Bolu ve sakarya cıvarında karım ıcın ücretsiz belgesı ve yeri olan masor arıyorum
🪼

Origami Around
YOU ARE THE REASON
Show & Tell
d e v o n

@theartofmadeline
will byers stan first human second

⁂

oozey mess
Three Goblin Art
Sade Olutola
I'd rather be in outer space 🛸
Not today Justin
sheepfilms
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

No title available
Peter Solarz

shark vs the universe

Andulka
tumblr dot com
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from United States
seen from India
seen from United States
seen from United States

seen from Argentina
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Taiwan

seen from T1

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Bangladesh
@neo31sstuff
Bolu ve sakarya cıvarında karım ıcın ücretsiz belgesı ve yeri olan masor arıyorum
Mrb karım türbanlı dindar birisi normalde benimle evlenmeden önce dulken İzmir'de kaldığı dönemlerde club disko gibi yerlerde takılmış içki vs içmiş hatta fuckbadileri bile olmuş bebek bile aldırmış onlardan 1 yıllık evliyiz fakat eşim bu aralar belki 3 hafta oldu benimle seks yapmak istemiyor şuanda oturdugumuz şehir küçük bir ilçe ve tanıdık çok ben burda eglenemiyorum .eğlenmek için yine İzmir'e yada başka büyük şehirlere gidelim ben club disko da eğlenmek istiyorum diyor bende şimdi sen turbanlisin ama oralara göremezsin dedim eskiden açılıyordum oralara girmek için yine açılırim yeterki beni götür sen kocacim diyor bana sizce ne yapmalıyım gidersek neye dikkat etmeliyim bu arada ben hiç bilmem öyle yerleri gidersem ilk defa gidecegim
Gece 00:30'u geçmişti, Frankfurt'un o pis, neon ışıklı diskosunda hava iyice kızışmıştı. Zeynep, o çiçekli mini elbisesiyle – göğüsleri neredeyse dışarı fırlayacak kadar derin dekolte, altında ne sütyen ne külot, topuklu ayakkabılarıyla kalçalarını sallayarak dans pistinde dönüyordu. Ablası dindar diye gün boyu evde o kıyafetle gezinmiş, seni azdırmış, küçük sikini eline alıp emmiş, yalamış, kaç kere boşaltmıştı – senin dermanın kalmamış, içmeden sarhoş olmuştun. "Gece olsun, rahatlayayım" demişti, ama şimdi ecstasy'li içkisini yudumlarken zoom olmuş, gözleri kaymış, amı götü açılmış halde erkeklere sürtünüyordu. Bütün disko piçleri yanına sokuluyordu; biri arkadan kalçalarını tokatlıyor, diğeri göğüslerini avuçluyor, bir başkası bacak arasına elini sokup parmaklıyordu. Zeynep inliyordu, "Oooohh... daha..." diye mırıldanıyordu, ama o kadar sarhoş ki, rezillik çıkıyordu – amından sular akıyordu elbisesinin altından, herkes görüyordu o ıslaklığı.
Sen panikle dans pistinden aldın onu, "Yeter orospu, eve gidiyoruz" diye fısıldadın kulağına. Hesabı ödeyip arabaya attın, üç zenci de peşinizden geldi – iri yarı, kaslı, kapkara adamlar, yarakları pantolonlarından belli oluyordu. Arabada Zeynep horluyordu, salyası akıyordu, elbisesi sıyrılmış, amı götü ortada. Zencilerden biri, "Bu orospu hazır lan, sikmeye" diye güldü, sen de "Bekleyin bungolova" dedin. Bungolova varınca yatağa yatırdınız, Zeynep baygın halde, bacakları aralık, amı hafif şişmiş ecstasy'den.
Zenciler hemen harekete geçti. Elbisesini bir çırpıda yırtarak çıkardılar – "Yırt lan şu paçavrayı, bu fahişenin vücudunu görelim" dedi biri. Afrodizyaklı masaj kremini sürdüler her yerine, buhar makinesini çalıştırdılar – oda afrodizyak dumanıyla doldu, Zeynep'in vücudu titremeye başladı, götünü sallıyordu istemsizce, ama hala uyuyordu, narkoz almış gibi hissetmiyordu hiçbir şeyi. Üçü birden masaja başladı: Biri göğüslerini yoğuruyor, meme uçlarını çimdikliyor; diğeri bacaklarını ayırıp amını parmaklıyor, klitorisini emiyor; üçüncüsü ensesinden tutup saçlarını çekiyor, boynunu yalıyor. Zeynep inliyordu uykusunda, "Hımmm... sik beni..." diye mırıldanıyordu, amından sular fışkırıyordu.
Sonra zenciler yarım yamalak Türkçe'leriyle övgü yağdırmaya başladı: "Amaan bu karının amı ne kadar tatlı, daracık mağara gibi, götü resmen yutuyor parmağımı!" dedi biri, parmağını Zeynep'in götüne sokup çıkarıyordu. "Zeynep orospu, senin gibi fahişe görmedik, amın ateş gibi yanıyor!" diye bağırdı diğeri, sikini çıkarıp amına sürtüyordu. Ama senin küçük sikini görünce dalga geçmeye başladılar: "Ulan NEO, senin bu minik yarak ne lan? Fare siki gibi, karını nasıl sikiyorsun bununla? Bizimkiler devasa, bak nasıl yırtacağız deliğini!" Güldüler, senin sikini elleriyle sıkıp "Küçük piç, sen izle şimdi, karını gerçek erkekler nasıl parçalıyor" dediler.
Küfür ve hakaretler yağmaya başladı, en ağırından: "Senin karın tam bir orospu, NEO piçi! Bu fahişeyi doğurana lanet olsun, amı götü herkese açık mağaza gibi!" dedi biri, Zeynep'in yüzüne tükürdü, sonra sikini ağzına sokup çıkardı, tükürüğünü yutturdu. "Al lan orospu, yut benim tükürüğümü, senin gibi namussuz karıya layık!" diye bağırdı, tokatladı yüzünü, kalçalarını şaplattı kırmızı olana kadar. Diğeri, "NEO senin ananı sikeyim, karını bize verdin diye, ama senin küçük sikini kesip atmalı, işe yaramaz piç!" diye hakaret etti, Zeynep'in amına tokat attı, sonra sikini dayayıp girdi – "Aaaahh, bu orospunun içi ne sıcak, senin minik yarağın buraya değmemiş bile!" Üçüncü zenci götüne girdi aynı anda, "Götün resmen yutuyor sikimi, senin karın doğuştan fahişe, NEO senin gibi pezevenk kocaya layık değil!" diye küfretti, saçlarını çekip boğazına tükürdü, sikini ağzına soktu.
