www.petonline.com.tr adresimizde istanbul içi aynı gün kargo ve 100 tl üzeri evcil dostunuzun ırkına özel künye hediye kampanyamızı kaçırmayın.
Monterey Bay Aquarium
Jules of Nature

oozey mess

JVL

blake kathryn
noise dept.
Xuebing Du

Love Begins
NASA
we're not kids anymore.

#extradirty
Stranger Things
Sade Olutola
Peter Solarz
Fai_Ryy

No title available
official daine visual archive

titsay
art blog(derogatory)

pixel skylines

seen from United Kingdom
seen from Egypt

seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Japan

seen from Türkiye

seen from Argentina
seen from Poland
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Germany
seen from United States
@petonline-blog
www.petonline.com.tr adresimizde istanbul içi aynı gün kargo ve 100 tl üzeri evcil dostunuzun ırkına özel künye hediye kampanyamızı kaçırmayın.
Köpeğinize Oyuncak Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz ?
Oyun bir köpeğin sosyalleşmesi ve eğitiminde önemli bir rol oynar. Son yıllarda konunun önemi ve bir köpeğin sosyalleşmesinde oyunun rolü daha fazla ön plana çıkmıştır. Bu nedenle eğitmenler tarafından daha fazla önem gören, insanlar ve köpekler için eglenceli bir spor olarak tanımlanan “Agility” popülarite kazanmıştır.
Ancak günlük yaşam şartları pek çok kişi için zamansızlık problemini getirmekte ve oyuncak zorunlu hale gelmektedir. İster yavru, isterse yaşlı olsun bir köpeğin enerjisini harcayabilmesi için de olsa oyuna ihtiyacı vardır. Ancak oyun ve oyuncaklar iyi bir eğitim aracı olduğundan özellikle yavru döneminde daha fazla önem taşımaktadır. Bu nedenle oyuncak seçiminde bazı detaylara dikkat edilmelidir. Doğal olarak bu seçim sırasında yavru veya yetişkin köpeğinizin tercihi çok daha önemlidir. Bunu anlayabilmek için köpeğinizin mizacını bilmeli ve hangi tür oyuncaklarla daha fazla zaman geçirdiğine dikkat etmeniz gereklidir. Köpeğiniz bir oyuncak ile oynarken neler yapıyor, onu ısırıp bırakıyor mu, parçalayarak veya yırtarak mı oynuyor, yoksa onu saklamayı mı tercih ediyor? Eğer köpeğiniz parçalayarak ve yırtarak oynamayı seviyorsa tercihiniz sert kauçuk oyuncaklar, kauçuk top veya kemikler gibi dayanıklı malzemeden üretilmiş bir oyuncak olmalıdır.Eğer ısırıp bırakıyor ve parçalamıyor ise sesli veya sessiz lateks oyuncakları ve peluş oyuncakları tercih edebilirsiniz. İlgisini çeken oyuncakları seçtiğiniz taktirde oyun oynama ve dolayısı ile enerjisini harcama süresi artacaktır. Eğer onunla geçirecek vaktiniz varsa tut-getir komutlarını öğretebileceğiniz frisbee, top veya sopa şeklinde oyuncaklar seçerek birlikte aktif enerji harcamasını ve bu sırada öğrenmesini de sağlayabilirsiniz. özellikle diş değişim döneminde köpeğinizin artan kemirme ihtiyacını karşılayabilecek dayanıklı oyuncakları tercih etmelisiniz. Ne tür bir oyuncak seçeceğinize karar verdiğiniz taktirde dikkat etmeniz gereken bir diğer konuda oyuncağın boyutudur. çünkü özellikle henüz yavru olan köpeğinizin boğulma tehlikesi yaşamaması için yutamayacağı büyüklükte bir oyuncak olmasına dikkat etmelisiniz. Aksi taktirde kolaylıkla parçalanabilen oyuncaklar veya rahatça yutabileceği büyüklükteki oyuncaklar ciddi anlamda risk yaratabilirler. Her zaman için köpeğinizin oyuncaklarının sayısını bilmeniz bu tür bir risk yaşama olasılığında hızlı davranabilmeniz için önem taşır. Kaybolan bir oyuncak veya parçası eksik bir oyuncak bulduğunuzda onu gözlem altında tutarak hareketlerinde bir farklılık olup olmadığını takip etmelisiniz. Durgunluk, iştahsızlık veya kusma gibi normalin dışında gelişen bir durum söz konusu olduğu taktirde vakit geçirmeden veteriner hekiminizden yardım almalısınız. Yutulan bir parça veya oyuncak boğulma riski yaratmamış olsada sindirim sisteminde tıkanma riski yaratabileceğinden uygun müdahalenin vakit geçirilmeden yapılması gerekir. Bu durumun hayati risk yaratabileceği gözardı edilmemelidir.
Köpekler oyuncak değildir. Köpekler beraber oyun oynanacak oyun arkadaşıdır. Bu bilinç ile ailemizin bireyi olduğunu kabul etmeli ve saygı göstermeliyiz. Köpekler bizim en sevdiklerimizi bizden daha fazla koruyacak sadakate sahiptirler. Köpeklerin eğitimi öğretilmesi istenilen özelliklerin yavruyken başlanarak yavaş yavaş zamana yayarak öğretilmesi ve davranması sağlanabilir.
www.petonline.com.tr
Tüm Canlıların Yaşam Hakkı Kutsaldır.
www.petonline.com.tr Olarak evcil dostlarınızın düzenli bakımlarını yaparsanız evcil dostlarınız daha mutlu ve huzurlu olacaktır. Aynı zamanda Düzenli bakımlarda yakınlaştığınız için aranızdaki bağın dahada güçlendiğini ve size daha fazla güvendiğini göreceksiniz.
Köpeklerin Sağlıklı ve Mutlu Olabilmesi İçin Dikkat Edilmesi Gereken 20 Kural
Ülkemizde özellikle son yıllarda büyük kentlerimizden başlayarak ev hayvanlarına (pet) ilgi sürekli artmıştır. Bu olumlu gelişme pet sahibi olma sorumluluğunu da beraberinde getirmekte, bu sorumluluğunuzu yerine getirirken size rehber olacak hep aklınızda oması gereken 20 kural var: 1) öncelikle sürekli gidebileceğin bir veteriner hekimi bul. çalışma saatlerini öğren ve acil olaylarda nereye başvurabileceğini sor. 2) Köpeğini düzenli olarak genel muayene ve aşıları için veteriner hekime götür. Aşılar, tedavisi olmayan hastalıklardan korunmak için tek ve en ekonomik çözümdür. 3) Yapılan aşıların etkili olabilmesi için her yıl tekrarlarını yaptır. 4) Yeterli ve dengeli beslenmesine özen göster. 5) Beslenme ve gezi saatlerinin hep aynı saatte olmasına dikkat et. 6) Köpeğini masadan besleme. Her zaman yediği şeyleri yemeyebilir. 7) Kilosunu kontrol et, ne şişman ne zayıf olmalı. 8) İçmesi için devamlı olarak temiz su bulundur. 9) Köpeğiniz ilk aşıları vurulduktan sonra bağlı bulunduğunuz belediye veya yetkili bir kuruma kayıt yaptır. 10) Köpeğinle düzenli olarak yürüyüş yap, bu sana da iyi gelir. 11) Köpeğinin diş sağlığına özen göster. Ağız kokusu diş taşlarının varlığının işaretidir. Bunları temizlettirmek amacıyla veteriner hekimini ziyaret et. Bu yine daha çok masraf yapmanı önleyecektir. 12) Temel eğitim ve sosyal yaşam kurallarını öğret. (Otur, kalk, bekle, insanların üzerine atlamamak vb.) 13) Bir şey öğretmek için ödüllendirme yöntemini kullan ve her zaman aynı kararlılıkla davran. 14) Köpeğini tehlikeli ortamlarda tasmasız dolaştırma. Böylece onu rahat kontrol edebilir ve çevreye vereceği zararları önlemiş olursun. Ayrıca çevreden köpeğinize gelebilecek tehlikeleri de kontrol altına alırsınız. 15) Kusma, ishal, durgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık, anormal şişlikler, vb. hastalık belirtilerine dikkat et ve zaman geçirmeden veteriner hekimine başvur. Erken teşhis hayat kurtarır. 16) Köpeğinin ırk özelliğine göre yıkama sıklığına dikkat etmelisin ve onu düzenli olarak taramalısın. 17) Pire ve kenelerin bulaşabileceği ortamlarda bulaşabilecek hastalıklardan korunmak için pire-kene tasması tak. Bu alandaki yeni gelişmeleri veteriner hekimine sor. 18) Köpek alırken önce sorumluluğunu al, yaşam biçimine göre bir ırk seç. Apartmanda yaşıyorsan apartman hayatına daha uyumlu olabilecek küçük ırkları seç. 19) Köpeğin belli bir ırkın üyesiyse o ırkın özelliklerini ve o ırka özgü sağlık problemlerinin neler olduğunu öğren. 20) Köpeğiniz ailenizin yeni bireyidir. Nasıl ki size ait eşyalar varsa, köpeğinizin de yatağı, oyuncağı, mama ve su kabı, tarağı, havlusu vb. olmalıdır.
