Hayırsızsa da olsun diyecek kadar çok sevdik bazılarını
Interview Vampire Daily
Lint Roller? I Barely Know Her
todays bird

shark vs the universe
Sweet Seals For You, Always
Fai_Ryy
🩵 avery cochrane 🩵
official daine visual archive
I'd rather be in outer space 🛸
The Stonewall Inn
tumblr dot com
taylor price

Origami Around
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

#extradirty

ellievsbear
Keni
art blog(derogatory)

bliss lane
Color Me Curious
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Vietnam
seen from Poland
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Singapore

seen from Japan

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Japan
@rametheb
Hayırsızsa da olsun diyecek kadar çok sevdik bazılarını
"Yatalım mı yatmayalım sevişelim mi sevişmeyelim sarılıp sevinebiliriz sarılıp sevinmekle yetinelim neden çünkü çok yoruldum ben bana kadın olduğum yerden dokunma artık insan olduğum yeri bul"
(Bilge Ulusman)
"İnsan olduğum yeri bul"!!!
SEN ÖNCE KENDİ AKVARYUMUNUN CAMLARINI KIR
Gün batımına karşı oturmuştuk, Usul usul kararıyordu gökyüzü ruhlarımız gibi. Sanki bir şey söyleyecekti de, söyleyemedi ! Ben de pek bahsetmezdim kimsesizliğimden. Kimse acısın istemezdim, kimsesizliğime. Kimse bilsin istemezdim içimde kopan fırtınaları, Korkuyla uyandığım gecelerde, çarşaflarımı dişleyerek ağladığım anlaşılsın istemezdim... Az konuşur, sık sık gülümserdim. Bir yolunu bulur, alay ederim herşeyle. Herşeyin gülümsetecek bir yanını bulurdum. Dev acıların, koca üzgünlüklerin bile ! Ve hatta mahvolmuşluğuma rağmen... Ayaklarımızı uzatmıştık denize karşı. Deniz yeni ütülenmiş çarşaf gibi, sakin. Yüzüme baktı, Gerdanıma, göğüslerime.. Tam gülecektim ki, cümleleri fermuar oldu dudaklarıma. "Sen" dedi "Şu denizin dibindeki balıklara benziyorsun. Onlar kadar çaresizsin. Hem birileri seni oradan çekip çıkarsın istiyorsun, hem kaçıyorsun yanına yaklaşmaya çalışan herkesten. Korkuyorsun ! Bunu inkar edeceksin. Hatta en çok korktuğunu inkar edeceksin... Boğulmaktan yorulmadın mı ? Ne kadar saklayabilirsin kahkalarının ardındaki özlemlerini ? Ayakların parçalanana kadar koşsan bile kendinden kaçabilir misin ? Seni alay edemediğin şeyler öldürecek !" Daha fazla kırılmamak adına etrafıma ördüğüm yüksek duvarlar, üzerime çöktü. Gidip birilerini öldürmek, birilerine küfür etme ve birilerine sımsıkı sarılmak istedim. Bağırmak istedim, sonsuz acımı ! Bir caddenin ortasında hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim. Gırtlağıma parmak sokup içimde biriken nefretleri kusmak istedim. Özür dilemek istedim birilerinden.. Bu içime kapanmışlığımın zincirlerini kırmak istedim. Güçlü gözükmek değil, güçlü olmak istedim. Dönüp yüzüne sağlam bir kahkaha patlattım. "Hadi lan ordan!" dedim. "Sen önce kendi akvaryumunun camlarını kır.
Duygusuz olduğum için beni affedin. Hepsini harcadım. Bir ölüde acıma duygusunu harcadım. Bir aşkta sevme duygusunu, çocukluğumda merhameti… Öylece duruyorum şimdilerde. İçimde umut yok değil ama ha söndü ha sönecek ışığı. Eller yabancı gözler yabancı. Herkes önce kendini severken ben başkalarını sevdim hep. Böyle böyle sevme duygumu kaybettim. Değer dedikleri şey var şimdilerde. Hüzün bir de. Eksikliğini hissetmediğim ve duygu namına kalan tek şey hüzün. O da ifadesiz. Kalıpsız. Ruhsuz… Bir köşede öylece oturabilirim. Düşünebilirim. Zaten tek yapabildiğim de bu. Düşünmek… Artılarımı eksilerimi. Ve ben hep eksilerdeyim. Öz güvensizlik değil bu. Karanlığa gömülmek. Bir kara delik. Evet duygusuzluk bir kara delik…
— Fatih Alıç - İçimdeki İnsanlar (Duygusuz)
Kimsenin hikâyesi daha acıklı değil kimseninkinden.Herkes hızla yaralanır, tam da aynı yerden..Birilerinin uysallaştıramadığı kızgınlıkları vardır.Birileri kırıldıkça keskinleşir.Birileri ışıklarını söndüremez geceleri, korkaklığından..Birilerinin gözü karadır,İpin ucunu bırakır dik bir uçurumdan sallanırken.
