SELÇUK'TA TESPİT EDİLEN SORUNLAR - ATÖLYE'DE BİLGİ AKTARIMI
ERBATUR HOCA: Şimdi Selçuk'ta tespit edilen sorunlar listesini oluşturacağız."Ben şöyle bir sorun gördüm, bu sorunu da çözelim, bunun da söylenmesi önemliydi" şeklinde bir bilgi paylaşımı yapalım istiyorum. Herkesin bir yorumu olsun. Herkes bir sorun mutlaka söylesin. Söylenen sorunu bir sorun olarak görmeyenler varsa, bunlar da dile getirilsin, tartışılsın. Buradan bir sorun söylemeyeni salmıyoruz arkadaşlar. Ayrıca bu sorunu seçerken insanların bize söyledikleri sorunları değil daha çok kendi tecrübe ettiğimiz sorunları paylaşmayı tercih edelim, yani "ben plancı olunca ilk bu sorunu çözerdim orada" şeklinde.
Şimdi bir Moderatör seçeceğiz. Kim olmak ister. KEVSER! Kevser sana bu görev uyar mı? Kavga falan çıkarsa ayır tamam mı?
KEVSER: Ne alakası var ya!
ERBATUR HOCA: :Sözü demokratik dağıtacağına söz veriyor musun?
SINIF: AHAHAHHA (Buralarda hep gülüşmeler)
SÜPER, MODERATÖRÜMÜZ KEVSER!
GÜNEŞ: İlk olarak gözüme çarpan şey, kentin tarihi özelliklerinin kentin kendisinden, insanlarından oldukça kopuk oluşuydu. Mesela hediyelik eşya olarak da genelde Türkiye'nin her yerinde bulunan çin malları vardı. Selçuk'a özgü bir obje bulamadık.
TÜRKÜ: Kentte işsizlik var. Ancak kahvelerde oturan insanlardan da edindiğimiz izlenime göre, aslında bu işsizlik halkın çalışmamasından kaynaklanıyor. Yani yapılacak iş var ancak kent çalışmıyor.
AYŞENUR B.: Selçuk'a gelen çoğu turist buranın merkezini görmeden kenti terkediyor. Sadece tarihi alanları veya Efes'i geziyorlar.
DİLAN: Kentin çevresinde tarım alanları vardı ancak yeni yasaya göre bu alanlar konut alanı olacakmış. Zaten turizmin gittiği bu kentten bir de tarımsal potansiyel de gidecek. Tabi bu bir tahmin ve benim görüşüm.
ERBATUR HOCA: Bunu imar planını görüp mü söylüyorsun?
DİLAN: Hayır, örneğin 5106. sokak haritada yeni sokak oluyor ancak hemen yanı portakal bahçeleri. Yani bu tarımsal araziler git gide sokaklaştırmaya başlamış. Daha çok buradan anladık. Dediğim gibi bu bir tahmin.
MERVE S.: İmar planını bilmiyorum ancak tarım bitecek diye bir olay yok. Çünkü kentin tarıma dayalı sanayi diye projeleri var o yüzden tarım potansiyelinin bitireleceğini sanmıyorum.
DİLAN: Gecekondu bölgesi de daha önce tarım alanıymış. Zamanla yer olmadığı için konut alanına dönüştürülmüş.Çok bilimsel bir veri yok tabi elimizde yani zaman gösterir.
IRMAK: Minibüsler en fazla saat 22.00 - 23.00'a kadar sürüyormuş.
SINIF: HAAYIIR NE 22.00'I, 19.00-20.00'A KADAR FALAN SÜRÜYOR!
(Tabi bu saatleri yazıya bu şekilde aktarmam garip oldu ama)
GAMZE: Benim sorunum yeni yapılan apartmanlarla. Bu yapıların Selçuk'un genel mimarisiyle alakası yok, hepsi birbiriyle aynı: Fransız balkonlar, 4 katlı evler... Ve daha evler satılmadan hoop hemen başka bir inşaata başlanıyor.
İSMAİL: Açıkçası buna katılmıyorum çünkü zaten Selçuk'ta özel bir mimari doku görmedik ki bozulacak bir geleneksel dokudan söz edilsin.