Yavru Köpekde Tüy Bakımı ve Fırçalama
Bahçede yaşayanlarda bu genellikle ilkbahar ve sonbahar civarında daha yoğun dökülme şeklindedir ve daha kısa sürer. Fakat evde yaşayanlarda bütün yıla yayılarak devam eder. Eğer bir beslenme bozukluğu, hastalık veya lokal bir açılma yoksa bu tüy değiştirme olarak adlandırılır. Sizin yapmanız gereken onu her gün hatta yoğun tüy değiştirme zamanlarında sabah akşam olmak üzere iki defa fırçalamaktır. Bu işlem için en uygun olanı tel fırçalar veya eldiven gibi ele geçirilebilen çeşitli tipteki plastik fırçalardır. Yavru köpeğinizi fırçalamaya ne kadar erken alıştırırsanız ileride o da siz de rahat edersiniz. çünkü fırçalama genel bakım için beslenme kadar önemli bir işlemdir. Fırçalama yaparken köpeğiniz üzerinde gerekli olan günlük kontrolleri de uygulamış olursunuz. Bu bilhassa deri problemlerine yatkın olan ırklarda sorunu erken tespit etmek bakımından önemlidir. Fırçalama yaparken bilhassa ele geçirilebilen fırça tipleriyle aynı zamanda deriye masaj yapıp kan dolaşımını da uyarmış olursunuz.
İnsana Eşlik Eden Köpeğin Değeri
Küçük bir köpek tarafından sevilen ne çok insan vardır. Fertlerinden birini kaybetmiş bir aileye bir köpek ne büyük bir sıcaklık getirir. Sevgiye inançlarını kaybetmiş insanlar, bir köpek yüzünden intihar etmekten vazgeçmişlerdir. Köpek duygusal bakımdan yoksullaşmış insanların hayatlarına sadakatiyle, canlı sıcak varlığıyla, yaşama sevinciyle sallanan kuyruğuyla değer kazandırmıştır. Günümüzde iş yapan cinslerden türemiş pek çok köpek insana eşlik eder. Bu köpekler poodle gibi bir zamanlar farklı görevler yapmış köpekler, av köpeği ya da sudan kurtarma köpeği olarak kullanılmış cinsler; Dalmaçyalılar, tilki avında kullanılan terrierler ve vahşi hayvanları inlerinde avlayan köpeklerdir. Köpek hangi cinsten gelmiş ve ataları hangi görevleri yapmış olursa olsun, ister iri ya da küçük, ister safkan ya da melez olsun, insana eşlik etmeyi, sıcak ve dürüst davranmayı bilir. İnsana eşlik eden bütün köpekler orta büyüklükte, küçük ya da minyatürdür. Daha uygun bir sözcükle oyuncak köpek olarak tanımlanan bazı cinsler bedenen çok küçüktürler. Narin ve nevrotik olan bu köpeklerin ağırlığı 1 kg. kadar olabilir. 1600’lerden günümüze kadar insana eşlik eden köpekler gittikçe artan olumlu bir şöhret kazanmışlardır. İngiltere’nin kral ve kraliçeleri özellikle bu tür köpeklere verilen bu değeri arttırdılar. Bir hükümdarın bir köpek yavrusu edinmesi ve onunla birlikte görünmesi o köpeğin büyük bir değer kazanması için yeterli olmuştur. Basın hemen o köpeğin öyküsünü yayınlar ve o cins bir anda moda olur ve o cinsi yetiştirenler talepleri karşılayamaz hale gelirler. Collie, poodle, İskoç terrier, basset ve diğerleri çeşitli dönemlerde bu yolla tanınmışlardır.
Köpeklerde Böbrek Yetmezliği
Hastalığın nedeni nedir? Bu aksamada temel etken filtrasyon kapasitesinin ve geri emilim kapasitesinin düşmesidir ki buna neden olan pek çok etken söz konusudur.Doğrudan böbrekleri ilgilendiren bir hastalığa bağlı olarak şekillenebileceği gibi metabolik, toksik veya organik bir hastalığın üriner sisteme olan etkisi ile de şekillenebilir. Hastalığın hazırlayıcı nedenleri nelerdir? Böbrek yetmezliğinin oluşumuna neden olan ve kolaylaştıran hastalıkları prerenal hastalıklar, renal hastalıklar ve postrenal hastalıklar olarak sınıflandırabiliriz. Prerenal hastalıklar; genellikle kalp ve dolaşım sistemine ait hastalıklardır. Kan basıncının düşmesi, şok, kollaps, kusma ve ishal gibi aşırı sıvı kaybına neden olan durumlar, kanama, peritonitis, antihipertansif ilaç kullanımı ve kalp yetersizliği durumları böbrek yetmezliğine neden olabilir. Bu tür durumlarda böbreklerde patolojik bir de---gıs---im ve fonksiyonel bir bozukluk olmamasına karşın kanın yeterli basınç ve miktarda böbreğe gelememesi nedeniyle filtrasyonun aksaması söz konusudur. Renal hastalıklar; böbrek dokusunda hasara neden olan nefritis, pyelonefritis, nefrozis, tümörler, hiperkalsemi, intratubular tıkanmalar, zehirlenmeler ve enfeksiyöz hastalıklardır. Bu durumlardan herhangi birinin varlığında böbrek dokusunda patolojik bir değişim ve buna bağlı olarak böbreğin fonksiyonlarını yapamaması söz konusudur. Postrenal hastalıklar; idrar yolu tıkanmaları, taşları, yangıları ve idrar kesesi hastalıklarıdır. Bu hastalıklar idrarın dışarı atılımına engel olarak geri böbreğe dönmesine ve basınca neden olurlar. Buna bağlı olarak da böbreklerde hasar ve işlevsel bozukluklar gelişir. Ayrıca üre gibi dışarı atılması gereken maddeler birikerek pek çok sistemik bozukluğa neden olur. Hastalığın gelişimi nasıldır? Böbrek yetmezlikleri akut veya kronik orarak gelişebilir. Genellikle prerenal ve postrenal hastalıklar kronik böbrek yetmezliklerine neden olmakla beraber renal hastalıklar akut bir böbrek yetmezliğinin şekillenmesine neden olmaktadır. Akut yetmezlikler de böbreklerde oluşan hasarın derecesi büyük önem taşımaktadır. İlerlemiş kronik olaylarda oluşan dejenerasyona bağlı olarak da hastalığın gelişimi iyi sonuçlanmayabilir. özellikle renal hastalıklara bağlı olarak şekillenen böbrek yetmezliklerinde uygulanan tedaviler çok uzun sürebileceği gibi üremi, metabolik asidoz ve hiperkalseminin şekillendiği durumlarda da başarı şansı düşük olabilir. Erken dönemlerde tespit edilen prerenal ve postrenal hastalık durumlarında asıl hastalığa karşı tedavi uygulanır ve etkenin kaldırılması böbreklerin normal fonksiyonlarını yapmasına olanak verir. özellikle oligourinin şekillenmediği durumlarda tedavi şansı daha yüksek olabilir. Hastalığın belirtileri nelerdir? Akut böbrek yetmezliklerinde anüri (hiç idrar yapmama) ve oligoüri (çok az idrar yapma) gözlenebilen en belirgin klinik bulgulardır. Bölgenin elle muayenesinde ağrı ve hassasiyet tespit edilebilir. Genellikle görülen belirtiler böbreğin aksayan fonksiyonuna ve