Yaşamak güzeldir, eğer bir ölüysen !
Herkesin içinde bir parça özlem kalır, dün de bıraktığına.Kimileri büyük telaşlara kapılır.Kimileri için önemini yitirir kapıyı kimin vurduğu suratına. Kimileri kaybetmiştir.Ve bence savaşmış olmak, kazanmış olmaktan daha mühimdir.Çünkü tarih, kaçanların değil vurulanların adını ezbere bilir.
Bazıları vazgeçmiştir aramaktan,Bazıları bulduğunun farkında değildir. Bazıları kaybolmuş gibi hisseder,Bazıları geri döner yolun yarısından.En baştan başlamaya kiminin hali yoktur, vakti kalmamıştır kiminin. Bazıları çekip gitmek ister,Bazıları mutlu sonlara inanmayı seçer. Herkesin vardır kıyamet ilan ettiği günler. Bunları boşver !
http://www.youtube.com/watch?v=uYEdQrpLrBI
Şiir okuyun allah aşkına. En azından sıradan bir kaç cümle yerine şiir okuyun sevdiklerinize. Bir farkınız olsun ötekilerden, sığınmayın o bir kaç cümleye...
nerden denk geldim yine ben buna dediğim şiir... en güzel doğum günü hediyem.. Üvercinka... en sevdiğin şiir sevdiğin tarafından gözlerinin içine baka baka okunulmuşsa,o senin en güzel hediyendir ve bir daha asla öyle bir hediye alamayacaksın demektir.. Zaten ondan sonra bir daha asla öyle bir doğum günü kutlamaya gerek duymayacaksın demektir.
Aşkın hiç ihtişamlısı yok ki. Seviyorsun o kadar. Şanslıysan seviliyorsun. Şanssızsan tek taraflı seviyorsun. Daha da şanssızsan önce sevilip sonra terk ediliyorsun. Aşkta mutlu son yoktur hep acı son vardır. Mutlu olduğun anı, bir son olarak göremeyeceğin için asla mutsuz son diyemezsin. Ama aşk acısıyla bile güzeldir. Sevmek güzeldir. Ben bu yüzden vazgeçmedim aşık olmaktan. Aşıksam eğer varım.
Bu şarkı, Tutunacak dalları kırılanlara, hem kendinden milyonlarca kez özür dilemek isteyip hem kendine acımasızca davranmaktan vazgeçemeyenlere, umursamaz tavrının ardında gözyaşlarını gizleyenlere, sevdiği kadınların - adamların yüzünü fotoğraflarına bakarak hatırlamaya çalışanlara.. Çocuk kalanlara, çocukluğunu özleyenlere, ucuz mumları üflerken dileyecek bir dileği olmayanlara. Kalan son damla umudunu cenaze törenine saklayanlara, babası ölenlere, hüznü kilosundan ağır olanlara, hayatını romanlara değil de korku filmlerine benzetenlere. Her gece bir şiirin içinde kaybolan, durmadan kaybolan, kendinin bile kendini bulamayacağı kadar kaybolanlara... Korkularının üstünde tepinenlere, hayatı sikilmişlere. Bir telefon konuşmasının soğukluğuyla üşüyenlere, bir kez daha birilerinin sesini duyabilmek için açılmayacak bir telefonu milyonlarca kez arayanlara, telesekretere konuşamayanlara.. Çok içenlere. "Rakı doldur eksilmesin !" diye bağıranlara, Kadehini masaya vururken "Burada olmayanlar için." diyerek birilerine olan özlemini bastıranlara, Sarhoş olanlara yine de sarhoşluğunun ardına sığınmayanlara.. Sırtındaki bıçak izleri dikiş tutmayacak kadar derin olanlara, bazen kalabalık bir caddeye çıkıp "Hepiniz orospu çocuğunuz lan !" diye haykırarak kendini linç ettirmek isteyenlere.. Masumiyetini yitirmeden yaşamaya çalıştıkça ezilen - dışlananlara. Takati kalmayanlara, "Neyse" diyerek sustuğu her cümlesi küfür barındıranlara. Kural, yasa, yasak sevmeyenlere. Kısacık ömründe tükenmez yorgunlukları olanlara. Kırıldıkça keskinleşenlere ! Cemal Sürey'anın şiirinde bahsettiği o "..sabahtan akşama kadar kurşuna dizilenlere" Herşeye rağmen kalbinin bekaretini kaybetmeden yoluna devam edebilenlere. Yanınızda yürümesini hayal ettiklerine, yanınızda yürürken kaybettiklerinize gelsin..
