kendimi birden, kurusun diye pencerelere asılan, sonra orada unutulup yavaş yavaş buruşan, sonunda da asıldığı yeri kirleten yaş bir toz bezi gibi hissettim.
seen from United Kingdom
seen from Yemen

seen from Portugal
seen from Türkiye
seen from Italy

seen from United States
seen from Australia
seen from Argentina

seen from United States
seen from Yemen

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Yemen

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Türkiye

seen from France
seen from United States
kendimi birden, kurusun diye pencerelere asılan, sonra orada unutulup yavaş yavaş buruşan, sonunda da asıldığı yeri kirleten yaş bir toz bezi gibi hissettim.
#putzlappen #tozbezi #mond #moon #aydede #antalya #turkey #turkiye #türkei #evdeyim (hier: Antalya, Turkey) https://www.instagram.com/p/Brpy9azHQr5/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1ss63usiw9wyf
Biz kaybolduk #tozbezi #ahuöztürk #asiyedinçsoy #nazankesal #serrayılmaz
Girl mü Power?
Günümüzün son trendlerinden olan erkek-kadın çatışmasının filmleşmiş halini seyrettim az önce. İsmi Toz Bezi. Bilenler, bilmeyenler elbette var. Ben, ilgilendiğim kısmı ile bir şeyler yazacağım..
Kadına ilginç güçler yükleme merakından.. Sürekli ama sürekli bahsi geçirilen mağdur kadın edebiyatı ve mağara adamından evrilmişcesine nefes alan erkekler yerine bunun gerçek sebeplerine asla inilmemesinden bahsedeceğim.
Öncelikle kadınım. Bu hayatta bana anahtar olan çok sevdiğim iki cümle var;
1- Hayattan ne istediğini bileceksin.
2- Kendini eğiteceksin.
Okul eğitiminden bahsetmiyorum tabi ki. Okula inanmıyorum. Oradaki eğitim değil. Eğitim çok başka bir şey. Lise mezunuyum. Üniversiteli olup şu meşhur bilgi yarışmasında “kendini tanıtır mısın?” sorusuna “bilmem ne üniversitesi falan filan bölümü” cevabını verip, zekasının bir kaç test şıkkı ile ölçülmesini kabul ederek bununla övünenlerden daha zeki ve bilinçli olduğumu düşünüyorum. Neyse.. Hayattan ne istediğini bilme meselesinde anlaşılmayacak bir şey olduğunu zaten sanmıyorum. Başlayayım o halde..
Bir kere erkek ve kadın eşit değildir. İnsan olarak evet, meziyet ve donanım bakımından hayır. Eşit değildir. Erkek güçlü olan, kadın zayıf olandır. Bu da kadın köle demek değildir. İtaat edeceksin, boyun eğeceksin değildir! İnsanımız bunu o kadar anlayamıyor ki.. Tüm bu sorunların çıkış noktası bu aslında. Kadın tabi ki çalışabilir, istediğini düşünüp istediğini konuşabilir Sevgilisi, eşi ile ayrı düştüğü fikirler olabilir. Bunu dile getirebilir. Kendi düşüncesini sonuna kadar savunabilir. Bir kadın, insani getirilerin hepsine tabi ki sahiptir. Kavga edebilir. Bağırıp çağırabilir. Bu bağlamda bir erkeğin yaptığı her şeyi kadın da yapabilir. Ama bir kadın, kadın olduğunun farkında ve bilincinde ise askere gidemez mesela. Yani ben bir kadın olarak bunu tercih etmem. Çünkü kadınım. Kadın kalmak istiyorum. Eşit olduğum yönleri de, zayıf kaldığım yönleri de biliyorum. Bunu kabulleniyorum, gocunmuyorum. İstesem bir erkeğin gücüne erişebilirim. Bunun için çabalarım, bir erkek gibi görünüp yan sanayisi gibi etrafta dolaşabilirim ama o zaman kadın,erkek eşitsizliğinden bahsedemem. Çünkü ben artık kadın değilimdir. Verilen karşı çıkmıyorum, mutlu kalabiliyorum. Yanımda benden daha güçlü olduğunu bildiğim birinin varlığı bana güven veriyor. Kendimi o zaman daha güçlü hissediyorum. Yapabileceğim ve yapamayacağım şeyler var çünkü. Erkeklerin de öyle değil mi zaten? Onlar da doğuramıyor mesela. Çoğunluğun bahsettiği o meşhur eşitlenemeyen eşitlik için onlar da sokaklara dökülüp “hamile kalmak bizim de hakkımız!” diye pankartlar açsınlar madem. Etek giyip bizimle eşit olsunlar, yan yana yürüyelim. Böylesini mi istiyorsunuz, gerçekten anlamıyorum. Kadın kadınlığını, erkek erkekliğini bildikten sonra bir sıkıntımız kalmaz. Diyorum ya, kendini eğitmek işte. Tabi ki erkekliği çok yanlış anlayan ciddi bir kesim var. Ne yaparsan yap bir şey açıklayamayacağın türden. Ama insan kendini bilip biraz kendine yüklense.. Kendini dinlese.. Neye ihtiyacı olup olmadığını anlasa, seçimlerini ona göre yapsa.. Ezberci olmasa.. İnsani davranışları taklit etmese, kendi özgünlüğünü yakalayabilse.. Kendini eğitmek budur. Kısacası düşünmektir. Her şey burada bitiyor. Bu kadın için de geçerli. Kadınlığı çok yanlış anlayan kadınlar için. Dünyaya boyun eğmeye gelmişcesine davranan kadınlar için.. Üniversite okumak bunların yanında bir şey değil. (Filmde bahsi geçtiği için söylüyorum.) Okumak, ille de yüksek lisanslar yapmak kadınlığına kadınlık katmıyor arkadaşım. İş sende bitiyor. Erkekliğini orantısız güç olarak kullanmak da senin hakların arasında yok arkadaşım! İş sende bitiyor. Sende. Yani -kadınlar için- ağlamadan önce, -erkekler için- bağırmadan önce sorulması gereken sorular var. Bunları iredeleyip bir çözüm aramaya koyulursak zaten ne ağlayan kalır ne bağıran. Böyle filmlere de gerek kalmaz.
Sonuç olarak, başarısız bir filmdi. Çünkü “bunu nasıl değiştirebiliriz?” yerine bol bol “kabulleniş” vardı. Ne Türk Sineması olarak ne insan olarak bir adım atmış olabildik yani. Bir şey değişmedi. Yardımı dokunmadı.Yerimizde saydık. Yerlerinde saymaya devam edecekler. O kadınlar ve erkekler.. Onlar için üzgünüm.
Bitiş notu: ne demiş Marilyn Monroe?
“Erkekler ile eşit olmak isteyen kadınlar tutkularını kaybetmiş olanlardır.”