Tomris Uyar yorgunluğunu şöyle dile getiriyor; “Çok bağırdım, duyulmadı. Artık, fısıldamam bile...”
🪼
art blog(derogatory)
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Cosmic Funnies

pixel skylines
The Bright Sessions
🩵 avery cochrane 🩵
I'd rather be in outer space 🛸
Keni
Show & Tell

Jimmy Eat World
ojovivo
YOU ARE THE REASON

❣ Chile in a Photography ❣

blake kathryn
Monterey Bay Aquarium
Phantogram Three
Today's Document

Game Changer & Make Some Noise
hello vonnie

seen from Peru
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Hungary
seen from United States
seen from Finland

seen from Germany
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from Colombia

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
@saturnzombisi1
Tomris Uyar yorgunluğunu şöyle dile getiriyor; “Çok bağırdım, duyulmadı. Artık, fısıldamam bile...”
içine zaman zaman bir heyecan girer tekrar o eski hevesine döneceğini sanarsın. Sonra bir an da bir duvara çarparsın kalırsın öyle. Ne olursa olsun artık eski sen olmayacağını anladığın an zaman saniyelik duruyor. Hayatımız alt üst olmuş altıda üstüde birbirinden beter.
Neler hissetiğimi hiç bilmiyorum. Sadece içimde bir yerlerde bir kopukluk var; onu hissediyorum. Muhteşem bir kar tanesine benzetiyorum kendimi. Belli bir yere kadar mükemmel bir şekilde ulaşıp o son anda, yere değdiği o son anda, eritip bittiği gibiyim. Herşeyi tam rayına oturttum herşey hoş, güzel derken birden yere çakıldım. İhtiyacım var hem de çok ihtiyacım ama neye ihtiyacım olduğunu bilmiyorum. Eksik bir şeyler var fakat ben çözemiyorum.
Bence bir insanın hayatında yaşayabileceği en kötü olay birini kaybetme korkusudur. Ben hep bu korkuyla yaşadım. Belki sevgimi dış dünyaya vurmadım hiç ama gerçek sevginin ne demek olduğunu anladım. Bir insanın uyurken nefes alıp almadığını kontrol edecek kadar çok sevdim ben. Ayrı kaldığım her gece yatağın içine girip sessiz sessiz ağlarken anladım gerçek sevgiyi. "Seni seviyorum" diyemiyorum belki. Çünkü bu bir çift laf öyle kutsaldır ki benim için; her insanın ağzına yakışmaz. Ben büyüdükçe içimde benimle beraber büyüyen bu korku her daim cesaretimin önüne geçti. Anlıyorum artık; korku sevgiyi dile getirmenin en büyük düşmanıdır.
Bazen öyle anlar oluyor ki ağlasam mı, sadece boş duvarı izleyip hiçbir şey düşünmemeyi mi düşünsem bilmiyorum. Kafamın içi darmadağın oluyor. Karşımdakileri insan gördüğüm için kendime çok kızıyorum. Herkese güveniyorum ben herkesi normal sanıyorum. Pişman oluyorum sonra kendimle baş başa kalıyorum. Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum. Öyle hissiz bir duruma gelmişim ki ağlama isteği kalmamış artık. Takmıyorum evet. Çoğu insanı çoğu söylentileri hiç birini takmıyorum. Ama bazen öyle olursuz şeyler için kendimi üzüyorum. İçimden "pıt" diye ses geliyor sanki. Kalbim bi yerinden daha çatlıyor. Hata bende biliyorum. Her şeyin sorumlusu benim. Başıma ne geldiyse güvenden geldi. Ve gelen herşey sırayla gidiyor. Artık kendime diyecek bir şey bulamıyorum. Susuyorum ve izliyorum. Başıma gelecek yeni yeni olayları. Sadece susuyorum ve izliyorum.
İçimdeki duyguların herhangi bir tarifi yok. Aslında içimde belirli bir duygu da yok. Ne hissettiğimi bilmiyorum artık. Kime, ne hissettiğimi bilmiyorum. Öylesine hissizleştirildim ki artık kafayı yemem an meselesi. Galiba yemeye başladım da zaten. Unutkanlıklarım, herşeyi birbirine katmam, ne yapacağımı bilememem. Şu an anlıyorum ki seviyorum dediğim hiç kimseyi sevmemişim ben. Çünkü sevmek öyle güzel bir eylemdir ki bitmesi, yok olup uçup gitmesi bazen söylenildiği kadar kolay olmuyor.
Satürn gerçeği, disiplini ve sorumluluğu temsil eder. Hayatımızda bazı sınırlar çizmemize yardım eder. Biz hayallerimizin peşinden giderken Satürn bize gerçekleri hatırlatır. Tam olarak otoritenin gezegen halidir. Bazı durumlarda kendimize güvenmememize, sınırlar çizmemize ve otoriter olmamıza neden olabilir. Zaman zaman kafamızda dönüp duran “hayır” sesinin sebebidir.
Satürn'e öyle çok ilgi duyuyorum ki.. Belki anlamları, belki etrafındaki o muhteşem halkası, belki direk kendisi. Bir şey beni Satürn'e çekiyor. Belki de yalnızca varlığıdır beni kendine çeken. Gezegenler fazla ilgilimi çekmezken bu gezegene olan bu ilgi nereden geliyor bilmiyorum. En büyük hayalim Satürn gezegenine karşımda, varlığıyla beraber görmek. Gerçek olması dileğiyle..