bunun sonucuna bağlı olarak gelişen sekunder aksamaya bağlıdır. örneğin potasyumun idrarla atılamayarak kanda birikmesi kalbin çalışmasını etkileyerek fonksiyonlarında aksamaya ve hatta ölüme sebep olabilir. Bunun gibi pek çok klinik belirtiyi böbrek yetmezliğine bağlı olarak görmek mümkündür. Genel olarak böbrek yetmezliğine veya üriner sistemi etkileyen bir hastalığa bağlı olarak şekillenen klinik bulgular ; Proteinüri, idrada protein veya albumin bulunmasıdır. Normal zamanlarda idrarda bulunmayan proteinler glomerulonefritis, nefroz, böbrek damarlarında tıkanmalar, konjestif kalp yetmezliği ve nefritis gibi hastalıkların varlığında böbreklerde, filtrasyon veya geri emilim mekanizmasında oluşan aksamalar nedeniyle şekillenebilir Hematüri, idrarda eritrosit ve lökosit bulunması yani idrarın kanlı olmasıdır. Zehirlenmeler, bazı toksikasyonlar, tümörler, böbrekleri etkileyen travma, glomerulonefritis, pyelonefritis, sistitis, idrar kesesi tümörleri, prostat hastalıkları, sonda uygulamaları ve ürolitiyazise bağlı olarak görülebilir. Hemoglobinüri; idrarda hemoglobin bulunmasıdır. Eritrositlerin hemolizine neden olan bazı zehirlenmeler veya enfeksiyonlara bağlı olarak görülebilir. Hemoglobin vücutta bilirubin üretiminde kullanılır. Ancak eritrositlerin hızlı parçalanmasına neden olan bir durum söz konusu olduğunda kullanılan miktardan fazla hemoglobin olması fazla olan miktarın idrara geçmesine neden olabilir. Poliüri; idrar miktarının artmasıdır. Nefritis, şeker hastalığı, östrojen ve androjen uygulamaları veya hormonal yetersizliklere bağlı olarak böreklerde suyu geri emilimi esnasında şekillenen aksama sonucu şekillenebilir. Ayrıca tedavi amacı ile diüretik ilaç (dokulardan suyun atılmasını kolaylaştıran ilaçlar) uygulamaları sebebiyle de görülebilir. Disüri, idrar yapma sırasında ağrı şekillenmesidir. Ağrıya bağlı olarak sancılı ve güç idrar yapma durumudur. Çoğunlukla sistitis ve üretritisler sebebiyle şekillenmektedir. Anüri ve oligüri, idrarın az veya hiç çıkarılamaması durumudur. Hiç idrar yapamama anüri, az çıkarılması oliguri olarak adlandırılır. Genellikle aynı nedenle oluşurlar, Sadece birbirlerine oranları farklılık gösterir. Birinin oranının fazla olması halinde diğerinin oranı düşük olarak gözlenebilir. Glikozüri; idrarda glikoz bulunmasıdır. Normal zamanlarda glomerulusta filtre edilip tubüllerde geri emilir. Kuduz, nefrozis ve şeker hastalığı sebebiyle oluşabilir. Ketonüri; İdrarda keton cisimciklerinin görülmesidir. şeker hastalığı, kaşeksi, gastro intestinal hastalıklar, hastanın uzun süre aç - susuz bırakılması ve kusma nedeniyle oluşabilir. Sonuç ; Pek çok sistemik hastalık veya direk olarak böbrekleri ilgilendiren bir hastalık sonucunda şekillenebilen böbrek yetmezliği durumlarında böbrek dokusunda şekillenen bozukluklar çoğunlukla geri dönüşümsüz hasarlardır. Tedavisi uzun süre ve masraf gerektiren böbrek yetmezliklerinde erken teşhis olası hasarın ilerlemesini önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yılda bir kez check-up amacıyla yapılacak kan tahlilleri, ultrasonografi ve radyografi değerlendirmeleri erken teşhis ve gerekli önlemlerin alınabilmesi için faydalı olacaktır.
Köpeklerde Böbrek Tümörleri
Hastalığın nedeni nedir? İyi huylu tümörler nadir şekillenmekle birlikte kötü huylu tümörler köpeklerde daha sıklıkla karşılaşılan tümörlerdir. Tümörlerin oluşumu, böbreklerde epitel dokudan kök alarak gelişmesi veya lenf yolu ile komşu organlardan gelerek metastaz yapması sonucudur. Hastalığın gelişimi nasıldır? Böbreklerde gelişen iyi huylu tümörler içinde pelvis renalisde yani böbrek havuzunda şekillenen papillomlar önem taşımaktadır. Bunlar yerleştiği bölgede üreter girişinin tıkanmasına neden olarak hidronefroz şekillenmesine neden olabilir. Kötü huylu tümörler arasında ise önem taşıyan ve sık görülen tür carsinomlardır. İleri yaşlarda görülme oranı artan ve böbrek tubuler epitelinden köken alan kötü huylu tümörler genellikle tek böbrekte gelişmesine rağmen metastaz yapma özelliğinden dolayı yayılarak komşu organlarda tümör gelişimine neden olabilir. Bu nedenle malign tümörlerin varlığında özellikle de geç teşhisin söz konusu olduğu durumlarda sonuç kötüdür. Hastalığın belirtileri nelerdir? İyi huylu tümörlerin varlığında belirgin bir klinik belirti gözlenmez. Tespit edilmeleri çoğunlukla başka bir hastalığın araştırılması amacıyla yapılan ultrasonografi veya radyografiler esnasında tesadüf sonucu görülür. Klinik olarak genellikle büyük önem taşımazlar. Ancak pelvis renaliste yerleşen benign karekterli bazı papillom tarzı tümörler tıkanmalara ve dolayısı ile hidronefroza neden olduklarında ciddi problemler şekillenebilir ve bu hastalığa ait bulgular tespit edilebilir. Kötü karekterli tümörlerin varlığında da tümöre ait spesifik belirtiler görülmez. Belirlenebilen bulgular böbreğe ait herhangi bir hastalıkta görülen belirtilerdir. Bunlar, aralıklı veya devamlı olabilen kanlı idrar, aşırı su içme, fazla idrar yapma, iştahsızlık, kusma gibi genel belirtilerdir. Ayrıca ilerlemiş durumlarda aşırı kilo kaybı, kansızlık gibi klinik bulgularda gözlenebilir. Çoğunlukla kambur duruş dikkat çekicidir. Durgunluk, halsizlik ve karında büyüme görülebilir. Böbreklerin elle yapılan muayenesinde tespit edilebilecek bir sertlik şüpheli kabul edilerek mutlaka ayırıcı tanının yapılması gerekir. Bu amaçla ultrasonografi veya radyografi uygulamaları yapılarak kesin teşhis konulmalıdır. Sonuç Böbrekler vücutta metabolik faliyet yönünden önemli bir işleve sahiptir. Bu nedenle dokularına zarar veren veya kısmide olsa işlevinin aksamasına neden olan bir tümöral oluşum tüm fonksiyonlarda düzensizliğe ve aksamalara neden olacağından önem taşır. Tek taraflı olaylarda ve metastaz olmayan durumlarda operatif olarak tümörün bulunduğu böbrek alınarak tedavi yapılabilinir.