GAMZE: Evet mimari açıdan yok belki ama, çoğu evin kendi bahçesi, kocaman avluları var. Yeni yapılan binalarda bunlar yok.
SAFA: Gecekondu önleme bölgesinde çalışıyorduk biz ve dikkat ettiğimiz ilk şey sokaklarda hiç yağmur sularına ait mazgal yoktu. Genelde yeraltı kuyu (kuyu mu? ne kuyusu? neler oluyor bir saniye?) mazgalları vardı, üzerlerinde cereyan yazan mazgallar vardı ancak yağmur suyu mazgalları yoktu.
DEMET HOCA: Demek ki planlı bir alan olmasına rağmen altyapıda bazı sıkıntılar var!
KÜBRA: KÜÇÜK MENDERES NEHRİ SU KİRLİLİĞİ YAŞIYOR!
KÜBRA: KÜÇÜK MENDERES NEHRİ SU KİRLİLİĞİ YAŞIYOR VE RENGİ SİYAHA AKIYOR!)
FİDEL: Ben bu kirliliğin nedenini söyleyeyim. Biz Selçuk'ta ekonomik yapıyı incelerken balıkçılarla konuştuk. Zaten şehrin tek bir balıkçısı vardı. Bunun nedenini merak ettik çünkü denize kıyısı olan bir kentte neden balıkçılık bu kadar az gelişmiş olabilirdi?
KÜBRA: Torbalı ve Tire bypass yöntemiyle atıklarına buraya atıyorlarmış çünkü!
FİDEL: Evet, ayrıca zeytinlerin hasat zamanlarında yine kirli su bu nehre bırakılıyormuş. Buradan da denize gidiyormuş. Dolayısıyla zamanla denizdeki balıklar ölüyormuş ve bununla birlikte kıyıdaki balıkçılık da ölmüş.
ILGA: Ayrıca sanayi atıkları filan hep burada birikiyor. Cıva oranı %95'miş hatta. Nehir zaten siyah görünümde ve bu atıklar sadece denize değil, tarım topraklarına da karışıyor.
KÜBRA: Ki belediye bunlarla ilgili çalışmalar yapmış, imzalar toplamış, dilekçeler yazılmış. (nihai rapor da yazılmış bize linkini atacak). Ancak bu kadar araştırmanın sonucunda hiçbir çözüm bulunamamış. Sadece bazı fabrikalar para cezası yemişler ancak bu olayın gösteriş amaçlı olduğunu söylüyorlar.
NAZLICAN: Bir diğer sorun da bence cadde ve sokakların isimlerinin değiştirilip onlara yabancı isimlerin verilmesi. Halk arasında sokaklara yeni isimler söylendiğinde tanınmada sıkıntılar oluyor. Üstelik yabancı isimleri insanlar söylemekte zorluk da çekebiliyor, ben sokaklara verilen bu isimlerin Türkçe olmasından yanayım.
MERVE S.: Ben sosyal açıdan bir problem gördüm. Özellikle belediye ve halk arasında büyük bir iletişimsizlik var. Anketlerde belediyeden memnun musunuz diye sorduğumuzda genelde evet cevabını alıyoruz ancak nedenini sorduğumuzda "çünkü benim partim" gibi cevaplar verenler de çok oluyor. Ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını sorduğumuzda genelde altyapı, su kesintileri gibi belediye hizmetlerinden bahsediyorlar.
BÜŞRA C.: Kent Belleği'nde de söylemişlerdi, burada büyük bir otel eksikliği var. Turist gelsin istiyorlar ancak kalacak yer yok. Bu yüzden turist gelse de günübirlik kalmak zorundalar. Büyük grupları ağarlayabilecek büyüklükte bir otel yok.
İREM: Katılıyorum. Mesele gemilerle gelen turistler Selçuk'a hiç uğramıyorlar. Buraya belki bir liman yapılırsa turist çekilebilir.
ŞİPRİM: Ben teknik ve kolayca çözülebilecek bir problemden bahsedeceğim, Cumhuriyet ve Atatürk Mahallelerini gezdik biz ve sokaklarda yeterince çöp kutusu ve konteynır yoktu.
