Oku.
Geçen gün biricik ev arkadaşım buraya yazdıklarımı okudu. Kısa olanları okudu daha doğrusu ve söylediği şey; "tam tweet'lik sözler yazıyon he" oldu. Bence bu beğendiği anlamına geliyor. büyük ihtimal bundan bir ay sonra falan okur bu yazıyı çünkü genelde canı sıkıldı açıp okuyor benim yazılarımı. işte o zaman geldiğinde sana burdan selam olsun Ebrrrum sağ ol var ol hep ol. Saygı ve sevgimin yanında öpücüklerimi gönderiyorum. Bu sözüm karşısında "eh gamze klişeden öl e mi" diyeceksin bana biliyorum bebeğim bende seni seviyorum.
İnsan en yakınının artık en yakını olmadığını gördüğünde nasıl hisseder ki acaba? Bir de eskiden sarılırken içine sokmak istediğin ama artık göz göze bile gelmekten çekindiğin biriyle yaşadığında? Ah ikisi de berbat birer his yemin ediyorum. Tek diyebileceğim en yakınım dediklerinizi ve sarılırken içinize sokmak istediklerinizi kaybetmeyin.
Can.
Benim canımı yakabilecek en güzide varlıklar canımdan çok sevdiğim arkadaşlarımdır. Ben en çok onları düşünür en çok onlarla gülerim. Onların canı yandığında benimki de yanar ağlarım evet ağlarım sulu gözlüyüm ki ben. Onlardan uzak kalmak en son isteyeceğim şey. Onların benden uzaklaşması ise hayal etme zahmetine bile girmeyeceğim bir şey. Yani öyle bir şey olmasın. En büyük hediyeler kaybedilmez. En büyük mutluluklar unutulmaz ve en büyük kahkahaların tınısı kulaklardan silinmez. Siz benim en sevdiğim yanım sahip olduğum en güzel şansımsınız. İyi ki varsınız.
İzmir.
İzmir benim en büyük korkumun barındığı bir şehir şuan ve en büyük mutluluğumun.. Bir yanım oraya doğru tek bir adım dahi atmak istemezken diğer yanım koşmayı istiyor. Çok farklı şeylerden bahsediyorum biliyorum ama neyse. Arkadaşlarımı özledim ben, canlarımı, biriciklerimi, neşemi özledim. Bir de konuşamayacaklarımı istesem de barışamayacaklarımı benden nefret etme derecesine geldikleri halde benimle aynı şehirde yaşamak zorunda olanları. Ne ara böyle kötü biri oldum bilmiyorum ama ... Yine neyse. Ne dedim neşemi özledim Gös'ü özledim.. Özlemek güzel bence yani tatili uzatabilirim. Biraz daha bekle İzmir.
O bir fotoğraf makinesi. Sizin için çok basit ama benim için degil o benim çocukluğum, çocukluğumdaki hayalim hatta hayallerim.. Unutmamalı insan küçüklüğünü çocukluğunu en önemlisi hayallerini. Gerçekleştiremese bile unutmamalı. Güzel anılarınızı da hayallerinizi de saklayınız.
Selam.
Ben geleceğin iletişimcisiyim. Geleceğin diyorum çünkü hala iletişim eğitimi alıyorum ve en azından lisans eğitimim bitmeden kendime iletişimci demeye hakkım olmadığını düşünüyorum. Ki şöyle de bir ayrıntıyı da atlamamak gerekir ki iletişim durağan bir şey değildir hayat boyu devam eder ve öğrenilir. Benim eğitimim de bu konu da kolay bitmeyeceğe benziyor. Bence bu güzel bir şey. İletişim hakkında artık bir fikrim var ama bunu kendi hayatıma uygulayamıyor oluşum hic hoş değil yani dışarıdan baktığımda konuşularak halledilmeyecek hic bir problem yok derim. Ki bu gizli bilgi değil söylüyorum evet konuşarak halledebilirsiniz ya alın karşınıza ve konuşun açıkça anlatın daha doğrusu karşınızda ki sizin anlatmak istediğinizi anlayana kadar anlatın ve olayı çözün. Ama bunu ben henüz kendi hayatıma uygulayamıyorum. Sanırım önce bunun üstünde çalışmalıyım. Neyse aslında demek istediğim yani kısaca; sevdiklerine mesaj atmayın gidip sarılın. Sanal ilişkileriniz olmasın çünkü onlar çok sıkıcı.