Gangbang başladı, üçlü grup: Biri amına, biri götüne, biri ağzına – Zeynep'in vücudu eziliyordu aralarında, ter içinde, meniyle kaplı. "Dönüştürün lan şu orospuyu, deliğini genişletin!" diye bağırıyorlardı, siklerini değiştirerek sokuyorlardı. Zeynep baygın halde inliyordu, vücudu kasılıyordu zevkten, ama hatırlamıyordu hiçbir şeyi. Sen izliyordun, küçük sikini sıvazlıyordun, zenciler sana "Gel lan piç, karının ağzına boşal, ama bizim menimizle karışsın" diyordu. Saatler geçti, her deliklerine boşaldılar defalarca – amı götü taşmış, ağzı tükürük ve meni karışımıyla dolu.
Öğlen oldu, Zeynep yavaş yavaş gözlerini açtı. Başı dönüyordu, her yeri yapış yapış, delikleri yanıyordu. Bacaklarını kapatmaya çalıştı ama sızladı, eliyle amına dokundu – "Offf... ne oldu lan? Bütün deliklerim mağara olmuş, her yerim yapış yapış... Dol içinde, senden bu kadar sperm gelmiyordu NEO, sen mi yaptın bunları?" diye inledi, yüzü kızardı. Sen sırıttın, "Hatırlamıyor musun orospu? Sen istedin, zencilerle uçtun gece" dedin. Zeynep şok oldu, ama eli amına gitti istemsizce, parmağını sokup meniyi tattı, "Amına koyayım... gerçekten mi? Çok mu zevk aldım?" diye mırıldandı, sonra sana sarıldı, "Yine yapalım lan, baygın halde sikilmeye bayıldım!"
Tam o sırada Zeynep'in telefonuna mesaj geldi – bungolov sahibinden: "Merhaba orospu Zeynep, dün geceki 10 saatlik sex ifşa videosunu aldım kameralardan. Üç zenciyle gangbang'ini, amının götünün nasıl yırtıldığını, tükürük yuttuğunu, tokatlandığını – hepsini kaydettim. Senin o dolgun göğüslerini, kalçalarını herkes görsün mü istiyorsun? Ablana mı göndereyim, yoksa internete mi yükleyeyim? Senin gibi namussuz bir fahişenin ifşası patlar gider! Gel buraya yalnız, yoksa videoyu yayınlarım. Seni de sikicem, bayıltıp zenciler gibi parçalayacam deliğini – tecavüz edeceğim her gece, seni kölem yapacağım. NEO piçine söyleme, yoksa ikinizi de mahvederim. Videoda senin inlemelerin, 'Sik beni daha sert' diye yalvarman var – rezil olursun!"
Zeynep telefonu görünce titredi, yüzü bembeyaz oldu. "NEO... bu ne lan? Bungolov sahibi videoyu çekmiş, tehdit ediyor! Tecavüz edecekmiş bana, videoyu yayınlayacakmış... Ama amına koyayım, izleyince azdım resmen, o zencilerin sikleri içimde hala hissediyorum." Sen güldün, "Git lan orospu, belki seni de siker, küçük sikim yetmiyorsa." Ama Zeynep korkuyla karışık zevk aldı, "Tamam... gideyim, belki videoyu siler, ama biliyorum ki sikilecekim yine, baygın halde, hatırlamadan... Sen de gel izle, piç kocam!"
Sonra bungolova gittiniz gizlice. Sahip, iri yarı bir Alman piç, kapıyı açtı: "Gel lan orospu, videoyu izletiyim sana." Zeynep'i içeri çekti, seni dışarı attı. İçeride Zeynep'i bayılttı hapla, sonra tecavüze başladı – "Senin amını götünü parçalayacam, her gün sikicem seni, kölem olacaksın!" diye küfretti, sikini soktu her deliğine, boşaldı içine. Saatler sürdü, Zeynep baygın halde inliyordu. Sonra videoyu silmedi, aksine sana gönderdi: "NEO piç, karını nasıl siktim izle, küçük sikini sıvazla. Her hafta gel, yoksa ifşa ederim ikinizi!" Sen izlerken boşaldın.
Zeynep'in Karanlık ve Vahşi Yolculuğu: Acı, Zevk ve Sonsuz Arzu
Zeynep... O kumral saçlı, türbanlı afet... 30 yaşında, hafif balık etli bir vücutla (71 kg), her erkeğin rüyalarını süsleyen bir kadın. Memeleri 85 ölçü, taş gibi dik, bembeyaz ten üstünde pembe uçları her dokunuşta sertleşen, avuçları dolduran dolgunlukta, sallandıkça insanın aklını başından alan o muhteşem göğüsler. Kalçaları 90 cm, yuvarlak, etli, yürürken hafifçe sallanan, dokununca yumuşak ama sıkı, o balık etli hatlar insanı deli eder. Amı ise... Ah o am... Bebek gibi kapalı, tek bir pembe çizgi, dudakları bitişik ve yumuşak, içindeki ıslaklık dokununca sızan, daracık bir giriş ki parmak bile zor girer, duvarları sıcak ve sıkı, her girişte yarağı sarar, bırakmaz. Göt deliği küçücük, pembe bir halka, hiç açılmamış gibi durur ama içine girince ateş gibi yanar, darlığı insanı inletir. Zeynep'in vücudu bir sanat eseriydi, ama hayatı cehennem gibiydi.
