Dostoyevski, “suç ve ceza” adlı romanında: “herkesin gidebileceği bir yeri olmalıdır” diyor ve ekliyor; “çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”
taylor price

JVL
Cosimo Galluzzi
I'd rather be in outer space 🛸
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

roma★

blake kathryn
wallacepolsom
d e v o n
trying on a metaphor
cherry valley forever

tannertan36
Mike Driver
hello vonnie

Discoholic 🪩
No title available

Kiana Khansmith
🪼
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

★

seen from United States
seen from United States

seen from Poland

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Norway
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Germany

seen from United States

seen from China

seen from Bulgaria

seen from South Africa
@samilakay
Dostoyevski, “suç ve ceza” adlı romanında: “herkesin gidebileceği bir yeri olmalıdır” diyor ve ekliyor; “çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”
"Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan. Kendimi bilmeyi bıraktım. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidiyorum..."
▪︎Kinyas ve Kayra, Hakan Günday▪︎
A Man Escaped By Robert Bresson
"Pek dini inancımız yoktu, Babam müslüman annem hristiyandı.
Bizim evde;
- Yalan söylemeyeceksin.
- Çalmayacaksın.
- Vicdanını temiz tutacaksın.
- İnsanlara yardım edeceksin.
Bunlar konuşulurdu, işte bunlar bizim dinimiz oldu."
Güle Güle güzel kadın! Güle güle Yıldız Kenter...
“Ben yazılmamış bir kitabın can sıkıcı önsözüyüm. Ben hiç kimseyim. Ne nasıl hissedeceğimi, ne nasıl düşüneceğimi, ne de nasıl seveceğimi bilirim. Henüz yazılmamış bir romanda havada süzülen bir karakterim ve içime hayatı üflemeyi tam olarak becerememiş birilerinin hayalinde varolmadan önce yok oldum.”
— Fernando Pessoa (via diyojensendromu)
“insan kalbinde ne taşıyorsa, dünyaya bakınca onu görür.” diye bir şey okudum.
Ne çok birikmiş anlatacaklarım. Ne çok susmuşum ben bu ara. Ne çok yara almış kalbim. Umutlar biriktirmiş, hayaller kurmuşum. Öyle ki bazen.. bazenler sığmıyor, yetmiyor biliyor musun ? Şimdi bir sahil kenarında oturmuş denizi izlemek istiyorum. Ama sadece izlemek hiç düşünmeden.. gözlerim dolmadan, kursağıma harflerim dizilmeden. Sadece izlemek.. Kafanda soruların olmadan cevapları beklemeden sadece öylece bakmak. Bazen kendimi karşıma alıp anlatmak istiyorum olanı biteni. Yaptığı yanlışları,verdiği fazla değerleri,fedakarlıklarını,yüzmeyi bilmediği denizde boğulmalarını, çırpınışlarını.. alıp karşıma böyle böyle yaptın yapma demek istiyorum. Dinlen demek istiyorum. Sessizce kal, kafanda olan sesleri sustur, dinleme demek istiyorum. Ama diyemiyorum. O sesler öyle güçlü ki.. o kalp ağrısı o kadar sancılı ki .. Ah kalbim.. Ah!
Hanife Hacıbektaşoğlu (via sozbirikimi)
- Please..
ne garip kelam “hayatını kaybetti” emin misin acaba. dün ki pantolonun cebine baktın mı, yahut kışlıkların arasına. belki bulaşıkları yıkarken çıkardın ve köşeye koydun. ocağın üzerinde kaldı öylece. sakın ola ceketin ile beraber kuru temizlemeye gitmiş olmasın. yahut ödünç verdiğin kadın uzaklaşmış. olmasın. ne bileyim bir kitabın arasında, bir otogarın koridorlarında. sigaranın yanında. kalmış olabilir. hemen kaybettim deme. biraz arın. aran. belli mi olur, belki gidişlerde, belki gelişlerde kalmıştır. belli mi olur.
Salih Çağlayan - Filler ve Bulutlar
Çünkü,
- Anlatma bana atları ! Yüreğim kaldırmıyor düşündükçe vurulup vurulup yerde yattıklarını. Bu dünyaya dair tüm umudumu, ayağı kırılan atların öldürüldüğünü öğrendiğim gün yitirmiştim.
- konuşarak her şeyi yakıp yıktığım çok zamanlarım olmuştu. şimdi susarak ve yerimde sayarak kendimi deviriyorum. "Neden?" Çünkü, yaşımdan hatta belki saç tellerimden fazla kitap okudum, aynı zamanda bir kitap yazdım piyasaya sürdüm. Fakat dönüp şöyle bir baktığımda hepsinin toplamı, söylemek istediğim tek bir cümle etmediğini anladım . Bunun farkına vardığımdan beri yaşama dair tek bir kelime dahi yazmadım. Cümlelerim sürekli tekrara düşmeye başladı. İçinde insan olan hiç bir hikayeye inancım kalmadı. Mavi renkte gömlekler hiç giymedim. Ayakkabımın bağcıklarını bağlamadım. Hayaller kurmadım. Çok kalp kırdım. Çok sigara içtim. Neyse bu yazı daha fazla devam etmemeli...
Daha çok kandırılmış.
🌕🌖🌗🌘🌑