
shark vs the universe

titsay
noise dept.
we're not kids anymore.
Show & Tell
Alisa U Zemlji Chuda
h
Monterey Bay Aquarium
d e v o n
No title available
$LAYYYTER

Kaledo Art
dirt enthusiast
Today's Document
Xuebing Du

#extradirty

Andulka
Cosmic Funnies

ellievsbear
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

seen from United States
seen from Malaysia

seen from France
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Canada

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Singapore
seen from United Kingdom

seen from Argentina

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Canada
@oteki-ben
Mental sorununun ne kadar yersiz olduğunu fark ettiğin ama yine de önüne geçemediğin bir an oluyor
The sinner (dizi)
Yakın Tehdit (Trespass)
Yaratıcının burçlara verdiği özellikler;
Bir gün Yaratıcı 12 çocuğunu yanına çağırır. Onlara bir armağan vereceğini söyler ve başlar;
"KOÇ! Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum. Ektiğin her bir tohuma karşılık elinde bir milyon tohum bulacaksın, fakat onların büyümelerini görecek vaktin olmayacak. İnsanların aklına ben’i yerleştirecek ilk kişi sen olacaksın, fakat bu düşünceyi geliştirme ya da hakkında soru sormak senin görevin olmayacak. Yaşamının sebebi eylemdir ve bu eylem insanlara benim yaratıcılığımı haber verecektir. İyi çalışabilmen için sana kendini beğenme özelliğini veriyorum. " Ve Koç sessizce yerine çekildi.
“ BOĞA!.. Sana tohumu madde haline getirme gücünü veriyorum. Başlanmış olan bütün işleri senin bitirmen gerektiği için görevin çok sabır istemektedir, aksi halde tohumlar rüzgarda savrulup kaybolacaktır. Yapmanı istediğim bu görev için soru sormayacak, işin ortasında düşünceni değiştirmeyecek ve başkalarından destek beklemeyeceksin. Bunun için sana güçlülüğü veriyorum. Onu akıllıca kullan.”
“ İKİZLER!. Sana insanların çevrelerinde gördükleri şeyi anlamalarını sağlayabilmen için cevapsız sorular veriyorum. İnsanların neden konuşup, neden dinlediklerini hiçbir zaman bilmeyeceksin, fakat cevap bulmak için yapacağın araştırmalarda sana armağan olan bilgiyi bulacaksın.”
“ YENGEÇ!.. Sana insanlara duyguyu öğretme görevini veriyorum. Bütün duyguyu yaşayarak öğrenmeleri ve olgunluğa ulaşmaları için onları hem ağlatıp hem güldüreceksin. Sana olgunluğu hızla arttıracak olan aile armağanını veriyorum.”
“BAŞAK! Senden insanlarn benim yarattıklarımla neler yaptıklarını sınamanı istiyorum. Onların ne yaptıklarını dikkatlice inceleyip kusurlarını hatırlatacaksın v böylece benim yarattıklarımı iyice öğrenmelerini sağlayacaksın.Sana bunu yapabilmen için saf düşünceyi armağan ediyorum"
"ASLAN! Sana yaratıcılığımın tüm görkemini dünyaya gösterme görevini veriyorum. Ancak azametinde dikkatli olmalı ve bu yaratıcılığın senin değil, benim olduğunu daima hatırlamalısın. Eğer bunu unutursan, insanlar seni küçük göreceklerdir. Bu görevi iyi bir şekilde yerine getirirsen, büyük haz duyacaksın. Bunun için sana armağanım onur’dur.”
“TERAZİ !.. Sana insanların birbirlerine karşı olan görevlerini hatırlayabilmeleri için hizmet erdemini veriyorum. Böylece insanlar işbirliğini öğrenecek. Uyumsuzluk olan yere seni yerleştireceğim ve bu gayretlerin için sana armağanım sevgidir.”
“AKREP !.. Sana çok güç bir görev veriyorum. İnsanlara düşündüklerini anlama yeteneği verdiğim halde, anladıklarını söylemene izin vermeyeceğim. Birçok kez gördüklerinle acı çekecek ve bu acı ile benden uzaklaşacaksın. Bu acının benden değil benim yanlış anlaşılmış olmamdan doğduğunu unutacaksın. Birçok insanı hayvan gibi görecek ve onların hayvansal içgüdüleriyle öylesine uğraşacaksın ki yolunu şaşıracaksın, fakat sonunda yine bana döneceksin. Akrep sana en üstün armağanım olan amaçı veriyorum.”