SİBEL: Belki çok çöp konteynırı yok ancak sokaklarda da aşırı bir kirlilikten bahsedilemez bence. Belediye sabah akşam çöpleri topluyormuş, sokaklarda hani yürürken atılan ufak tefek çöpler dışında ağır bir kirlilikten söz edilemez.
GÜNEŞ: Sibel hangi mahalleden bahsediyorsun ama her mahallede farklı sorunlar olabilir. Bir mahallenin sokakları temiz, bir mahallenin sokakları kirli olabilir.
SEZİN: Ben Büşra'nın dediği otel mevzusuna değineceğim, Selçuk'ta kat sınırı var ama, buraya yapılacak büyük bir otel Selçuk'un yapısını bozmaz mı?
ERBATUR HOCA: Yüksek bir otel olması gerekmez ki.
BÜŞRA C.: Evet, az katlı sempatik otellerden bahsediyordum aslında ben.
FİDEL: Aslında burada talep olmadığı için de otel yapılmıyor olabilir. Eskiden 400-500 pansiyon varmış buralarda. Ancak turizm azalınca bu talep de azalmış. Bu yüzden de yapılmıyor olabilir.
ARADAN DA İNSAN KALDIR KEVSER!
MERVE H.: Çok fazla sit alanı var. Ve bu sit alanlarının bazıları tarım arazilerine denk geliyor. Bu sebepten arazi fiyatları buralarda çok yükselmiş.
MUHAMMET: Biz mesela 14 Mayıs Mahallesi'nde çalışıyorduk. Ve çocuklar için oyun alanlarının yok denecek kadar az olduğunu gördük. Hatta yok yani. Yapım aşamasında varmış birkaç tane. Yani kısacası yok ya!
EBRU: Bizler Zafer Bey Mahallesi'nde çalıştık. Orada da oyun alanları eksikti. Ve çocukların oyun alanı olmadığı için kapı önünde, sokaklarda oyun oynayan çocuklardan halkın bir kısmı rahatsız oluyorlardı.
GÜLİZ: Biz cumhuriyet Mahallesi'nde çalışıyorduk. Mahalle bitiminde bir lunapark vardı ama tam anlamıyla bir görüntü kirliliğiydi. Çocuklar oradan oraya kendi kendilerine atlıyorlar falan. Yani tehlikeli de ayrıca. Orası yıkılıp daha iyi bir alan yapılabilir.
(Söylemeden geçemeyeceğim, hakkaten biz de orayı gördük ve görevli adam atlıkarıncayı kendi döndürüyordu!)
YAĞMUR: Aslında bu çocuk oyun alanlarının yapılmamasının şöyle bir sebebi var. Aslında normalde bu alanlar yapılıyormuş ancak çevredeki insanlarla konuşunca bu alanlardaki oyun yerlerinin çalındığını öğrendik! Baya baya böyle vidasına kadar :D
MERVE S.: ARGO KULLANABİLİR MİYİZ HOCAM! mülakatlardan kaynak diye gösteririz tırnak içi:D
ERAY: Hatta bütün parklar ortalama 4 defa filan ihaleye çıkmış parçaları hep çalındığı için.
EDA M.: Efes'e günde 20.000 turist geliyormuş. ve hani 50 milyon tl gelirin %95'i Kültür ve Turizm Bakanlığı'na gidiyormuş. Efes'in restorasyonu ve kazı çalışmaları da Avusturyalı bir ekibe yaptırılıyormuş. Neden?
YAĞMUR: Ama onlar bu konuda bilgili insanlar.
EDA M.: İşçiler de Avusturyalı.
SİBEL: Aslında %2,5'u kalıyormuş, %5'i değil. Ama bence asıl soru bu olmalı. Bundan önce 50 milyon tl geliyordu da ne oldu yani. Eskiden ne oluyormuş o kadar paraya, ne yapılıyormuş bununla?
ERBATUR HOCA: Bunu bir araştırın bakalım, otopark gelirleri filan bunun içinde mi, bu konuda biraz bilgi yetersizliği var sanki.
