Huzur.
todays bird
occasionally subtle
Lint Roller? I Barely Know Her
Cookie Run:Kingdom Official!
NASA

shark vs the universe

izzy's playlists!
Color Me Curious
The Bowery Presents
Sweet Seals For You, Always
Monterey Bay Aquarium

PR's Tumblrdome

bliss lane
Keni
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
🪼
Today's Document

tannertan36
noise dept.
d e v o n

seen from United States

seen from United States
seen from Chile
seen from United States
seen from Denmark
seen from Netherlands
seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from Ukraine

seen from United States

seen from United States
seen from Colombia
seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Trinidad & Tobago
seen from Germany

seen from Brazil

seen from Türkiye
seen from India
seen from Germany
@pianr-blog
Huzur.
I can't sleep tonight, everbody's saying everything's allright
Bu sabah uyandığımda her zaman olduğu gibi telefonumdan sosyal medyaya göz atıyordum. Dün gece herkes İstanbul'daki Travis konserine gitmişti. Instagram'da paylaşılan videoları izlemeden önce bu kadar etkileneceğimi hiç tahmin edememiştim. Gözümden bir iki damla yaş bile süzüldü.
Özlediğim şey sadece ortaokulda olmaktı, masum olmaktı... Defterden kopardığın bir kağıt parçasına şarkı sözleri yazıp elden ele göndermekti.
Travis – Why Does It Always Rain On Me?
Nasıl bu kadar güzel sözler, bu kadar güzel müziklerle buluşuyor? Ben bazen çok etkileniyorum. Ve ayrıca bazı şarkıları gönderenden ötürü mü seviyoruz?
"I am nothing without pretend I know my faults Can't live with them I am nothing without a man I know my thoughts But I can't hide them I still keep my baby teeth In the bedside table with my jewelry You still sleep in the bed with me My jewelry, and my baby teeth I don't need another friend When most of them I can barely keep up with them Perfectly able to hold my own hand But I still can't kiss my own neck I wanted yo give you everything But I still stand in awe of superficial things I wanted to love you like My mother's mother's mother did Civilian, civilian"
Çocukluğun, dünyayı avuç içi kadar sanma hali vardır ya, avuç içinin acımasına daha zaman vardır hani; işte o zamanlardan şimdiye gözümü diktiğimde anlıyorum manzaranın silindiğini. Akşam eve gitme vaktini es geçip, hâlâ sokakta oynuyor olmanın verdiği o tatlı huzuru bulamıyorum kendimde. Büyürken öğrendiklerimin, arkadaş tavsiyelerimin, anne endişelerinin, kitapların, şarkıların; o keskin cümlelerinde ezber bozamıyorum artık. Düşünüyor, düşünürken dalıp gidiyorum. Durmadan ne düşündüğünü soruyorlar insana. Birilerini, bir şeyleri, bir yerleri diyorum; ama yetinmiyorlar. Aç köpekler gibi soruyorlar; kimi, neyi, nereyi?.. Oysa çocukken en zor soru tanrının kaç olduğuydu. En masum beklenti yanık ekmek yerken para bulmaktı. Korku, en korktuğunun dudaklarına on beş yaş tedirginliğiyle yaklaşmaktı… Şimdilerde, bir zaman dilimine ait korkularım - artık ya çok yaşanmışlıktan ya da umursamamaktan - bir sonrakine düşerken kayboluyor. Cümlelerim ağzımdan çıkar çıkmaz havada kırılıyor, gitmesi gereken yere ulaşamıyor, ayaklarıma dökülüyor. Ayaklarım, bütün ezberlerimin üstünden geçiyor.
Yarın gitmek istiyorum, bugün cesaretim yok.
ah bilsen, bir bilsen...
"Maybe I'm too busy being yours to fall for somebody new"
Eğer son bir isteğim olsaydı, 5-6 yıl önce çok üzdüğüm bir arkadaşımın beni affetmesini dilerdim. Her gördüğünde selam veriyor, umursamıyor gibi davranıyor ama beni affetmediğini bilmek çok üzücü...
canavar gibi playlist yaptıms
"I promise you one day she will head south and you’ll wonder why you didn’t stop her"
Aşağıdaki yazıyı Elif Tanverdi yazmış, okuyunca fark ettim ki sanki beni anlatıyor. Hepimizin iç sıkıntısı aynı mı?
Dolunay, iç sıkıntısı, aşk ve bişeyler
Generation Why
Escalator etiquette
İçimde bir şeyler düğümlenir her seferinde, omuzlarım düşer, gözlerim yukarılara bakar...
Cinematic Orchestra - To build a home
Bazen de salondaki müzik setinde aynı şarkıyı biter bitmez başa alarak defalarca dinliyordu. O şarkı dışında hayatta hiçbir şeye tahammül edemeyecekmiş gibi görünüyordu. Nazlı evet, şarkıyı seviyordu ama sanki başa dönme eylemini de en az şarkının kendisi kadar seviyordu.
Barış Bıçakcı, Sinek Isırıklarının Müellifi, 2011.