“ YAY ! Senden beni yanlış anlayıp çaresizliğe düştüklerinde insanları güldürmeni istiyorum. Güldürme insanlara umut verecek ve bu umutla insanların gözlerini bana çevirmelerini sağlayacaksın. Birçok kişinin yaşamına yalnız bir an için girecek ve girdiğin her yaşantıdaki huzursuzluğu tanıyacaksın. Yay, sana karanlıktaki her köşeye erişip aydınlatabilmen için sonsuz bereket veriyorum.”
“OĞLAK ! .. Senden insanlara çalışmayı öğretmen için alın terini istiyorum. Tüm insanların yükünü omuzlarında taşıyacağın için bu görev hiç de kolay değildir. Ama bu boyunduruğun yükü için senin ellerine insanlığın sorumluluğunu koyuyorum.”
“ KOVA !.. Sana insanların tüm olanakları görebilmeleri için gelecek kavramını veriyorum. Benim sevgimi kişileştirmen için yalnızlık acısını çok duyacaksın. İnsanların gözlerini yeni olanaklara çevirebilmeleri için sana özgürlüğü armağan ediyorum.”
“BALIK !.. Sana hepsinden daha güç bir görev veriyorum. Senden insanların üzüntülerini toplayıp bana geri getirmeni istiyorum. Senin gözyaşların sonunda benim gözyaşlarım olacak. Senin topladığın üzüntüler insanların beni yanlış anlamalarından doğmuş üzüntülerdir, fakat senin onlara vereceğin şefkatle yeniden beni anlamaya çalışacaklardır. Bu güç görev için sana en büyük armağanımı veriyorum. Sen 12 çocuğum arasında beni tek anlayan olacaksın, fakat bu anlayış yalnız senin içindir, sen onu insanlara anlatmak istediğinde onlar seni dinlemeyeceklerdir”
Kendimizi kültürlerin ve sınırların yapaylılığından ayırabilirsek ne mutlu bize. Ben nasıl kendimi belli bir ideolojiye, bayrağa sığdırayım ki? Allah beni bu dünyanın vatandaşı olayım diye göndermiş. Birçok şey de kendimden parça bulabiliyorum. Bir kalıba sığmalısın sağın solun olmalı diyen insan geri zekalıdır, hadi bakalım bu da benim size dayattığım ideolojik tavrım.
okie dokie
Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim...
Din filozofisi ahlak’ın ancak inançla varolabileceğini söylüyor ama din, insanın iyi davranışlarını kendisine mal edip, kötü davranışlarını şeytana havale etmesi ikiyüzlülük değil midir?
İçinde felsefenin kırıntısı olan insan nasıl ateist olabiliyor?? Deist olur agnostik olur hatta panteist bile olabilir ama ateist o la maz. Ateizm de kesin bir yargı değil mi? İnanmıyorum dese neyse:D felsefe'de arayış esastır, İronik olacak ama Dawkinsin'de dediği gibi, uçta olmak "inanmam, bilirim şeklindedir" (olumsuz anlamda).
Kanıt gösterilmemiş bir iddiayı çürütmek için kanıta ihtiyaç vardır. Çünkü kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir. Yani elimde kanıt yok ifadesinden o şey kesinlikle yok sonucu çı kar tı la maz.
Ad ignorantiam, felsefede bir görüşün doğru olduğunu bilmediğimize göre, yanlış olduğunu öne sürmek anlamına gelen mantık hatası. Örn; tanrı yok çünkü tanrının varlığının kanıtı yok demek mantık hatasıdır. Ateizm de bir iddiadır ve delil gerektirir...
Musa gibi kızıldeniz değil ya sorunlarınız
Tekrar söylüyorum evlilik teklifi gereksiz, saçma bir şeydir. Çiftler evlenmeyi düşünüyorsa bunun üzerine konuşurlar ve evlenirler. Niye teklif etmekle uğraşılıyor ki? Ayrıca evlilik zaten ortak bir karar aq neden evlilik teklifi bir tarafın üzerine vazifeymiş gibi davranılıyor?
Birinden hoşlandığında hislerini açıkça anlatırsın, karşı taraf da aynı hisler içerisindeyse ve ortada farklı bir durum yoksa zaten muhabbet sevgililiğe evrilir. Evlenme de böyle olmalı, evlenme niyetinde olan bunu açıklar, karşı taraf da aynı niyet içindeyse zaten evlenilir.
