(ノ◕ヮ◕)ノ*:・゚✧

pixel skylines

JBB: An Artblog!

titsay
ojovivo

shark vs the universe
Claire Keane

No title available
we're not kids anymore.
Xuebing Du
NASA
noise dept.
No title available
cherry valley forever
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
🪼
Monterey Bay Aquarium
No title available

#extradirty
Jules of Nature

祝日 / Permanent Vacation

seen from Belgium
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Japan
seen from Italy
seen from Switzerland
seen from India

seen from United States
seen from United States

seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Russia
seen from Spain

seen from Australia
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Germany
@nicksizceset
(ノ◕ヮ◕)ノ*:・゚✧
Uzun süre beraber olup ayrılan insanlar oluyor ya bir taraf böyle paramparça oluyor. O kadar zaman geçmiş onca anı,fotoğraf,her sabah gelen günaydın mesajı,kötü olduğun zaman yanında olması,bir sarılmasıyla dünyanı değiştirmesi, aynı yatakta sarılıp uyumak, beraber aynı masada kahvaltı etmek, aynı sabaha göz açmak, dizine yatırıp saçlarını okşarken uyutmak, aynı otobüste ona kimse değmesin diye kendini kalkan etmek ve sayamayacağım kadar güzel şeyin ardından onun gitmesi ne bileyim abi bunun hesabını kim verecek? o yarattığı boşluğu kimse dolduramaz o yarada kapanır ama izi kesin kalır ve kalacakta.
her baby sister ran away with her phone recording
the chaos
Baby Blair witch project
Tipe bakkk akrjckdjxo
Muhterika
lan muhteşem
Vay amk
Bir şair var, ‘bir gün herkes aşağıdan bakacak çiçeklere’ demiş. Ben başka bir şey demek istemiyorum.
(via fillervebulutlar)
00:20
Hastanedeyiz, abim hafif ateşlendi. Bir iğne vurdurayım kendime gelirim dedi diye geldik. Hastane kalabalık. Sıramızı aldık. Bekliyoruz. İçerisi çok kalabalık, gelen giden bir an olsun durmuyor. Çay alayım mı sana dedim abime. İstemedi. Çayımı aldım, içiyorum.
Hastanedeyiz, bir sürü, istemeyeceğiniz kadar bir sürü koltuk yanyana uzanıyor. Bir mezarlığa benzetiyorum aynı olan kalabalık şeyleri. Kafamda türlü düşünce zamanı geçirmek için bana yardımcı oluyor. Sıramız gelmek bilmiyor. Telefon kurcalıyoruz.
Hastanedeyiz, bir aile geliyor. Anladığım kadarıyla sedyedeki baba. Ağlayan anne. Gülümseyen, her şeyden habersiz gülümseyen de sanırsam –yanılmış olmak için çok dua ettim- evin küçük kızı. Adam uyuyor. İçeri aldılar adamı. Bizim de sıramız geldi. Şu kabine geçin diyerek bir perdenin ardını gösteriyor hemşire. Girdiğimizde karşımızda o aile var. Mahçup mahçup selamlıyoruz abimle evin annesini.
Hastanedeyiz, doktor bir saat bekleyin bir serum yemeden gitmeyinlerli bir şeyler dedi. Serum takıldı. Muhabbet etmeye fırsat kolluyorum küçük kızla, bahane arıyorum. Bulamıyorum. Anne kızıyor çocuğa, babasının bandajlarıyla oynamaması için. Ufaklık diyorum, kaç yaşındasın sen? Ellerinin sekiz tane parmağını kaldırıp gülümsüyor bana. İçimin buzulları eriyor çocuk gülünce. Çocuk güldü.