Sonra ne oluyor biliyor musun ? Geçiyor. Bir zamanlar uğruna dünyayı karşına alabileceğin adam yabancılaşıyor sana.. Adım adım uzaklaşıyorsun.. Kör kalsa, yatalak olsa, bacaklarını kaybetse vazgeçmeyeceğin adamın buna hiç değmediğini farkediyorsun.. Bir an geliyor bir şeyler kırılıyor içinde. Bir şeyler dökülüyor.. Sonra ne oluyor biliyor musun ? Ölmeye gidiyoruz diyerek ellerini tutsa, tereddütsüz gideceğin adamı hayretle izliyorsun.. Usul usul ağlıyorsun bir yerlerde, gidişine değil haketmeyişine.. Bir an geliyor, dayanamıyorsun. Sonra ne oluyor biliyor musun ? İp kopuyor en sağlam yerinden. En güvendiğin adamın bıçak izi kalıyor sırtında.. Kelimelerle anlatılamayacak kadar sarsılıyor hayallerin. Grileşiyorsun. Oysa biraz umudun olsa, Cinayet işlerdin uğruna. Bu kadar çok düşmüş olmasaydın, daha güçlü kalkardın ayağa.. Biliyorsun. Çaresi yok, en çok buna yanıyorsun. Sonra ne oluyor biliyor musun ? Anlıyorsun. Korkuyorsun. Öyle çok yormuş oluyor ki seni, Ve öyle eksiltmiş, Masumiyetine ateş edilmiş gibi hissediyorsun. Kimse o'nu senin kadar sevemez. Vazgeçerken, En çok buna üzülüyorsun.
Sahi sizin acılarınız yok mu ? Sizin kirli dünleriniz, yaralarınız, yarınsız kalmışlığınız ? Suçlarınız yok mu ? Sancılı geceleriniz, yürümüyor mu üzerinize yalanlarınız ? Hiç yalan söylemediniz mi siz ? İhanet etmediniz mi ? Korkularınız yok mu ? Hiç kaçmak istemediniz mi kendinizden siz ? Varoş yanlarınız, argo kelimeleriniz, küfürleriniz yok mu lan ! Hiç iğrenmediniz mi bakarken aynalara ? Niye anlatmıyorsunuz o rezil hayallerinizi ? Sikmek istediğiniz kadınlar ve sikilmek için sıraya girdiğiniz adamlardan neden bahsetmiyorsunuz ? Masum musunuz siz ? Kaç odası var hayatlarınızın, hangi odası daha karanlık, hangi odası daha tozlu, hangi odasının içine hapsettiniz yenilgilerinizi ? Siz hiç kaybetmediniz mi ? Sahi siz nasıl kaçıyorsunuz kendinizden. Vicdanınız zonklamıyor mu ara ara. Şeytanlarınız gözbebeklerinizden sırıtırken, sahi siz hiç kırılmadınız mı kendinize ? Parçalanmadınız mı ? Yok mu sizin de kendinize bile itiraf edemediğiniz gerçekleriniz, kendinizden bile sakladıkladıklarınız. Kabul edilmesi zor, Kabul görmesi imkansız lekeleriniz aklınızın bir yerinde rahatsız etmiyor mu sizi ? Kaçarak mı oynuyorsunuz hayatı ? Hiç bir kez, birgün kendi pisliğinizde boğulmaktan korkmadınız mı ? İçtiğiniz su takılmadı mı mesela gırtlağınıza, neden diye sorgularken buldunuz mu kendinizi yoksa boğazınızdan geçtiği an devam mı ettiniz aynı bardaktan aynı suyu içmeye ? Ölümler geç, ayrılıklar erken varmadı mı sizce de ? Kabuslar uzun sürmedi mi ? Kaçtıklarınız yok mu, kaçırdıklarınız ? Günahlarınızdan arınmak için yapmadığınız hiçbir şeyleriniz ve günaha girmek için adadıklarınız ? Ne kadar samimiydi kahkahalarınız ? Kavgalarınızın ne kadarı yumruk yumruğa ? Hiç dayak yemediniz mi siz, ağzınızdan kan gelinceye kadar ? Hep mi vurdunuz lan ! Hep mi dövdünüz o iri yarı adamları. En az on kişiydiler, hepiniz mi Cüneyt Arkın'dı ? Hepiniz Nazım gibi mi sevdiniz ! Hiç mi yok içinizde Neyzen gibi sikeniniz ? Sizin kırdıklarınız nerede, o hiç bahsetmediğiniz adiliklerinizi anlatsanıza biraz. Hadi açsanıza o kapının kilidini.. O kapıdan içeri kafanızı soksanıza. Kaç adamın bedeninde bıraktınız parmak izlerinizi ? Kaç kadının göğüslerine dil değdirip "sevda" süsü verdiniz. Bir dakika bakar mısınız; Bir bakirenin vajinası kadar dar ama o övündüğünüz penisleriniz kadar büyük değil sevmeleriniz. O fotoğrafı ben ellerim titreyek çekmiştim mesela, gözlerimden fışkırıyordu telaşım. Korkmuştum Ben senin ellerine dokunamazken bile, oynamıştı aklım incinirsin diye. O fotoğrafı çekerken ben, senin gözlerin ela ela yeşermişti. Nefes alamamıştım. Ve ben senin fotoğraflarına bakmaya bile kıyamamıştım Gitmiştin.. Senin gittiğin gün ben, hayatımın bir odasını ben bir daha hiçbir zaman açmamak üzere kitlemiş, Ve her geçen gün kapı deliğinden içine, bir yalan, bir ihanet, bir küfür, bir inkar, bir günah atmıştım.
Biraz kırgınım bu aralar, baya hırρalanmış.. Çokça sarhoş. İçim oyuluyor gibi biraz, Biraz dişlerim sökülüyor, Biraz tırnaklarım çekiliyor. Hiçbirşeyi umursamıyormuş gibi olmam, beni kendimden iğrendiriyor. Sebebini bilmediğim bir hüzün çöküyor üstüme, aniden, Gözlerim kan çanağı olana kadar ağlıyorum,Hıçkırıyorum,Bağırıyorum, Şarkılar söylüyorum, Geçecek diyorum sonra, Geçmiyor. Uyuyorum, çok uyuyorum ;Uyanınca geçecek diye uyuyorum, Geçmiyor .. Şimdi içimden, ''Anlamıyorsunuz beni dimi orosρu çocukları, şanslı ρiçler'' diyorum .. Beni anlamıyorsunuz ! Cayır cayır yanıyor canım ve anlamıyorsunuz. Karanlığın ortasında ana avrat sövüyorum ve sağırsınız ! Hiç biriniz benim gibi sevemeyeceksiniz birini, Hiçbiriniz benim gibi ötelenmeyecek, Benim gibi kandırılmayacak, benim gibi kullanılmayacaksınız.. Hayat üzerinize çırılçıρlak koştuğunda, Hiçbiriniz benim kadar savunmasız kalmayacaksınız.. Sıçrayıρ kâbuslardan kan ter içinde yalın ayak sokaklara fırlamak ne demek, Biliyor musunuz? Ve özlemek .. Dayayıρ bıçakları gırtlağınıza, Son bir kez daha sarılabilme umuduyla ölememek, Ve özlemek.. Biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz ! Orosρu olmuş yüreklerinizle, beni anlamaya çalışıyor, Beceremiyorsunuz ! Nasılsın? Kimsesizim, çaresiz .. Ve özlüyorum amına koyayım, Ve ne zaman vurulsam birinin gözlerine, oracıkta öldürülüyorum .. Ve ne zaman sevsem birini, Can desem, canım bilsem, Ne zaman hiçliğimi sahiρlensin diye tutsam birinin ellerini, ρiç gibi bıraktı ellerimi.. Ve ne zaman hıçkırsam, zevk çığlığı gibi hoşlarına gitti. Anlayamazsınız ''orosρu çocukları'' diyorum şimdi, Nasıl sevdim, Nasıl yanıyor içim .. Anlayamazsınız, aşk diye oturduğunuz kucaklardan aşkım diye zıρlarken diğerine, Anlayamazsınız beni ..