Birilerini siz iyileştiremezsiniz, tek taraflı çabayla devranı döndüremezsiniz, her zaman koşan taraf siz olamazsınız, bir şey daha yapsanız ya da söyleseniz de değişmez. Bu işler öyle olmuyor, her şey insanın içinden geldiği kadar. Gayret yoksa önemi de yoktur, çok basit.
Tartışma;
"İnsanlar ruh eşinin mükemmel uyum olduğunu düşünür ve hemen hemen herkes onu bulmak ister. Fakat, gerçek ruh eşi; seni hayattan geri koyan şeyleri gösteren bir ayna, seni hayatını değiştirebileceğine dair farkındalığa kavuşturan kişidir. +++
Gerçek ruh eşi muhtemelen hayatın boyunca tanıyıp tanıyabileceğin en önemli kişidir. Tüm duvarlarını yıkar ve seni hayatın içinde uyanık tutar. Ruh eşinin amacı; seni bir güzel sarsmak, egonu biraz yıkmak, sana engellerini ve bağımlılıklarını göstermektir. ++
İçeri yepyeni bir ışık sızabilsin diye kalbini biraz olsun kırmaktır. Sana, hayatına dair kontrolünü öyle kaybettirir ki değişimin kaçınılmazdır."
engin günaydın bi tv programında "neden sevgilin yok" sorusuna "ilişkide insanlar birbirinin tatili olmalıdır. hayat zaten stresli, insanlar birbirinde dinlenebilmeli ama ülkemizde herkes birbirini daha çok strese sokuyor" demişti. ilişkiler hakkında duyduğum en iyi tespit bu
— — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Tartışma;
2 takım sahaya çıkıyor, maç yapıyor, sonuç ne olursa olsun her oyuncu cebine maç başı parasını (en az 10.000 euro, birçoklarınızın ömrü boyunca bir arada göremeyeceği bir miktar) koyup en lüks mekanlara gidip eğleniyor, en güzel kadınlarla yatıyor, en iyi şeyleri yiyor, en iyi giysileri giyiyor, saray gibi evlerde yaşıyor. Siz ise neredeyse bir maaşınızla aldığınız akıllı telefondan sırf sahadaki bir pozisyon ya da bir başka rekabet konusu için akşama kadar sosyal medyada küfürler ediyorsunuz, kalp kırıyorsunuz, kendinizi yoruyorsunuz.
Maça gidiyorsunuz, Nazi kamplarına gönderilen Yahudiler gibi sıkış sıkış otobüsler ve metrolarda yolculuk yapıyor, terden leş gibi kokan holigan otobüslerinizde efelikten taviz vermiyorsunuz. Gürültü, kargaşa, kaos, kavga ve stres ile zaman, para ve sağlığınızı boşa harcıyorsunuz.
Bu büyük sektörün kaymağını yiyip sizin gibi aptalların sırtından milyonları cebe indirenler sizin çektiğiniz cefanın yüzde birini çekmiyor, yaşadığınız stresin binde birini yaşamıyor. Bir de kazanınca diğer takımın taraftarlarına, sanki çok iyi bir halt becermişsiniz gibi koyduk mu falan diyorsunuz. Bence size koymuşlar kardeş.
Tartışma; Atatürk'ün Bay ve Bayan kelimeleri hakkında görüşü
"Bay" ve "Bayan" Terimleri Hakkındaki Görüşü
Yoğun çalışma günlerinden bir gün kütüphanede çalışıyordu.Meşgul olduğu "Bayönder " adlı piyesin yazımını kontrol ediyordu, o kadar ki tek tek okuyor , gerekli tashihleri yapıyor,okuyor ,tekrar okuyordu. Bur ara bana seslendi :
"Bay ne demektir, biliyor musun ? Dur, bekle ,cevabını ben vereyim.Saygıya ,hürmete layık insan ,erkrk demektir; bayan da , aynı saygı ve hürmete layık olan kadın demektir.Bundan böyle artık erkeklere bay, kadınlarımıza bayan diye hitap edeceğiz." O sırada içeri giren ve konuşmayı dinleyen sofra şefimiz İbrahim söz istedi ve "Peki kadınlara bayan dediğimizde hem madam hem matmazel mi olacak ? Matmazele de ayrı bir hitap daha iyi olmaz mı Paşam ? " deyince , "İbrahim ,belki haklısın ama bir kadını evlenmeden önce ve sonrasında iki ayrı insan saymak bence çağdışı bir olaydır.Bugünkü medeniyette bu düşünülemez ," dedi ve eline kalemi alarak ,