İSMAİL: Ya bir şey diyeceğim, gelirin düşük olduğunu düşünüyorsunuz da 2,5 milyon lira az mı acaba? :D Türkiye geneline baktığımızda en çok kazanan belediyelerden bir tanesi Selçuk Belediyesi ve bu paranın kültür ve turizm bakanlığına gitmesi dokunmuş sanki arkadaşa ama Efes sonuçta selçuk sınırları içerisinde ama dünyaya bedel bir yer değil mi acaba?
EDA M.: Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın o parayı alıp Efes'e yatırdığı ne malum?
SINIF: MODERATÖR KONUŞTU ALKIIŞŞ!!
GİZEM: Ben üst geçitlerden bahsedeceğim. Mesele tren yolunun geçtiği yerde üst geçit var. Neden yaşlı nüfus burada bu kadar fazlayken böyle yüksek geçitler var. Üstelik asansör falan da yok.
GÜNEŞ: Gizem kaç tane üst geçit gördünüz? Çok az var, biz de karşıya üst geçitle geçtik ama bir yerden sonra onlar bitiyor ve insanlar direkt tren yolunun üzerinden geçiyor. Zaten alt ve üst geçitleri halk da pek kullanmıyor. Bi de asansör mü yapacaklar.
HÜRRİYET HOCA: Araba geçişi de vardı.
HALENUR: Bir de takıldığım bir konu, kaldırımların ortası hep ağaç. Yani kaldırımda geçişi engelleyen bir şey var mı sorusuna hep ağaç diye cevap verdik. Engelli biriyle konuştuk, geçiş baya engelleniyormuş, üstelik kaldırım rampaları da çok yüksek
SEYHAN: Aslında kaldırımın üstüne ağaç yapmamışlar, önce ağaçlar varmış etrafına kaldırım yapılmış.
DERYA: Şey, sinema yok! Küçük de olsa olsun yani!
HALENUR: Daha önce sinema açılmış ama halk sesten rahatsız olmuş ve insanlar gitmiyor diye burayı kapatmak zorunda kalmış belediye.
İBRAHİM: Aslında ben sinemaya gitmiyorlar diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Çünkü tiyatroya oldukça ilgililerdi, bence sinemaya da giderler.
İSMAİL: Tiyatro bedava diye gitmişlerdir.
ZEYNEP Ö.: Biz İsa Bey Mahallesi'nde çalışıyorduk. Kale kısmı tarafında. O tarafta konut olan kısımların çoğunda aydınlatma yoktu. Hatta biz oradayken küçük bir kız geçiyordu yoldan, yani o kızın hali yarın öbür gün ne olur? :D
ALP: Biz 14 Mayıs Mahallesi'ndeydik ve orada genelde hep gecekondu tipi yapılar vardı. Ancak o yapıların arka kısmında dağın eteklerine doğru yeni bir site inşa edilmiş, lüks dublex daireler filan.
MUHAMMET: Belediye başkanı da kadınmış.
ALP: Böyle sokakta duruyorduk ve bir yanımızda havuzlu lüks villalar, öteki yanımızda gecekondular vardı, o sitelerin önünde bostanlık alanlar vardi, işçiler oralarda çalışıyordu. Bana aynı mahallede böyle keskin sınırlar olması doğru gelmedi.
İSMAİL: Ne yani, fakir diye o halkı başka bir yere mi taşıyalım?
DİLAN: Bundan ne gibi bir sorun doğabilir ki?
ALP: Bir de 14 Mayıs Mahallesi'nde sadece 2 tane bakkal vardı.
DİLARA: Aslında Alp'in demek istediği kopukluk. Gecekondu ve lüks evler kaynaşamamış. Sorun bu.
ERSİN: Cumhuriyet Mahallesi'nde çalışırken, sanayi bölgesinde otopark sorununu farkettik. arabalar genelde sokaklara veya boş çimlik alanlara falan park ediyorlar.
ERBATUR HOCA: Peki buranın havası mı daha güzel yoksa Selçuk'un havası mı?
SEYHAN: Selçuk'ta hava kirliliği yokmuş deniyor. Bunlar hep ölçülmüş. Aslında hava baya ağır duruyor ama bu basınçtan kaynaklı doğal bir olaymış. Yoksa herhangi bir hava kirliliği yokmuş. Bir de bence buraya doğalgaz gelmeli, ancak yerel CHP olunca AKP engellemeleri yüzünden gelemiyormuş.