Eski Kocanın Lanetli Evliliği: Küçük Yarrak, Büyük Acılar
Zeynep'in ilk evliliği bir kabustu. Eski kocası, o fakir, ilgisiz piç, yarağı ereksiyonlu halde bile 8 cm'yi zor bulan minik bir şeyle idare ediyordu. Zeynep'i yatakta tatmin edemiyordu bile – o daracık amı, taş memeleri, yuvarlak kalçaları boşa gidiyordu. Adam içkiyi öğretmişti Zeynep'e, "Gel karıcım, iç, ısın" diye zorlardı. Zeynep içerdi, başı dönerdi, ama kocası sarhoş olup yığılırdı koltuğa, horlayarak.
İlk gece... O lanet gece... Kocası arkadaşlarını çağırmıştı – üç iri yarı piç: Ahmet, Mehmet, Ali. Hepsi diskodan seçilmiş fuckbuddy tipler, yarrakları 25 cm kalın, damarlı devler, başları mantar gibi şiş, damarları kabarmış, sertleştikçe zonklayan o canavarlar. Masada içki akıyordu. Zeynep'in gözleri kayıyordu, vücudu yanıyordu. Kocası uyuyakaldı. Ahmet yaklaştı, Zeynep'i kolundan tuttu.
"Ne yapıyorsun lan piç!" diye inledi Zeynep, korkuyla karışık bir öfkeyle. Kalbi deli gibi atıyordu, göğsü inip kalkıyordu, memeleri bluzunun altında sallanıyordu.
"Sus orospu!" diye küfür etti Ahmet, sesi hırlıyordu. "Kocanın minik 8 cm'lik sikiyle mi idare ediyorsun? Bak benim yarağıma, 25 cm kalın, seni parçalayacak." Sikini çıkardı, Zeynep'in yüzüne dayadı. Zeynep'in gözleri faltaşı gibi açıldı, korkuyla karışık bir hayranlık – o kadar büyük, o kadar kalın ki, damarları nabız gibi atıyordu.
"Lütfen... Yapma... Acıyacak..." diye yalvardı Zeynep, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Duyguları karmaşıktı – korku, utanç, ama derinlerde bir kıvılcım, o dar amının ıslanmaya başladığını hissediyordu.
Mehmet güldü, Zeynep'in eteğini yırtarcasına sıyırdı. "Bak şu amına... Bebek gibi kapalı, pembe dudaklar bitişik, içindeki o ıslaklık sızıyor. Daracık giriş, parmağım bile zor giriyor. Bu am yıllarca o minik sikle açılmamış, biz genişletelim orospu."
Zeynep çırpındı: "Hayır... Tecavüz bu... Durun piçler!"
Ali türbanını çözdü, kumral saçlarını dağıttı. "Saçların yumuşak ha... Şimdi memelerini göreyim." Bluzu açtı, sutyeni sıyırdı. "Amına koyayım, ne taş memeler bunlar... 85'lik dolgunluk, bembeyaz ten, pembe uçlar sertleşmiş, avuçlarımı dolduruyor. Sıkayım şunların uçlarını, bak nasıl inliyor orospu."
Zeynep inledi, acıdan ve utançtan: "Ahh... Yapmayın... Kocam uyanır..."
Ahmet amına dayadı o dev yarağını. "Uyanmaz piç. Al içindeki canavarı." Bastırdı, baş girdiğinde Zeynep'in amı gerildi, dudakları açıldı, duvarları yarağı sıktı. "Çok büyük... Yırtılıyor amım... Çıkar lan piç!" diye bağırdı Zeynep, duyguları yoğunlaşıyordu – acı yanıyordu, ama derinlerde bir zevk kıvılcımı, o dar kanal doluyordu.
"Sikerim seni orospu, al hepsini!" diye küfür etti Ahmet, köküne kadar girdi. Zeynep'in kalçaları titredi, yuvarlak etli kalçaları sallandı. "Amın sıcak, sıkı... Duvarları yarağımı sarıyor, bırakmıyor. Kocanın minik siki buraya giremez bile."
Mehmet arkadan yaklaştı, göt deliğine tükürük sürdü. "Şimdi götün... Küçücük pembe halka, hiç açılmamış gibi. Sikerim bunu da." Girdi, Zeynep'in götü yandı, darlık insanı deli ediyordu. "Ahh... Götüm yanıyor... Çok kalın lan piç!" diye inledi Zeynep, gözyaşları akıyordu, ama vücudu ihanet ediyordu, ıslanıyordu.
Ali ağzına verdi: "Em orospu, sakso çek... O küçücük dudaklarını ger, boğazına kadar al benim 25 cm'lik yarağımı." Zeynep'in yanakları şişti, salyası aktı.
Üçü birden pompalıyordu. Zeynep'in duyguları fırtına gibi – korku, öfke, utanç, ama yavaş yavaş zevk... "Sikerim o dar amını, götünü, ağzını... Orospu Zeynep, türbanlı fahişe!" diye küfür ettiler. Zeynep inliyordu: "Ahh... Acıyor ama... Devam edin piçler..." Orgazm geldi, vücudu titredi, amı sıktı yarağı.
Boşalmalar peş peşe: Ahmet amına, "Al tohumları orospu, doldurayım seni!" Mehmet götüne, "Götün genişledi artık!" Ali yüzüne, "Yüzün beyaza boyandı, güzel oldu!"
Zeynep yere yığıldı, ağlıyordu, ama içinde bir boşluk vardı – o zevk unutulmazdı.
Bölüm 2: Tekrarlanan Geceler – Acıdan Zevke Dönüşüm
Haftalar geçti. Her içki gecesi aynı. Zeynep artık direnmiyordu, hatta bekliyordu. Duyguları yoğunlaşmıştı – utanç, arzu, öfke karışımı. Üçüncü gecede dört adam: Ahmet, Mehmet, Ali ve Burak. Burak'ın yarağı daha kalın, damarları kabarmış, başı kırmızı şiş.
"Bu gece çift giriş yapalım orospu," dedi Ahmet. Zeynep'i yatak odasına sürüklediler. Zeynep'in kalbi hızlı atıyordu, amı ıslanmıştı bile. "Yapın... Sik beni piçler," diye mırıldandı sarhoşken.