Köpeklerde Böbrek Kistleri
Hastalığın nedeni nedir? Böbreklerde görülen kistler basit kistler ve retensiyon kistleri olarak iki çeşittir. Basit kistler, çevresi ince çeperli ve içleri sıvı dolu birkaç kesecikten oluşan yani multioculer (çoklu) yapıda kistlerdir. Tam olarak oluşum nedeni anlaşılamamış olan bu kistlerin tubuluslar ile glomerulusların birleşmesindeki bozukluklar veya eksiklikler nedeniyle şekillendiği kanısı savunulmaktadır. Retensiyon kistleri basit kistlere oranla daha küçük yapıda ancak daha çok sayıda kistlerdir. Bu kistler çoğunlukla böbreklerde şekillenen bir yangı sonucu sekunder olarak şekillenirler. özellikle nefritis, gromerulonefritis ve tubuler nefrosis sonucunda şekillenme oranı yüksektir. Hastalığın gelişimi nasıldır? Basit kistlerin varlığı önemli klinik belirtilere neden olmaz. Ancak kistler böbreklerde yangının varlığı gibi durumlarda enfekte olabilirler. Böyle bir durum söz konusu olduğunda idrar miktarında artma, kanlı idrar ve üremi gibi sorunlara neden olurlar. Retensiyon kistlerinin oluşumunda primer bir böbrek yangısı söz konusu olduğundan kistin oluşumundan sonraki seyri daima asıl hastalığın seyri ile paralel olarak gelişir. Primer hastalığın tedavisinde gecikilmesi ile kronik bir hal alabilir ve böbreğin fonksiyonlarına engel olabilir. Hastalığın belirtileri nelerdir? Basit kistler, böbreklerde bir enfeksiyon durumu söz konusu değilse hiç bir klinik belirtiye neden olmaz. Bir enfeksiyon durumunda ise kanlı ve bol miktarda idrar çıkarma ve ilerleyen durumlarda üremi görülebilir. Retensiyon kistlerinin varlığında görülebilen klinik belirtiler ise daima asıl hastalığa ait belirtilerdir ve klinik olarak böbrek yangısı olarak değerlendirilir. Sonuç ; Çoğu zaman klinik belirtiye neden olmayan ve böbrek hastalıklarına ait klinik tanı amacıyla yapılan röntgen veya ultrason baskıları sırasında varlığı tespit edilen böbrek kistleri, böbreklerde bir fonksiyon bozukluğuna neden olmuyorsa hiç bir müdahale yapılmaz. Ancak yaygın bir hal alarak böbrek fonksiyonlarında aksamalara neden olduğu durumlarda kısmi veya total nefrektomi yapılarak uzaklaştırılmalıdır.
Pisipisi Otu
Görünümü başak şeklindedir. Bahar ve yaz mevsimlerinde nisanve ayları arasında, tüm köpeklerin ama özellikle uzun tüylü, uzun kulaklı ve koku alma yeteneği gelişmiş ırkların en büyük problemlerinden biridir. Latince adı Hordeum Murinum, İngilizce adı ise foxtails olan bu otun farklı isimlerde çeşitli türleri vardır. Örneğin; Wild barley. Başak şeklinde yapısı ve uzantılarındaki kancalar (çengeller) sayesinde tüylere yapışır. Vücut hareketiya da müdahaleyle tek yönlü olarak(daima ileriye) hızlı bir şekilde vücutta ilerler. Yürüyüş esnasında parmak aralarına saplanabilir, uzantılarındaki minik kancalarla tüylere yapışarak ileri yönlü hareketle kulak, göz, üreme organı, ağız, dil, boğaz ya da koklama yoluyla burun içine girebilir. Bu bölgelerden kendi kendine çıkması mümkün olmadığı gibi vücut içine doğru ilerleyerek birçok rahatsızlığa neden olur. Kulak Cocker, Cavalier King Charles, Setter gibi uzun kulaklı köpeklerde ortakulak iltihabının, kulak enfeksiyonlarının başlıca nedeni pisipisi otudur. Kulağa kaçması durumunda; sürekli kulak sallama, kulağını kaşıma çabası, huzursuzluk, başı öne eğerek yürüme, başı hastalıklı kulak tarafına doğru eğik tutma, dengesizlik vardır. Bu bulgularda pisipisi otundan şüphelenilmelidir. İlerlemiş vakalarda köpekte çevreye ilgisizlik ve ağrı nedeniyle kulağı elletmeme gibi belirtiler görülür. Bunun sonrasında kokulu ve iltihaplı bir sıvı akışı olur. Bu gibi ileri durumlar kulak zarının yırtılmasına da neden olabilir. Fark edildiği anda veteriner hekime gidilmelidir. Burun Burun deliklerinden giren pisipisi otları başaklarındaki minik kancalarla köpeklerin burun mukozasında irkilmeye ve buna bağlı olarak da hapşırmalara neden olur. Bulldog, Boxer, Pekingese gibi basık burunlu köpekler ile koklama yeteneği gelişmiş Pointer, Alman Çoban Köpeği gibi ırklarda daha sık görür. Ani olarak başlayan hapşırma nöbetlerinde pisipisi otundan şüphelenilmelidir. Köpeğin burnunu kaşıma çalışması ile pisipisi otunun ilerlemesi ya da sürekli hapşırma sonucunda burun kılcalların çatlaması kanamalara neden olur. Bu durumda derhal veteriner hekime gidilmelidir. Parmak araları Gezinti sonrası topallama ya da sekerek yürüme, parmak aralarını kaşımaya, yalamaya çalışması, ayağını basmaktan sakınması gibi belirtilerde pisipisi otundan şüphelenilme ve patiler dikkatlice kontrol edilmelidir. Parmak aralarına batan pisipisi otu başakları şişkinlik ve kızarıklığa neden olur. Pisipisi otu derine batmışsa ya da görünmüyor ancak kızarıklık ve şişkinlik fark ediliyorsa veteriner hekime gidilmelidir. Henüz patisinin içersindeyken alınması kısmen kolaydır. Daha derinlere ilerleyen otun alınmasında neşter kullanılması ya da ameliyat olması gerekebilir. Uyarı Gözle görülebilen yarı batık Pisipisi otu vakalarında cımbız yardımıyla otun çıkartılmaya çalışılmasında çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü Pisipisi otu çekildiğinde zorlanacaktır. Bir kısmı kopup deri içinde kalabilir. Cımbızla tutulacak yeri kalmadığından neşter kullanımı gerekebilir ki bu veteriner hekimleri uzmanlığıdır. Dolayısıyla bu durumda batık bölgesi kurcalanmadan derhal veteriner hekime ulaşılmalıdır. Ağız, dil, boğaz Aşırı derecede salya, kusmaya çalışmaktan tıkanma, kusma, çok sert ve rahatsız edici öksürük ya da havlama, yiyeceğe ilgi göstermeme, aşırı su tüketimi belirtilerde pisipisi otundan şüphelenilmeli ve derhal veteriner hekime gidilmelidir. Göz Gezinti sırasında ya da sonrasında gözde kızarıklık, kanlama, akıntı, göz kapağını açama gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden veteriner hekiminize ulaşmalısınız. Üreme organı Bu bölgede semptomları görmek zordur. Diğer organlardaki gibi belirtiler açık değildir. Gezinti sırasında ya da sonrasında köpeğiniz sürekli üreme organını yalıyorsa ve bu bölgede şişlik varsa hiçbir şekilde müdahale etmeden derhal veteriner hekime gidilmelidir. Koruma ve kontrol
Pisipisi otlarının bulunduğu bölgelerde köpeğinizi dolaştırmaktan sakınınız.
