Merhaba! Merhaba! Merhaba!
Sebebini bilmemekle birlikte uzun bir süredir film seyredemiyor doğal olarak da paylaşımda bulunamıyordum. Ta ki bugünün müzeye gitmek için çok sıcak olduğuna kanaat getirene kadar. İstemsiz bir şekilde vizyondaki filmlere baktım (seyredilmeye değer çok çok az film getirdikleri için pek ilgilenmem sinema salonları ile) ve instagram hesabından reklamını her dilde bangır bangır yapmış olan Darren Aronofsky’in son filmi Mother!’ı gördüm. Kalktım gittim.
Buraya kadar her şey çok hızlı gelişti evet.
Film beklediğim gibi ağır başlamıştı. Ama bu bir kadın filmiydi, belli. İsminden değil, film sahnelerini Jennifer ablamız ile beraber gezdiğimizden. Onun arkasındaki gözler olduğumuzdan ve onun çok çok az konuşmasından belliydi. Bu bir kadın filmiydi.
İlk yarım saat asla bir fikir edinemiyorsunuz. Perdeye kafa atasımın geldiği anlar çok oldu ama yönetmen şımarıklığı işte.. Yapacaktı ya illa bi’şeylikler, onunla inatlaşıp bana bir şeyler anlatmaya başlayacağı ana kadar kafamı yormadan beklemeye karar verdim. Çünkü konuşacaktı, mecburdu!
Başladı..
Gösterip duruyordu ama ben bana ne gösterdiği ile değil ne söylemek istediği ile ilgilendim. Gerçekten bu ve benzeri yönetmenlerin “alt metin”lere sığınıp işi çok başka yerlere götürdüklerini düşündüğüm için hiç oralı olmadım ve dinledim;
Kadınına sahip çık. En çok ona sahip çık. En çok onunla ilgilen. En çok onu sev. En çok onu koru. En çok ona güven ver. En çok ona hissettir sevgini. En çok onun yanında ol. En çok onunla konuş. En çok onunla gül. En çok onunla eğlen. Onu, kalabalığınla yalnızlaştırma. Uzaklaştırma. Soğutma. Öldürme. Sev. Koru. Sev, Koru.
Konu bu. Kendi loblarım adına yemin ederim ki bu. Kadın gözünden bakarsak ki oradan bakmamız gerek, bu. Fikir buyken, film boyunca kadın oyuncunun arkasında onunla beraber gözlem yaptığımız için işin götürüleri ön plana çıkarılmış. “Beni sevmezsen böyle olur, beni korumazsan şu olur..” gibi. Evet, doğru da yapılmış ama filmi öyle bir işlemiş ki.. Araya giren “yahudi” kelimesi içerikli replikler.. Bir anda ilahi bir platforma dönüşüp mesih mesajları veren sahneler.. Hiç gerek yokmuş bunlara mesela. Çünkü o kadar uymamış ki.. Tamam film metafor filmi ama bu konuları zaten Hollywood istisnasız her filminde işliyor. Ben kendi adıma sıkılıyorum artık. Üstüne bir de Aronofsky filminde, çok alakasız bir şekilde görmüş olmak hiç hoş olmadı. Hiç! Zekama hakaret, film sevgime ihanet bu..
İşin özü az ama öz okuyucum; film aslında güzel. Küçük saçmalamalarını saymayıp gösterilen ile anlatılmak isteneni ayrıştırarak seyredersek güzel. Bi’de unutmadan söyleyeyim; bu bir korku-gerilim filmi değil!
Teşekkürler.