Sosyal Medya'nın Adab-ı Muaşereti. Çok güzel bir yazı olmuş ve en beğendiğim yeri ise; Kural 2: "Gerçek hayatta sürekli konuştuğunuzu düşünün ya da sustuğunuzu. Düşünün ki etrafınızda sürekli konuşan biri var. Her fırsatta ilgili ilgisiz şeylerden bahsediyor ya da tam tersi sürekli susuyor. Varlığı ile yokluğu arasında bir fark yok. Hangisi normal? En iyisi dengeli bir ton tutturabilmek." Kesinlikle katılıyorum yani boş boş binlerce paylaşım yapıp görüntü kirliliği oluşturmanın ne anlamı var ya da yediğini içtiğini sürekli paylaşmanın? bi de hiç paylaşım yapmayanlar o zaman sorarım tatlım o hesap niye var? Boşuna efor sarf edip hesabını açmasaydın keşke. Yararı ve zararı kafa kafaya giden sosyal medya'ya sevgiler.
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/pelin_ozkan/sosyal_medyanin_adab_i_muasereti-1213556
Yalnız.
Kendimi hiç yalnız hissetmedim böyle bir şey yapmam tamamen nankörlük şımarıklık falan olurdu. Neyse yalnız hissetmedim ama çok yalnız kaldım. Aralarında çok büyük fark var. Ellerinde olmayan sebeplerden ve durumlardan dolayı yanımda olamayanlar var. Yalnızlık böyle bir şey işte. Yalnız hissetmiyorsun ama gerçek anlamda omzuna başını yaslayabileceğin biri de yok. Yalnız hissetmiyorsun çünkü o senin yanında olmak için bir çok şeyi yapardı olmaması onun suçu değil büyük ihtimal mesafelerin suçudur.
"Sen bulamadın ya aşkı yok zannetme." Var. Bi kere geliyor sonra bir daha gitmiyor. Saatler aylar yıllar geçiyor ama aşk geçmiyor. Şarkı sözlerine takıldığım bir akşamdan iyi geceler diliyorum..
Selam. Yeni fark ettim. Öyle güzel arkadaşlar edinmişim ki bana cidden prenses gibi davranmış hepsi. Yeni fark ettim öyle güzel günler yaşamışız ki hepsinin ayrı ayrı hatırasına bak bak bitmedi vallahi. Sanki her gün prensesliğimi tescillemek için başka şeyler yapmışlar. Sanki değil öyle olmuş. Teşekkür kelimesinin anlamının yetersiz kaldığını düşünüyorum. Ve bir şey daha fark ettim sevdiğim hiç kimseyi kaybetmemişim ben gidenler olmuş ama sevdiğim hiç bir arkadaşımı dostumu kardeşimi kaybetmemişim. Kıyısına kadar geldiğim doğrudur ama oradan dönmüşüm ve kayıp vermemişim. Eski yeni değil eskimeyecek olan bütün sevdiklerime öpücükler. Neşemiz daim olsun. #Saray #İzmir #Çanakkale #Ürgüp #Afyon #Bulgaristan #Edirne #İstanbul
Hmm.
Kıskançlık ruhuna işlemiş insanlardan korkun. Onların içi fesatlıkla doludur. Sevemezler kimseyi. Çok az kişi sever onları. Etraflarında ne arkadaş kalır doğru düzgün ne de eş. Böyle insanlar yalnızlıktan korkar o yüzden çevresinde onu sevdiğini düşündüğü insanların yakalarına yapışır. Öylesini böylesini geçtim de en kötüsü sahtedir bu insanlar en acısı yapmacıktırlar. Ne üzücü ama.. İnanamazsınız ama neşeleri bile sahtedir neşeleri bile!
Selam.