Burak amına girdi: "Amına koyayım, ne dar hala... Dudaklar geriliyor, duvarlar sıktı yarağımı. Kocanın 8 cm'lik oyuncak sikiyle mi bu kadar dar kalmış?" Zeynep inledi: "Evet... Büyük yarraklar istiyorum... Kalın, damarlı... Doldur beni!"
Mehmet götüne girdi: "Götün ateş gibi, pembe halka açılıyor... Sikerim o dar deliğini, genişletelim orospu." Zeynep'in kalçaları sallandı, yuvarlak et sallanıyordu. "Ahh... Yanıyor götüm... Ama zevk veriyor lan piç!"
Ali ve Ahmet sırayla ağzına verdiler: "Em orospu... Sakso kraliçesi oldun. O pembe dudaklar geriliyor, salyan akıyor."
Duyguları zirvedeydi – zevk dalgaları vücudunu sarıyordu, orgazm üstüne orgazm. "Daha sert... Sik beni... Her yerimi doldur piçler!" diye bağırıyordu Zeynep, gözyaşları zevkten akıyordu.
Beşinci gecede beş adam. "Çift am, çift göt yapalım," dedi Burak. İki yarak amına, iki götüne... Zeynep'in am dudakları gerildi, duvarları yandı, götü parçalanacak gibiydi. "Amım... Götüm... Yırtılıyor... Ama ohh... Zevk... Devam edin lan orospular!" diye inledi. Memeleri sallanıyordu, pembe uçlar sertleşmiş, tokatlanıyordu.
Adamlar küfür yağdırıyordu: "Sikerim o taş memelerini, dar amını, pembe göt deliğini... Orospu Zeynep, 20 yarrak yiyeceksin daha!"
Zeynep orgazm olurken bağırdı: "Evet... Boşalın içime... Doldurun beni piçler!" Duyguları yoğun – bağımlılık, utanç, sonsuz arzu.
Bölüm 3: Boşanma ve İstanbul'un Vahşi Geceleri
Eski kocanın minik 8 cm'lik siki, dayakları, fakirliği... Zeynep dayanamadı, boşandı. İstanbul'a kaçtı. Duyguları karmaşık – özgürlük heyecanı, yalnızlık korkusu, arzu ateşi.
İlk diskoda bir adam yaklaştı: "Güzel türbanlı, içki ısmarlarım mı?"
Zeynep gülümsedi: "Ismarla... Sonra sik beni piç."
Adamın evinde: Sikini çıkardı – 25 cm kalın, damarlı. Zeynep diz çöktü, emdi: "Çok kalın... Damarları nabız gibi... Alayım içime."
Adam amına girdi: "Sikerim o dar amını... Dudaklar geriliyor, duvarlar sıktı." Zeynep inledi: "Evet... Derine... Yırt beni lan piç!" Orgazm geldi, vücudu titredi.
Her gece başka biri. Bazen üç, beş... "Çift yarak amıma... Götüme... Doldurun orospunuzu!" diye bağırıyordu. Duyguları yoğun – zevk, pişmanlık, bağımlılık. Bir çocuk aldırmıştı, babası bilinmiyordu, gözyaşları akmıştı ama devam etmişti.
Ailesi öğrenince yanlarına aldı. Ama küçük şehirde sıkıldı. Her hafta İstanbul'a kaçardı: "Sik beni... Kalın yarraklar istiyorum!" diye.
Bölüm 4: Benimle Evlilik – Yeni Bir Piç, Yeni Fanteziler
Ben Zeynep'in dördüncü kocasıyım. Yarağım da ereksiyonlu halde 8 cm'yi zor bulan minik bir şey. Zeynep bana her şeyi anlattı – duyguları yoğun, gözyaşları akarak. "Kabul ediyor musun piç?" dedi. "Evet, seni seviyorum orospum," dedim.
Altıncı ay, doğum günü. Diskoya gittik. Zeynep içti, sarhoş oldu. Fizyoterapist Kerem'le tanıştık – 28 yaşında, uzun boylu, kaslı, yarağı 25 cm kalın, damarlı bir dev, başı şiş, sertleştikçe zonklayan.
.Evine gittik. Masaj başladı. Kerem: "Zeynep Hanım, memeleriniz muhteşem... 85'lik dolgunluk, bembeyaz ten, pembe uçlar sertleşiyor dokununca, avuçlarımı dolduruyor, sallanıyorlar... Hayatımda gördüğüm en taş memeler, öpülesi, sıkılası."
Zeynep inledi: "Devam et... Ohh..."
Amına geçti: "Bu am... Bebek gibi kapalı, pembe dudaklar bitişik, ıslaklık sızıyor, daracık giriş parmağımı zor alıyor, duvarları sıcak, sıkı... Muhteşem, cennet gibi, hiç sikilmemiş gibi ama yarak istiyor belli."
Götüne: "Kalçalar 90'lık yuvarlak, etli, sallanıyor... Göt deliği küçücük pembe halka, davetkâr, darlığı insanı deli eder... Harika övgüye layık."Kerem, Zeynep'i yatağa sırtüstü yatırdıktan sonra artık masaj falan kalmamıştı geriye. Zeynep'in sarhoşluğu zirvedeydi; gözleri yarı kapalı, dudakları aralık, bilinci tamamen kapanmış, sadece vücudu tepki veriyordu. Kerem havlusunu tamamen attı, o 25 cm'lik kalın, damarlı canavarı ortaya çıkardı – başı mantar gibi şişmiş, damarları kabarmış, zonkluyor, damarları nabız gibi atıyordu. Zeynep'in bebek gibi kapalı amına dayadı, yavaş ama acımasız bir şekilde bastırdı.
"Amına koyayım orospu Zeynep, bak şu daracık am nasıl geriliyor... Pembe dudaklar yırtılacak gibi açılıyor, duvarları yarağımı sıktı, bırakmıyor lan piç!" diye küfür etti Kerem, sesi hırlıyordu. Köküne kadar girdi, Zeynep'in amı tamamen dolmuştu, dudakları kızarmış, gerilmişti.
Zeynep boğuk, inlemeli bir sesle mırıldandı, sarhoş kafayla:
"Sık beni kocacım... Ohh... Sikin kocaman olmuş... Çok büyük..."
