*Ona bende en sevdiği yere dokunmasını söyledim.
Elleri dudaklarıma gitti.*
"Dudaklarım mı?" *Dedim şaşkınca*
"Gülüşün" *Dedi beklemediğim bir şekilde.*
NASA
One Nice Bug Per Day

No title available

blake kathryn
🪼

Discoholic 🪩
AnasAbdin

❣ Chile in a Photography ❣
$LAYYYTER
taylor price

pixel skylines
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
noise dept.
Jules of Nature
Game of Thrones Daily

JBB: An Artblog!

No title available
dirt enthusiast

祝日 / Permanent Vacation

Origami Around

seen from Italy

seen from South Korea
seen from Germany
seen from Netherlands
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Portugal
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Netherlands

seen from Spain

seen from Malaysia
seen from Malaysia
@priw4daisy2
*Ona bende en sevdiği yere dokunmasını söyledim.
Elleri dudaklarıma gitti.*
"Dudaklarım mı?" *Dedim şaşkınca*
"Gülüşün" *Dedi beklemediğim bir şekilde.*
Çişim gibi aniden gelsen
Çişim gibi aniden gelsen
Her yere uyum sağlayabiliyorum, çünkü hiç bir yere ait değilim...
Birini sevmek silahın şarjörünü doldurup onun eline verip namluyu kendine doğrulamak gibi bir şey
İse gitmen gerekiyor geç kaldın, hızlı giderken yetişmeye çalışan minik bir beden fark ediyorsun. Adımlarını yavaşlatıp sana yetişmesini sağlıyorsun. Senin bir adımın onun iki üç adımı, boynunda beslenme çantası takılmış senin güvencinle yürüyor yolda. Aynı istikamette gittiğiniz belli. Yine normal bir şekilde yürürken aniden aklına Osmanlı zamanında adımlarını çocukların adımlarına eşitleyip bir nevi saygı gösterecek kadar değerli bir dönemdeki hareket geliyor. Adımlarını o miniğe göre ayarlıyorsun. Hissediyor belki, bu yüzden adımlarını hızlandırıyor. Sende adımlarını hızlandırıp aynı hizaya gelmeye çalışıyorsun. Ve bu onu bir oyuna çevirip hafif koşuyor, kapıya ilk yetişen kazanır. Söylenerek anlaşılan bir oyun değil, hislerle bir anda ortaya çıkan bir oyun. Tebessüm oluşuyor dudaklarında, masumluğuna etkileniyorsun kim bilir. Sonra koşmaya başlayınca minik beden, sende oyuna eşlik edip yaşını unutup onun geçmek ister gibi ama asla geçmeye niyetli değil. Sonra o kapıya senden önce gelince durup arkasını dönüp sana bakarken tebessüm ediyor, işte o an kalbine giden bir sıcaklıkla eğilip yanaklarından öpüp okula giriyorsunuz.
İse gitmen gerekiyor geç kaldın, hızlı giderken yetişmeye çalışan minik bir beden fark ediyorsun. Adımlarını yavaşlatıp sana yetişmesini sağlıyorsun. Senin bir adımın onun iki üç adımı, boynunda beslenme çantası takılmış senin güvencinle yürüyor yolda. Aynı istikamette gittiğiniz belli. Yine normal bir şekilde yürürken aniden aklına Osmanlı zamanında adımlarını çocukların adımlarına eşitleyip bir nevi saygı gösterecek kadar değerli bir dönemdeki hareket geliyor. Adımlarını o miniğe göre ayarlıyorsun. Hissediyor belki, bu yüzden adımlarını hızlandırıyor. Sende adımlarını hızlandırıp aynı hizaya gelmeye çalışıyorsun. Ve bu onu bir oyuna çevirip hafif koşuyor, kapıya ilk yetişen kazanır. Söylenerek anlaşılan bir oyun değil, hislerle bir anda ortaya çıkan bir oyun. Tebessüm oluşuyor dudaklarında, masumluğuna etkileniyorsun kim bilir. Sonra koşmaya başlayınca minik beden, sende oyuna eşlik edip yaşını unutup onun geçmek ister gibi ama asla geçmeye niyetli değil. Sonra o kapıya senden önce gelince durup arkasını dönüp sana bakarken tebessüm ediyor, işte o an kalbine giden bir sıcaklıkla eğilip yanaklarından öpüp okula giriyorsunuz.
Birini sevmek silahın şarjörünü doldurup onun eline verip namluyu kendine doğrulamak gibi bir şey
o artık kimseden zarar görmemek için kafasının içinde bir düzen kurdu orda yaşıyor.
Dünya hassas kalpler için cehennem olabilir.
"Seni olduğun gibi kabul edemezdim,
Çünkü sen, benim içimde büyüttüğüm o devasa sevgiye çok küçüktün.
Ben senden gitmedim;
Ben, senin bendeki gölgeni uğurladım."
"Hikayenin sonunda anladım ki; ben seni bir lütuf sanmıştım, meğer kendi kalbimin güzelliğini sana yansıtmışım. Ayna kırıldı, büyü bozuldu."
"Hikayenin sonunda anladım ki; ben seni bir lütuf sanmıştım, meğer kendi kalbimin güzelliğini sana yansıtmışım. Ayna kırıldı, büyü bozuldu."
"Seni olduğun gibi kabul edemezdim,
Çünkü sen, benim içimde büyüttüğüm o devasa sevgiye çok küçüktün.
Ben senden gitmedim;
Ben, senin bendeki gölgeni uğurladım."