Yanınızda daima minik bir ilk yardım çantası taşıyınız.
Uzun tüylerin tıraşlanması (özellikle uzun tüylü patilere sahipse) çok faydalı olacaktır.
Her gezi sonrası köpeğinizi dikkatlice kontrolden geçirmeliniz. Kulak içleri, burnu, tüyleri ve özellikle parmak aralarını kontrol etmelisiniz.
Her gezi sonra köpeğini fırçalayınız. Fırçalayarak köpeğinizin tüylerine tutunmuş Pisipisi otlarını ayıklayabilirsiniz
Köpeklerin Deniz ve Yüzme Keyfi
Retriever gibi kimi ırk köpekler iyi yüzücülerdir. Ancak köpeğiniz yüzmekten korkuyor ya da sevmiyor da olabilir, onu yüzmek için zorlamayın. Birkaç noktaya dikkat ederseniz köpeğinizle deniz keyfinizi tam anlamıyla yaşayabilirsiniz. Öncelikle köpeğinizin yüzüp yüzemeyeceğini veterinerinize danışın. Bir sağlık sorunu nedeniyle yüzmesinde sakınca olabilir. Nelere dikkat edilmeli? Deniz suyu köpeğinizin derisi ve midesi için zararlıdır. Fazla deniz suyu yutması onu kusturur, hasta eder. Deniz suyu yutmamasına dikkat edin. Önlem olarak yanınızda bol miktarda içme suyu bulundurun. Tüylerin ıslak kalması, tuzlu deniz suyunun deride tahrişe neden olması gibi nedenlerden egzama oluşabilir. Bu nedenle uzun kulaklı bir köpekse kulaklarının altı ve pati aralarını unutmadan denizden çıkınca onu içme suyu ile iyice yıkayın. Islak kalmaması içinde iyice kurulayın. Güneşte hemen kuruyor zaten diyorsanız ona da aman dikkat. Özellikle tüm köpeklerde tüysüz olan burunları ile kısa kürklü köpekleri güneş yanığından korumanız lazım. Onları uzun süre güneşte tutmayın, gölgede dinlendirin. Onu kesinlikle yalnız bırakmayın denizde ve sahilde olduğu sürece gözünüz hep üzerinde olsun. Yüzmek çok yorucu bir aktivitedir. Uzun süre denizde kalmasına izin vermeyin. Bu yorucu aktivite onu acıktıracağından yıkama ve kurulamadan sonra hafif bir öğün ile besleyin. Denizdeki ve sahildeki yabancı cisimlere dikkat edin. Sadece tatil bölgelerinde değil şehir yaşamında da köpeğiniz denize giriyorsa kırık şişe camları gibi yabancı cisimler köpeğinize zarar verebilir. Bölgenin temizliğinden emin değilseniz köpeğinizi denize sokmayın. Yanınızda daima bir ilk yardım çantası bulundurun. Sahildeki yabancı cisimler dışında denizin içindeki deniz varlıklarına da dikkat edin. Deniz anaları vs gibi... Bu deniz varlıkları sizin için olduğu gibi köpeğiniz içinde zararlıdır. Denize giren köpeklerin dışkıları yumuşak olabilir ya da ishal olabilirler. Sıvı takviyesi toparlanmasına yardımcı olur. Irkların kulak yapıları farkldır. Her köpekte görülen bir problem değildir ama kulağa kaçan deniz suyu kulak ağrısına ya da iltihabına neden olabilir. Kulaklarını vazelinli pamukla tıkayabilirsiniz. Ancak köpeğiniz bundan hoşlanmayabilir. Köpeğinizin olası bir kulak problemi hali hazırda varsa denize sokmayın. Tasmanın altı daha zor kuruduğundan deri rahatsızlıklarına sebebiyet vermemek için boynunda tasma ile denize sokmayın. Ayrıca tasma boynundan rahatça çıkıp kaybolabilir ve yüzerken tasma köpeğinizi rahatsız edebilir. Değerli oyuncakları ile denize girmesine izin vermeyin oyuncağını deniz hediye edebilir. Kimi köpekler yüzmenin yanı sıra iyi birer dalgıçtırlar. Deniz dibinden siz hediyeler getirebilirler. Yani iyi bir deniz keyfi için yanınıza bol içme suyu, bol havlu, ilk yardım çantası alıyorsunuz. Denizden çıkınca duru su ile iyi durulayıp, sonra iyi kurulayıp gölgede dinlendiriyorsunuz.
Köpekle Tatil ve Seyahat
Kimbilir belki bir arkadaşınız ona bakmayı seve seve kabul edecektir. Eğer böyle birisi yoksa vakit geçirmeden bir pet oteli aramalısınız. Sizinle gelmiyor ise; Eğer köpeğinizi bir pet otele bırakacaksanız daha sonra üzülmemek için lütfen şunlara dikkat edin. . Köpeğinizi bırakacağınız mekanı mutlaka önceden gidip görmeli uygun konum ve şartlarda olup olmadığını tespit etmelisiniz. . Yetkililer ile görüşerek yiyeceği mamayı belirlemelisiniz. çünkü, konaklama yerinde kullanılan mama köpeğinize uygun olmayabilir ya da kullandığı bir diet mama varsa sizin temin etmeniz gerekebilir. . Konaklama yerinde acil bir durumda müdahale edebilecek bir veteriner hekim olup olmadığını öğrenmeli ve gerekli durumlarda bağlantı sağlanabilmesi amacı ile kendi hekiminizin telefonunu bırakmalısınız. . Tedavisi süren bir hastalık durumu söz konusu ise ilaçlarının düzenli olarak takip edilip edilemeyeceğini öğrenmelisiniz. . Toplu konaklama merkezlerinde bulaşıcı hastalıkların daha hızlı yayılabileceği ihtimalini gözeterek eksik aşılarını en az 1 hafta önce tamamlatmalısınız. özellikle de köpeklerin toplu olarak bulundukları yerlerde daha çok görülen KENNEL COUGH hastalığına karşı mutlaka aşılatmalısınız. . Köpeğinizi bırakmadan önce hekiminize genel sağlık kontrolünü mutlaka yaptırınız. Sizinle geliyor ise; Eğer köpeğiniz ile birlikte tatile gitmeyi düşünüyorsanız güvenli ve rahat bir tatil yapabilmeniz için bazı detaylara dikkat etmeli ve tedbir almalısınız. . Gideceğiniz yerde, köpeğiniz için olası konaklama şartlarını mutlaka öğrenmelisiniz. çünkü bazı oteller köpek kabul ederken, bazı otellerde bu imkansız olabilmektedir. . Köpeğiniz için gerekli olan mama, su kabı, taşıma çantası gibi malzemeleri mutlaka yanınızda bulundurmalısınız. . Olası bir yaralanma, böcek sokması vb. bir durumda müdahale edebilmek için küçük bir ilk yardım çantasının elinizin altında olmasında fayda var. . Gideceğiniz yörede baş vurabileceğiniz bir veteriner hekim bulunup bulunmadığını araştırıp telefonunu öğrenmeniz inanın çok işinize yarayacaktır. Hava yolunu tercih ettiyseniz dikkat etmeniz gereken konuları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. Hava yolu ile; . Kullanacağınız hava yolu firmasının rezervasyon birimi ile irtibata geçerek köpeğiniz ile yolculuk yapacağınızı belirtip gerekli taşıma koşulları hakkında bilgi almalısınız. Genellikle 7 kg canlı ağırlığa kadar kabin içinde, daha üzeri ağırlıktaki köpeklerin kargo bölümünde taşınması gibi standart kurallar olmasına karşın, firmaların uyguladığı kendilerine özgü taşıma kuralları olabilir. . Tüm aşılarının ve paraziter uygulamalarının tamamlanması ve genel sağlık kontrollerinin yapılması için hekiminize gitmelisiniz. . Aşı karnesi, sağlık serifikası gibi evraklarınızı mutlaka yanınızda bulundurmalısınız. . Kaybolma ihtimaline karşılık bilgilerinizi içeren bir adres künyesi takmalısınız. . Eğer köpeğiniz kargo bölümünde yolculuk yapacak ise, içine sığabileceği ve rahat edebileceği boyutlarda bir taşıma çantası temin etmelisiniz. Bu taşıma kabinleri için hava yollarının belirlediği özel ölçüler olup olmadığını hava yolu firmasından mutlaka öğrenmelisiniz. . Eğer yurt dışına bir yolculuk yapacaksanız yetkili kurum ve kuruluşlardan gerekli sertifika ve izin belgesini almalısınız. . Yolculuk öncesinde veteriner hekiminiz ile görüşerek sakin bir yolculuk yapmasını sağlamak için gerekli bilgileri