Antalya'da konser fotoğrafçısı olmanın zorlukları
2009'dan beri gittiğim konserlerin çoğunda o konserleri fotoğraflamayı eksik etmediğimi bilen biliyor. Lakin, Antalya'ya döndüğüm 2016'dan beri, özellikle de son yıllarda, gittiğim konserleri çekmekte sıkıntılar yaşamaktayım.
Bu çekimleri bağımsız olarak hiçbir maddi kaygı gütmeden yapıyorum, ancak Kasım 2023'te annemin kanserden vefatından beri tek başıma yaşamaktayım ve kardeşlerim ile akrabalarımın maddi yardımları dışında aktif bir geçim kaynağım yok.
İlk olarak açıklamasız iptaller, verilmeyen konser sözleri ve mekan sıkıntılarından başlayayım. İki ayrı yazımda ([1] [2]) bu sıkıntıları ayrıntılı olarak paylaşmamla beraber özet verecek olursam; 2010'larda Ankara'da iken yılda 20-25 konsere erişebilsem de, bu iptaller ve verilmeyen sözler yüzünden 2020'ler Antalya'sında sayı yarıya düşmüş oluyor.
Ankara'da hiçbir mekanda görmediğim sahne önü masalarının Antalya mekanlarında rezervasyonlu şekilde yer almaları, konser fotoğrafçılığımı zorlaştırmakta. Yine Ankara'ya kıyasla, Antalya'daki çoğu mekanın çekim izni konusunda yasakçı davranması, izin verseler de çekim için uygun şartlar vermemesi mekan geneli yaşadığım sıkıntılar arasında.
Dokuma'da oturan biri olarak Kaleiçi'deki çoğu konserden 24:30 tramvayı ile dönmem mümkün. Konserin o saatlere kadar sarkması ile son tramvayı kaçırmam gibi olası durumlarda da taksi kullanmak yerine aradaki 4,5 km'lik mesafeyi yürüyebildiğim oluyor. Bu ulaşım avantajlarım maalesef Konyaaltı ve Lara'daki, evime daha uzakta olan mekanlarda mümkün olmayabiliyor. Şehir içindeki gece ulaşımı imkanı belirli sefer ve semtlerle sınırlı ve maalesef bu semtler arasında Dokuma yer almamakta. KL08'i kullanarak 100. Yıl'da inebilsem bile geri kalan 4 km'lik yürüme mesafesi bazen yorucu olabiliyor.
Ulaşım durumlarını diğer şehirler ile kıyaslarsak, Ankara'daki ilk yılımda konser sonrası son Eryaman otobüsüne yetişebiliyorken, Ayrancı'ya taşınmamdan sonraki yıllarda Kızılay-Çankaya hattındaki çoğu konserden yürüyerek dönebiliyordum. Son yıllarda gittiğim Ankara konserlerinde de saat 1'e kadar çalışan Ankaray seferi ile AŞTİ'ye varabilmem mümkün. İstanbul'da gittiğim üç konserde yolcu servisi ve gece metrosu ile Esenler Otogarı'na ulaşma imkanım mevcut oldu. Çanakkale, Isparta, İzmir gibi diğer şehirlerde de kaldığım yere (genelde kardeşlerimin evleri) veya otogara yürüyerek dönebildim.
2011'den beri kullandığım Canon EOS 600D kameram da zamanla eskimekte. Şimdilik ciddi bir teknik arızası olmasa da deklanşör ömrünün (100 bin çekim) sonlarına yaklaşıyor. İkinci el bile olsa yeni bir kamera almayı düşünsem de, geçim kaynaklarımın sınırlı olması ve 30'lu yaşlarımda halen üniversite mezunu olmaya çalışmam nedeni ile aktif bir işte bulunamamam (ya da henüz ve halen belirli mekanların anlaşmalı ve maaşlı fotoğrafçısı olamamam), ekipmanlarımı geliştirmemi maalesef mümkün kılamıyor.
İlk üniversite eğitimim nedeni ile Ankara'da yaşadığım 2011 - 2016 yılları arasında başlıca beş mekan arasında sorunsuzca mekik dokuyorken, aynısını memleketim Antalya'da verimli alamadığım oluyor sonuçta. Şimdi bazı salaklar "o zaman Ankara'ya dön" diyecektir ki; memleketimden ayrılmayı düşünmüyorum. Aksine, memleketimde fotoğraf çekebileceğim konserlerin daha da artmasını diliyorum.















