
★
Keni
No title available
$LAYYYTER

pixel skylines

PR's Tumblrdome
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Alisa U Zemlji Chuda
wallacepolsom
Xuebing Du
Today's Document
Cosimo Galluzzi
cherry valley forever
YOU ARE THE REASON
tumblr dot com
Lint Roller? I Barely Know Her

izzy's playlists!
almost home
AnasAbdin
taylor price
seen from Iraq
seen from Iraq
seen from Iraq

seen from Brazil

seen from Brazil

seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
seen from Spain
@reklamteshir
8 mart, mücadele, evine bakmak, yemeği lezzete dönüştürmek, kölelik, ataerki, mutfak, alışveriş, direniş, kadın cinayetleri, ipragaz, erkeğin tatmini, erkek için, beyaz eşya, bulaşık, yemek takımı, misafirler ne der, erkek yaparsa katliam yapar, kadın yaz 2222'ye gönder.
Dünya'nın en tatlı bebeğine Dünya'nın en kimyasal maması! Sizi bebeğinize duyduğunuz sevgiyi kullanarak kandırıyoruz!
Özlem, sevgi, bağlılık, bütünlük gibi duygularınızın gün geçtikçe kaybolduğunu mu hissediyorsunuz? Bayram size heyecan vermiyor, aksine akrabaları görmek bile istemiyor musunuz? Çocuklar kapınızı çalmıyor, çalsa bile açmıyor musunuz? İşte tam size göre bir çikolata! Bayram ruhunu arzulayanlara ama gerçek bir bayramdan tiksinenlere! Ülker çikolata yiyin mutlu olun!
Neden mutlu olmak için bu kadar çabalıyorsunuz ki? Bir Coca-Cola alsanıza?
Kaç paraydı acaba güzellik? Hmm 1.200 lira ha. Peki aşk? Yalnız kredi kartıyla ödiycem?
Tatmin Çağdaş insanın uzun ömürlülük ve ileri yaşlara dek fiziki dinçliği ve cinsel çekiciliği koruma takıntıları, güç süreciyle ilintili olarak bir mahrumiyetten kaynaklanan bir tatminsizlik belirtisidir. “Orta yaş krizi” de böyle bir belirtidir. Aynı şekilde, çağdaş toplumda oldukça yaygın olan ancak ilkel toplumlarda hiç duyulmamış olan çocuk sahibi olmaya karşı ilgisizlik de.
İlkel toplumlarda yaşam bir evreler zinciridir. Bir evrenin ihtiyaçları ve amaçları tamamlandığında, diğer evreye geçmek için bir isteksizlik görülmez. Genç bir erkek, güç sürecinden bir avcı olarak geçer, spor olsun veya uğraş olsun diye değil; yemek için gerekli olan eti elde etmek için avlanır. (Genç kadınlarda bu süreç daha karmaşıktır, toplumsal güce daha büyük önem verilir, bunu burada tartışmayacağız). Bu evre başarıyla tamamlandığında, genç adam bir aile kurmanın sorumluluklarına geçmek için isteksizlik göstermez. (Çağdaş insanların bazıları ise, tam tersine, bir tür tatmin aradıklarından çocuk sahibi olmayı açıkça ertelerler. Bizce, onların ihtiyacı olan tatmin güç süreciyle ilgili yeterince deneyim – yapay etkinliklerin yapay amaçları yerine gerçek amaçları olan bir deneyim ). Yine, çocuklarını başarıyla yetiştirip, onların fiziksel gereksinimlerini gidererek güç sürecinden geçen ilkel insan, görevini yerine getirdiğini hisseder ve yaşlılığı (eğer o kadar yaşarsa) ve ölümü karşılamaya hazırlanır. Çağdaş insanların bir çoğu ise, fiziksel kondisyonlarını, görünümlerini ve sağlıklarını korumak için harcadıkları çabadan da belli olduğu üzere, fiziksel bozulma ve ölüm olasılığından rahatsız oluyorlar. Biz, bunun, bu insanların fiziksel güçlerini hiçbir zaman pratik olarak kullanmadıkları ve güç sürecinden vücutlarını ciddi bir şekilde kullanarak geçmedikleri gerçeğinden kaynaklanan tatminsizliğe bağlı olduğunu iddia ediyoruz. Yaşın getirdiği bozulmadan korkan, vücudunu günlük, pratik amaçlar için kullanan ilkel insan değil, arabasından evine yürümenin ötesinde pratikte hiç kullanmayan çağdaş insandır. Yaşamı boyunca güç sürecine olan gereksinimi tatmin edilen kişi, o yaşamın sonunu kabullenmeye en iyi hazırlanmış kişidir. ( Kazinski )
