Anlatmaya nasıl, nereden başlasam bilemiyorum. Haziranın sonlarına doğruydu, okulları yeni kapanmış, sezon açıldı diye marmarise çalışmaya gitmiştim. Bir yerde çalışıp, tatilimi yapacaktım. Şehrimde fazla daraldığımdan dolayı biraz kafa dinlemek iyi gelecek diye düşünüyordum. Uzun yolculuktan sonra Marmarise indim. Otele yerleşip, bi barda işe girdim. Her şey başlamıştı artık. 3 ay buradaydım, iyi giderse belki kalıcı olacaktım. Henüz işe başlayışımın 2. günüydü ki onunla karşılaştım. Masa 12 de oturuyordu. Siyah saçlarıyla masmavi gözleriyle ve uzun boyuyla o kadar çok dikkat çekiyordu ki. Onu diğerlerinden ayıran bir özelliği vardı sanki, anlayamamıştım. Hemen saçımı, üstümü düzeltip sipariş almak için masaya gittim. “Ne alırdınız?” diye sordum. Yanında 3 de kız arkadaşı vardı. 4 shot tekila ile başlayacaklarını söyledi. Hemen gidip shotları alıp geri geldim. Gülümsedi ve teşekkür etti. Çok etkilenmiştim. Akşam patronuma sordum kim olduğunu, devamlı müşterileri olduğunu ve doğru kişi olduğunu söyleyip sırtımı sıvazladı, iyi geceler diledi. “İyi geceler efendim.” dedim. Bi sigara yaktım, önlüğümü çıkarıp otele doğru yürümeye başladım. İyiydim ya. Başarabilirdim, güveniyordum kendime. Ertesi gün tekrar geldiler, aynı saatte. Masaya yine ben baktım, bu sefer esprili bir dille yaklaştım ve kısa bir süre sohbet ettik. Sık sık göz göze gelip, gülümsüyorduk birbirimize. Karar vermistim, bu gece işi yoksa dışarda biraz görüşmeyi teklif edecektim. Müzik bitti, tam çıkarlarken koştum kolundan tuttum. “Pardon.” dedim. Yavaşça arkasına döndü, irkildi. Gülümseyip saçını düzeltti, “efendim” dedi. “Yanlış anlamazsan, acaba bi planın yoksa bu gece bi yerde oturabilir miyiz ?” dedim kibarca, ve gülümsedim. Arkadaşlarına baktı, arkadaşları evet desene salak der gibi iteklediler ve gülüştüler aralarında. “Tamam o zaman kapının önünde bekliyorum.” dedi. Arkamı dönüp yumruğumu sıktım, işte bu dercesine. Önlüğü çıkarıp hemen saçımı düzelttim koşarak çıktım dışarı. Sabahladık beraber sahilde. O anlattı ben dinledim, ben anlattım o dinledi. Her şey mükemmeldi. Numaralarımızı verdik birbirimize, mesajlaşmaya, telefonla konuşmaya başladık, her gün görüşmemize rağmen. Özlüyordum onu. Her şey değişti o geceden sonra. Mekana daha erken gelip, daha geç çıkmaya başladı. Her iş çıkışımda ilk gece ki yerimizde buluşuyor, sabahlıyorduk. Deliler gibi yorulmama rağmen onun yanında hiçbir şeyim kalmıyordu. 3 ay geçti. Artık sevgiliydik. Sarılıp uyuyorduk geceler, bende kalıyordu. Ailemle konuştum, burda kalmaya karar verdiğimi söyledim. Karşı çıkmadılar. Herneyse. Doğum günüydü ogün. Sahildeki hep buluştuğumuz yeri süsledim, havai fişekleri, dilek balonlarını ayarladım. Esnaf dahi yardım etti süslemeye, güzel insanlar. Hiçbir şeyden haberi yoktu.İzinli olduğumu , aynı saatte onu evden alacağımı söyledim. Yine oraya götürecek ve sürpriz yapacaktım. Neyse önlüğümü giydim, mekan tıklım tıklımdı.Kafamı masa 12'ye doğru çevirmemle yıkılışım bir oldu. Başka bir erkekle el ele oturuyordu. Bi an göz göze geldik, gözlerim dolmuştu. İrkildi, yine. Çocuğun ellerini bıraktı. Arkamı dönüp tepsiyi aldım, yavaşça masaya gittim. Titreyen sesimle, “Buyrun ne alırdınız?” dedim. Çocuk egolu bi hareketle “donat masayı aslanım, en iyi içkilerini getir.” dedi. Derin nefes alıp geri gittim. İçkileri alıp masaya döndüm, tam şişeyi masaya koymak için eğilirken ayağım takıldı ve içkiyi onun üzerine döktüm. “Napıyosun sen yaa” diye bağırdı. “Böyle elit bi mekana, böyle sakarları neden alıyosunuz ya oof elbisem battı !” . Başımı önüme eğdim, “Özür dilerim hanımefendi” dedim. Dün göğsümde uyuyan kız, bugün nasıl böyle yapabiliyordu anlam verememiştim. Müzik kesil, herkes bana bakıyordu. Çok utanmıştım. Sonra adam atladı “Ulan gerizekalı, ne yaptığını sanıyorsun sen” diyip yakama yapıştı. Zaten sinir hastasıydım, üstüme gelmişti. İttim, yerden masadan içki şişesini aldım, tam kafasına vururken patron elimden tuttu. Şişeyi yere indirdi, döndü ve adama bitane yumruk attı. “Terket lan mekanımı, benim çalışanıma saygı göstereceksin insanlık hali dökmüş çocuk, ne ulan bu kadar abarttığın.” dedi, ikisini de kovdu mekandan. Bana da Yoruldun sen oğlum, git dinlen bugün, yarın da dinlen sonraki gün gelirsin dedi. Teşekkür ettim. Bi sigara yakıp sahildeki her zamanki yerimize gittim. Göz yaşlarımı durduramıyordum. 1-2 saat sonra o geldi. Yanıma oturdu. “Bunların hepsi benim için mi?” dedi. “Senin içindi.” diye karşılık verdim. Ağlamaya başlayıp başını omzuma koydu, onu itip ayağa kalktım. “Ne diye ağlıyosun lan ? Ne diye ağlıyosun ? Neyi veremedim, neyi veremedim he neyi ?” dedim ve öksürmeye başladım. “Şimdi çabuk git burdan, daha fazla kirletme beni de, bu güzelim yeri de. Hiçbirini haketmiyorsun.” yavaşça dönüp arkasını gitti. Yine sinir krizine girmiştim, gözlerim kıpkırmızı olmuştu. Tüm esnaf kapı önünde, beni izliyodu. Tüm süslemeleri bi araya toplayıp, ateşe verdim. O ateş süsleri de, saygımı da, sevgimi de kül etti. Bende yok oldum..