“Kuramadığın cümleler var senin. Dilinin ucundaki bir kelime göğsüne kadar kök salmışken, nasıl susuyorsun anlatsana.”
I'd rather be in outer space 🛸
Monterey Bay Aquarium

shark vs the universe

JVL

Kiana Khansmith

Andulka
noise dept.
Stranger Things
Lint Roller? I Barely Know Her
Claire Keane
h

No title available
🪼
EXPECTATIONS
official daine visual archive
🩵 avery cochrane 🩵
Mike Driver

Love Begins
wallacepolsom
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from Austria

seen from United Kingdom

seen from Japan
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Türkiye

seen from Canada
seen from Canada

seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Sweden
seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia

seen from Türkiye
seen from Chile
seen from Switzerland

seen from United States
@rengigriydi
“Kuramadığın cümleler var senin. Dilinin ucundaki bir kelime göğsüne kadar kök salmışken, nasıl susuyorsun anlatsana.”
sarılalım, sonra da dizlerine yatıp sana bakayım, şu hayatın kahrını çektiğimize değsin.
selam, bir şey var
“Yes, terrible things happen, but sometimes those terrible things—they save you.”
— Chuck Palahniuk, Haunted (via wordsnquotes)
ilaçlarımı içtim ve hala deliyim doktor. beni uyut. bas elektriği kafama, ben düzelmem. siz bilmiyorsunuz. yemin ederim hiçbir şey bilmiyorsunuz. bayram-mış. kafam katliam benim her gün.
kendimle mücadele ederken bile kazanan hep sen oluyorsun.
sığınma ihtiyacı değil. yaslanıp biraz göz kapatmak. sende durmak değil. dinlenmek sadece. uyumak. pes etmek değil, dikenlere küfretmek değil. isyan hiç değil. yürürken bir çiçeğe bakmak için yavaşlamak. seni ben dünyanın dilediği özür sandım. sen benden alınan intikama dönüşüyorsun.
o evin yabancısı değilsin ama zaten gittiğin her yere yabancılığını da yanında götürüyosun.
hayatında kim varsa çıkart geliyorum
bağırma diyorlar,sinirlenme,böyle konuşma,gitme diyorlar ama bana biraz sarılsanıza.sen niye böylesin diye soruyorsunuz ağlayasım geliyor.ben böyle olmak istemedim, bağırmak istemedim.biraz sarılsanıza.
bir insanı neyin yiyip bitirdiğini asla bilemezsiniz. belli bir ruh durumuna gelmişseniz en basit şeyler bile korkunç durumlar haline gelebilir. ve en kötü endişe, korku, acı yorgunluğu; açıklayamadığın, anlayamadığın, nedeni aklına bile gelmeyendir. metal bir levha gibi yığılır üstünüze ve ondan kurtuluş yoktur.
Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Merakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik. Ben bir kaç kafamı çevirsem de, o gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi orada, hasta demeye dilim varmıyor şimdi. Önce biraz çekindim, sonra cesaretimi toplayıp küçük adımlarla yaklaştım yanına.
“Sigara versene” dedi hemen. Sigarayı uzatırken “Neden buradasınız?” demiş bulundum. Sigarasını yaktı, tekrar gözlerini dikti üzerime. Kırpmıyordu bile, ürkmedim desem yalan olur.
“İyi günler” dileyerek uzaklaşmaya karar verdim. “Belki de yanlış bir soru sormuşumdur. Belki canını sıkmışımdır ya da ne bileyim amına koyayım adam deli işte!” diye geçirdim içimden.
“Sen neden burada değilsin?” diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korktum. Cinnetle bağırır gibi… Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne. Bu sefer sesini daha da yükselterek, tekrarladı; Sen neden burada değilsin? Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım, gürültüsünden uyuyamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model bir arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanılıp, köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissettirecek bir sürü katil. Sen neden burada değilsin?
stay sick..