acının bile omurgalısı.
almost home
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
One Nice Bug Per Day
Game of Thrones Daily

No title available
Three Goblin Art

roma★
we're not kids anymore.

if i look back, i am lost
Jules of Nature
YOU ARE THE REASON
Monterey Bay Aquarium

Kaledo Art

oozey mess
𓃗
Not today Justin

No title available

Kiana Khansmith
wallacepolsom

izzy's playlists!
seen from United States
seen from Russia
seen from Bangladesh
seen from Bangladesh
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Poland

seen from Mexico
seen from Canada
seen from Canada
seen from United States
seen from France

seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from Bolivia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
@shewoi
acının bile omurgalısı.
Kol damarların halis mi ablam ya
kanım şahit ki değil
sevgili günlük
bir gülü sevdim bir onu sevdim çalıyo kafamda kimse engel olamazz
ilk düşüşüm değil elbet. yalnızca ilk kalakalışım, kalkamayışım.
gel de çık çıkabiliyorsan bu esrarlı yangından.
gitme gül ölür*
"çekme ülkemden nar yangını gözlerini."
içim kıyıldı demek, ona kıydım demektir. sözlerimi çiğnedim, ağrılarımı yuttum, onu harcadım demektir. lügatım der ki; bu böyledir. dön gel demek için değil dönüp geleyim diye vuran bir ağlamak bu. izlerimi silip sürünürken meydanda, seni değil kendimi binbir kere aldattığım şu âlemde, üstüme belâ tanımıyorum.
dizlerine kapanıp neye kime olduğunu bile kestiremediğim sebeplerden omurgamı çatlatan acıyı avuçlarına bırakmayı düşündürten çaresizliği boğazladım. mevcut kelimelerim sesime nasıl cesaret eder karşında? sesim kim allah aşkına. boncuk gibi tane taneyim koynunda, boncuklar gibi parça parça. beni al da topla istedim. hadsizim. karşında, tam karşında ama pişmanlığıma ama yangınıma ağlamak istedim. bunca yıl sonra yüzümden atamadığım teşneliği, bunca yıl sonra on sekizli yeni yetme gibi nasıl dolandı dilim damağıma.
sen.
doğum sancım.
böyle laflar etmemek için söz vermiş yemin etmiştim. inan, inandığın ne varsa onun adına; elimde değil. susmak için, durmak, kalmak için tüm yolları tükettim. seni başka türlü ifade etmek namümkün. inan. şimdi sevgimi dizginlemenin beyliğine kurulacak, bana ders vereceksin. şimdi bana aşktan, tutkudan, birinin olabilmek için soyunmaktan geçen çıkmaz sokaklarını anlatacaksın. şimdi sana aşkımı, senin olabilmek için çırılçıplak kalan neyim varsa ört diye yalvaracağım.
sen, gözü gönlüme ziyanım.
sen bana öyle bakarken titreyen çenemi hizaya sokamadığım için harcanmaya değil saklanmaya hazır o altın kuruşum.
at vuruldu.
kocaman oldum.
büyüdüm durduk yere, ne saçma.
yoktu hiç aklımda,
yoktu planımda.
ne ara uzadı saçlarım ne ara serpişti sinsice beyazlarım.
ne ara oldum görünür.
ben kimim ve sen neden abla diyorsun dünkü akranım?
önce yatağım büyüdü,
sonra odam,
kitaplarım ki onlarca sayfa.
sonra evimiz büyüdü anne bu ne mânâ.
ellerim öpülür oldu bayramda.
ellerim ki küçülürken tüm bunların ortasında
şu kadarcık yılda ne oldu da asırlara uzandı boyum.
bu ne hadsiz olgunluk.
tanrım koru ölümümü.
ölüm ki ne yakın yirmime.
gökte süzülen devasa mekanik parça.
canım, bana ne oldu allah aşkına?
senin herhangi bir şeyin olmayı, bir başkasının hayatı olmaya tercih ettim. pişman değilim.
kendine saygın yok mu piç*
adın ne senin
hâlâ karar veremedim
kaybettim, dirayetimi.
hayata, acıya, aşka, inanca; var olan ve var olmaya yüz tutmuş her türlü olaya, olguya karşı dirayetimi yok ettim. beni heveslendiren, yerimden kaldıran, parmağımı oynatmak için içimi gıdıklayan tek bir dürtü kalmadı. gövdeme çarpıp da içeri buyur ettiğim hiçbir şey ve hiç kimse yok. bu bir depresyon değil, bu boş vermişlik, bıkmışlık değil. bu adını hâlâ koyamadığım bir garip hâl. gereksiz farkındalığın getirdiği olur öyle tepkisi. bu bir yere varma isteğinin dibine kadar inmişlik, çıktığın yola yol vermek çabasızlığı.