Hayat gerçekten çok garip. Planlar yapıyorsun, hayaller kuruyorsun, deli gibi seviyorsun. Sevdiğin gidiyor, hayallerin yıkılıyor, planların götünde patlıyor. Bunalıma giriyorsun, ne yattığın saat belli ne kalktığın, sürünüyorsun ve buna yaşamak diyorsun. Sonra biri giriyor hayatına. “Yok canım, ondan sonra kimseyi sevemem ki” dediğin anda hayatına girene aşık olduğunu fark ediyorsun. Plan yapmıyorsun, hayal kurmuyorsun. hayatın düzene giriyor. Mutlu oluyorsun derken… Aşık olduğun hiç beklenmedikbir anda seni sırtından vuruyor.önceden yıkılmış hayallerinin altına sen saklanıyorsun bu sefer, bir de osururken götüne çakmak çakıyorsun, götünde patlayan planlarını anımsatsın diye. Bunalıma girmiyorsun, yattığın saat de kalktığın saat de belli, sürünmüyorsun ve buna yaşayamamak diyorsun....
Otur şöyle,Aynı dili konuşalım seninle,Hırçınlaşmadan, hırslanmadan, bir kenara koyarak gururumuzu..Açık olalım
Bak oğlum ! Eğer akıllıysan Kadınını başka bir adamın güldürmesine izin vermemen gerektiğini bilirsin.Bu aptallıktır.Hiçbir bahane bu hatayı yapmana yol olmasın.Kadınını başka bir adamın güldürmesine izin verdiysen, ona başka bir adamın dokunmasını izlemeye hazır ol.Bu hayatta geri alamayacağın şeyler vardır, bunu unutma.Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma!Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında..
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni,Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma.
İlk darbede yere çakılma oğlum,İlk imtihanda sınıfta kalma! Ve asla, Ama asla ! Araya umutsuzluğu sokma. Orasıdır kadının şah damarı, umudu.. Kesildiği an, vazgeçer kadın. Sevmekten,Beklemekten,Özlemekten,Hatta dua etmekten... Can havliyle, kaçar. Yakalayamazsın. Artık o kadını üstüne alınamazsın. Sahip çıkamadığın kadına hesapta soramazsın. Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sende patlarsın.
Bak oğlum ! Bu hayatta herşeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı. Seni herşeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın, Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla.. Falan filan sonra, Bilirsin ya.. Sen sen ol o kadını satma ! Bir kadın seni seviyorsa kavga eder. Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır. Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır. Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edinilemez olan maddelerinden biridir. Kadın olmanın kuralıdır..
Bir şey daha vardır ki, Kuştur kadın, Ve bir gökyüzü vardır her kadının. Öyle bir havan olmalı ki adamım, Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın. Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın..
"Sen, yıllar sonra benimle ilgili bir tek şunu söyleyebileceksin kendine utanarak; Ben beni canından çok seven bir kadına ihanet ettim." Üşüyen ellerini bıraktım. Yoluna çukur kazdım. O'na kendi bataklığımın rengini bulaştırdım.. Bir uçurumun kenarından aşağı bıraktım. Tek isteği biraz huzur olan bir kadının ruhuna tecavüz ettim ! O'nu kırdım. Ateşe verdim hayallerini. Sözümü tutmadım.. Bütün dualara adımla başlayan bir kadına Allah'sızlığımı sundum. O'nu bir kez daha elimi uzatıp ayağa kaldıramayacak kadar uzağıma düşürdüm. En parçalandığı anlarda bile bana sarılan kadına sonsuz mutsuzluklar aşıladım. Yıllar sonra aklına geldiğimde bir tek şey kalmış olacak benden geriye, Ben seni hiç kirletmedim. Tüm masumluğumu bıraktım avuçlarına, Kimseyi sevmeden geldim ve kimseye gitmeden bekledim. Uzun uzun ağladım, Ağladıkça tükendim. Ben, beni en derinden yaraladığın anlarda bile kanadığım belli olmasın diye sana gülümsedim. Durup durup merak ettim.. Senden sonra ölmek istedim. Senin en kabul edilemez suçlarına ortak oldum.. Dudakların, dudaklarıma değer değmez sarhoş. Bir şeyler güzelleşti adım her diline değdiğinde. Bir şeyler tanrılığını ilan etti sen dizlerime koyunca başını.. Bayram sabahını bekleyen çocuk heyecanı doldu ne zaman baksan gözlerime. Yüzümdeki çizgileri ezberledim, Saçlarının kokusunu öptüm sen uyurken.. Kardeşim, Abim, Babam, Oğlum, Sevgilimdin.. Ben seni en eksik yanlarımın yerine koydum, nereden yoksunsam orayı seninle doldurdum. Yazık. Yetinemedin. "Sen seni canından çok seven bir kadına ihanet ettin."