Yaşadığınız şehri güzelleştiren şey eşsiz deniz manzarası değildir yada bunun gibi bir çok neden o şehri güzel yapmaz. O manzaraya bakarken birlikte huzur dolup gülümseyeceğiniz insanlar yanı başınızda değilse hic bir güzellik yaşanabilecek kadar yakın değildir. Sevdiklerinizin olmadığı bir şehir yaşanılabilir bir şehir değildir. Canımın içlerine not: Burası siz yokken hiç güzel değil bilin isterim. Sizin olduğunuz hepimizin birlikte olduğu her şehir mutluluğun ve neşenin başkentidir.
Hayal.
Bazı insanlar hayal kurar bazıları ise hayallerini yaşar. Hangisinde daha mutlu olur ki insan? Farklı bakış açıları getirebilirim şuan ama yaşayamadığım hayallerim de var bu konu da kendimi aklamak istemiyorum. Suçluluk duygusu iyidir. Bazen tabi. Sizi olduğunuz yoldan çevirip doğruya yönlendirir. Size gore doğru.. Mutluluk hayallerde mi acaba o da ayrı bir muamma. Buradan kendime not: Eğer bir gün bir cesaret gelir ve kurduğun hayalleri yaşamaya karar verirsen sakın heyecanlanma o vakit vazgeçiyorsun çünkü. Sakın heyecanlanıp vazgeçme.
Not.
Selam. Bunu okur musun bilmem ama sana yazamıyorum buraya yazayım dedim. Öncelikle kayıpları sevmem. Birini kaybetmek hayatımda yaptığım en saçma şey ve ben bundan tam anlamıyla nefret ediyorum. Dost, arkadaş, sevgili kaybetmemeli insan. Hele hepsini aynı kişi de bulduğunda onu hiç kaybetmemeli. Umrumda değilmişsin gibi hissetmeni normal karşılıyorum çünkü çok uzun zaman oldu konuşmayalı. Ve öyle bir şey yok bunu bil. Kendim için hep şöyle düşünürüm; insanların hayatına giren ya en güzel şeyim yada hayatlarının hatası. Senin hatan oldum. Böyle olacağını bilseydin bırak beni sevmeyi göz göze bile gelmezdin. Çok iyi bir seçenek bence kullanabilirdin ama bilmiyordun işte. Biliyor musun işin kötü yanı ben biliyordum. En başta kendimi tanıyordum tabi ki.. Sana özür borcum yok boşuna bekleme. Yaşadığın pişmanlığı hayal kırıklığını hiç bir özür tamir edemez bunu biliyorum. Bence buna gerekte yok. İnsanlar hayatlarının hatalarından olabildiğince uzak durur sanırım en zoru bu. Sevmek eylemi ne vakit icat edildi bilmiyorum. Ama ben kullandım onu seninle olduğum zamanlar sevdim seni dünyamı güzelleştirdin iyi ki vardın iyi ki. Hayatımın bir döneminde var olduğun için teşekkür ederim. Her şey için teşekkürler. Gönül isterdi ki.. Neyse onun pusulası bozuk bilirsin ama söyleyeyim içimde kalmasın gönül isterdi ki içinde benim de olduğum uzun bir ömür olsun paylaşılacak çok şey vardı daha. Ama bak ne diyor Şems; olduğu kadar olmadığı kader.. Ben sana yaptığın şeyler için çok kızdım ama sen bana şimdi kızma olur mu? Olmaz diyorsundur sen kesin. Dibine kadar kız o vakit.. Dip Not: Ferdi Tayfur'da dinleme.
Hayat.
Geçmişini silemiyorsun yaşadığını unutma lüksünü vermiyor hayat sana. Bir yerden bir şekilde hatırlatıyor. “Unutma!” diyor sanki kızarak. “Hataydı ya da değildi fark etmez ama unutma çünkü sen onunla var oldun sen onunla var olacaksın. Kimse bilmese de olur ama sen bileceksin! Sen unutmayacaksın! İstersen dene ama ben izin vermeyeceğim. Hata ise tekrar hata yapmana izin vermeyeceğim! Aynı üzüntüyü yaşamana da sana neler yaşatığını unutmana da izin vermeyeceğim!” diyor bir şekilde. Neden bu kadar sinirli acaba?