İnsanlarla ortak yaşam alanı paylaşma durumu dünyanın en ziyan duygusudur.
Belirli bir yaştan sonra insan kimsenin kaprisini çekmiyor.
Cookie Run:Kingdom Official!
almost home
official daine visual archive
sheepfilms

#extradirty
Phantogram Three
No title available
One Nice Bug Per Day

tannertan36

gracie abrams

oozey mess

Product Placement
Keni
occasionally subtle

Jar Jar Binks Fan Club
Cosmic Funnies
cherry valley forever
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
★

PR's Tumblrdome
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Russia
seen from Malaysia
seen from Italy

seen from South Korea
seen from Ecuador

seen from Honduras

seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from Belgium
seen from Canada
seen from Brazil

seen from Romania
seen from Saudi Arabia

seen from Nepal
seen from United Kingdom
@sarayinkirgindusesi
İnsanlarla ortak yaşam alanı paylaşma durumu dünyanın en ziyan duygusudur.
Belirli bir yaştan sonra insan kimsenin kaprisini çekmiyor.
Çocuk yaşta masallarda anlatılan prensi aramaya bir ömür adayan hemcinslerim ve eskiden ev hanımlarının maddi bağımlılığını fırsat bilen karşı cinslerim toplumun virüsü sizsiniz.
Evlilik başarı değildir, sadece çocuk doğurabilen kadınlar anne değildir. Evlilik birbirini seven iki insanın beraber yaşayıp hayatı kolaylaştırma çabasıdır ve basite alınacak birşey değildir. Evliliği zorunlu görüp mutsuz evlilikler yapmayın. Çevresel normlardan uzaklaşamadıkça kendi hayatımızın katili oluyoruz farkında değil misiniz?
Kendini geliştiren ve ekonomik bağımsızlığı olan kadının sevgisinden korkmayın ve size ihtiyaç duymayacak algısına kapılmayın. Sevginin maddi tutarlı tarafı yoktur hesap ödetmiyoruz ve yanınıza kendi aracımızla geliyoruz diye sizi yok saymış olmuyoruz.
Sevmenin sadece iki kişinin birbirine kalbini tümüyle açması olduğunu ne zaman anlayacağız.
İnsanların kafasına vura vura şunları öğretsek bile bi miktar yeterli.
Aslında kalbini özgür bırakırsan atıyormuş.
Kırk yaş. Kırk yıl. İnsanın dünya üzerindeki bütün arka bahçeleri görmesine yeter de artar sanırım. Öncesinde her şey ilk gibi gelir göze. İlk aşklar, ilk hüzünler ve ilk sonbahar yaprakları. Sonrasında her şey aynılaşmaya başlar. Ve her şey bir tekrardan ibaret olur. İlkler bittikten sonra, yalnızca kendi yuvarlağımız çevresinde dönmeye başlarız. Ve gerçekten bunun farkına vardığımızda, yapmamız gereken her şeyi yapmış oluyoruz sanırım. Dünyayı bir bütün olarak kavramayı. Belki de bir bütün olarak dünyanın bizi kavraması. Biz mi dünyanın bir parçasıyız, yoksa dünya mı bizden kalanların bir parçası. İçimiz de dışımız da bir değil mi ama bizim?
“Belki bu da kafiydi. Bir insana bir insan herhalde yeterdi. Fakat o da olmayınca? Her şeyin bir hayal, aldatıcı bir rüya, tam bir vehim olduğu meydana çıkınca ne yapılabilirdi? Bu sefer inanmak ve ümit etmek kabiliyetini ben kaybetmiştim. İçimde insanlara karşı öyle bir itimatsızlık, öyle bir acılık peyda olmuştu ki, bundan zaman zaman kendim de korkuyordum. Kim olursa olsun, temasa geldiğim herkesi düşman, hiç değilse muzır bir mahluk telakki ediyordum. Seneler geçtikçe bu his kuvvetini kaybedeceğine şiddetlendi. İnsanlara karşı duyduğum şüphe, kin derecesine çıktı. Bana yaklaşmak isteyenlerden kaçtım. Kendime en yakın bulduğum veya bulacağımı zannettiğim insanlardan en çok korkuyordum. “O bile böyle yaptıktan sonra!..” diyordum…””
