dün gece ağlamadan uyudum, bunu bi döneme çevirmek istiyorum.
ağlamadan uyuduğum günler.
bunları aşacağız.
gün iki.
EXPECTATIONS

★
Claire Keane
YOU ARE THE REASON
🩵 avery cochrane 🩵
Today's Document
we're not kids anymore.
Misplaced Lens Cap

PR's Tumblrdome
𓃗
Sweet Seals For You, Always
Cosmic Funnies

blake kathryn

gracie abrams
he wasn't even looking at me and he found me
taylor price

Kiana Khansmith
The Bowery Presents
No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States
seen from Kenya
seen from Türkiye
seen from Jordan
seen from Bangladesh
seen from Zambia
seen from Albania
seen from Bangladesh

seen from Saudi Arabia
seen from United States

seen from Colombia
seen from Spain
seen from Uzbekistan

seen from Bangladesh

seen from Malaysia

seen from Bangladesh

seen from Ecuador

seen from United States
@romanlar
dün gece ağlamadan uyudum, bunu bi döneme çevirmek istiyorum.
ağlamadan uyuduğum günler.
bunları aşacağız.
gün iki.
bugünü iyileşme günü sayıyorum.
kendimi mutlu hissettirecek şeyler yaptım; işimi erken bitirip eve döndüm, temizlendim, vanilyalı kokular sürdüm bileklerime, saçlarıma da krem kullandım uzun zaman sonra ve kesmemeye karar verdim bi süre daha onları, yeni kitaplar aldım, taze fasulye pişirdim çünkü taze fasulye en ev kokan yemektir benim için, çarşaflarımı yıkadım, nane topladım, kek ve çilek yedim, bahçede oturdum.
hâlâ yaralarım yüzünden yeni kanamalarım oluyor ama peçetelere resim yapmaktan da hoşlanmaya başladım.
bu gece ağlamadan uyumak istiyorum. ben çok yorgunum.
abla,yaşamayı nasıl beceriyorsun?
çoğu zaman beceremiyorum.
hayatın acımasızlığı o kadar içime dokunuyor ki, yaşanamayan şeyler için oturup ağlamak istiyorum.
her şeyi nefretle karşılayıp nefretli küfürler etmek istiyorum.
içimdeki kin koca bi kayaya dönüştü.
merhaba, size emanet.
kusuyorum. ağlıyorum. kusuyorum. ağlıyorum. kusuyorum. daha çok ağlıyorum.
yine yataktan çıkamıyorum. nasıl acıktığımı hatırlamıyorum.
her şey sıkıştı ben de köşeye sıkıştım.
nefes alırken zorlanıyorum. kimseye anlatamadığım kadar kötü şeyler oluyor. başa çıkamıyorum.
allah'ım çok yoruldum ben, dayanamıyorum.
göğsümün solunda göynümüş ağrılar var, kaburgalarım her şeyi bastırıyor.
zeynep olmak bazen çok ağrıtıyor.
zeynep geçecek mi bir gün
bir gün geçmeye çok yaklaşacak.
sıçrayarak uyanıp saçlarını camdan dışarı savuruyorsun, belki bazen yalnızca su içmeye kalkıyorsun. ancak, senden hiç değişmeyeceğini bildiğim bir şey olarak bahsetseydim kendimizi güneşin altına koyar ve eriyerek yok olmayı denerdik. çıktığımız yokuşlardan göğsümüze trajedi dövmesi yapardık. cin içen kelebeklerin sarhoş dansına eşlik ederdik. bi duvara şiir karalayıp üzerini karaya boyamayı öğrenirdik.
sıçrayarak uyandığın uyku seni o yokuştan aşağıya terk ederek bırakabilir.
güzel şeyler olmasına ve anlayışa ihtiyacım var.
bi göğüse yaslanıp hüngür hüngür ağlamak istiyorum.
ben belki burada ölüp balık olacağım alfredo.
aşkın sabah hâlini seviyorum. omuzlarından bastırıp yerine oturtulacak hiçbir duygunun esaretine yeri yok.
ayna karşısına geçip göğsüme cesaret şırıngası aşılamışım.
seni seviyorum fakat sabahları seni sevmekle de kalmıyorum.
seni yaşıyorum.
birisi demişti ki; daha gidecek çok yol var, bu sıkışmışlığın niye.
d a h a g i d e c e k ç o k y o l v a r.
bazı yolların, varış değil sadece daha çok kendinle çarpışma olduğunu da
ş i m d i d e n b i l z e y n e p !
iğnelerin parmak uçlarıma batırdığı gerçekleri çok düşünüyorum.
hani, anlamak bazen zor şey olsa gerek, didem madak'la oturup annem hakkında konuşuyoruz gündüzleri.
annecim, seslendiğim ellerimle büyüttüğüm yamalar, ağrı içime divan kuruyor.
bi şehri ellerimle nasıl batırırım, anlamıyorum.
en çok telefonu “evet.” diye açmanı seviyorum. hatta seni aradığımda telefon henüz çalarken cevabının ‘evet’ olmasını istediğim bütün soruları soruyorum sana.
dııııt dııı-beni seviyor musun ?-ıııt * “evet.”