KEVSER: Artun biraz da sen konuş.
ARTUN: Ben aslında bir soru sorabilir miyim ya? Ona göre yorum yapacağım çünkü. Ben bu tarıma dayalı sanayileşme hakkında bilgi almak istiyorum. Mesela geçici göçten bahsediliyor ama insanlar işsizlik için turizmi ve sanayileşmeyi ön plana çıkarıyor ama oranın doğal bir yapısı var sonuçta. Oranın iş imkanlarının arttırılması, doğal alanı da etkileyecek gibi geliyor. Böyle devam ederse göçler kalıcı olacak sonra bir nüfus artışı olacak, hem de doğal alanlar azalacak. Yani eğer işsizlik engellensin isteniyorsa önce Türkiye'nin iş imkanları arttırılmalı bence.
SEDA: Yabancı turistlerin buraya gelmesinden bahsediliyor evet önemli bir gelir kaynağı bu ama, burada öncelikle iç turizm yokolmaya yüz tutmuş. Mesela eskiden Pamucak Sahili2ne çadırlar kuruluyormuş, tati yapılıyormuş. Ama sonra buna yasak getirilmiş ve buralara lüks oteller yapılmış, tamamen farklı bir kitleye hitap eder olmuş. Bu tarihi alanlarla kent arasındaki kopukluk turizmde de var. Yani orada yaşayan halk önce oralardan yararlanamayacaksa bunun ne anlamı var?
ÖZGENUR: Otogar şehrin çok merkezinde. Bir de mekan olarak çok küçükmüş, ancak belediyeden görüştüğümüz bir mimar burada otogar için daha büyük bir alan bulunamadığını söyledi.
SİBEL: Ama zaten ulaşıma pek ihtiyaç yok demiyor muyuz. Halk zaten o küçük otogarla yetiniyor. Zaten olan bir şeyi neden büyütelim, şehirde başka sorunlar, başka eksiklikler varken?
İSMAİL: Hem merkezde olması gayet iyi bence, çünkü hem şehiriçi hem şehirlerarası ulaşım hep oradan sağlanıyor. Selçuk içinde de taksi her yere 10 lira.
SİBEL: Ama şöyle bir durum da var ki, yaşlılar hep evde tıkılmak zorunda kalıyor, otobüs filan yok, gezemiyorlar, yürüyemeyebilirler.
YAĞMUR: Açıkçası çık gezen desen çıkmaya da pek hevesli değillerdir.
BÜŞRA G.: Arazi kullanımı yaparken şöyle bir sorunla karşılaştık. Mesela aynı yapı adasında aynı numara birden fazla eve verilmiş. O yüzden baya karışıklık yaşadık.
ŞEYMANUR: Ben camilerin bir vakitten sonra kilitlenmesine dikkat ettim. Camiler 18.00 civarı kilitleniyormuş çünkü hırsızlıklar çok oluyormuş.
GÖZDE: Bir de otellerle ilgili, Pamucak Sahili'ndeki oteller kendilerini Kuşadası'na bağlı gibi pazarlıyorlar. Hayır, Selçuk'un plajını işgal ediyorsun ama gidip Selçuk'u tanıtmıyorsun. Tabi Selçuk'taki bir otele gidiyorum deyince oluşan algıylai Kuşadası'na gidiyorum deyince oluşan algı farklı. Bir de havaalanlarında eğitim amaçlı yapılan uçuşlar sırasında, mesela ambulans uçakları inip kalkarken yarattıkları titreşimle buradaki tarihi alanlara zarar veriyormuş.
ECE: Aslında Büşraların yaşadığına benzer bir olay biz de yaşadık. Ama daha ilgincini. Mesela bir kapıda birkaç tane numara gördük. Bir de otelin karşısındaki su kemerlerinin olduğu alan tam bir araba hurdalığı gibi duruyor. Tamamen yaya yolu olmasına rağmen araçlar oralara park ediyor, engelliler oralarda geçemiyor. Ticari işletmeler yolu kesiyor ve sürekli yaya yollarında motorlar dolanıyor!
