Sen bunları göremezsin belki… Belki de bir şekilde görüyorsundur beni. Belki o bağ hâlâ duruyordur aramızda, kim bilir… Hissediyor musun baba? Papatyanın acı çekişini, sessiz sessiz akıttığı gözyaşlarını hissediyor musun?Ben biraz korkuyorum hayattan… İnsanlardan… Yirmi sekiz yıldır alışamadım bu denkleme. Sen gidince ıssız kaldı buralar. Kimsesiz kaldım. Tek kaldım. Eksik kaldım. Beş gün ağlıyorsam, üç gün gülmeye çalışıyorum. Hayat böyle mi gerçekten baba? İnsan bu kadar kırık yaşayabiliyor mu?Ben nerede hata yapıyorum?Kalbimi en iyi sen bilirdin. Duygularımı bakışımdan anlardın sen. Ağzımdan çıkan “baba” kelimesinin anlamını bilirdin. O kelimenin içindeki sevgiyi, korkuyu, sığınışı sadece sen anlardın.Senden sonra bir başkasına “baba” derken sana ihanet etmiş olmuyorum değil mi? Deme bana… Ama inan, sana dediğim gibi olmadı hiçbir zaman. İçim titreyerek çıkmadı ağzımdan o kelime. Kızmadın değil mi bana? Kızsan da kızma baba… Annem mutlu olsun diye yaptım. Hem bazen babalık da yaptı bana. Bu canını yakmadı değil mi?Seni çok özledim baba… Öyle çok özledim ki… Bazen küçük bir kız çocuğuna dönüşüyorum yine. Sen işe giderken arkandan ağlayan o küçücük kıza… “Gitme baba, beni de götür…” diyen hâlime…Başım dönüyor üç gündür baba. Bugün burnum da kanadı. Sebebini bilmiyorum. Senin bu kızın her şeyi içine dert ediyor işte… Bazen nefes alamıyorum. Aramızda kalsın… Bir şeylere sığınıyorum ama hiçbiri senin gibi değil. Hiçbiri tam değil. O yapbozun eksik parçasına kimseyi koyamıyorum. O boşluk hâlâ aynı yerde duruyor ve ben gözümü ondan alamıyorum.Bir gün geleceğim sana baba. Sonbaharda… Eylül zamanı… Söz geleceğim. O gün sana öyle bir sarılacağım ki kimse ayıramayacak bizi. Ne annem, ne başka biri… Dibinden ayrılmayacağım.Seni affettim baba.Bırakıp gidişini affettim.Çünkü artık anlıyorum… Gitmek zorundaydın. O zaman küçüktüm, anlayamamıştım. Ama şimdi senin yaşlarına yaklaştıkça seni daha iyi anlıyorum. Daha yaşının yarısına bile gelmemişken tek başıma kaldım ben baba… Her zamanki gibi…Sıvazla yeniden sırtımı.Kızın yeni bir savaşa daha hazırlanıyor. Daha bitmemiş onca savaşın içindeyken, sırtımda sayamayacağım kadar yara var. Bir dokun da geçsin artık… Ama sahteden değil baba… Gerçekten…Çünkü ben artık gerçekten gülmek istiyorum.
