Kerem tempo aldı, her itişte daha derine, daha sert. Zeynep'in taş gibi memeleri sallanıyordu, pembe uçlar sertleşmiş, avuçlarını dolduruyordu. Kerem bir eliyle memesini sıktı, diğer eliyle kalçasını tokatladı.
"Sikerim seni orospu, taş memelerin sallanıyor, amın yutuyor yarağımı... Kocanın 8 cm'lik minik sikiyle mi bu kadar dar kalmış piç? Bak nasıl yırtılıyor o bebek amı!"
Zeynep kalçalarını hafifçe kaldırıyor, inliyordu:
"Zorlanıyorum kocacım... Yırtın amımı... Ohh... Sikin çok büyük... Sık beni daha sert..."
Kerem çıkardı, göt deliğine dayadı. Yağ bile sürmeden, tükürükle bastırdı. Göt deliği küçücük pembe halka gerildi, açıldı.
"Şimdi de götün orospu... Küçücük deliğin yarağımı zor alıyor, daracık, ateş gibi yanıyor içindeki... Sikerim seni, genişletelim şu götü piç koca!"
Zeynep'in kalçaları titredi, yuvarlak et sallandı her itişte. Boğuk inlemelerle devam etti:
"Ahh... Yırtın götümü kocacım... Çok büyük... Zorlanıyorum... Ama sik... Sık beni..."
Kerem götünde pompalarken bir eliyle amını ovuşturuyordu, parmakları içeri girip çıkıyordu. Zeynep'in vücudu titriyordu, orgazm dalgaları geliyordu – sarhoşluktan dolayı bilinci kapalı ama zevki doruktaydı.
"Amına koyayım, orgazm oluyor orospu... Sıkıyor yarağımı, duvarlar bırakmıyor... Sikerim o dar götünü, amını, hepsini!"
Sonra Zeynep'i oturttu, ağzına verdi. Dudakları gerildi, yanakları şişti, salyası çenesinden aktı.
"Em orospu, sakso çek... Boğazına kadar al, yut benim kalın yarağımı... Küçücük dudakların geriliyor, güzel oldu lan!"
Zeynep mırıldanıyordu, sesi boğuk:
"Sık beni kocacım... Ağzımı da... Çok büyük sikin... Yutuyorum..."
Kerem saatlerce devam etti. Amına geri döndü, çift giriş gibi parmakla beraber doldurdu, sonra yine götüne, sonra ağzına... Bütün deliklerini sike sike açtı, genişletti. Zeynep'in am dudakları kızarmış, şişmiş, göt deliği açılmış, ağzı salya ve meni karışımıyla kaplanmıştı.
Boşalma vakti geldiğinde Kerem hiçbir şeyi ziyan etmedi.
Önce amına boşaldı: "Al içindeki tohumları orospu, doldurayım o dar amını!" Sıcak döller fışkırdı, amını doldurdu, taşanlar kalçalarına aktı.
Sonra götüne: "Götüne de... Al hepsini, ziyan etme piç!" Döller içini doldurdu, deliğinden sızdı.
En son ağzına kökledi: "Aç ağzını orospu, yut hepsini... Boşalıyorum boğazına!" Zeynep yuttu, sıcak döller boğazından aşağı aktı, son damlasına kadar içirdi. Kerem yarağını sıktı, "Yut orospu, hepsini yut... Kocanın minik siki böyle dolduramaz seni!"
Gece bitti. Zeynep bitkin, döllerle dolu, delikleri kızarmış halde kaldı. Kerem gitti, ben onu temizledim, otel odasına taşıdım.
Sabah 13:30 civarı uyandı. Gözlerini ovuşturdu, vücudunu hissetti – sızılar, morluklar, içindeki dolgunluk... Yüzünde önce şaşkınlık, sonra o tanıdık utangaç ama mutlu gülümseme.
"Aşkım..." diye fısıldadı, sesi çatallı ama sevecen. "Dün gece... sen beni resmen parçaladın. Hatırlamıyorum detayları ama bedenim... İçim dolu, amım, götüm, her yerim yanıyor ama inanılmaz mutlu hissediyorum. Senin 8 cm'lik minik sikinle bile bu kadar vahşi, bu kadar doldurucu olabiliyorsun ha? Sanki kocaman bir şeyle sikilmiş gibi... Teşekkür ederim piç kocam, senin sayende kendimi yeniden kadın gibi, yeniden canlı hissediyorum."
Bana sarıldı, boynuma öpücükler kondurdu, gözleri nemlendi:
"Lütfen... Hep İstanbul'a gelelim. Masaj yaptırmaya, eğlenmeye... Her ay, her hafta... Senin bu halin beni mahvediyor ama aynı zamanda hayata döndürüyor. Söz ver bana aşkım, hep böyle olalım. Seni çok seviyorum."
Ben gülümsedim, saçlarını okşadım:
"Tabii ki orospum... Ne zaman istersen geliriz. Bir dahaki sefere daha da uzun sürer."
Zeynep mutluydu, gözleri parlıyordu. Hiçbir şey hatırlamıyordu Kerem'in onu sike sike açtığını, deliklerini doldurduğunu, döllerini yutturduğunu. Sadece beni siktim zannetmişti – ve bu onu deli gibi mutlu ediyordu. İstanbul'un geceleri onu bekliyordu, ve o artık her an bunu istiyordu. 😈
Zeynep'in Karanlık ve Vahşi Yolculuğu: Acı, Zevk ve Sonsuz Arzu
Zeynep... O kumral saçlı, türbanlı afet... 30 yaşında, hafif balık etli bir vücutla (71 kg), her erkeğin rüyalarını süsleyen bir kadın. Memeleri 85 ölçü, taş gibi dik, bembeyaz ten üstünde pembe uçları her dokunuşta sertleşen, avuçları dolduran dolgunlukta, sallandıkça insanın aklını başından alan o muhteşem göğüsler. Kalçaları 90 cm, yuvarlak, etli, yürürken hafifçe sallanan, dokununca yumuşak ama sıkı, o balık etli hatlar insanı deli eder. Amı ise... Ah o am... Bebek gibi kapalı, tek bir pembe çizgi, dudakları bitişik ve yumuşak, içindeki ıslaklık dokununca sızan, daracık bir giriş ki parmak bile zor girer, duvarları sıcak ve sıkı, her girişte yarağı sarar, bırakmaz. Göt deliği küçücük, pembe bir halka, hiç açılmamış gibi durur ama içine girince ateş gibi yanar, darlığı insanı inletir. Zeynep'in vücudu bir sanat eseriydi, ama hayatı cehennem gibiydi.
