Odama giriyorum. Işığı kapatıyorum. Yatağıma uzanıyorum. Kulaklığımı takıyorum. Seni bana hatırlatan her parçayı dinliyorum. Dışım bırak geçmiş diyor, içim gelecek. Geleceksin diye beklerken içim geçiyor...
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Love Begins
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

❣ Chile in a Photography ❣
Monterey Bay Aquarium
he wasn't even looking at me and he found me

Origami Around

PR's Tumblrdome

JVL

Kiana Khansmith
No title available

Janaina Medeiros
macklin celebrini has autism
almost home

JBB: An Artblog!

Andulka
AnasAbdin

tannertan36
hello vonnie
Peter Solarz

seen from Mexico

seen from Singapore
seen from Nepal
seen from Georgia

seen from Canada
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Brazil
seen from Malaysia
seen from Morocco

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Romania

seen from United States

seen from United States
@onuripekci
Odama giriyorum. Işığı kapatıyorum. Yatağıma uzanıyorum. Kulaklığımı takıyorum. Seni bana hatırlatan her parçayı dinliyorum. Dışım bırak geçmiş diyor, içim gelecek. Geleceksin diye beklerken içim geçiyor...
Leyla'nın sokağındaki köpeğin gözlerinden öper Mecnun.
Psikologlara göre bu bir davranış bozukluğudur.
Edebiyatçılar ise bunun önünde saygı ile eğilir...
Senin Adın Kavuşmak Olsun
Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin
Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın
Sen benim adını koyamadığımsın
Senin adın kavuşmak olsun
Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali
Rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim
Ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana
Teslim olmuşken kaderine
Apansız sana rastladım o limanda
Sen benim adını koyamadığımdın
Senin adın kavuşmak olsun..
Bakmaya kıyamazken gözlerine
Tutmaya cesaret edemezken ellerini.
Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde
Sessiz bir haykırıştı yüreğim
Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım
Sen benim adını koyamadığımdın
Senin adın kavuşmak olsun.
Son bahar yaprakları dökülürken içimden
Hazanı yasarken bahar kokulu sabahlar da
Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda
Sırıl sıklam ıslanırken ruhum
Solmuştu bahçemde ki tüm güller
Sen o bahçemdeki açan tek güldün
Sen adını koyamadığımdın
Senin adın kavuşmak olsun.
Dağ çiçeğim yaban gülüm asi sevdam.
Saçının bir teline bir ömür adadığım
Gözündeki bir damla yaşına şehirleri yaktığım
İsyanım feryadım kavuşulmazım
Sen vazgeçemeyeceğim yasaklım
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.
Sen benim yanı başımdaki uzağım
Sen benim uzağımdaki en yakınım
Dokunmam yasak sevmem yasak
Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.
Sisli bir gecede ses olup da gel
Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel
Soğuk bir kış gününde rüzgar olup da gel
Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel
Sen bana yasaklarından sıyrılıp da gel
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.
Bir gün gelirde tutarsam ellerini
Bakarsam gözlerine sevgi dolu
Doğarsa sende yeniden bu beden
Ve o gün verirsem şayet son nefesimi
Ölmeden haykırmak isterim son bir kez
Sen adını koyamadığım
Sen yaban gülüm sen dağ çiçeğim
Sen ruhu revanım sen yaşama sevincim
Yasaklım adı bende saklım
Senin adın kavuşmak olsun
Senin adın senin adın seviyorum olsun
Seviyorum olsun
Seni seviyorum,
Seni seviyorum.
Bazı müziklerin söze ihtiyacı yoktur. Onlar sözsüz ağıttan farksızdırlar.
Sahi şimdi gelsen ?
Öyle güzel gelsen ki kaybolduğum her anımı bulsam gelişinde...
Gel.
Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayale. Halbuki sen orada, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle Ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var Ve asi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...
Pencereyi kapama
Gök dolabilir içeri
Sen neyi görebilirsin
Islak bir bulutun ağışını mı ?
Pencereyi kapama
Kuş dolabilir içeri
Sen neyi taşıyabilirsin
Kırık bir dalın yükünü mü ?
Pencereyi aç
Soluğun çıksın dışarı
Sen büyütmedin mi
Ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye ?
Pencereyi aç
Sesin sarsın dünyayı
Duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır.
Ben bir kördüm, sende çok şeyler gördüm !
Hey gönül gene bu gece, Kederim geceden yüce, Gel susalım beraberce, Böyleymiş kara yazımız.
Sana büyük caddelerin birinde rastlasam, Elimi uzatsam tutsam götürsem, Gözlerine baksam gözlerine, Konuşmasak ah anlasan.
(Son ses dinleyin, lütfen.)
'Ya bu deveyi güdersin yada bu diyardan gidersin' diye fısıldar hayat hepimizin kulağına. Ben bu diyardan giderim diyenlerdendim ama artık öğrendim, hayat bana tek bir ihtimal verdi, 'bu deveyi güdeceksin'.
Böyle parçalar varken sessizliği kim sever ?
Eksik olan neydi ? Yada yanlış olan ? Yada tamamlanmayan şey neydi ? Yanlış yerde mi duruyorduk ? Zaman mi yanlıştı yoksa ? Mekanı mi doğru secemedik ? Yada doğarken mi başladı tüm bu yanlış dizileri ? Söylesin biri bana hangisiydi yanlış olan ? Eksik mi sevdik ? Fazla mi sevdik ? Çok mu saf sevdik ? Sevmeyi mi beceremedik ? İki yüzlü mü sevemedik ? Çok mu guvendik ? Bazen her şeye kader denilip geçilmez bunu öğrendim. Bazı şeyler kader değildir, kader kelimesinden otedir. Seçim dediğimiz kavram siyah ile beyazı ayıran çizgi gibi, ölüm ile yaşam arasında ki çizgi gibi ince, görünmez, fark edilmez. Ta ki çizgi den çıkıp siyaha bulasmayana kadar, ta ki çizgiden çıkıp ölmeden anlasilamayacak kadar ince... Bugünün doğruları kimi zaman yarının yanlışlarıdir derim hep. Ve şunu eklerim kimse yaşattığını yaşamadan ölmez.
Saygılar.
Senin masumiyetine inanmak benim seçimim. Ama her inandığımın doğru şeyler olmadığı gerçeğine çok rastladım.
Maziye dönerek bir kaç renk farkla,
O eski yüzümü silmek istedim.