SEDA: Mesela motorlardan bahsettik, bisiklet görünce sevindik ulaşım kolay diye, ancak bu kentte bisiklete uygun ulaşım yolu yok, yer döşemeleri uygun değil. Ve motorlar çok eski olduğu için çok ses çıkarıyorlar.
İSMAİL: Sesten ziyade kaldırımlarda sürmeleri bence problem. Bir de motor sayısını öğrenmek istiyorduk buradaki çünkü hakikaten herkesin motoru var.
KAKAMYRAT: İsa Bey Mahallesi'nde sit alanları çok fazla var. O bölgede genelde orta gelirli insanlar yaşıyor ve konutlarını satmak isterlerse arkeolojik alanda olduğu için satamıyorlar veya yeni yerler satın alamıyorlarmış.
AYLAR: Biz Zafer Bey Mahallesi'nde çalışırken binaların arkasındaki gereksiz onca boş araziyi fark ettik. Vergisi ödeniyor ancak boş diye o alanların temizlemesi yapılmıyor ve orada yaşayanlar bu görüntüden şikayetçi.
GİZEM HOCA: Ya arkadaşlar siz de bir kaşıntı sorunu yaşamadınız mı?
ERBATUR HOCA: Peki üniversitede orada yaşamak veya okumak ister miydiniz?
EDA K.: Açıkçası ben çocukluğumu orada geçirmek isterdim ama bu yaşta orada yaşamak istemezdim. Küçük yaşta hani mahalle arkadaşlıkları doğal çevre filan güzel ancak bu yaş grubu için fazla oyalanacak bir etkinlik yok.
HÜRRİYET HOCA: Peki yaşlılığınızı orada geçirmek ister miydiniz?
(Emekli şehri olduğu için ilk bakışta uygun bir alan gibi gözükse de hastanelerin ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği dolayısıyla orada yaşamak istemeyenler sınıfta baya fazla.)
ERDAL: Ben kültürel doku sorunu olduğunu gördüm. Kent kaynaşamamış. Bir caddede yürürken bir taraf başka bir dünya öteki taraf bambaşka bir dünya. Mesela İsa Bey Mahallesi'nde yapılar çok dar. Bambaşka bir kültür var orada. Zaten ilk yapılan mahalleler. Bunun dışında köken olarak farklı insanların yaşadığı bir yer orası. Bu kültürler bu insanlar nasıl kaynaşabilir?
ARTUN: Bence bu kültürel farklılaşma olmalı. Ama bu farklılaşma bir kültürün diğerini ezmesi veya zengin-fakir çatışması gibi değil de bir kültür kardeşliği gibi olmalı. Çünkü kültürler kaynaştıkça, o kültür yok oluyor. Bence bu farklı kesimler kültürlerini yaşatabilmek adına kökenlerinden gelen geleneklerini devam ettirmeliler.
ERDAL: Ben farklılıkların bir arada yaşanabilmesinden bahsediyorum.
ERBATUR HOCA: Fiziki sorunlaar!
CEYDA: 14 Mayıs Mahalllesi'nde tek katlı binalar vardı sobayla ısınıp odun yakan. Hatta tüpleri filan bitmesin diye yemeklerini bile odunda pişiriyorlardı. Çünkü belediye odunu bedavaya veriyormuş. Bence belediyenin bunu özendirmesi kötü bir durum.
SELEN: Doğalgaz yok, o yüzden soba yakılınca çok kötü durumlar oluyordu.
YAĞMUR: Bence doğalgaz olsa da çalıştırmazlar çünkü pahalı.
DİDAR: Biz 50 kişiye iş yeri anketi yaptık ve bunlardan sadece 2 tanesi üniversite mezunu, çoğu okumamış bile.
YUNUS: Okur yazar oranı yüksek, orası tamam. Ama genelde çoğu kişi ilkokuldan sonra okumamış. Bence öncelikli olarak buradaki eğitim seviyesi yükseltilmeli.
JEMSHIT: Sokaklarda telefon kabloları görsel kirlilik yaratıyordu.
MELİS: İsa Bey'de çalışırken kaldırıma pek rastlamadık. Hatta bazı evlerin bahçe duvarlarının üstünde cam kırıkları var hırsız girmesin diye. Korkutucu!