Eski Kocanın Lanetli Evliliği: Küçük Yarrak, Büyük Acılar
Zeynep'in ilk evliliği bir kabustu. Eski kocası, o fakir, ilgisiz piç, yarağı ereksiyonlu halde bile 8 cm'yi zor bulan minik bir şeyle idare ediyordu. Zeynep'i yatakta tatmin edemiyordu bile – o daracık amı, taş memeleri, yuvarlak kalçaları boşa gidiyordu. Adam içkiyi öğretmişti Zeynep'e, "Gel karıcım, iç, ısın" diye zorlardı. Zeynep içerdi, başı dönerdi, ama kocası sarhoş olup yığılırdı koltuğa, horlayarak.
İlk gece... O lanet gece... Kocası arkadaşlarını çağırmıştı – üç iri yarı piç: Ahmet, Mehmet, Ali. Hepsi diskodan seçilmiş fuckbuddy tipler, yarrakları 25 cm kalın, damarlı devler, başları mantar gibi şiş, damarları kabarmış, sertleştikçe zonklayan o canavarlar. Masada içki akıyordu. Zeynep'in gözleri kayıyordu, vücudu yanıyordu. Kocası uyuyakaldı. Ahmet yaklaştı, Zeynep'i kolundan tuttu.
"Ne yapıyorsun lan piç!" diye inledi Zeynep, korkuyla karışık bir öfkeyle. Kalbi deli gibi atıyordu, göğsü inip kalkıyordu, memeleri bluzunun altında sallanıyordu.
"Sus orospu!" diye küfür etti Ahmet, sesi hırlıyordu. "Kocanın minik 8 cm'lik sikiyle mi idare ediyorsun? Bak benim yarağıma, 25 cm kalın, seni parçalayacak." Sikini çıkardı, Zeynep'in yüzüne dayadı. Zeynep'in gözleri faltaşı gibi açıldı, korkuyla karışık bir hayranlık – o kadar büyük, o kadar kalın ki, damarları nabız gibi atıyordu.
"Lütfen... Yapma... Acıyacak..." diye yalvardı Zeynep, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Duyguları karmaşıktı – korku, utanç, ama derinlerde bir kıvılcım, o dar amının ıslanmaya başladığını hissediyordu.
Mehmet güldü, Zeynep'in eteğini yırtarcasına sıyırdı. "Bak şu amına... Bebek gibi kapalı, pembe dudaklar bitişik, içindeki o ıslaklık sızıyor. Daracık giriş, parmağım bile zor giriyor. Bu am yıllarca o minik sikle açılmamış, biz genişletelim orospu."
Zeynep çırpındı: "Hayır... Tecavüz bu... Durun piçler!"
Ali türbanını çözdü, kumral saçlarını dağıttı. "Saçların yumuşak ha... Şimdi memelerini göreyim." Bluzu açtı, sutyeni sıyırdı. "Amına koyayım, ne taş memeler bunlar... 85'lik dolgunluk, bembeyaz ten, pembe uçlar sertleşmiş, avuçlarımı dolduruyor. Sıkayım şunların uçlarını, bak nasıl inliyor orospu."
Zeynep inledi, acıdan ve utançtan: "Ahh... Yapmayın... Kocam uyanır..."
Ahmet amına dayadı o dev yarağını. "Uyanmaz piç. Al içindeki canavarı." Bastırdı, baş girdiğinde Zeynep'in amı gerildi, dudakları açıldı, duvarları yarağı sıktı. "Çok büyük... Yırtılıyor amım... Çıkar lan piç!" diye bağırdı Zeynep, duyguları yoğunlaşıyordu – acı yanıyordu, ama derinlerde bir zevk kıvılcımı, o dar kanal doluyordu.
"Sikerim seni orospu, al hepsini!" diye küfür etti Ahmet, köküne kadar girdi. Zeynep'in kalçaları titredi, yuvarlak etli kalçaları sallandı. "Amın sıcak, sıkı... Duvarları yarağımı sarıyor, bırakmıyor. Kocanın minik siki buraya giremez bile."
Mehmet arkadan yaklaştı, göt deliğine tükürük sürdü. "Şimdi götün... Küçücük pembe halka, hiç açılmamış gibi. Sikerim bunu da." Girdi, Zeynep'in götü yandı, darlık insanı deli ediyordu. "Ahh... Götüm yanıyor... Çok kalın lan piç!" diye inledi Zeynep, gözyaşları akıyordu, ama vücudu ihanet ediyordu, ıslanıyordu.
Ali ağzına verdi: "Em orospu, sakso çek... O küçücük dudaklarını ger, boğazına kadar al benim 25 cm'lik yarağımı." Zeynep'in yanakları şişti, salyası aktı.
Üçü birden pompalıyordu. Zeynep'in duyguları fırtına gibi – korku, öfke, utanç, ama yavaş yavaş zevk... "Sikerim o dar amını, götünü, ağzını... Orospu Zeynep, türbanlı fahişe!" diye küfür ettiler. Zeynep inliyordu: "Ahh... Acıyor ama... Devam edin piçler..." Orgazm geldi, vücudu titredi, amı sıktı yarağı.
Boşalmalar peş peşe: Ahmet amına, "Al tohumları orospu, doldurayım seni!" Mehmet götüne, "Götün genişledi artık!" Ali yüzüne, "Yüzün beyaza boyandı, güzel oldu!"
Zeynep yere yığıldı, ağlıyordu, ama içinde bir boşluk vardı – o zevk unutulmazdı.
