KOMŞU SEKSE Bİ ARA VER BENİMLE İLGİLEN!!!!
wallacepolsom
noise dept.

No title available
Sade Olutola
he wasn't even looking at me and he found me

#extradirty
Lint Roller? I Barely Know Her

Love Begins
One Nice Bug Per Day
TVSTRANGERTHINGS

roma★
cherry valley forever
Claire Keane
Game of Thrones Daily

★

shark vs the universe
d e v o n

tannertan36

ellievsbear
hello vonnie
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Netherlands

seen from Singapore

seen from Uzbekistan
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
@sadnessvodkas
KOMŞU SEKSE Bİ ARA VER BENİMLE İLGİLEN!!!!
Odamda hayalin saklı bak
Tumblr’a yüz yılda bir girip olmayan kitleme seslenip yüz yıl sonra girmek için geri gidiyorum
kime ne acınızdan
bazı şeyleri kaldıramıyorum
hatta ben bile kendimi anlayamıyorum
Üzülünce gelip buraya sallıyorum yani kalabalığın içinde yalnızlaştığımı tescilledim sanırım
Daha çok sevdiğini anladığın o an
Her gece konuştuğun insanın zamanla seni boşvermesi
Bugün, hayatımdaki bazı anları kavanozlayıp saklamak istediğimi fark ettim. Çünkü sanırım artık ellerim o zamanları tutmak için yeterli değil. Bugün, beni terk edişinin yıl dönümü sevgili. Sana artık sevgili diyorum çünkü biliyorum ki artık benim değilsin, belki de hiç benim olmadın. Bilemiyorum. Elimdeki tek kaynak senin sözlerin buna dair. Ki hiçbir zaman net bir insan olmadın. Bu yüzden bunları da kendi yorduğum anlamlara vuruyorum. Belki de artık başkasının sevgilisisin, bilemiyorum, boşluk. "Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar ve hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar. Sen de başını alıp gitme ne olur, ne olur tut ellerimi." sahi seversin sen Cem Karaca'yı. Sanırım iki nortak noktamızdan biri buydu. Diğeri de Nazım Hikmet. Sen onun komünist özelliğine bakardın, bense aşkına. Yaşadığı her aşkın yoğunluğuna... Aynı yolda bile farklı sapaklardaydık seninle. Uzun bir yolda sık sık mola verdik. En sonunda da sen bu yolcuğu bitirme kararı aldın. Sende en sevmediğim özelliğin yüzüne sessizce fısıldadığım bencillik olduğunu anladım. Bu zamana kadar her dediğine katıldığımı hatırlıyordum, sen de bana sormamıştın fikrimi zaten. Aşk adamı değildin, şimdi nasılsın bilemem. Bana bu zamana kadar en yoğun hislerinin sahibi olduğumu söylerdin. Ama sanırım sonunda kalbine yük olmaya başladım. İnsan sevdiğinin kalbine yük olmamalı. Çok birleştirmeye, düzeltmeye çalıştım. Sen ise ayağına değen en ufak taşta koyveren bir çocuk oldun. Davranışlarının benden olgun olduğunu kabul ediyorum fakat benim bazı şeylere senden çok cesaretim vardı. Seninle bir masalımızın olabileceğine inandım. Hatta senin yerine de ben inandım. Fakat sonradan anladım ki biz değil aynı kitapta, aynı edebiyatta bile olamazmışız. Senin dediğine göre 'hamurumuz farklı'ymış. Son görüşmemizde gözlerime bile bakmayıp unutmamızın ikimiz için de en iyisi olduğunu söyledin. Zaten hep en iyisini bilen sendin, ikimiz adına tüm kararları sen verdin. Şimdi düşünüyorum da seni unutmak; en sevdiğim sözün altını çizememek, en sevdiğim şarkıyı bir daha dinleyememek, en sevdiğim çiçeği bir daha koklayamamak...
Çay içmeyi severdin. Ben de çayı seven adam hiç insan üzer mi dedim. Üzermiş. Bunu da geç anladım, yine sen öğrettin. Çaylarımızı elimize alıp sırt sırta kitap okurduk. Okuduğumuz türler yine farklıydı. Sen felsefe severdin, ben daha duygulu. Sen realisttin, ben romantik. Biz zıt kutuplardık, bu yüzden birbirimizi çok çektik. Farkına varamadık birbirimize büyük baş ağrıları olacağımızın. Bazen sana karşı içimde kaynayan nefrette boğulmaktan korkuyorum. Sık sık nefesimi tutuyorum sana karşı bu yüzden.
Sonra sonra anladım ki kalbimde kırlangıçlar barınamaz artık. Sık sık sıkışıyor çünkü, onlara da yazık. Ne ruhumda özgürlük kaldı, ne de düşümcelerimde berraklık. Bir zamanlar ilkbaharı görürdüm gözlerinde, şimdi ise sonbahara bakıyorum. Beni üzdüğün zamanlarda bile yokluğunu hissetmek korkuturdu, şimdilerde ise iliklerime kadar doldum yokluğunla. Kafam Masumiyet Müzesi gibi. Söylediğin her kelime duvarlarına asılı.
Sen benim gençlik çağımda yanıp tutuştuğumsun, lakin artık gençlik çağı kapandı ömrüm için.
Şimdilerde Otuz Beş Yaş şiiri gibiyim sevgili, sen bilmezsin tabi. Zamanla nasıl da değişiyor insan.
"şey birisin sanki, biri seviyorum dediğinde sırtına vurup olum adam gibi sev seveceksen diyecek gibisin. çünkü sen sevdiğin herkesi adam gibi sevmişsin gibi."
"Kendinden saymıyor yaşamak beni.."
"sevgili dost, ellerini uzat."
yüzüme baktı. o an ölseydim dünyayı güzel bir yer olarak hatırlayacaktım. o an ölsem dünya güzel bir yer, bende mutlu bir insan olacaktım.