"Özledim" demiştim, "bu kadar kısa sürede mi?" demişti. Aslında neden olduğunu bilseydi o soruyu sormaz "ben de özledim" derdi… Nedeni gözle görülür bir şekilde ortadaydı aslında; ben onsuz kaldığımda agresif oluyorum, huzursuz oluyorum, mutsuz oluyorum, gülüyorum ama eksik oluyorum. Onunla olduğumda hiçbir endişem olmuyor, hiçbir korkum olmuyor, hiçbir mutsuzluğum olmuyor, agresif olmuyorum ve gülüyorum ama onunla bir başka gülüyorum, en içten ta derinden gelerek gülüyorum. Tüm bedenimden mutluluk akıyor, vücudum ve duygularım tamamen onun kontrolüne giriyor. Kısacası onunla geçirdiğim he dakika bana cennet, geçiremediğim her saniye ise bana azap dolu cehennem oluyor…
Korkuyorum onsuz, ellerinden uzak kaldığımda çaresiz hissediyorum kendimi, güçsüz. Sanki, ufacık bir gözyaşı damlasında yaşamaya çalışan bir balık gibi her an ölecekmiş gibi hissediyorum, nefessizlikten çırpınıyorum çıldırıyorum… Her an elini tutmak istiyorum, yanımda değilken de yanımda hissetmek hayaliyle uyumak uyanmak istiyorum. Aslında ona sımsıkı sarılıp saatlerce öyle kalmak istiyorum…
Nasıl anlatsam, nasıl göstersem içimi bilemiyorum ama bildiğim tek bir şey var ki o da onsuz günlerimi zor geçirdiğim. Uzun zaman sonra sımsıkı sarıldığımda, o kollarını çok zor kaldırıp koymuştu sırtıma içim burkuldu bir an. Aklıma tonlarca soru geldi “özlemedi mi acaba?” “bir sorun mu var?” gibi bir sürü şey ama hepsi aklımda kaldı, dilime dökülmedi, dökülemezdi çünkü olası bir “özlemedim” cevabı içimi parçalardı, bu yüzden sustum bir şey olmamış gibi davrandım. Zaten bir şey de olmamıştı çünkü o benim yanımdaydı ve ben onun elini tutuyordum, başımı omzuna koydum, öptüm, uzun uzun kokladım, en çok sevdiğim şeyi yaptım saçlarıyla oynadım… Ben bunları yaparken o sadece tebessüm ediyordu, aksi bir durum olsa tebessüm etmezdi, karşı çıkardı. O zaman içim rahatladı ama yine de buruk kaldı.
Ona sarılıp, öperken fark ettim ne kadar çok özlemişim ben onu… Ciğerlerime havayı doldurur gibi doldurdum onun kokusunu, uzunca baktım gözlerine iyice içime işlesin diye, sevdim saçlarını çokça ve bol bol fotoğraf çektirdim onunla, eğer hasreti çok dayanılmaz bir hal alırsa bakıp bir nebze içimi rahatlatmak için… Mutlu anlarımızı görmek için… Onu gördüğümde anladım ben onu ne kadar çok seviyormuşum meğer, onunla yaşamaya, onunla uyanmaya, onunla uyumaya o kadar çok alışmışım ve o kadar çok benimsemişim ki onu gördüğümde onsuz geçirdiğim günlerin boşluğunu fark ettim… Kendime küfür ettim.
Sabrediyorum, bir gün aynı kapıyı açacağız, aynı yastıkta uyuyup, uyanacağız. Hep yanı başımda olacak ve onu hep daha fazla seveceğim, her fırsatta sarılacağım, her fırsatta koklayacağım… Bir gün hayallerim gerçek olacak, hayallerimiz gerçek olacak. Mutluluk hep yanımızda, huzur başköşemizde oturacak. Bugün gelecek diye sabrediyorum ve geleceğine inanıyorum.
Şimdi önümde onsuz geçecek günler var, nasıl dayanırım, nasıl sabrederim bilmiyorum. En son sarılmam ne kadar yeter bana bilmiyorum… Bir şekilde görmem gerek biliyorum, yoksa mutsuzluk hakim olacak bedenime ve ruhuma… Ve bu durumu bir tek onun elleri düzeltebilecek sımsıkı sarılması, gülümsemesi, sesi, sevgisi…
…
dipnot: Sarılmamız gerek!
kotpilot.