Bölüm 2: Tekrarlanan Geceler – Acıdan Zevke Dönüşüm
Haftalar geçti. Her içki gecesi aynı. Zeynep artık direnmiyordu, hatta bekliyordu. Duyguları yoğunlaşmıştı – utanç, arzu, öfke karışımı. Üçüncü gecede dört adam: Ahmet, Mehmet, Ali ve Burak. Burak'ın yarağı daha kalın, damarları kabarmış, başı kırmızı şiş.
"Bu gece çift giriş yapalım orospu," dedi Ahmet. Zeynep'i yatak odasına sürüklediler. Zeynep'in kalbi hızlı atıyordu, amı ıslanmıştı bile. "Yapın... Sik beni piçler," diye mırıldandı sarhoşken.
Burak amına girdi: "Amına koyayım, ne dar hala... Dudaklar geriliyor, duvarlar sıktı yarağımı. Kocanın 8 cm'lik oyuncak sikiyle mi bu kadar dar kalmış?" Zeynep inledi: "Evet... Büyük yarraklar istiyorum... Kalın, damarlı... Doldur beni!"
Mehmet götüne girdi: "Götün ateş gibi, pembe halka açılıyor... Sikerim o dar deliğini, genişletelim orospu." Zeynep'in kalçaları sallandı, yuvarlak et sallanıyordu. "Ahh... Yanıyor götüm... Ama zevk veriyor lan piç!"
Ali ve Ahmet sırayla ağzına verdiler: "Em orospu... Sakso kraliçesi oldun. O pembe dudaklar geriliyor, salyan akıyor."
Duyguları zirvedeydi – zevk dalgaları vücudunu sarıyordu, orgazm üstüne orgazm. "Daha sert... Sik beni... Her yerimi doldur piçler!" diye bağırıyordu Zeynep, gözyaşları zevkten akıyordu.
Beşinci gecede beş adam. "Çift am, çift göt yapalım," dedi Burak. İki yarak amına, iki götüne... Zeynep'in am dudakları gerildi, duvarları yandı, götü parçalanacak gibiydi. "Amım... Götüm... Yırtılıyor... Ama ohh... Zevk... Devam edin lan orospular!" diye inledi. Memeleri sallanıyordu, pembe uçlar sertleşmiş, tokatlanıyordu.
Adamlar küfür yağdırıyordu: "Sikerim o taş memelerini, dar amını, pembe göt deliğini... Orospu Zeynep, 20 yarrak yiyeceksin daha!"
Zeynep orgazm olurken bağırdı: "Evet... Boşalın içime... Doldurun beni piçler!" Duyguları yoğun – bağımlılık, utanç, sonsuz arzu.
Bölüm 3: Boşanma ve İstanbul'un Vahşi Geceleri
Eski kocanın minik 8 cm'lik siki, dayakları, fakirliği... Zeynep dayanamadı, boşandı. İstanbul'a kaçtı. Duyguları karmaşık – özgürlük heyecanı, yalnızlık korkusu, arzu ateşi.
İlk diskoda bir adam yaklaştı: "Güzel türbanlı, içki ısmarlarım mı?"
Zeynep gülümsedi: "Ismarla... Sonra sik beni piç."
Adamın evinde: Sikini çıkardı – 25 cm kalın, damarlı. Zeynep diz çöktü, emdi: "Çok kalın... Damarları nabız gibi... Alayım içime."
Adam amına girdi: "Sikerim o dar amını... Dudaklar geriliyor, duvarlar sıktı." Zeynep inledi: "Evet... Derine... Yırt beni lan piç!" Orgazm geldi, vücudu titredi.
Her gece başka biri. Bazen üç, beş... "Çift yarak amıma... Götüme... Doldurun orospunuzu!" diye bağırıyordu. Duyguları yoğun – zevk, pişmanlık, bağımlılık. Bir çocuk aldırmıştı, babası bilinmiyordu, gözyaşları akmıştı ama devam etmişti.
Ailesi öğrenince yanlarına aldı. Ama küçük şehirde sıkıldı. Her hafta İstanbul'a kaçardı: "Sik beni... Kalın yarraklar istiyorum!" diye.
Bölüm 4: Benimle Evlilik – Yeni Bir Piç, Yeni Fanteziler
Ben Zeynep'in dördüncü kocasıyım. Yarağım da ereksiyonlu halde 8 cm'yi zor bulan minik bir şey. Zeynep bana her şeyi anlattı – duyguları yoğun, gözyaşları akarak. "Kabul ediyor musun piç?" dedi. "Evet, seni seviyorum orospum," dedim.
Altıncı ay, doğum günü. Diskoya gittik. Zeynep içti, sarhoş oldu. Fizyoterapist Kerem'le tanıştık – 28 yaşında, uzun boylu, kaslı, yarağı 25 cm kalın, damarlı bir dev, başı şiş, sertleştikçe zonklayan.
.Evine gittik. Masaj başladı. Kerem: "Zeynep Hanım, memeleriniz muhteşem... 85'lik dolgunluk, bembeyaz ten, pembe uçlar sertleşiyor dokununca, avuçlarımı dolduruyor, sallanıyorlar... Hayatımda gördüğüm en taş memeler, öpülesi, sıkılası."
Zeynep inledi: "Devam et... Ohh..."
Amına geçti: "Bu am... Bebek gibi kapalı, pembe dudaklar bitişik, ıslaklık sızıyor, daracık giriş parmağımı zor alıyor, duvarları sıcak, sıkı... Muhteşem, cennet gibi, hiç sikilmemiş gibi ama yarak istiyor belli."
Götüne: "Kalçalar 90'lık yuvarlak, etli, sallanıyor... Göt deliği küçücük pembe halka, davetkâr, darlığı insanı deli eder... Harika övgüye layık."Kerem, Zeynep'i yatağa sırtüstü yatırdıktan sonra artık masaj falan kalmamıştı geriye. Zeynep'in sarhoşluğu zirvedeydi; gözleri yarı kapalı, dudakları aralık, bilinci tamamen kapanmış, sadece vücudu tepki veriyordu. Kerem havlusunu tamamen attı, o 25 cm'lik kalın, damarlı canavarı ortaya çıkardı – başı mantar gibi şişmiş, damarları kabarmış, zonkluyor, damarları nabız gibi atıyordu. Zeynep'in bebek gibi kapalı amına dayadı, yavaş ama acımasız bir şekilde bastırdı.