"Genelde erkek için bay , kadın için bayan denecek.Artık bey , beyim, efendi, kadın, hanım yok," dedi.
Nitekim birkaç gün sonra çıkan bir kanunla bu eski tabirler tamamen kaldırılmıştı ama bay ve bayan tabiri kanuna Ataürk'ün isteğiyle konmamıştı.
"BUNU KANUNLA EMRETMEK OLMAZ .BU BENİM İSTEĞİMDİR,KARARI ZAMAN İÇİNDE MİLLETİM VERSİN," diyerek konuyu kapatmıştı.
Kendini sapyoseksüel sananların çoğu zekaya ve hümora değil bilgi ya da statüye aşık oluyor. Bir şeyi sevişiniz bile kendinizi övmeye odaklı. Çok şey bilmek zeka göstergesi değil. Ansiklopedik bilgi sizi etkiliyorsa, içine wikipedi yüklenmiş 128gb usb'i götünüze sokun daha çok zevk alırsınız.
Tartışma;
-
O kadar şeyi yaptıktan sonra devam etmemek için engel olan şey ne? Sevgilinin isteğini yahut toplumun senden olmanı beklediği kadın profilini bi kenara bırak ve kendinin ne istediğine karar ver, aşın artık şu saçmalıkları.
Bir şeylere olduğundan fazla anlam yükleme bu tip bir şeyi istiyorsan yaparsın istemiyorsan yapmazsın ama istememenin arkasında saçma bir neden varsa boş yani
— — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Erkek çocuklara "Göster bakalım amcaya çükünü" diyerek onların erkini destekleyen, kız çocuklara ise "kapat şu dizini" diyerek onların mental gelişimine ket vuran çarpık, ahlaksız ve iğrenç zihniyetin attığı tohumların acı meyvelerini, ellerimiz kanaya kanaya topluyoruz.++
Kızlar toplum tepkisinden dolayı pedlerini gizli alıyorken biz erkekler neden sünnet oluyoruz diye düğün yapıyoruz ? İslamiyeti, arap kültürü sanmaktan vazgeçin
— — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Açsan ya da can-mülk zararına uğruyorsan avlanırsın, zevk için canlı öldürülmez. Günümüzde av yapmaya da gerek yok siz avcı değil katilsiniz. Av, cinayet sadistlik ve küçük beyinlerin kibrini tatmininden başka bir şey değil. “Bu tavuğu hedef olarak kim dikti? İyi bilin ki peygamberiniz, tavuk veya herhangi bir hayvanı hedef yaparak öldüren kimseye lanet etti.” (Buhari,Zebaih 25)
— — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Bir erkeğin bir kadını gerçekten sevdiğini göstermesinin tek yolu, 3bin dolarlık mücevherler alıp herkesin önünde bir şeyler söyleyerek ona olan sevgisini göstermesi midir? Onların iyi olduklarından, duyguların harika olduğundan ve yaşadıklarınızı kesip atmayacağından emin olun ama tüm bunlar ne zaman oldu? Niye maddi varlıklar aşkla eş değer oldu?
— — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Biri erkeklere diğeri de kadınlara mahsus olan iki ahlak anlayışı yoktur
— — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Yabancılaşma Nedir? Neye, nasıl, neden yabancılaşıyoruz?
İçinde bulunduğun duruma, kültüre, anlayışa karşı tutumunun yüzeysel olarak farklılaşması, olduğundan başka duruma aidiyetlik hissetmek. İçsel olarak yabancılaşma olduğunu düşünmüyorum, yabancılaşma yüzeyseldir bence++
Kendimizle olan yabancılaşmamız içsel olabilir. Dışarıya ve benden sonraki tüm her şey yüzeyde kalır. İnsanın yabancılaşmasını Jan Valjan'da gördüm ancak asla olduğu gerçeği unutmadı.
>>
Kisinin ic dunyasi ile modern dunya ve toplum kurallari arasindaki catismanin getirdigi izolasyon durumu. Kendimize, topluma, insanlara, dogaya, duzene yabancilasiyoruz. Ruhsal, zihinsel ve fiziksel dengeyi kuramiyoruz.
>>
“Kapitalist sistemde işci bir başkası için çalışmaktadır. Bu yüzden de çalışma onun kendi dışında bir şey haline gelir ya da ona ait olmayan bir şey. İnsan olarak değerini yitirir. Marx bu durumu Hegelci bir terim olan yabancılaşma sözcüğüyle ifade etmiştir."
— — — — — — — — — — — — — — — — — — —