alabilirsiniz. Bu amaçla yolculuğa çıkmadan yarım saat önce sakinleştirici ilaçlar verilebilir. . Yolculuk öncesinde köpeğinizi mamasının 1/3\'ü kadar bir miktar vererek beslemeli ve tamamen aç bırakmaktan sakınmalısınız. . Yolculuk öncesinde mutlaka köpeğinizin ---cıs--- ve kaka gibi ithiyaçlarını gidermelisiniz. Kara yolu ile; . Hekiminize genel sağlık kontrollerini yaptırarak uzun bir yolculuğa engel olan bir durumun söz konusu olup olmadığını öğrenmelisiniz. . Yolculuğun süresi uzun olacağından, yanınızda mutlaka sakinleştirici bir tablet bulundurmalısınız. . Aşılarının tamamlanmış olmasına ve aşı karnesinin yanınızda olmasına dikkat etmelisiniz. . Eğer imkanınız varsa 3-4 saatte bir mola vererek onun hareket ihtiyacını karşılamalısınız. . Yolculuğunuz uzun sürecek ise yanınızda mutlak mama bulundurmalı ve beslemelisiniz. . Yolculuğunuzun güvenli olabilmesi için kafes veya taşıma çantası içinde yolculuk etmesini sağlamalı veya araç içinde ge---cıs---i önleyen paravan kullanmalısınız. . Seçeceğiniz taşıma çantasının onun ölçülerine uygun olmasını sağlamalısınız. . Boxer, buldog, pug, pekingese gibi basık burunlu ırklarda solunum problemleri sık görüldüğünden kafes seçimine dikkat etmeli ve yolculuk süresince sık sık kontrol etmelisiniz. . Isı çarpması gibi bir duruma karşı araç içinde hava sirkülasyonu oluşmasına dikkat etmelisiniz. . Zorunlu bir durum söz konusu değilse kesinlikle bagaj gibi karanlık ve kapalı bir ortamda yolculuk etmesine izin vermemelisiniz. Deniz yolu ile; . Hekiminize genel sağlık kontrollerini yaptırarak uzun bir yolculuğa engel olan bir durumun söz konusu olup olmadığını öğrenmelisiniz. . Aşılarının tamamlanmış olmasına ve aşı karnesinin yanınızda olmasına dikkat etmelisiniz. . Deniz yolculuklarında bulantı ve kusma daha fazla olabilir. Bu konuda hekiminizden size yardımcı olabilecek bilgileri alabilirsiniz. . Genel olarak deniz yolculuklarında köpeğinizin sizinle birlikte olmasına veya arabada kalmasına izin verilmez. Köpeğiniz için denizcilik işletmelerinin kendi hazırladığı özel bölümler mevcuttur. Köpeğinizi istediğiniz zaman görebilmenize izin veriliyor. . Yolculuk öncesinde mutlaka köpeğinizin ---cıs--- ve kaka gibi ithiyaçlarını gidermelisiniz.
Köpeklerde Obezite (Şişmanlık)
Hastalığın nedeni nedir ? Köpeğin vücut ağırlığının ırk, cinsiyet ve yaşına göre normal sayılan ortalama ağırlığının yaklaşık olarak % 15 ile % 25 üzerine çıkması hali obesite olarak tanımlanabilir. Obesite oluşum nedenine göre; Endojen obesite, Eksojen obesite olarak iki gruba ayrılır. Endojen obesite\'nin; birincil nedenleri metabolizmada değişikliğe neden olan Diabetes Mellitus, Hiperadrenokortizm, Hipotroidizm gibi hastalıklardır. Bu tür obesitenin giderilebilmesi için neden olan etkenin öncelikle tedavisi gerekir. Eksojen obesite\'nin; şekillenmesinde birincil etken beslenme bozukluğudur. Aşırı miktarda gıda tüketimi veya kalorisi yüksek gıdalarla beslenme sonucu ortaya çıkar. Bunların dışında obesitenin gelişmesine etki eden çeşitli faktörler vardır. Bu faktörlerin başında, yaşlanma veya kısırlaştırma gibi aktivitenin azalmasına, dolayısıyla da enerji tüketiminin yavaşlamasına neden olan faktörler gelir. Alınan gıdanın içerdiği enerji payının aynı kalmasına karşın günlük fiziksel aktivitenin azalması depolanan yağ miktarının artmasına neden olur. Ayrıca öğün arası ve düzensiz beslenme de obesitenin şekillenmesine etki eden faktörlerden biridir. Normal gıdası ile aldığı yaşam ve enerji payının dışında fazladan alınan bu gıdalar vücut tarafından harcanamadığından depolanır ve obesite şekillenir. Yaşlanmaya bağlı olarak vücutta kas kütlesinde azalma ve yağ depolama eğilimi vardır. Bu nedenle yaşlanma ile birlikte obesite eğilimide artar. Bunların dışında yaşanan duygusal stres de kilo artışında etkin olabilmektedir. Hastalığın gelişimi nasıldır ? Vücudun ihtiyacı olan enerji, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması ile sağlanır. Bu besin maddelerinin alınan gıdalardaki oranlarının fazlalığı yanında metabolizmada oluşan bir aksamaya bağlı olarak obesite şekillenmesi söz konusudur. Obesite, vücutdaki yağ hücrelerinin sayıca ve hacim olarak artışına bağlı olarak şekillenir. Bir köpeğin vücut yağlarının sayısal oluşumu büyüme döneminde olduğundan bu dönemde beslenmenin önemi büyüktür. Yağ, protein ve karbonhidrat oranı dengeli olmadığı taktirde oluşan fazlalık yağ hücreleri şekline dönüşür ve depolanır. Sayısal artışın fazlalığı ileri dönemlerde obesitenin şekillenmesinde en büyük etkenlerden biridir. Zaman içinde kilo artışı bu yağ hücrelerinin hacimsel genişlemesine neden olur ve obesite şekillenir. Yağ hücrelerinin sayısal olarak fazla olması kilo vermeninde bir o kadar zor olacağı anlamına gelir. çünkü yağ hücrelerinin sayısında bir değişiklik olmadan hacimsel olarak küçülmesi söz konusudur. Hastalığın belirtileri nelerdir ? Kilo artışı görülebilen ilk bulgudur. Özellikle köpeklerde kuyruk bölgesinde başlayan yağlanma dikkat çekicidir. Zamanla yağlanma artarak karın bölgesinde yoğunlaşır. üsten bakıldığında bel bölgesindeki dolgunluk ve gövdenin silindirik yapısı karekteristik bir görüntüdür. İleri obesite durumlarında artan yağ tabakası nedeniyle kaburgaların dahi görülmemesi söz konusu olabilir. Artan kilo artışına bağlı olarak omurlarda özelliklerde omurlar arası disklerde problemler, artritis veya diz eklemindeki ligamentlerin zarar görmesine bağlı olarak yürüyüş bozuklukları görülebilir. Şişmanlığın artışına bağlı olarak kalp sorunları ve haraket etmede isteksizlik artar. Daha yavru yaşlarda şekillenen obesite durumlarında büyümede gerilik olabilir. Şişmanlık tüm ırklarda görülmekle beraber Beagle, Dashshund ve Labrador retriever ırkı köpeklerde obesiteye yatkınlık nedeniyle daha sık olarak görülür. Hastalıkdan nasıl korunulur? Kilo almayı önlemek için gösterilecek çaba, fazla kilonun neden olduğu problemleri gidermek için gösterilecek çabadan daha fazla değildir. Bu nedenle kilo artışının baştan önlenmesi sorunların yaşanmaması için alınacak en iyi önlemdir. Bunun için hangi ırk olursa olsun tüm köpeklerin diyetlerine dikkat edilmeli, yemek saati dışında yemek verilmemeli, rutin yürüyüşlere veya egzersizlere vakit ayrılmalıdır. Şişmanlık belirtilerini ilk gördüğünüz anda her zaman olduğu gibi veteriner hekiminize danışmalı ve köpeğiniz için en uygun olan beslenme rejimini belirlemelisiniz. Mamayı yavaş yemesi de bu hastalık için önemlidir. Ürünler için TIKLAYINIZ. Sonuç Obesite, köpeklerde kilo artışı ve yağlanmaya bağlı olarak fiziki bir bozukluğa neden olması yanında konjestif kalp yetmezliği, şeker hastalığı, kısırlık veya kabızlık gibi bir çok metabolik ve fizyolojik bozukluğa hazırlık yaratacağından kontrol altında tutulması ve önlem alınması gereken bir durumdur.