FUNDA: Ben hiç billboard görmedim. Orada hayattan kopuk gibiydim yani, hiç haber alamadım.
(BİR NE GÖRMEDİN?, heh tamam billboard, huh)
YASEMİN: Bir de el yapımı çantaların filan fiyatlarını sorduk, bu aslında 350 lira filan ama siz yerlilere 200 yaparız dediler. (Kazıklama?)
ÖZGENUR: Yollarda asfalt yok. Genelde hep beton. Kaldırımlar kötü durumda. Altyapı düzenlemesinden sonra kazılmış ve sonradan düzeltilmemiş.
NADİN: Yağmurlar için mazgal göremedim.
BÜŞRANUR: Kaldırımlar çok yüksekti ve düzensizdi, yürürken neredeyse düşüyorduk!
ERAY: Bir de su kesintileri filan oluyormş, faturalar yüksek geliyormuş.
İSMAİL: Ben kesinti çok olmuyor diye duydum ama hakikaten su çok pahalıydı. Kimi musluktan içiyor ama kimi de içmiyor.
AYŞENUR: Bazı mahalleler var, hava kararmaya başlayınca siz buradan gidin diyorlar. Gece güven problemi var.
MELİH: İktidarın AKP, yerel yönetimin CHP olması bence büyük bir sorun. Örneğin AKP ilçe başkanıyla konuştuğumuzda buralara daha iyi bir hastane, adliye, alışveriş merkezi yapılsa keşke filan dedi ancak CHP ile konuştuğumuzda bu belediyenin değil iktidarın görevi diye cevap verdi.
İSMAİL: Herkes 90'larda çok iyiydi buralar diyor, önceki belediye çok iyiydi filan diyor da, ama önceki belediye de aynı kişi diyemedim de yani!
MUHAMMED ALİ: Araç girişi zor.
BATYR: 30-40 senedir burada yaşayanların bazıları hala antik yerleri görememişler çünkü fiyatları çok pahalı geliyormuş.
TUĞBA: Çok fazla sinek var. 14 Mayıs Mahallesi'nde daha önce hayvan besleniyormuş ama şimdi bu kaldırılmış. Buna rağmen yine millet bodrumunda filan beslemeye devam ediyormuş.
EZGİ: Sitenin arka bahçesine sokak ismi vermişlerdi. Sokak olmaması gereken yerlere yani.
MEHMET: Bazı yerlerde yıkıntı halde yerler vardı, içinde kimsenin yaşamadığı.
EMİNE NAZLI: Hava karardıktan sonra neden eve dönelim diye sorduğumuzda "tinerciler var" cevabını veriyorlar. Hayır bu cevabı verebiliyorlar da madem böyle bir sorun var buna neden engel olmuyorlar?
MERVE H.: Hükümet Konağı'nın oradaki tinerciyi görmedik biz. Bir kız yanımızdan geçerken korkmayın sakın başınızı eği ve hızlı yürüyün dedi bize çünkü yanımızda tinerci varmış. Ardından belediyeye gidip bunu sorduğumuzda nerdekinden bahsediyorsunuz, hee o bizim Cenk ya! gibi bir tepki aldık. Aslında o çocuk baya zekiymiş, anadolu lisesinden mezunmuş ama kurtaramamışlar.
ERBATUR HOCA: Sokak hayvanları?
ZEYNEP B.T.: Mesela sokaklarda hep buraya park yapmak yasaktır gibi trafik levhaları var ama kimse dinlemiyor. Sokak boyunca bir sürü araba park etmiş. Bu arabalara ceza kesilmiyor mu?
ERBATUR HOCA: Kevser son olarak sen de bir şeyler söyle hadi!
KEVSER: Ben arkadaşşlarıma katılıyorum. Açıkçası her şeyi söylediler.
ERBATUR HOCA: Olmaaz olmaaaz.
KEVSER: Ee oldu yani. Açıkçası moderatörüm diye rahat davrandım ben, çalışmadığım yerden geldi bu soru!
ERBATUR HOCA: Zeynep, hiç sorun söylemeyen arkadaşlar için "bu şehirde hiç sorun yok!" dediklerini kaydeder misin bakayım!
Kaydettim valla. Herkese iyi okumalar!