Özgürlük için mücadeleye ne gerek var? Nike ayakkabısı alsana.
İnsanlar günümüzde varlığa, gerçeğe aşık olamıyorlar; belki de ortada aşık olacak bir hakikat kalmadı. Güneşe buluta, yağmura kara, kurda kuşa, ağaca yosuna, böceğe börtüye, çoluğa çocuğa, ananeye dedeye, anaya babaya, insana hayvana aşkın bittiği bir dönemde, içimizde sürekli çağlayan aşk hangi ürünlere, hangi markalara akacak?
Mutluluğumuzu, gülümsememizi, ilişkilerimizi, bakışlarımızı, düşlerimizi dahi kirletiyorlar, var oluşumuzu taciz ediyorlar. Şirketlerin hayatımızın her anını işgal etmesine, bütün algılarımızı yönlendirmesine, duygularımızla oynamalarına daha ne kadar izin vericez?
Hayatımızdan şirketleri çıkaralım! Markasız ve ambalajsız şeylere yönelelim; kendimiz yapmaya, arkadaşlarımızdan ve çevremizden bulmaya çalışalım. Şirketlerin söylediği, uyguladığı her şeyi, her şekilde deşifre edelim, anlatalım, gündem yapalım.
Sanki şirketlerden önce yaşam sürmüyormuş ya da çok sefil bir hayat varmış yalanlarını açığa çıkaralım. Hem yalanlarını hem de fabrikalarını paramparça edelim!
Mutlu olun. Mutlu olun. Mutlu olun. Mutlu olsanıza!
" Kalpsiz bir mahallede doğmuş, çirkin bir apartman dairesinde yaşayan, diğer çirkinliklerle, gri bir yaşamın gri çevresindeki gri duvarlarla çevrelenmiş ve onlara bakmamayı tercih eden, sadece kızılması ve yasaklanması gereken şeyler olduğunda müdahale eden bir toplumla yaşayan bir genç ne umut edebilir ki? " Şehirleri bize zorla sevdirmeye çalışıyorlar ama sevmiyoruz, inadına sevmiyoruz!
" Kadının gelişimi, bağımsızlığı özgürlüğü kendisinden gelmelidir. İlk olarak kendisini bir obje değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. İkincisi, hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak; kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, tanrının, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. Bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur. "
Ya annemizi de işin içine katmasanız olmaz mıydı? Gerçi mutluluk, aşk, özgürlük gibi bütün kutsallarımız kirlenmişken 'anne' niye kirlenmesin?
"Yaşadığımız çağ, arzularımızın programlanıp yönlendirilebildiği, memnuniyet derecemizin nabzının tutulduğu, niyetlerimizin rakamlara vurulduğu, iç dünyalarımızın istatistiklere dönüştürülerek ölçülebilir olduğuna ikna olduğumuz bir çağ. Mutluluğu ölçebileceğimizi kabul ettiğimiz andan itibaren, mutluluğu yönetebileceğimiz fikrinin akla düşmemesi uzak bir ihtimal olurdu... Mutluluğun bu derece mal sahibi olmaya endekslendiği bir ortamda, artık alınıp satılabilir bir şeye dönüşmesi kaçınılmaz. Geriye, mutluluğun el değiştirdiği, planlandığı, yönlendirilip yönetildiği, üretilip dağıtıldığı mutluluk fabrikalarını ofisleri, sergileme yapılarını, alışveriş merkezlerini inşa etmek kalıyor."
Turkcellsiz paylaşsak olmuyor mu canım?