Köpek Aşı Takvimi
Hayvanlarımızı hastalıklara karşı korumanın en etkili yollarından biriside aşılamadır. Köpeklerimizi aşılama ile her hastalığa karşı koruyamayız. Aşıların köpeklerimizi sadece enfeksiyöz hastalıklara karşı koruduğu unutulmamalıdır. Oysa köpeklerimiz sadece mikroorganizmalarla karşı karşıya değildir. İç ve dış parazitlerde köpeklerimizin önemli problemlerindendir ve bunlarla mücadelede rutin antiparaziter uygulamaları etkili olmaktadır. Öte yandan köpeklerimizi yanlış beslenme sonrası da önemli hastalıklar beklemektedir. Peki Neden Aşı Yaptırmalıyız? Canlılar hastalık etkeniyle ilk kez karşılaşacak olursa o etkene karşı bağışık olmadıkları için bağışıklık sistemleri yeterli gelmemektedir ve adeta hiç tanınmayan bir düşmana yenilme gibi canlı hastalanmaktadır. Bundan dolayıdır ki enfeksiyon yapabilme kabiliyeti (enfektivite) elinden alınmış mikroorganizmalar canlıya verilerek canlının o etkenle tanışması sağlanmakta ve ikinci bir karşılaşmada canlının koruma stratejilerini geliştirmiş bir şekilde etkenle en kısa sürede başa çıkması söz konusu olmaktadır. Köpeğin Ne Zmana Aşı Olmalı (Aşı Programı) Köpeğinizin aşı programı için veteriner hekiminize başvurmalısınız, fakat aşağıdaki bilgileri bilmenizde fayda var. Köpeğinizi veteriner hekime aşılanması için götürdüğünüzde veteriner hekiminiz köpeğinizi muayene edecek, vücut ısısına bakacak ve size bir takım sorular soracaktır. Eğer köpeğiniz bir enfeksiyon geçiriyorsa aşı yapılması sakıncalı olmaktadır. Bu durumda öncelikle mevcut hastalığının teşhis edilip tedavisinin yapılması gerekmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere hasta hayvanınıza aşı yapılmaz. Aşılama öncesi antiparaziter uygulamanın önemi burada yatmaktadır. Henüz aşılanmamış köpekleriniz hastalıklara karşı çok duyarlı olmaktadır. Aşılanmamış veya aşılansa da henüz yeterli bağışıklığa erişmemiş hayvanlarınızın (3 aylığa kadar olan hayvanlarınız) başka hayvanlarla temas etmesine izin vermeyin. Park ve yollar da bu hayvanlar için tehlikeli bölgelerdir. Bu tip yerlerde hayvanlarınızın bulunması hastalanmasına yol açabilir dikkatli olun. Aşı, Köpeğimi Hangi Hastalıklara Karşı Koruyacak? Köpeğiniz bu aşı programı sayesinde aşağıda yazılı hastalıklara karşı korunacaktır.
Kuduz Hastalığı(Rabies)
Corona virüs enfeksiyonu
Kanlı ishal (Parvoviral Enfeksiyon)
Köpek Gençlik Hastalığı(Distemper)
Leptospira Enfeksiyonu (kan işeme ve sarılık hastalığı)
Köpeklerin karaciğer enfeksiyonu(Adenovirus tip-1 / Hepatit)
Köpeklerin üst solunum yolu enfeksiyonu (Adenovirus tip-2)
Viral pnömoni (Parainfluenza enfeksiyonu)
Aujesky (Yalancı Kuduz)
Hastalık etkeni nedir ? Yalancı kuduz virüsü herpes virüs gurubundandır. Hastalık nasıl bulaşır ? Genelde domuzların hastalığıdır. Kedi ve köpeklere domuzların yaygın olarak bulunduğu bölgelerde bulaşma olabilir. Hastalık nasıl gelişir? Virüs vücuda girdikten sonra sinir uçları yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşır. Buradan beyne giderek buradaki sinir dokusunda iltihaplanmalara sebep olur. Hastalığın belirtileri nelerdir ? Davranışlardaki ani değişim, nefes zorluğu, aşırı salya salgısı, ishal, kusma, genelde başta, ayaklarda, boyun ve omuzlarda şiddetli kasılmalar görülür. Eritem ve ülseratif deri yaralarına yol açan kaşıntı, kısmi felç, genel felç ve ses kısılmalarına neden olan cranial sinir zararları, nöbetler ve sonrasında gelen ölüm. Nasıl önlem alabiliriz ? Çiğ domuz ürünlerinin köpeklere verilmemesi gerekir. Hastalığa karşı aşılama genellikle domuzların yaygın olarak bulunduğu bölgelerde yapılmaktadır. Sonuç Hastalığa yakalandıktan sonra fazla yapılacak bir şey yoktur ve ölüm beklenen sondur.
Rabies (Kuduz)
Her yıl birçok insan ve hayvan kudurmaktadır.
Yurdumuzda kuduzun önemli bir sorun olarak gündeme gelmesinin nedenleri şu şekilde sıralabilir:
Ülkemizde yabani hayvan popülasyonu hakkında yeterli bilginin olmaması ve bunların ekolojik dağılımı hakkında yeterli araştırmaların yapılmaması
Ülkemizin coğrafik yapısı Halkın eğitim ve kültür seviyesinin düşük olması Sokak köpeği sorununun çözülmemiş olmasıdır.