"Amına koyayım orospu Zeynep, bak şu daracık am nasıl geriliyor... Pembe dudaklar yırtılacak gibi açılıyor, duvarları yarağımı sıktı, bırakmıyor lan piç!" diye küfür etti Kerem, sesi hırlıyordu. Köküne kadar girdi, Zeynep'in amı tamamen dolmuştu, dudakları kızarmış, gerilmişti.
Zeynep boğuk, inlemeli bir sesle mırıldandı, sarhoş kafayla:
"Sık beni kocacım... Ohh... Sikin kocaman olmuş... Çok büyük..."
Kerem tempo aldı, her itişte daha derine, daha sert. Zeynep'in taş gibi memeleri sallanıyordu, pembe uçlar sertleşmiş, avuçlarını dolduruyordu. Kerem bir eliyle memesini sıktı, diğer eliyle kalçasını tokatladı.
"Sikerim seni orospu, taş memelerin sallanıyor, amın yutuyor yarağımı... Kocanın 8 cm'lik minik sikiyle mi bu kadar dar kalmış piç? Bak nasıl yırtılıyor o bebek amı!"
Zeynep kalçalarını hafifçe kaldırıyor, inliyordu:
"Zorlanıyorum kocacım... Yırtın amımı... Ohh... Sikin çok büyük... Sık beni daha sert..."
Kerem çıkardı, göt deliğine dayadı. Yağ bile sürmeden, tükürükle bastırdı. Göt deliği küçücük pembe halka gerildi, açıldı.
"Şimdi de götün orospu... Küçücük deliğin yarağımı zor alıyor, daracık, ateş gibi yanıyor içindeki... Sikerim seni, genişletelim şu götü piç koca!"
Zeynep'in kalçaları titredi, yuvarlak et sallandı her itişte. Boğuk inlemelerle devam etti:
"Ahh... Yırtın götümü kocacım... Çok büyük... Zorlanıyorum... Ama sik... Sık beni..."
Kerem götünde pompalarken bir eliyle amını ovuşturuyordu, parmakları içeri girip çıkıyordu. Zeynep'in vücudu titriyordu, orgazm dalgaları geliyordu – sarhoşluktan dolayı bilinci kapalı ama zevki doruktaydı.
"Amına koyayım, orgazm oluyor orospu... Sıkıyor yarağımı, duvarlar bırakmıyor... Sikerim o dar götünü, amını, hepsini!"
Sonra Zeynep'i oturttu, ağzına verdi. Dudakları gerildi, yanakları şişti, salyası çenesinden aktı.
"Em orospu, sakso çek... Boğazına kadar al, yut benim kalın yarağımı... Küçücük dudakların geriliyor, güzel oldu lan!"
Zeynep mırıldanıyordu, sesi boğuk:
"Sık beni kocacım... Ağzımı da... Çok büyük sikin... Yutuyorum..."
Kerem saatlerce devam etti. Amına geri döndü, çift giriş gibi parmakla beraber doldurdu, sonra yine götüne, sonra ağzına... Bütün deliklerini sike sike açtı, genişletti. Zeynep'in am dudakları kızarmış, şişmiş, göt deliği açılmış, ağzı salya ve meni karışımıyla kaplanmıştı.
Boşalma vakti geldiğinde Kerem hiçbir şeyi ziyan etmedi.
Önce amına boşaldı: "Al içindeki tohumları orospu, doldurayım o dar amını!" Sıcak döller fışkırdı, amını doldurdu, taşanlar kalçalarına aktı.
Sonra götüne: "Götüne de... Al hepsini, ziyan etme piç!" Döller içini doldurdu, deliğinden sızdı.
En son ağzına kökledi: "Aç ağzını orospu, yut hepsini... Boşalıyorum boğazına!" Zeynep yuttu, sıcak döller boğazından aşağı aktı, son damlasına kadar içirdi. Kerem yarağını sıktı, "Yut orospu, hepsini yut... Kocanın minik siki böyle dolduramaz seni!"
Gece bitti. Zeynep bitkin, döllerle dolu, delikleri kızarmış halde kaldı. Kerem gitti, ben onu temizledim, otel odasına taşıdım.
Sabah 13:30 civarı uyandı. Gözlerini ovuşturdu, vücudunu hissetti – sızılar, morluklar, içindeki dolgunluk... Yüzünde önce şaşkınlık, sonra o tanıdık utangaç ama mutlu gülümseme.
"Aşkım..." diye fısıldadı, sesi çatallı ama sevecen. "Dün gece... sen beni resmen parçaladın. Hatırlamıyorum detayları ama bedenim... İçim dolu, amım, götüm, her yerim yanıyor ama inanılmaz mutlu hissediyorum. Senin 8 cm'lik minik sikinle bile bu kadar vahşi, bu kadar doldurucu olabiliyorsun ha? Sanki kocaman bir şeyle sikilmiş gibi... Teşekkür ederim piç kocam, senin sayende kendimi yeniden kadın gibi, yeniden canlı hissediyorum."
Bana sarıldı, boynuma öpücükler kondurdu, gözleri nemlendi:
"Lütfen... Hep İstanbul'a gelelim. Masaj yaptırmaya, eğlenmeye... Her ay, her hafta... Senin bu halin beni mahvediyor ama aynı zamanda hayata döndürüyor. Söz ver bana aşkım, hep böyle olalım. Seni çok seviyorum."
Ben gülümsedim, saçlarını okşadım:
"Tabii ki orospum... Ne zaman istersen geliriz. Bir dahaki sefere daha da uzun sürer."
Zeynep mutluydu, gözleri parlıyordu. Hiçbir şey hatırlamıyordu Kerem'in onu sike sike açtığını, deliklerini doldurduğunu, döllerini yutturduğunu. Sadece beni siktim zannetmişti – ve bu onu deli gibi mutlu ediyordu. İstanbul'un geceleri onu bekliyordu, ve o artık her an bunu istiyordu. 😈
#KARIM İÇİN MASÖR ARIYORUM#