Hastanedeyiz. Acıklı bir aile hayatı, yaşanılmışlıklar dinledik anneden. Abim bir ara serumu kısıyordu, gördüm. Ne iş yaparsınız nasıl geçinirsinizli sorular sordum bir ara. Anne gözlerini belertip kızını işaret ediyor. Utançtan yerin altına girebilmek için dua ediyorum. Eziliyorum bir annenin bakışlarıyla. Çocuk güzel. Çocuk çok akıllı. Hastane fayanslarında sekseğimsi oyun oynuyor, aynı anda dönüyor bana. Sesini duyuyorum ilk defa. Babam inşaatta çalışıyor, düştü geçen hafta ama yine çalışacak. Büyüyünce ben de babamın yanında çalışacağım diyor. Çocuk gülüyor sonra. Ortamdaki tek güzel şey çocuğun gülmesi. Eriyorum oturduğum yerden. Üniversitede girdiğim hukuk dersleri geliyor aklıma. Adaletin tanımını işlediğimiz bir ders geliyor aklıma. Derste anlatılanları hatırlamıyorum. Ama adaletin bu olmadığına defalarca kez eminim.
Hastanedeyiz, çocuk seksek oynamaya ve şarkılar mırıldanmaya devam ediyor. Abimle ben mahcubiyetten yerin diplerindeyiz. Konuşmaya devam ediyoruz ama sesimiz çıkmıyor sanki. Ne desek bilemiyoruz. Çocuğa kantine gidelim diyorum, gel sana bir şeyler alayım. Annesine bakıyor çocuk. Onay bekliyor. Onay geldi. Kantindeyiz. Çocuğa ne istersin canım benim diyorum. Çikolata diyor. Hangisinden diyorum, hepsi farklı mı diyor şaşkın gözlerle. Aklım duruyor birkaç saniye, karnıma bir sancı saplanıyor. Çocuk hala şaşkın, cevap bekliyor. Bir şey diyemiyorum. Kantindeki adama ne bulursan ver diyorum. Adam bakıyor boş boş. Ne bulursan doldur işte üçer beşer diyorum. Bir poşet çikolata alıyorum çocuğa.
Hastanedeyiz. Yanımda sanırsam –yanılmış olmak için çok dua ettim- hayatında hiç çikolata yememiş bir çocuk. Sanırsam dünyanın en mutlusu. Çocuk gülüyor. Onu babasının yanına götürmek üzere attığım her adımda sanki fayanslar biraz daha içine çekiyor beni. Kadın poşeti görünce utanıyor. Kadının kafası öne eğik. Teşekkür ettin mi abiye diyor. Sonra çocuk yüksek sesle ve gülümseyerek teşekkür ediyor. O anlar geçmek bilmiyor. Serum bitsin diye dua ederken abim şaşkın şaşkın bakıyor bana. Gidelim diyorum kaşımla gözümle. Abim yavaştan kalkıyor. Serum sikimizide değil. Dünya sikimizde değil. O an sadece, o an önemli. Kaçmak istiyorum. Biz gidelim abla diyoruz. Kadın mahçup. Bir anne, birkaç çikolata yüzünden mahçup. Sanırsam acilin kapısına kadar eşlik etmek için –yanılmış olmak için çok dua ettim- kalkıyor yerinden. Çocuğa sen burada kal diyor. Çocuk gelmek ister gibi ama itiraz etmiyor. Görüşürüz güzelim diyorum. Çocuk gülümsüyor. Öleyim şuracıkta diyorum utancımdan. Kadın bizim hızlı adımlarımıza yavaş yavaş eşlik ediyor. Allah razı olsun ablacım diyor. Bir şey diyemiyoruz. Bakıyoruz biraz yüzüne, Allah şifa versin diyoruz, hızlı hızlı arabaya yönelmeden birkaç saniye önce. Kadın Allah’a emanet ediyor bizi.
Hastanedeydik. Dünyanın yaratılışından utandık.
aşırı mutsuzum ya. biraz geri zekalı olmaya ihtiyacım var.
şu sıralar yapmayı çok isteyipte yapmamak zorunda olduğum o kadar çok şey birikti ki sanki ruhum bir yer altı zindanında zincirlere vurulmuş gibi hissediyorum.
gereksiz yavşaklık ve romantizme girmeden tavuk dürüm yer miyiz
Tam diyorum ki alt tarafı bir insan neyini bu kadar seviyorum önem veriyorum sonra bir fotoğrafına rastlıyorum kalbim hızlanıyor her şeyin özeti oluyor sanki
Eski zamanlarda çocuklar ödev yapmadığında anneleri okula göndermezlermiş şu nezakete bakar mısınız?