Etiyoloji Hastalığın etkeni Rhabdoviruslar grubunun lyssavirus alt grubundadır. Serolojik olarak tek tiptir fakat suşların virulens farklılıkları vardır. Virus morfolojik olarak tipik mermi şeklindedir. Etken; . Eter, kloroform ve asidik pH’ya duyarlıdır. . 56 C° de 45 saatte, 70 C° de birkaç dk’da inaktive olur. 37 C° de 5. günden itibaren enfeksiyözitesi tespit edilemez. . Toprak yüzeyinde 0-8 C° de 2 ay, kuru toprakta yaklaşık 1 metre derinlikte 5 hafta kadar enfeksiyözitesini kaybetmez. Hayvan kadavralarında 90 gün kadar bulunur. % 1-2 sodalı suda veya % 25’lik formolde süratle inaktive olur. Virus otoliz ve putrifikasyona karşı çok dayanıklıdır. Otolitik beyin dokusunda 7-10 gün canlı kalabilir. Patojen olan kuduz virusü Sokak virusüdür. Sokak virusünden tavşan beyinlerine yapılan pasajlar ile elde dilen viruse Fix virus denir. Sokak virusünün embriyolu tavuk yumurtası (ETY) pasajları ile elde edilen şekline Flury suşu ismi verilir. Fix virusü ve Flury suşu aşı suşlarıdır. Bulaşma: Bulaşma kuduz bir hayvanın ısırmasıyla veya hasta hayvanın salyasının deri üzerindeki açık bir yaraya temas etmesi ile olmaktadır. Ayrıca salyanın deride görülmeyecek kadar küçük çiziklere teması ilede hastalık meydana gelebilmektedir. Virus aerosol enfeksiyonla da bulaşabilir. Bu durum özellikle fazla miktarda enfekte yarasaların bulunduğu mağaralarda görülür. Enfeksiyonu başlatmak için gereken virus miktarı oldukça değişkendir ve sadece virus türünün virulensine değil aynı zamanda büyük ölçüde konakçının hassasiyetine bağlıdır. Örneğin tilkiler, kokarca ve çakallardan 100 kat daha duyarlıdırlar. Hamsterler, fare, kobay ve diğer kemiricilerden daha duyarlıdırlar. Ruminantlarda kuduza karşı oldukça hassastırlar. Fakat köpek ve insanlar nisbeten dayanıklıdırlar. Kuduz öncelikle evcil carnivor ve vahşi hayvanlarda (köpek, kedi, tilki, çakal, kurt, porsuk, sırtlan, kokarca, sincap ve kemirgenler) bunun yanında yarasalarda da görülmektedir. Hastalığın bulaşmasında etoburlar ve yarasalar rol alırlar. Kuduz epizootik olarak 3’e ayrılır. Urban Kuduzu (kedi, köpek) Silvatik Kuduz (tilki) Yarasa Kuduzu Kuduza yakalanmış otobur hayvanlar ısırma yeteneğinde olmadığı için bunlarda enfeksiyon zinciri devam etmez. Yarasalarda virusün tükrük bezine affinitesi sinir sistemine olan affinitesinden daha fazladır, birbaşka deyişle sialoadenit formu ensefalomyelit formundan daha şiddetlidir. Bu nedenledir ki yarasalar hastalık belirtileri göstermeden virusü saçabilirler, hatta yarasaların ensefalitik formu atlatabildikleri kaydedilmiştir. Doğada kuduzun yayılabilmesi için virusün tükrükde, dolayısı ile tükrük bezinde bulunması şarttır. Kuduz hayvanlarda virus salyada görüldükten en geç 10 gün içerisinde mutlaka ölürler. Bu kural yarasalar için geçerli değildir. Yarasaların bu özelliği kuduz virusünün yayılmasında en önemli etkendir. Patogenez Enfeksiyona neden olan suş, konağın genetik yapısı, iskelet kasında asetil kolin resöptörlerinin konsantrasyonu, inokulasyon miktarı, ısırılan bölgedeki sinirlerin innervasyon miktarı ve ısırılan bölgenin santral sinir sistemine yakınlığı kuduzda enfeksiyona duyarlılığı belirleyen faktörlerdir. Kuduz hayvanın ısırması ile salyadaki virus inokulasyonun derinliklerinde çizgili kas hücrelerinde çoğalır. Çoğalan viruslar asetil kolin resöptörlerinin aracılığı ile perifer sinirlere girerler ve sentripedal ilerleyerek spinal ganglionlara gelir, burada ganglionöritise neden olur. Virus perifer sinirlere girdikten sonra aşı ve immunoglobulin ile hastalığın durdurulması mümkün değildir. Oradan M.S. ve beyine geçer. Nöronların içine girerek çoğalır. Burada beyin kökünde, kornu ammoniste ve serebellumda etkili olur ve nonpurulent bir ensefalomiyelitise neden olur Daha sonra sentrifugal bir yayılma ile tükrük bezlerine ve bütün perifer sinirlere yayılır. Burada asiner hücrelerde çoğalarak sialoadenitis yapar ve bundan sonra salya ile virus saçmaya başlar. Salyada virus görüldükten sonra 2-5 gün içinde klinik belirtiler başlar ve en geç 10 gün içinde hayvan mutlaka ölür. İşte bu özellikten dolayı kuduzdan şüpheli hayvan 10 gün karantinaya alınır. Yani kuduzun tipik lezyonları ganglionöritis, nonpurulent ensefalomiyelitis ve sialoadenitisdir. Klinik Belirtiler Kuduzda, kuduz virusunun SSS’nin invaze etmesine bağlı olarak erken dönemde belirsiz bir ateşli hastalık tablosuna ilgili iştahsızlık, başağrısı, halsizlik, yorgunluk, ateş, gastrointestinal sistem bozuklukları, huy değişikiği görülür. İyileşen ısırık yarasında % 40 oranında kaşıntı vardır. 1. Sinirli formda - saldırgan kuduz 2. Selim formda - sakin kuduz olarak seyreder. Burada paralitik faz dominanttır. Hayvanlar normal davranışlarını kaybetmişlerdir. Ruminantlarda sık sık böğürmeler, melemeler, köpeklerde havlamalar görülür. Yutkunma güçlükleri , solunum ve dolaşım bozukluğu sonucu ölüm meydana gelir. Köpeklerde Kuduz Kuduzun kuluçka süresi ortalama 2-8 hafta kadardır. Kuluçka süresi, ısırılma olaylarında, ısırık yarasının beyine olan uzaklığı ile ilgili olarak değişiklik gösterir. (Kuluçka süresi en az 10-180 gün olabilir) İlk günlerde hayvanlar insanlardan kaçar. Hayvanların refleksleri artar, sese ve ışığa karşı irkilir ve sıçrarlar. Yabancı cisimlere karşı affinite göstermeye başlarlar. Gözün birinde myozis, diğerinde midriyazis şekillenir. (Anizofori). Beden ısısı hafif yükselir. Çok az su içebilir. Sık sık idrar yapar. Hafif yutkunma güçlüğü vardır ve bu yüzden ağzından gelen salya miktarı gittikçe artar. Bu devre 12-72 saat devam eder. Köpekte gittikçe artan bir huzursuzluk ve sinirlilik vardır. Hafif ses ve ışık karşısında aniden uyarılır ve heyecanlanır. Fotofobi oluşur. Bu devrede köpek, insanlara, hayvanlara veya hayali şeylere saldırmaya başlar. Hayvan sahibine itaat etmez ve evden uzaklaşır. Aşırı sinirli ve saldırgan durumdadır. Önüne çıkan her şeyi ısırmak ister ve hatta ısırılır. Larenks kaslarının paralizinden dolayı, havlama sesi boğuklaşır ve hayvan havlama sesinden çok uluma uluma sesi çıkarır. Farenks kaslarındaki spazmdan dolayı yutma güçleşir, hayvan salyasını yutamaz ve ağızdan bol miktarda salya gelir. Devrenin sonlarına doğru kaslarda koordinasyon bozukluğu ve hayvanda konvülziyonlar ortaya çıkar. Saldırganlık devresinin son döneminde hayvanda bitkinlik, alt çene kaslarının felcinden dolayı (N.Trigeminus’un felci) ağzını kapatamama, koordinasyon bozukluğu ve koma belirtileri görülür. Paraliz arka bacaklardan başlar ve tüm vücuda yayılır. Hayvan yattığı yerden kalkamaz ve ölür. Hayvanın ağzında iplik gibi salya akar (yutma kaslarının felci ve alt çenenin kapanamaması nedeniyle). Hayvanın ağzının açık kalması, hayvanın boğazına bir cisim takılmış gibi gözlenir ve gerek hayvan sahiplerinin gerekse veteriner hekimlerin hayvanın ağzına dokunmaları ellerinden virusu almalarına yol açabilmektedir ve önemli bir risk oluşturmaktadır. Önemli Not Kuduz şüpheli bir hayvan hiçbir zaman öldürülmez, on günlük karantina süresi beklenir.