Ashkla
Tüm kitapseverler bir göz atsın derim.

祝日 / Permanent Vacation

Janaina Medeiros
ojovivo
trying on a metaphor
he wasn't even looking at me and he found me
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Claire Keane

#extradirty
hello vonnie

blake kathryn
DEAR READER
Sade Olutola

if i look back, i am lost
Keni
wallacepolsom

ellievsbear
cherry valley forever
we're not kids anymore.
will byers stan first human second
Mike Driver
seen from Türkiye

seen from Russia

seen from United Kingdom

seen from Thailand
seen from Kazakhstan

seen from France
seen from United Kingdom
seen from Morocco

seen from Serbia
seen from Morocco
seen from Morocco
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
@aanyankaa
Ashkla
Tüm kitapseverler bir göz atsın derim.
Kitap okumayı olduğu kadar kitaplarını da aşkla seven bir insanın onları koruma isteğiyle başladı...
Bu sene kitap okumayı seven yakınlarınıza yılbaşı hediyesi almakta hiç zorlanmayacaksınız!
SEREFSIZ TAYYİP
ŞU AN INTERNETTE BULABILDIGIM HER YERE "SEREFSIZ TAYYİP" YAZMAK ISTİYORUM.
Erkek! Kadın sana arkadaş olabilirse en iyi karıdan daha büyüktür, en şehvetli metresten daha eksiksizdir ve erkeğin erkeğe gösterebileceği dostluğu fersah fersah geride bırakır, çünkü kadın, bizi besleyen ve mutlu kılan toprak ana gibi çeşitli ve karışıktır.
Panait İstrati - Sokak Kızı
"İtaat etmiyorum," dedi Şeytan. Baş eğmeyeceğim. Hayatın da sanatın da özü budur. Yaşatmak ve yaratmak başkaldırmaktır. Dikilmektir. Günah işlemektir. Suç işlemektir. Ayıplanmaktır. Karmaşanın tam göbeğine hiç çekinmeden atlamaktır. Gözünü kırpmadan rezil olmaktır. Rezil olmak mı?... Rezil olmak ve bunun tadını çıkarmak, doyasıya özgürlüklerin "Nirvana"sıdır. Utanmak ise cehennemlerin en kötüsü. "Tanrı utandırır, ben ise rezil ederim sizleri," diye fısıldadı şeytan. "Sözde iyiliğe davet eden Tanrı'nın kötü cezalarından biri değildir benimkisi. Kendinizi keyifle yaşamanız için bir fırsattır sadece, iyi bir fırsat"
Emre Yılmaz - Şeytanın Fısıldadıkları
Sokaklarda çeteler halinde koşuşup duran, öfke ve heyecanlarınız adına gösteriler yapan, tedirgin vicdanlarınızın haykırışlarını duyurmak gereğini hisseden gençler, nereye gidiyorsunuz? Öğrenciler, nereye gidiyorsunuz? Nüfuzunu kötüye kullananları mı protesto edeceksiniz? Politik uzlaşmalardan ve yaşamın günlük alçaklıklarından habersiz, deneyimsiz ruhlarınızda yanan gerçek ve adalet ateşini küçümseyen mi oldu? Toplumsal bir haksızlığı mı düzelteceksiniz? Coşkulu gençliğinizle protestolar yağdırarak mutluların ve bu dünyadan nasibini alamayanların yazgılarını bu denli yanlış tartan bozuk teraziyi mi kınayacaksınız? İnsan soyunun hoşgörüsünü, bağımsızlığını doğrulamak adına özgür kafalarınızı, bilimin iflasını ilan ederek eski yanılgıya sürüklemek isteyen kimi dar kafalı yobazları ıslığa mı tutacaksınız? İki yüzlü bir kişinin penceresi altında, geleceğe, getirmekte olduğunuz yeni yüzyıla beslediğiniz sarsılmaz inancı mı haykıracaksınız? O yüzyıl ki, adalet ve sevgi adına dünya barışını gerçekleştirmekle ödevlidir.
Emile Zola - Dreyfus Olayı
First they ignore you,
then they laugh at you,
then they fight you,
then you win.
...Lo'nun kamptan dönüşünü canlandırdım gözümün önünde - teni koyu kahve, sıcacık, güneşten yarı baygın, mahmur - ve birden tutkudan, sabırsızlıktan ağlayacağımı sandım.
Vladimir Nabokov - Lolita
ATİLLA İLHAN - PİA
ne olur kim olduğunu bilsem Pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar Pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldızlar basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam Pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem Pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle karşılaşana dek o sözsüzlükte. Sandalye sırtındaki gömleğimden öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni.
John Berger - Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
Osho - Kadın
İki ateş gibi, bir küçük an içinde, dudakları birbirini yaktı, ikisinin ruhuna da ateş damgası bastı ve ayrıldılar.
Halide Edip Adıvar - Vurun Kahpeye
Bir orospuyu azize yapar aşk ve bir azizeyi orospu Aşk çıplak gezer. Aşka dokunmak için soyunmak, bütün tüllerinin parçalanmasına razı olmak gerekir. Görmekten en çok korktuğunu, en derinindekini görürsün. Ve aşık olduğunda, bir başkasını sevdiğin kadar seversin kendini. Hazla ve acıyla kavrulmayı öğrenirsin. Ve aşıkken çırılçıplak gezersin. Yalnızca aşıkken kendini çırılçıplak görürsün, gördüğünden korkup gördüğünü severek. Bir orospuyken bir azize, bir azizeyken bir orospu olursun ve ancak aşıkken anlarsın arada bir fark olmadığını.
(via tavukcularx)
Ahmet Altan
Aşk da tıpkı şarap gibidir. Ondan içenlerin onu gizlemeleri olanaksızdır.
Serkan Özburun - Cumbalı Aşklar
Çünkü... Sırtını bir ağaca dayayıp yüzünü güneşe çevirmek kapitalizme başkaldırmaktır. Uzanıp çimenlere bulutları seyretmek,kurulu düzene karşı en tehlikeli isyandır. Herkes böyle beleşe kafa dinlerse kapitalizm çöker. Otel sahiplerinin, tur operatörlerinin, garsonların, komilerin velhasıl bütün sadık ve çalışkan kölelerin üretme ve tüketme haklarını kimseye bedavaya yedirmez kapitalizm. Ve işte bu yüzden keser mülkiyetini birilerine devredip gölgesini satamayacağı her ağacı.
Emre Yılmaz - Şeytanın Fısıldadıkları
Diyebilirsin ki,
Bir insanı fotoğraflardan ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...
Sen de farkettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
Bu yüzden belki de az çoktan fazladır. Belki de az hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım demektir. Belki de az her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...
Ve bir pencerenin önünde
Karanlığın kolları sarmışken İstanbul’u
Birer ışık olmuşken gemiler Marmara Denizi’nde
Okşarken yağmur damlaları camı
Ve sen sarılmışken bacaklarıma
Gözlerin üzerimde,
Gördüğün şey dünyanın en mutlu kadınıydı.