"Bazı yaralar çok derin. Dikiş tutmuyor bazı yaralar." Şu an elimde bir tabanca olsaydı, kafama sıkardım. Tahammül edemeyeceğim kadar yaşadım, çok yaşadım, çok şey yaşadım... Gırtlağımın parçalandığını hissediyorum. Son kez bağırabilseydim keşke. Bir şey var, oturuyor Şurada Üstünde göğsümün.. Bir şey var, Allah kadar büyük.. Bir şey var, Ellerimi titretiyor. Ne sevgi, ne kin, ne acı.. Bir şey var, Kelimelerin eksik kaldığı. Sen şimdi benim baharımı çaldın. Kırdın benim aynalarımı. Sen kara bir haber gibi gelip saplandın ciğerime. Ellerimi başımın arasına aldım, Ağlayamadım. Sen yollarıma döşedin o beni paramparça edecek olan mayınlarını.. Ben şimdi yasadışı ve tehlikeli sayılacak kadar çok içtim. Ben şimdi ölmekten, öldürmekten Kıpkırmızı günahlara girmekten korkmayacak kadar çok içtim. Ben şimdi karanlığa bile kabus olacak kadar içtim.. Ben doğurdum güneşi bu sabah, Kasıklarımı yırta yırta. İnleyerek, kör edercesine gecenin kulaklarını.. Bu sabah ben oldum kıyamet, Koptum. Evine düşeceğim senin, Serseri bir ateş gibi.. Bekliyorum. Ben senin gözlerine kaçacağım, Öyle eksiksiz. Ben senin ahiretin olacağım, Öyle Allah'sız. Biliyorum, bekliyorsun.. Kafa tasımın deşildiğini hissediyorum. Delirdim.. İlk kez delirdim ! Şimdi bir çocuk doğuyor bir yerinde şehrin, Anasının amına olan sana olsun.. Öyle ki, Şimdi bir şehir bombalanıyor muhakkak, Bir ışık sönüyor, Kadınlara tecavüz ediliyor, Ormanlar yanıyor, Boğuluyor çekilmiş denizlerin balıkları, Kuşların kanatlarından yaralıyorlar. Şehre olan, Işığa olan, Kadına olan, Ormana, balığa, kuşa olan sana da olsun..
Öyle bir dua ettim ki sevgilim, Benden önce ölemezsin ! Ben seni böyle sevdim. Ödüm koparcasına, Korkuyla, Uyandım kalbini avuçladım, Nefesini yokladım geceleri, Kokundan öptüm.. İhanet sayılır diye kimsenin adını bile değdirmedim dilime.. Kızdım, Darıldım, Kırıldım, Yine de ilk bendim yakacak olan bu dünyayı saçının tek teline.. Ağladım, Bağırdım, Yoruldum, Yine de sana sarıldım beni en derinden yaraladığın günlerde bile.. Bütün veda cümlelerini unuttum, ayrılıkları yakıştırmadım bize. Ben seni böyle sevdim. Bilenmiş bıçak oldum senden başka herkese. Senin terinle arındım kirinden bu hayatın. Sen ellerimi tuttukça güçlendim. Unuttum eksik olan ne varsa, seninle tam oldum. Tamamlandım. Gözlerine bakınca "Burası" dedim "Benim memleketim. Burası evim. Burası benim cennetim." Gözlerine bakınca, "Burası bayrağım" dedim "Bayramım. Burada yeşeriyor benim özgürlük çiçeğim." Gözlerine bakınca, "Burası" dedim "O her yerde aradığım. Burası uğruna can vereceğim." Gözlerine bakınca, güzelliğine ayıp olmasın diye nefes almayı erteledim.. Sonra birdenbire gece çöktü gözlerine, Diz kapaklarımdan vurulmuşcasına bağırmak istedim. Vurulmuş olmak istedim. Beynime çivi çaksınlar, Başka türlü mümkün değilim ben. Senin canın sağolsun da sevgilim, Keşke benim canım sağ olmasaydı sen giderken.
Kendi olarak, sana gelen; Sana gereksinimi olmadan, seni isteyen, Sensiz de olabilecekken, seninle olmayı seçen, Kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan; ‘O’ işte..”