— Sabahattin Ali
Virgin river ~
Kalbimin kırıklarını 4 sene sonra süpürdüm. Koltukların altına itelediğim kiri pası attım evimden.
Hafifim, ilk kez seni düşünmeden girdim acaba yanlış mı yaptım demedim saat 12 de.
Kırıklarımın altında kalan herkesi çıkardım hayatımdan sana dair birsey bırakmadım. Merhaba yeni yaşım merhaba yeni hayatım biraktîm her seyi derin derin nefes aldım.
Gözyaşım aktı yine bu sefer sana değil kendime. Neyse sustum. Umarım bir yerlerde sende bugun hep susuyorsundur. Kalbimi uğruna sandal yaptığım senelerr elveda.
Merhaba umut.
Söyle Gaye’cim. Ne dersen doğrudur.
Tüm insanlık unuttu eski sevgilisini , eski acılarını , tüm kırılmışlıklarını ileride kaybedecek olduklarını... Herkes gerçek aşk peşinde koşuyor bir ben miyim sorumlulukları altında ezilen. Annem hastaysa bırakıp gidemiyorum, kardeşimin bana ihtiyacı varsa terkedemiyorum o şehri. Sahi siz nasıl tüm sorumluluklarınızdan kurtulup kendiniz için hamle yapıyorsunuz? Bu kadar sorumsuz düz mü yaşamak lazım mutlu olmak için ? Birine karşı sorumluluk hissetmeden. Peki bu sırada değer verdiklerimi yanımda nasıl ileriye taşıyabilirim ki...
Ne geçmişimden kaçabildim ne de geleceğe sığınabildim. Bu deli girdabın içindeyim senelerdir.
‘ Sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.’
Aslında iyiyim gerçekten.
Bir kere özgür hissediyorum kendimi.
Çapraz yatıyorum yatakta.
'Oh be' diyorum.
Her şey tamamen benim artık.
Canım ne isterse onu yapıyorum.
Ama biraz, bilhassa akşam olurken
Bir tuhaflık olmuyor değil.
Sızlıyorum, özlüyorum.
Resimlerini atamıyorum mesela.
Bakamıyorum
Kızıyorum.
Çok kızıyorum.
Üzmek istiyorum seni
Canını yakmak istiyorum
Sonra yatışıyorum
Sanada üzülüyorum
Ama iyileşiyorum ya, iyileşiyorum
İyileşiyorum - Sertab erener
Sen herseye rağmensin ebediyensin.
Sevgili anneler, bu yaşıma gelene kadar bir çok kişide gördüğüm, duyduğum erkek çocuklarına ' paşam ' tarzı ifadelerden vazgeçin. Eğer ki İki çocuğunuz varsa kızınızda prenses olmalı gözünüzde.
Evlatlarınıza bir canlının canına değil kıymak üzmenin bile çok kötü bir davranış olacağını anlatarak büyütün. Kırılan eşyalar onarılsa bile eskisi gibi olmadığından bahsedin.
Geçmiş nesiller için artık çok geç olsa da yeni nesilleri bizler yetiştireceğiz. Güzel seven , güzel bakan çocuklar yetiştirin. Ve çocuklarımız, bizler gibi bir sabah uyandığında, katil baba can aldı haberleriyle uyanmasın. Canı alınan annenin yavrusu bir ömür yüreğinde anne acısı taşımak zorunda kalmasın. Böyle dehşet karşısında hala ' ama ' kadında şöyleymiş cümleleri duyulmasın, yazılmasın. İnsanlar bu cümleleri kurabilmeyi geçtim , aklına getirirken utanır hale gelsinler. Anneleri öldürmesinler..
Her şarkının bir hikayesi vardır. Hikayesini bilmem ama ne zaman dinlesem, Cerrahpaşa'nın sokağındayım hastaneye giriş yapmışım ve aradığım kişiye ulaşılamıyor. Kader böyle imiş, gönül eyy...
Nicedir sarhoşluğum.... Ödenir bedeli aşkın...
' Ben sana koşarak geldim, sen bana bir adım yaklaşmadın ' diyorsun ama sor bakalım benim yürüyécek dermanım var mıydı?